henrik ibsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
henrik ibsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.10.2016

brand / peer gynt

henrik ibsen

yaşam sanatı, bir çeşit sürüngenin kulağa kaçmasını önlemekten başka bir şey değildir.

bağışlanmaya layık olan günah hangisi? insanın sessizce silebileceği yanlış hangisi? bir çocuk babasının günahlarından ne derece sorumlu olabilir? mahşer gününde hangi mahkeme, hangi yargıç bunun hükmünü verecek? karanlık, başdöndürücü bir bilmece.. kim seni aydınlatabilir?

insan ne kadar bilgin, ne kadar akıllı olursa olsun, mümkün olmayanı yapamaz.

insanları eğitmek isteyen bir kimse için ilk koşul, memleketin gereksinmelerine uymaktır. bu gereksinmeler, kayalar arasına gömülü çukurlardan çok, tepelerin yüksekliklerinden görülür.

benim bu dünyadaki görevim onu yanlışlardan, ayıplardan kurtarmaktır.

çıra tütse de yeni ışığı ele geçirinceye kadar onu söndürme; o tütse bile, bize yol gösterir. eski sözcükler yıpranmış olsa bile, yenilerini yaratmadan onları dilinden çıkarıp atma!

gözyaşlarına karşı en iyi çare azıcık şakadır.

ihtiyaç bir milletin gücünü artırmıyorsa o millet özgürlüğe hak kazanmamıştır.

canını esirgemezsen, bütün varını yoğunu vermiş olsan bile, yine bir şey vermiş sayılmazsın.

bir şey vardır ki feda edilemez: insanın "ben"i, iç varlığı.

servetim acılarımın çocuğudur.

et sevgisi ruhun ölümüyse, ruhum niçin et içinde doğdu?

bu millette değişiklik yapacak olan şey, göz kamaştırıcı yiğitlikler değil. ruhun yaraları kanıyorsa, güç de etkilemez. bütün sorun istenç gücü; kurtaracak ya da öldürecek olan odur. o, büyükte olduğu gibi, küçükte de vardır; dağılmış olan her şeyin içinde hep bir bütündür.

"kaldırmak kolay, taşımak güçtür."

kendini feda etmeden kurtulamazsın.

altının en küçük bir parçası bile, kaba bir puttur.

cüce, isterse golyat'ın torunu olsun, yine cüce kalacaktır.

övünülecek gelenekleri olan bir ulus, büyük bir ulustur.

merhametli olmak. günümüz insanlarının benimsedikleri ne kadar ucuz bir sözcük. hiçbir şey yapmak istemeyen uyuşuk tembel yaratıklar nasıl da yapışıyorlar bu sözcüğe. hiçbir şeyi sonuna değin götürmeye cesaret edemeyen, her şeyi yarım yamalak yapan cüce ruhlulara göre herkes merhametlidir.

insan eseri için yaşar.

bir görüş, bir ideal hiçbir zaman açlığı ve susuzluğu gidermemiştir.

sonuna kadar metin ol, ey ruhum! başarının başarısı her şeyi yitirmektir. her şeyi yitirmek senin kazancın oldu. insan, ancak yitirdiğinde sahip olabilir.

yalnız adam savunmasızdır, sürüden ayrılan mahvolur.

gökyüzünü aşmayı amaçlayan her yapıt, ölmeye mahkumdur.

bir çengelin kullanılabilmesi için eğri olması gerekir.

sen toprak altında sürünmekten başka bir şey bilmeyen bir halk için savaşıyorsun. onlar da, onlardan sonra gelen gelecek kuşaklar da mahkumdur.

"hiç kimse kendi memleketinde peygamber değildir."

aşk işlerinde bir erkek kediyle bir peygamber arasında fark yoktur.

insan en doğru sonuçlara rastlantı sonucu ulaşır.

ben bir kadın elinde yaldızlı bir kitaptım. akıllılık ve delilik yaratılış hatasından başka bir şey değildir!

yaşam oldukça umut da vardır.

"daha iyi, iyinin düşmanıdır."

insan bir kez doğar ve kendine çok önem verir.

sonu iyi biten her şey iyidir.

altının gücüyle insanın kendisi olması, evini kum üzerine kurmak demektir. sıradan insan bir saat ya da yüzük karşısında yerlerde sürünür, kuyruk sallar. kravat iğnenize, yüz kere şapkasını yerlere kadar sürterek selam verir. ama saat, iğne, yüzük, siz değilsiniz.

hükümdarla konuşmak adamlarıyla konuşmaktan iyidir.

kimse sana senden yakın değildir.

yalınayak yürüyen adam ayakkabının nereyi sıktığını bilmez.

imanımda, umudumda, aşkımdaydın!

29.11.2014

uzun lafın kısası

salman rushdie: her şeyden çok anlam yokluğundan korkuyorum.

boccaccio: kalemin gücü, onu kullanmayı bilmeyenlerin sandıklarından çok daha fazladır.

alain de botton: olmadık yerlerde güzellikler bulmak, sıradan olanın büyüsüne kapılmayı reddetmektir.

felicien challaye: bilge insan, bildiğinden daha azını biliyormuş gibi görünür.

zygmunt bauman: derinin hangi parçalarının hassas kabul edileceği ve korunma ihtiyacında olduğu büyük oranda bir kültür meselesidir; ayakları değil de göğüsleri kapatma ihtiyacı ya da tersi gibi ayakkabı giyme ihtiyacı da kültüreldir.

henrik ibsen: aşk işlerinde bir erkek kediyle bir peygamber arasında fark yoktur.

zülfü livaneli: fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara!

andre maurois: yan yana iki insan, dalgaların oynattığı iki kayık gibidir; gövdeleri çarpıştıkça inler.

melih cevdet anday: hiçbir şiriin başı ve sonu yoktur ve bütün şiirler eksiktir.

