philip kaufman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
philip kaufman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.04.2021

justine ve fanchon

hikâyemiz justine adında bir peri ile alakalı. bir manastıra girmiş en güzel kızlardan, sıkı ve hafif vücutlu. o vücudu tanrı yoluna adaması hakikaten de çok yazık. günün birinde piskopos elini kızın bacağına koymuş. "rahip! diye bağırmış kız. günahlarımı söylemeye geldim, yenilerini işlemeye değil."

ihtiyar papaz pervasızca kızı dizinde çevirmiş, eteklerini kalçalarının üstüne kadar çekmiş. poposunun pembe teni bir anda ortaya çıkıvermiş. gamzeli poposunun yuvarlakları arasında bir çiçek duruyormuş, koparılmak için yalvaran. ama justine adamın elinden kurtulamadan bu tanrı'dan korkusu olmayan adam isa'nın bedenini temsil eden bir komünyon ekmeğini alıp kızın deliğine yerleştirmiş. kendi erkekliğini elbiselerinin içinde bulup bir latince bir dua okumuş, sonra da tek bir güçlü hareketle kızın içine girmiş.

hikâyemiz fanchon adında bir fahişe hakkında. doğa kendisine dar ve yumuşacık bir yarık vermişti. güzel poposu ise tanrı'nın eliyle biçimlendirilmiş gibiydi. fanchon bir fahişeydi. bacaklarının arasında yumuşacık ve dar bir yarık vardı ve harika bir poposu vardı. günün birinde fanchon'ın ilk müşterisi bir doktor olmuş. parmaklarını çıplak teninde dolaştırmış. katmanları aralamış. hangisini hazırlayayım demiş. ağzım mı arkam mı yoksa sulu istiridyem mi? "hiçbiri" demiş doktor. neşterini eline alarak. "daha önce olmayan yerlerde delikler açacağım." bununla beraber fanchon öyle bir çığlık atmış ki doktor kızın dilini koparmak zorunda kalmış.

2.05.2018

zamansız gerçekler

marquis de sade: ben bütün insanlığı içeren zamansız gerçekleri yazarım. yemek yer, tuvalete çıkar, seks yapar, öldürür ve ölürüz.

rahip: ama âşık da oluruz. şehirler inşa eder, senfoniler yazar, acıya katlanırız. neden bunları da yazmıyorsun?

de sade: bu bir roman. ahlak risalesi değil.

rahip: ama sanatın işlevi bu değil mi? bizi hayvanlardan öteye taşımak?

de sade: o senin görevin papaz. benimkisi değil. kafamın içinde bir sürü iblis var! tek kurtuluş yolum onları kağıda dökmek.

rahip: değişiklik olsun diye okumayı dene. okuduğundan fazlasını üreten bir yazar. bir amatörün belirtisi. al. incil'le başla. daha neşelidir. üstelik daha güzel yazılmış.

de sade: bu senin tanrı'n mı? kendi oğlunu gerdirmiş biri. bana ne yapacağını düşününce titrerim.

rahip: yazmaya devam ediyorsun.

de sade: ben dünyayı yaratmadım. sadece olanları yazıyorum.

rahip: korkunç şeyler yazıyorsun. kabuslar yazıyorsun. neden? sadece kendi yozlaşmış zevkin için.

de sade: ben gördüklerimi yazıyorum. giyotine gitmeyi. hepimiz toplanmış bıçağın inmesini bekliyoruz. ayaklarımızın altından kan nehirleri akıyor papaz. ben cehennemi gördüm genç adam. sen onu sadece okuyorsun. bu güçlü bir afrodizyak değil mi? başka bir adamın üzerinde güç sahibi olmak?

rahip: hain yazılarını daha fazla yayamayacaksın. şu andan itibaren kendi namussuz adını bile yazmayacaksın.

de sade: inançların benimkilerin karşısında duramayacak kadar kırılgan mı? senin tanrı'n bu kadar dayanıksız mı? bu kadar zayıf mı? ne utanç verici.

rahip: boşuna havaya girme marquis. sen deccal değilsin. sen sadece yazı yazmasını bilen huysuz adamın birisin.

20.04.2008

quills

philip kaufman

bazı adamlar kurtarılamaz.

şehvetini beslemeyi kim istemez? her ahlaksız açlığı?

insan avcı olmaktan av olmaya ne kadar da çabuk geçebilir! zevk birisinden nasıl da alınıp başkasına verilebilir!

aziz augustine meleklerin ve iblislerin aramızda dolaştığını söyler. bazen ikisi birden aynı adamın ruhunu zapt eder. o zaman kimin gerçekten iyi kimin kötü olduğunu nasıl bilebiliriz?

yangın resmi çizmek yangın çıkarmaktan daha iyi değil mi?

zirveye ulaşmak için daha büyük bedel ödemek lazım. kucağıma oturmalısın. "okuyucularından çok fazla şey bekliyorsun sen." bazı şeyler kağıda aittir, diğer şeyler hayata.

sohbet, vücudun başka organları gibi en iyi ıslanınca olur.

deli bir koca suçlu bir kocadan daha iyidir.

politikanın birinci kuralı. kafanın vurdurulmasını isteyen, asla giyotini indiren değildir.

hayatta gördüklerimden sonra ilgimi çeken çok az şey oluyor.

profesör, colombe'un eteğini belinin bile üzerine çekti. bırak öğreteyim sana dedi. aşkın yollarını öğreteyim. bununla beraber çoraplarını indirdi. dizlerinin altına kadar indirdi. orada bacaklarının arasında durdu. bir lale kadar pembe, bir balık kadar ıslak. onun venüs tepesine baktı. sarı tüylü kukusuna. tanrı'nın kırpan gözüne.

sayfalarda bu kadar kötü bir kadın olmasam gerçek hayatta iyi bir kadın olamazdım.

genç bir kadının hayatında kitapları bir kenara bırakıp deneyimle öğrenmesi gereken zaman gelir.

seslendirmememiz gereken hisler vardır. çünkü yapmamız gereken şeyleri yapmaya itebilirler bizi.

tanrı adına kan döken ilk insan ben değilim. sonuncu da olmayacağım.

her birimizin içinde öyle güzellik ve çirkinlik var ki.. hiçbir insan bundan ayrı değil.

özgürlüğü en olmayacak yerlerden birinde buldu o. bir mürekkep şişesinin dibinde. bir kalemin ucunda. ama sizi önceden uyarayım. hikâyesi kanlı. karakterleri ise ahlaksız. temaları ise sıhhatsiz. ama fazileti bilmek için ahlaksızlığı da bilmek şarttır. ancak o zaman bir adamı tam olarak bilebilirsiniz. o yüzden gelin. size meydan okuyorum. sayfayı çevirin.