jiddu krishnamurti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jiddu krishnamurti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.09.2022

toplum

jiddu krishnamurti

büyüklerimiz muhteşem bir toplum kurmadılar; anne babalar, bakanlar, öğretmenler, idareciler, din adamları güzel bir dünya yaratmadılar. aksine, herkesin herkesle kavga ettiği, her grubun diğer gruplara, her sınıfın diğer sınıflara, her ulusun diğer uluslara, her ideolojinin veya inanç silsilesinin diğer ideolojilere veya inanç silsilelerine karşı çıktığı ürkütücü ve vahşi bir dünya kurdular. içinde yetişip büyüdüğünüz dünya yetişkinlerin kendi fikirleri, inançları ve çirkinliğiyle sizi baskı altına aldıkları ıstırap dolu çirkin bir dünyadır. ve eğer siz bu canavarca toplumu kurmuş yetişkinlerin çirkin modelini takip etmekten öteye geçemezseniz eğitimli olmanın, daha da önemlisi yaşamanın ne anlamı olabilir ki?

eğer dönüp çevrenize şöyle bir bakarsanız, dünyanın her yerinde dehşet verici bir yıkımın ve insani sefaletin yaşandığını görebilirsiniz. tarihteki savaşları okuyabilirsiniz ama işin aslını, şehirlerin tamamen harabeye çevrilişini, bir adaya atılan hidrojen bombasının tüm adayı yok edişini bilmezsiniz. bombalanan gemiler toz duman olup havaya karışır. sözde ilerlemenin yol açtığı korkunç bir yıkım var ve siz işte böyle bir dünyada büyüyorsunuz. gençken iyi zaman geçirip mutlu olabilirsiniz; ama yaşınız ilerlediğinde düşüncelerinizin ve hislerinizin bilincinde olmadığınız sürece savaşların, acımasız hırsların dünyasını, herkesin birbiriyle rekabet ettiği, sefalet, açlık, kalabalık ve hastalıkların kol gezdiği bir dünyayı ayakta tutmaya devam edersiniz.

hiç kuşkusuz yeni bir toplum yaratmak zorundasınız; bir birey olarak sahiplenmecilikten, kıskançlıktan, açgözlülükten kurtulmak zorundasınız; milliyetçilikten, vatanseverlikten ve dinsel düşüncenin tüm dar kalıplarından kurtulmak zorundasınız. ancak o zaman yeni bir şey, tamamen yeni bir toplum yaratmak mümkün olabilir. öte yandan eğer mevcut topluma kendinizi uydurmak için düşüncesizce didinip durursanız yıkıcı olan inançların, güç ve itibar arayışının, kıskançlığın eski yolunu takip etmekten öteye geçemezsiniz.

30.06.2022

uzun lafın kısası

a. l. kennedy:
bazı insanların radarları olduğuna yemin edebilirim; sonradan pişman olacağınız bir şeyler yapmaya niyetlendiğiniz anlarda ortaya çıkıverirler.

alain: her zaman yükseklerde uçan bir kederimiz olsun isteriz.

charles baudelaire: nedir aşk? insanın kendinden çıkma gereksinimi. 

georges bataille: özgürlük, her kavrayışın parçalandığı sınırların ucunda yaşama özgürlüğü değilse hiçbir şeydir.

franz kafka: daima hazırlıklı, evi portatif, her zaman yurdunda. tek bir damla bile taşmıyor ve tek bir damlaya bile yer yok.

jiddu krishnamurti: yeni bir dünya korkudan, batıl inançtan, kimi insanların yeni dünya idealinden değil; ancak özgürlükten doğabilir.

marquis de sade: size sürekli utanç verici, ahlak dışı olarak öğretilenler aslında sizi en çok mutlu edecek olan, hayatınıza renk katacak olan şeylerdir.

şükrü erbaş: ey acıdan damıtılmış yaşama sevinci; sen ne güzel, ne büyük, ne değerlisin!

tolstoy: hayatın umutsuzluğundan kendini kurtarmanın tek yolu, benliğini evrene yansıtmaktır.

cenap şahabettin: kimilerini rütbe ve nişan yükseltir, kimileri de rütbe ve nişanı alçaltır.

goethe: herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

halil cibran: küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.

29.04.2022

hakikat

jiddu krishnamurti

sahiplenmede sevgi yoktur.

sözde günahkâr denilen kişi saygın insandan daha yakındır tanrı'ya; çünkü saygın insan ikiyüzlülük kisvesine bürünmüştür.

yeni bir dünya korkudan, batıl inançtan, kimi insanların yeni dünya idealinden değil; ancak özgürlükten doğabilir.

özgür bir insan kendini belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez asla. özgürlük her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

kendini bizimkinden daha az şeye sahip bir başkasıyla kıyaslamak suretiyle mutluluk duyan birisi en zavallı insandır; çünkü onun sahip olduğundan daha fazlasına sahip olan, ondan yukarıda olan birileri hep vardır.

sürekli ölen bir insan için ölüm yoktur.

dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler olacaktır.

hakikat takip edilebilecek bir şey değildir, keşfedilecek bir şeydir. doğruyu kendi başınıza keşfedin. ne dinsel teorileriniz ne de gelecek hayatta yeniden dirileceğinize duyduğunuz inanç; yalnızca hakikat sizi ölüm korkusundan kurtarabilir.

2.02.2022

hayat

jiddu krishnamurti

hayat; ıstırap, ölüm, sevgi, nefret, gaddarlık, hastalık ve açlık demektir ve tüm bunlar üzerine düşünmeye başlamalısınız.

bu dünyada neler olup bitiyor? herkes birbiriyle kavgaya tutuşmuş halde. insanlar kendilerinin diğerlerinden daha aşağıda olduğunu düşünüp yukarıya tırmanmaya çalışıyorlar. ne sevgi var, ne aldırış ne de derin düşünce. toplumumuz insanın insana karşı verdiği sürgit mücadeleden ibaret. bu mücadele falanca veya filanca olma hırsından kaynaklanıyor ve daha ileri yaştaki insanlar sizi hırslı olmaya özendiriyor. sizi bir şeye denk tutmak, zengin bir adam veya kadınla evlendirmek, etkili arkadaşlar edinmenizi sağlamak istiyorlar. kalpleri çirkinlikle dolu olan bu korkak insanlar sizi kendilerine benzetmek istiyorlar ve sonuçta siz de onlar gibi olmak istiyorsunuz; çünkü bunun şatafatını görüyorsunuz.

vali geldiğinde herkes onu karşılamak için başını eğiyor, çelenkler sunuluyor, konuşmalar yapılıyor. valinin hoşuna gidiyor bu, tabii sizin de. valinin amcası veya bir memuru sizin tanıdığınız çıkarsa bundan onur duyuyorsunuz ve onun hırsına, başarılarına karşı hayranlık besliyorsunuz. böylece bu gaddar toplumdaki eski kuşağın çirkin ağına kolayca takılıyorsunuz. ancak hep uyanıksanız, ancak korkmayıp kabullenmiyor, aksine her zaman sorguluyorsanız, ancak o zaman o ağa yakalanmaz, farklı bir dünya yaratmak için o ağın ötesine geçebilirsiniz.

yaşam ıstırap çekmek, zevk ile acı, umut ile hayal kırıklığı arasındaki bitmeyen kavgadır.

demek ki insan için hayatın genel amacı bir tür umut, bir çeşit güvence, kalıcı olan bir şeydir. "hepsi bu mu?" demeyin. bu, burnumuzun dibindeki gerçektir ve ilk önce bu gerçeği adamakıllı bilmeliyiz. her şeyi sorgulamalısınız, kendinizi de. insan için hayatın genel gayesi kendi içinizde saklı, çünkü siz bütünün bir parçasısınız. ve siz güvence, devamlılık, mutluluk istiyorsunuz; bağlanabileceğiniz bir şey istiyorsunuz.

ötelerde bir şeyin, zihne ait olmayan bir hakikatin var olup olmadığını keşfetmek için zihnin bütün yanılsamalarına son verilmelidir; yani, o yanılsamaları idrak edip bir kenara atmalısınız. ancak ondan sonra işin aslını, bir gayenin olup olmadığını öğrenebilirsiniz. bir amacın olduğunu öngörmek veya bir amacın olduğuna inanmak sadece başka bir yanılsamadır. fakat eğer bütün çatışmaları, mücadeleleri, acıları, gösterişleri, hırsları, umutları, korkuları sonuna kadar sorgulayıp onları aşarak öteye uzanırsanız o zaman keşfetmeye başlarsınız.

31.12.2021

uzun lafın kısası

alain:
hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

ayn rand: dünyada tek kutsal değer insan aklıdır. insanın ihlal edilmez aklıdır.

balzac: zaman çılgınlıklarımızı sorgulayabilir ama mutluluk bizi hoş görecektir.

elfriede jelinek: insan her zaman en azından ilk üç içinde olmalı; arkadan gelenlerin yeri her zaman çöp tenekesidir.

irvin yalom: hayat birbiri ardına gelen kahrolası kayıplardan oluşur.

jiddu krishnamurti: özgür bir insan kendini belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez asla. özgürlük her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

jodi picoult: kanunları yapanlar eşcinsellere ve lezbiyenlere medeni haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

john fowles: teknolojideki bütün büyük başarılarımıza karşın bizler, dar profesyonel alanlarımızın dışında, zihinsel olarak şimdiye değin var olmuş en tembel ve en koyunsu kuşaklardan bir tanesiyiz.

kierkegaard: benim özlemim sonsuz bir sabırsızlıktır.

cenap şahabettin: mantık, düşünceye ilişkin konularda pek az değerlidir. yaşam sorunlarında on para etmez.

goethe: her yerde yararlı olmanın yolunu arayın, hiçbir yerde yabancı olmazsınız.

halil cibran: kötü yanımın hiçbir zaman bana zarar vermemiş olması ama içimdeki erdemin bana zarardan başka bir şey getirmemesi ne gariptir!

25.10.2021

din

jiddu krishnamurti

inancı ve dogmayı salt kabullenmek değil; tanrı, hakikat veya ne derseniz deyin onu arayıştır hakiki din.

çoğu insan dünyanın maddi nimetlerinden uzaklaşmanın dine doğru atılmış ilk adım olduğunu düşünür. fakat bu doğru değildir. yapılması en kolay işlerden biridir bu. ilk adım, tam ve bağımsız düşünme özgürlüğüne sahip olmak, yani hiçbir inanca bağlanmamak ve koşulların, çevrenin boyunduruğu altında ezilmemektir. böylece dinç, yetkin, özgüvenli, tam bir insan olabilirsiniz. ancak o zaman zihniniz özgür, tarafsız ve şartlanmasız bir halde tanrı'nın ne olduğunu bulabilir.

günahkâr denilen kişi saygın insandan daha yakındır tanrı'ya; çünkü saygın insan ikiyüzlülük kisvesine bürünmüştür.

genel anlamda bildiğimiz haliyle din bir dizi inanç, dogma, ayin, hurafedir; putlara, muskalara ve gurulara tapınmadır ve bizler bütün bunların bizi mutlak hakikate götüreceğini düşünürüz. nihai amaç kendimizi korumaktır; istediğimiz şey, bizi mutlu edeceğini sandığımız şey ölümsüzlük halinin garantisidir. bu kesinlik arzusuna saplanan zihin dogmalardan, papazlık işinden, batıl inançlardan ve puta tapınmadan oluşan bir din uydurur ve o dinin içinde uyuşur kalır.

eğer bir çocuk -iyi, zeki ve uyanık bir çocuk- sadece yedi yıl bir din adamı tarafından eğitilirse o çocuk öylesine şartlanır ki geri kalan yaşamı esasında hep aynı tarzda sürüp gider.

sadece bir kitapta cevap aramak veya kendini ne kadar ümit vaat etse de siyasi veya ekonomik bir sistemle özdeşleştirmek ya da batıl inançlarıyla dinsel bir saçmalığı hayata geçirmek veya bir gurunun peşinden gitmek, bunların hiçbiri insani sorunları anlamanıza yardım etmez; çünkü o sorunlar siz ve sizin gibiler tarafından yaratıldı. onları anlamak için kendinizi anlamalısınız.

31.08.2021

uzun lafın kısası

a. l. kennedy:
insanlar kiliseye gitmemeli; bir iyilik yapmak istiyorsanız onları deniz kenarına gönderin.

andre gide: hiçbir başyapıt bir iş birliği ürünü değildir.

charles baudelaire: hemen hemen bütün yaşamımızı sersemce meraklar uğruna harcarız. buna karşılık öyle şeyler vardır ki insanların meraklarını en yüksek düzeyde kamçılaması gerekirdi; oysa yaşayışlarına bakınca bu şeylerden hiç mi hiç esinlenmediklerini görürüz.

elfriede jelinek: bütün satıcılar bilir: önemli olan ambalajdır.

hakan günday: yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.

jiddu krishnamurti: dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler olacaktır.

kierkegaard: insanlar genellikle dünyayı nehirler, dağlar, yeni yıldızlar, gösterişli kuşlar, tuhaf balıklar ve gülünç insan türleri görmek için dolaşır. varoluşun karşısında ağızları açık kalıp hayvansal bir sersemliğe düşerler ve bir şey gördüklerini sanırlar.

mehmet eroğlu: kentlerin günahlarını orospularla çocuklar öder; dünyanın günahlarını ise filozoflar.

nâzım hikmet: kapitalizm, gelişerek öyle bir merhaleye varır ki, yalnız maddi eşyalar değil, manevi değerler de mal olur, alınıp satılır.

cenap şahabettin: yaşamak çok kişi için yiyip içerek ölümü beklemektir.

goethe: mükemmel olan her şey kendiliğinden klasiktir, hangi türe ait olursa olsun.

halil cibran: yaşamın özüne ulaştığında her şeyde güzellik bulursun; hatta güzelliği görmezden gelen gözlerde bile.

8.07.2020

duyarlılık

jiddu krishnamurti

duyarlılık nedir biliyor musunuz? kendinizle ilgili her şeye ve ayrıca içinizdeki düşüncelere, inançlara, duygulara duyarlı olmak demektir. duyarlılık kıyafetlerinize, davranış tarzınıza, mimiklerinize, yürüme biçiminize, konuşma tarzınıza, insanlara bakış açınıza yansır. ve duyarlılık gereklidir, değil mi? zira duyarlılık olmayınca bozulma başlar. bozulma ne demektir biliyor musunuz? yaratmanın, inşa etmenin, ileriye doğru sıçrama ve gelişme inisiyatifinin zıddıdır bozulma. bozulma yavaş yavaş çürümeyi, yıkılmayı ima eder ve dünyada da olan biten budur. kolejlerde ve üniversitelerde, ulusların ve insanların arasında, bireyde yavaş bir yozlaşma var; bozulma süreci hep devam ediyor. bunun sebebi de içsel duyarlılığın olmaması. belli ölçüde bir dışsal inceliğe sahip olabilirsiniz, zarif kıyafetler giyebilir, güzel bir evde oturabilir, leziz yemekler yiyebilir ve temizliğe özen gösterebilirsiniz ama içsel duyarlılık olmadan dışsal yapının mükemmelliğinin pek bir anlamı yoktur. o da salt bir başka bozulma biçimidir. güzel eşyalara sahip olup da kaba bir mizacı taşımak, yani sadece kendi kibir ve azametinle, kendi hırs ve başarılarınla ilgilenmek bozulmanın bir yoludur.

6.07.2020

başarı

jiddu krishnamurti

dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler olacaktır.

başarı merdivenini tırmandığımız sürece her zaman yoksul ve aç insanlar olacaktır. anlaşılması gereken husus, neden zenginlerin ve yoksulların olduğu veya neden bazıları yetenekliyken diğerlerinin öyle olmadığı değil, başarı hırsıdır. değişmesi gereken şey, tırmanma arzumuz, büyük biri olma, başarılı biri olma isteğimizdir.

hırslı insan en korkak insandır, çünkü kendisi olmaktan korkar. "olduğum gibi kalırsam, hiç kimse olamam, öyleyse falanca olmalıyım, yargıç, vali veya bakan olmalıyım" der.

eğer kendi ıstırabınızın ötesine geçerseniz çok küçük, boş, sınırlı biri olduğunuzu ve başarmak, falanca veya filanca olmak için çırpındığınızı görürsünüz. bu başarı mücadelesi, bir şey olma çabası ıstırabın kaynağıdır. ama gerçekte ne olduğunuzu kavramaya başlarsanız, daha derinlere inerseniz, o zaman oldukça farklı bir şeyin gerçekleştiğine tanık olursunuz.

9.05.2020

krishnamurti

"krishnamurti'yi dinlemek buddha'yı dinlemeye benziyor: öylesine güçlü, öylesine insanın içine işliyor ki!" (aldous huxley)

13 yaşındayken "dünya öğretmeni" seçilen krishnamurti, hayatını dünyayı dolaşarak, insanlarla, yaşama ve dünyaya dair konuşarak geçirdi. kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi. onun için, karşılaştığı herkes başlı başına bir bireydi. bu nedenle öğretmekten çok paylaşmayı ilke edindi. yine de dünya üzerindeki milyonlarca kişi ondan çok şey öğrendi.

"krishnamurti' nin dili yalın, ufuk açıcı ve ilham verici. gündelik hayatı engelli bir yarış veya bir fare kapanı olmaktan çıkarıp neşeli bir uğraşa dönüştürüyor." (henry miller)

"yoksulluk toplumun suçudur, açgözlü ve kurnaz insanların diğerlerini sömürüp yükseldikleri bir toplumun kabahatidir yoksulluk. anlaşılması gereken husus, neden zenginlerin ve yoksulların olduğu değil, başarı hırsıdır. değişmesi gereken şey, büyük biri olma, başarılı biri olma isteğimizdir. dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler de olmaya devam edecektir."

12.08.2019

özgür insan

jiddu krishnamurti

gerçek özgürlük arayışı, beraberinde kendi aydınlanmasını getiren, böylece sizi belli şeyleri yapmaktan kurtaran farklı bir süreçtir.

hiç kuşkusuz, bizim bu dünyada ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla taklitçi, daha fazla lider ve daha fazla takipçi değildir. bizim şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey tüm bu sorunları yüzeysel veya üstünkörü değil de derinlemesine incelemeye başlayan insanlardır. ancak o zaman zihin yaratma özgürlüğüne, düşünme özgürlüğüne, sevme özgürlüğüne sahip olabilir.

özgür bir insan kendini asla belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez. özgürlük dosdoğru her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

yeni bir dünya korkudan, batıl inançtan, kimi insanların yeni dünya idealinden değil; ancak özgürlükten doğabilir.

o halde insan geleneğin hapishanesinin duvarlarını yıkıp gerçek olanı, doğru olanı kendi başına bulmalıdır. o kişi ne kadar iyi, saygın ve heyecan verici olursa olsun ve insan kendini o kişinin huzurunda ne kadar mutlu hissederse hissetsin, kişi başkalarının peşinden gitmeyip kendi başına deneyimleyerek keşfetmelidir. önemli ve anlamlı olan, geleneğin yarattığı değerleri ve insanların söyledikleri tüm o iyi, faydalı ve kayda değer şeyleri kabullenmeden araştırabilmektir. kabul ettiğiniz anda uyum göstermeye, taklit etmeye başlarsınız ve uyum göstermek, taklit etmek, takip etmek insanı asla özgür ve mutlu kılmaz.

15.05.2019

eğitim

jiddu krishnamurti

eğitim bizim doğayla, varlıklarla ve diğer insanlarla nasıl doğru ilişkiler kurabileceğimizi keşfetmenin bir yoludur.

dünyanın her yerinde politikacılar ve diğer liderler güya eğitimli insanlardır; unvanları, diplomaları, kepleri ve cüppeleri var; doktorlar ve bilim insanları onlar. yine de insanoğlunun mutlu bir hayat sürebileceği bir dünya kuramadılar. demek ki modern eğitim başarısızlığa uğradı, değil mi? ve eğer aynı eski yöntemle eğitim almakla yetinirseniz, siz de bir başka kasvetli perişan hayati hazırlarsınız.

hepimize yetecek kadar yiyecek, giyecek ve barınak sağlamaya elverişli bilimsel bilgiler var elimizde şu an, ama açlık ve sefalet kol geziyor.

araştırmak ve öğrenmek zihnin işlevidir. öğrenmekten kastım hafızanın geliştirilmesi veya bilgi birikimi değil, yanılsamaya düşmeden berrak ve sağlıklı düşünme, inançlardan ve ideallerden değil de olgulardan yola çıkma kapasitesidir. düşünce çıkarımlardan doğuyorsa öğrenme gerçekleşmez. salt bilgi veya malumat edinmek öğrenmek değildir. öğrenmek için anlamayı sevmek ve bir şeyi sırf o şey hatırına yapma hevesi duymak gerekir. hangi türde olursa olsun zorlamanın olduğu yerde öğrenme gerçekleşmez.

öğrencinin gün içindeki düşünceleri ve eylemleri yoluyla haberdar olduğu güdülerinin ve yönelimlerin farkına varmasına yardım etmektir özgürlük.

disiplinli bir zihin asla özgür bir zihin değildir; ne de baskı altındaki bir zihin özgür olmayı isteyebilir. zihin ancak arzunun tüm sürecini kavrayarak özgür olabilir. disiplin her zaman zihni belli bir inanç ya da düşünce sisteminin çatısı altındaki harekete hapseder, değil mi? ve böyle bir zihin asla zeki olma özgürlüğüne sahip değildir. disiplin otoriteye itaati getirir. disiplin, işlevsel beceri talep eden bir toplum yapısı içinde hareket etmeyi sağlar, ama kendi kapasitesine sahip zekayı uyandırmaz.

hafıza sayesinde kapasitesini artırmaktan başka bir şey yapmamış bir zihin bilgisayara benzer; o her ne kadar şaşırtıcı derecede beceri ve doğrulukla çalışsa da yine de bir makinedir. otorite zihni belli bir yönde düşünmeye ikna edebilir. fakat belli çizgilerde veya öngörülmüş bir çıkarımla düşünmeye yönlendirilmek hiç de düşünmek değildir; bu sadece insanın bir makine gibi çalışmasına benzer ki beraberinde yılgınlığı ve diğer sefaletleri getirir, düşüncesizliği ve hoşnutsuzluğu körükler.

zeka bir bütün olarak hayatla başa çıkma kapasitesidir ve öğrenciye notlar veya puanlar vermek zekayı garanti altına almaz. aksine bu, insanın saygınlığım zedeler. bu kıyaslamalı değerlendirme zihni köreltir. bunu derken öğretmenin öğrencinin gelişim sürecini gözlemlememesi ve kaydetmemesi gerektiğim söylemiyoruz. doğal olarak çocuklarının gelişim süreçlerini bilmeye meraklı olan ebeveynler bir rapor isteyeceklerdir; ama eğer eğitimcinin ne yapmaya çalıştığım anlayamazlarsa, maalesef bu rapor istedikleri sonuçları elde etmek için kullanılan bir baskı aracına dönüşür ve böylece eğitimcinin işini mahveder.

kelimenin gerçek anlamıyla öğrenmek ancak içsel ve dışsal zorlamanın bulunmadığı dikkat halinde mümkündür. doğru düşünmek ancak zihnin gelenek ve hafızanın buyruğu altında girmediği durumda ortaya çıkabilir. zihni sessizliğe kavuşturan dikkattir ve sessizlik yaratıcılığa açılan kapıdır. işte bu nedenle dikkat en büyük öneme sahiptir.

eğer ona meslek demek yerindeyse, öğretmenlik en saygın meslektir. öğretmenlik yalnızca zihinsel donanımı değil, ayrıca sonsuz sabrı ve sevgiyi gerektiren bir sanattır. doğru eğitim almak demek hayatımızın uçsuz bucaksız alanındaki her şeyle -para, mal mülk, insanlar, doğa- ilişkimizi anlamak demektir.

sınavlardan geçerek hayatin tüm anlamım kavrayacağınızı mı sanıyorsunuz? bazı insanlar sınavlardan geçme konusunda son derece becerikliler, ama bu onların zeki olduğunu göstermez. sınavlardan nasıl geçileceğini bilmeyen diğer kişiler çok daha zeki olabilirler; daha gelişmiş el becerilerine sahip olabilir ve olan bitenleri sırf sınavdan geçmek için bilgiyle dolup taşan kişilerden daha derinlemesine kavrayabilirler.

korkunun ortadan kaldırılması dikkatin başlangıcıdır. bütün hayal kırıklıkları ve çetrefilli çelişkileriyle falanca veya filanca olma çabası, başarı kazanma hırsı olduğu sürece korku varlığım sürdürür. konsantrasyonu öğretebilirsiniz ama korkudan kurtulmayı öğretemeyeceğiniz gibi, dikkati de öğretemezsiniz.

öte yandan korkuyu üreten sebepleri keşfedebilir ve bu sebepleri anlayarak korkuyu ortadan kaldırabiliriz. demek ki öğrencinin çevresindeki ortam sağlık ve mutlulukla doluysa, öğrenci kendini güvende ve rahat hissediyorsa ve sevgiyle beraber gelen önyargısız eylemin farkındaysa, o zaman dikkat kendiliğinden oluşur. sevgi karşılaştırma yapmaz ve dolayısıyla çekememezlik ve falanca veya filanca "olma" eziyeti de sona erer.

30.08.2018

uzun lafın kısası

erich fromm: çoğunluğa karşı direnecek ölçüde güçlü inancı olan kişi kural değil, istisnadır; çağdaşlarının alaya aldığı, ama yıllar sonra hayran olunacak bir istisna.

carl gustav jung: din, deneyimin mantık dışı gerçeklerine bağımlı olmak ve boyun eğmek demektir.

robert musil: okyanusları ve kıtaları oyun oynarcasına aşan modern ruh için hiçbir şey, bir sonraki köşeyi dönünce karşılaşılabilecek ruhlarla bağlantı kurmak kadar olanaksız değil.

raoul vaneigem: dinin kefaretini asla ödeyemeyeceği şey, doğayı mutlak anlamda bozucu bir anlayış olmasıdır.

cesare pavese: davranışlarında ve düşüncelerinde bir başka insanın varlığını hesaba katmadan bir gün geçirebildiğin zaman kendini yiğit bir insan sayabilirsin.

emil cioran: bir dinin insanlık dışılığının derecesi onun gücünün ve süresinin garantisidir. liberal bir din bir şaka ya da bir mucizedir.

dostoyevski: köylüler kara cahildir, hiçbir şeyden anlamazlar. köylünün yaşamı müzik, tiyatro, dergi, kitap okuma gibi estetik zevklerden yoksundur.

yuval noah harari: bir maymunu, ölümden sonra gideceği maymun cennetindeki sınırsız muzla kandırarak elindeki muzu vermeye asla ikna edemezsiniz.

jared diamond: insanın yaratıcılığı olmasaydı bugün hepimiz hâlâ yiyeceğimiz eti taş aletlerle kesiyor ve çiğ yiyor olacaktık, tıpkı bir milyon yıl önceki atalarımız gibi.

jiddu krishnamurti: karakteri yaratan şey, kahramana tapınmak veya bir idealin peşinden gitmek değil, zekadır. kişinin kendini anlaması, olağanüstü karmaşık benliğinin farkına varması, karakteri açığa çıkaran zekanın başlangıcıdır.

31.07.2018

uzun lafın kısası

erich fromm: sevgi esas itibariyle almak değil vermektir.

dostoyevski: en güçlü iyileştirme yolu, yaralanmış ve kirlenmiş ruhu aydınlatan, dürüst yapan emektir.

marcel proust: her şeyin kaybedildiği zamanlardadır ki bizi kurtaracak uyarı gelir.

spinoza: muhteşem şeylerin hepsi ender oldukları kadar zordurlar.

cesare pavese: dünyadan bir şey istemekten vazgeç; sana ne yapacağını bilemeyeceğin kadar çok şey verecektir dünya.

robert musil: insanın bir hedefi olmalı; sürekli olarak anneniz ve babanızla oluşturduğunuz karşıtlıkla yaşayamazsınız.

jiddu krishnamurti: yaşam; ıstırap çekmek, zevk ile acı, umut ile hayal kırıklığı arasındaki bitmeyen kavgadır.

carl gustav jung: örgütlü kitleye direnebilmek, ancak ve ancak, insanın bireyliğini o örgütün organizasyonu kadar iyi organize etmesi ile mümkündür.

emil cioran: mutlak'a kendini beğenmişin biri olarak daldım, mağara adamı olarak çıktım.

friedrich engels: özgür toplumda tapınış olamaz; çünkü üyelerinin her biri, doğanın arkasında ya da üstünde, kurban ya da dua yoluyla etkili olunabilecek varlıklar bulunduğu ilkel ve çocuksu kuruntusunu aşmıştır.

5.07.2018

zeka ve yaratıcılık

jiddu krishnamurti

karakteri yaratan şey, kahramana tapınmak veya bir idealin peşinden gitmek değil, zekadır. kişinin kendini anlaması, olağanüstü karmaşık benliğinin farkına varması, karakteri açığa çıkaran zekanın başlangıcıdır.

her şeyden önce zeka ancak özgürlük varsa ortaya çıkabilir: düşünme, hissetme, gözlemleme, sorgulama özgürlüğü. ancak özgürlükten doğan zeka sayesinde birey zihnin ötesindekini keşfedebilir.

zeka olmadan ne kadar okursak okuyalım, ne kadar ders çalışırsak çalışalım, ne kadar bilgi toplarsak toplayalım, toplum yapısında ne kadar reform, küçük değişiklik yaparsak yapalım, asıl dönüşümü gerçekleştiremez, ebedi mutluluğa kavuşamayız.

toplayıcı bir merkez olmadan kişi kendini olduğu gibi bildiğinde, bu bilgi hayatı göğüsleyebilecek zekayı doğurur ve o zeka yaratıcıdır. hayatınıza şöyle bir bakın. ne kadar sönük, ne kadar ahmakça, ne kadar küçük değil mi? çünkü siz yaratıcı değilsiniz. büyüdüğünüzde çocuk sahibi olabilirsiniz ama bunda yaratıcılık yoktur. bürokrat olabilirsiniz ama bunda canlılık yoktur. ölü rutin, bitmeyen bir sıkıntıdır o. hayatınızı korku kuşatmış ve bundan dolayı otorite ve taklit var. yaratıcı olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. yaratıcılıktan kastım resim yapmak, şiir yazmak ya da şarkı söyleyebilmek değildir.

özgürlük ancak zekayla gelir. zeka olmadan sadece bağımsızlığı aramak veya ilişkiden sıyrılmayı beklemek yanılsamaya düşmek olur. öyleyse önemli olan nokta ilişkideki psikolojik bağımlılığı anlamaktır. kalbin ve zihnin gizli yanlarını açığa çıkarmak, yalnızlığımızı, boşluğumuzu kavramak özgürlüğü getirir. ilişkiden sıyrılmak anlamında değil de çatışmaya, sefalete, acıya ve korkuya yol açan psikolojik bağımlılıktan kurtulmak anlamında özgürlüğü.

zeki bir insan hiçbir zaman durağan değildir, asla "ben biliyorum." demez. her zaman sorgular, araştırır, şüphelenir, bakar, keşfeder. "ben biliyorum." dediği anda çoktan ölmüştür. ve ister genç ister yaşlı olalım, çoğumuz gelenek, zorlama, korku, bürokrasi ve dinsel saçmalıklar yüzünden ölü haldeyiz; canlılıktan, coşkudan, özgüvenden yoksunuz. öyleyse öğretmenin de keşfetmesi gerekir. kendi bürokratik eğilimlerini ortaya çıkarıp başkalarının zihinlerini köreltmeye bir son vermelidir ve bu çok zor bir süreçtir. büyük oranda sabır ve anlayış gerektirir.

önemli olan nokta, tüm bu sorulara birinin verdiği cevaplar değil, sizin kendi başınıza meselenin aslını sürekli araştırarak keşfetmenizdir. bu da herhangi bir inanca veya düşünce sistemine saplanıp kalmamayı gerektirir. inisiyatifi yaratan ve zekayı doğuran şey sürekli araştırmaktır. sırf cevapla yetinmek zihni köreltir. o halde sadece kabullenmekle yetinmeyip sürekli araştırmak ve hayatın anlamını kendi başınıza özgürce keşfetmeye başlamak sizin için çok önemlidir.

ancak bireyler olarak bizler güç peşinde koşmadığımız, kişisel hırslarımızı tatmin etmeye çalışmadığımız, karşımıza çıkan devasa sorunları apaçık anladığımız zaman mutluluğa erişebiliriz. bu ise büyük bir zekayı, yani belli bir kalıba göre düşünmeyen, kendi içinde özgür ve dolayısıyla doğru olanı görme, yanlış olanı bir kenara atma yetisine sahip bir zihni gerektirir.

içsel dünyası yetersiz ve boş olan çoğu insana ve çoğu ihtiyara göre gelenek çok önemlidir. sınavları geçebilir, çok iyi bir iş bulabilir, birbirinden şık kıyafetler giyebilir, pahalı takılar takabilir, arkadaşlara ve itibara sahip olabilirsiniz; ama geleneğin esiri olmuşsanız zekanız körelir.

birinin peşinden gitmek kesinlikle zekayı köreltir. hakikat takip edilebilecek bir şey değildir, keşfedilecek bir şeydir.

29.06.2018

uzun lafın kısası

plutarkhos: yeni doğana merhamet edin; çünkü sayısız kötülükle karşılaşacaktır.

marquis de sade: dinden sakınmalısın. hiçbir şey seni dinden daha kötü bir şekilde tuzağa düşüremez.

jiddu krishnamurti: özgür bir insan kendini asla belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez. özgürlük dosdoğru her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

"köpek, efendisinde tanrısını görür ama bu, o efendinin dünyanın en büyük namussuzu olmasına engel değildir." (via friedrich engels)

marcel proust: başkaları için konuşuruz ama kendimiz için susarız. bu yüzden sessizlik, konuşmadan farklı olarak eksiklerimizin, yapmacık davranışlarımızın izini taşımaz. o katışıksızdır, o gerçek bir atmosferdir.

homeros: şu dünyada soluk alan, yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yoktur.

carl sagan: zorbalar ve otokratlar, okuryazarlığın, öğrenme, kitap ve gazetelerin potansiyel tehlike taşıdığının hep farkında olmuşlardır. çünkü bunlar tebaalarına bağımsız, hatta isyankâr görüşler aşılayabilir.

erich fromm: insanlık için gerçek tehlike, olağanüstü güçlerin şeytan ya da sadist birinin değil, sıradan bir insanın eline geçmesidir.

carl gustav jung: kitleler, içinde bulundukları biçimden yoksun, kaotik ortamı telafi etmek için daima bir "lider" üretirler ve tarihte birçok örneğini gördüğümüz gibi, bu lider sonunda mutlaka kendi şişirilmiş ego algısının kurbanı olur.

martin luther king: insanın, dayanma gücünün sonuna geldiği ve kendisini umutsuzluk ve karanlıktan başka bir şeyin beklemediği adaletsizlik uçurumuna itilmeye artık razı olmadığı bir an gelir.

3.06.2018

cesaret

jiddu krishnamurti

anne babamıza, eşimize, oğullarımıza, kızlarımıza ve mallarımıza sımsıkı sarılıyoruz. korkunun dışadönük biçimi budur.

bir şeyi istediğiniz sürece korkuya mahkum olursunuz ve korku zihninizi köreltir, dolayısıyla özgür olamazsınız.

korku çürümenin kaynağı, bozulmanın başlangıcıdır ve korkudan kurtulmak bütün sınavlardan ve bütün diplomalardan çok daha önemlidir.

ancak korkudan arınıldığında anlayışın içsel niteliği, içinde hiçbir bilgi veya deneyim birikimi barındırmayan yalnızlık varlık kazanır.

insan büyüdüğünde ve yalnız başına yürüyüşe çıkabildiğinde birçok güzelliği keşfediyor, kendi düşünme tarzını keşfediyor ve çevresinde olup biten her şeyi gözlemlemeye başlıyor: dilenciyi, aptal adamı, zeki adamı, zengini ve yoksulu. kuşların, ağaçların, yaprakta yansıyan ışığın farkına varıyor. yalnız başınıza dışarı çıkarsanız bunları görebilirsiniz.

yalnız kaldığınızda çok geçmeden korktuğunuzu fark edersiniz. ve işte korktuğumuz için din adını verdiğimiz şeyi icat ettik. tanrı ve ona nasıl yaklaşmanız gerektiği hakkında ciltlerce kitap yazıldı; ama hepsinin temeli korkudur. insan korktuğu sürece gerçeği bulamaz.

yalnızlık zihnin kendini bir aynada berrak görebilmesini sağlar. yalnızlık zihni benmerkezci etkinliğin ürünü olan bütün karmaşaları, korkuları ve yılgınlıklarıyla doymak bilmez hırstan arındırır. yalnızlık zihne zaman açısından ölçülemeyen bir dinginlik ve tutarlılık kazandırır. bu berraklık zihnin karakteridir. karaktersizlik ise kendiyle çelişme halidir. duyarlı olmak sevmektir.

5.01.2018

sevgi

jiddu krishnamurti

sahiplenmede sevgi yoktur.

sevgi olmadığında bizler nefsi terk etmenin içsel canlılığını ve sadeliğini taşımayan şekilsel bir güzelliğin peşine düştüğümüz bir uygarlık yaratırız.

sadece akıllı, kurnaz olan insanlar sevginin ne olduğunu bilmezler; çünkü zihinleri keskin olsa bile yüzeyseldir, yüzeyde yaşarlar; oysa sevgi yüzeyde durmayan bir şeydir.

gerçeklik sevgisi hiçbir din tarafından kuşatılamaz ve organize dinler sevgiyi kullandığında o sevgi ölür. çeşitli faaliyet alanları içinde gayretkeş görünen otoriter devletler, organize dinler ve toplumlar eylem tutkusuna dönüşen sevgiyi farkında olmadan yıkarlar.

hırslı insanlar sevginin ne olduğunu bilmezler ve ortalık hırslı insandan geçilmiyor. işte bu yüzden dünyada mutluluk yok ve yine bu yüzden yetişkin bir insan olarak bütün bunları görüp anlamanız ve sevginin ne olduğunu kendi başınıza keşfetmeniz çok önemlidir. iyi bir mevkiye, çok güzel bir eve, muhteşem bir bahçeye, zarif kıyafetlere sahip olabilirsiniz; başbakan olabilirsiniz ama sevgi olmadan bunların hiçbiri bir anlam ifade etmez.

3.09.2017

yeni bir yaşam

jiddu krishnamurti

yaşam ıstırap çekmek, zevk ile acı, umut ile hayal kırıklığı arasındaki bitmeyen kavgadır.

yaratıcı olmak demek inisiyatifle, sevgiyle, nezaketle, duygudaşlıkla ve anlayışla dolu olmak demektir.

ne kadar çok şeye sahip olursak o kadar parçalanırız. ne kadar fazla mal mülk, ün, deneyim, bilgi edinirsek o kadar çabuk bozuluruz.

kişinin her zaman kendisiyle, kendi görüntüsüyle, kıyafetleriyle ilgilenmesi -ki çoğumuz şu veya bu şekilde bunu yapıyoruz- duyarsız olmak demektir; çünkü o zaman zihin ve kalp kapanır ve kişi tüm güzellik algısını kaybeder.

yoksulluk toplumun suçudur. açgözlü ve kurnaz insanların diğerlerini sömürüp yükseldikleri bir toplumun kabahatidir yoksulluk.

karakter sadece geleneklerin bizden yapmamızı ve yapmamamızı istediği şeyleri tekrarlamak değil, özgün bir şeyler yapmaktır.

iyi bir mevkiye, çok güzel bir eve, muhteşem bir bahçeye, zarif kıyafetlere sahip olabilirsiniz; başbakan olabilirsiniz ama sevgi olmadan bunların hiçbiri bir anlam ifade etmez.

insanın yardımseverlikten bir çıkar umup ummadığı ve kendisini aç insanları doyurmaya iten dürtünün ne olduğu konusunda çok uyanık olması gerekir.

anlamak demek sözcüklerin, ön yargıların ve dürtülerin engellemesi olmaksızın bir şeyin hakikatini doğrudan görmek demektir.

sadelik zihnin deneyimin ve anıların yükünden kurtulmasıdır. gerçek sadelik bilgiden, anımsamaktan, deneyim toplamaktan kurtulmaktır.

9.04.2016

din

emerson: bir çağın dini, ondan sonraki çağın edebi eğlencesidir. 

gore vidal: tek ya da çılgın ve kuvvetli bir tanrıyı temel alan bütün dinler, insan ırkına, yirmi beş yıldır gayet işe yarayan, din dışı bir etik ve eğitim sistemi olan konfüçyüsçülük'ten daha az fayda sağlamıştır.

marlene dietrich: eğer yüce bir varlık varsa çıldırmış olmalı.

gregory s. paul: bir yaratıcıya inanmak ve tapınmak; dünya çapında daha yüksek cinayet, gençlik ve erken yetişkin ölümleri, zührevi hastalık, genç annelik ve kürtaj oranlarının ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır.

anatole france: doğanın hiçbir ahlaki ilkesi yoktur. iyi ve kötü arasında bir ayrım yapmaz.

jiddu krishnamurti: yüzyıllardır öğretmenlerimiz, otoritelerimiz, kitaplarımız, azizlerimiz tarafından şımartıldık. "bana bu konudaki her şeyi anlat" dedik ve onların söyledikleriyle yetindik. biz ikinci el insanlarız.

edwin way teale: bir şeyin sizi iyi hissettirdiği sürece doğru ya da yanlış olduğunu umursamamak, paranız olduğu sürece onu nasıl elde ettiğinizi umursamamak kadar kötüdür.

ezra pound: çan çalmak, propaganda yapan dinler için bir semboldür. diğer insanların sessizliğine yapılan anlamsız bir müdahaledir.

steven pinker: dini açıklamalar bilinmeye değmez; çünkü eski gizemlere bir o kadar daha kafa karıştırıcı yeni yorumlar eklenmesine yol açarlar.