ömer hayyam: şu alacalı bulacalı yeryüzünde bir adam dolaşır; ne zengin ne yoksul, ne mümin ne kafir, yaltaklanmaz hiçbir hakikate, saygısı yok hiçbir kanuna..

tahsin yücel: devrim, insanlık tarihinin henüz doğmamış güneşidir.

wladyslaw bartoszewski: yapabileceği her şeyi yaptığını ancak, ölüm cezasını çekmiş olanlar söyleyebilir.

31.10.2014

uzun lafın kısası

cicero: kamu esenliği en büyük yasadır.

samuel johnson: vatanseverlik alçakların son sığınağıdır.

boethius: iyi olan her şeyle dolup taşmak, başkasına gerek duymadan sadece kendi kendine yetmek, mutluluğu gerçekleştirecek tek şeydir.

wittgenstein: bu dünyada acayip şeyler olduğunu biliyorum. hayatımda tam manasıyla öğrendiğim üç beş şeyden biridir bu.

henrik ibsen: bir görüş, bir ideal hiçbir zaman açlığı ve susuzluğu gidermemiştir.

william s. burroughs: eğer dindar bir orospu çocuğuyla iş yapıyorsanız her şeyi belgeleyin. onun sözü beş para etmez. yüce efendisi ona sizi bu anlaşmada nasıl becereceğini söylerken, bu mümkün değildir.

la rochefoucauld: nehirler nasıl denize dökülürlerse, erdemler de menfaat denizinde öyle kaybolurlar.

alain de botton: sevgi, bir kişinin başka bir kişinin varlığına gösterdiği saygı ve hassasiyettir.

paul auster: insanlar, inanmaları istenilen şeylere inanırlar.

tahsin yücel: en olmayacak zırvaları yüksek yöneticiler, yüksek din adamları ve ünlü filozoflar üretir.

michel foucault: iktidarın olduğu yerde direniş de vardır.

andreas ady: kimse bizi gerçek yüzümüzle tanıyamaz; birey, kendisine değin eşi bulunmayan, kendisinden sonra da yinelenmesi olanaksız, tek bir varlıktır. yaşamı boyunca bu yalnızlığın acısını çeker, ondan kaçmaya çabalar; ancak bunu hiçbir zaman başaramaz.

31.08.2014

uzun lafın kısası

ernesto sabato: hiç kimse kendisini darağacına götüren arabada uyumaz.

cicero: kendisine cezasızlık ve herkesçe bilinmeme imkanı tanındığında haksızlık yapmaktan çekinecek çok az insan bulunur.

boethius: seni güzel gösteren kendi doğan değil, sana bakan gözlerin kusurlu görüşüdür.

henrik ibsen: yaşam sanatı, bir çeşit sürüngenin kulağa kaçmasını önlemekten başka bir şey değildir.

louis-ferdinand celine: ev sahibi dediğin bok üstü boktur, o kadar.

jean-paul sartre: ezilenler arasında din adamı yoktur. din adamları ezen sınıf ya da ırkların asalağıdırlar.

kurt vonnegut: merak, sağlıklı bir aklın daimi ve değişmez özelliklerinden biridir.

alain de botton: statü endişesi, başarılı bir yaşamla başarısız bir yaşam arasındaki farkı idrak ettiğimiz zaman ödediğimiz bedeldir.

melih cevdet anday: insanın insana koşması, yarattığı en yüce gücüdür insanoğlunun.

salman rushdie: insanlarımız lanetlenmiş. yoksuluz, cahiliz ve öğrenmeyi sonuna kadar reddediyoruz.

andre maurois: şöyle böyle giden bir aşk zordur ama yürümeyen bir aşk cehennemdir.

pascal: başkalarının fikirlerine göre yaşarız. hayali bir hayat yaşar ve bu amaca uygun görüntüler yaratırız. yine de güzelliğin peşinde koşarken ve bu imgesel varlığı korurken sahici olan her şeyi savsaklarız.

27.04.2010

corydon

andre gide

ülke için o kadar önemli, o kadar ivedi, o kadar yaşamsal olan konularda atıp tutmanın iş yapmaya, görünüşün gerçeğe bunca yeğ tutulması ve özün gösterişe kolayca feda edilmesi doğrusu şaşılacak şeydir.

leonardo da vinci: seven, sevdiğinin yanındayken dinlenir.

la rochefoucault: eğer aşktan söz edildiğini duymasa, hiçbir zaman sevemeyecek insanlar vardır.

herkes ancak ilgi duyduğu şeyleri görür.

sıkıntısını çektiğimiz uyumsuzlukların çoğu ancak yüzeyde kalır ve yalnız yorumlama yanlışlarından doğarlar.

henrik ibsen: dostlar, size yaptırdıkları şeylerden çok, yapmanızı önledikleri hareketlerden ötürü tehlikelidirler.

balzac: töreler, ulusların ikiyüzlülüğüdür.

"önemli olan iyileşmek değil, dertleriyle bağdaşarak yaşamaktır." (papaz galiani)

montaigne: doğadan çıktığını söylediğimiz bilinç kuralları alışkanlıktan doğarlar.

karşı cinse dönükler arasında da yozlaşmışlar, ahlaksızlar ve hastalar vardır.

aşk salt insan yapısı bir şeydir; doğada aşk diye bir şey yoktur.

pascal: insanın doğal duyguları tümüyle doğaya özgü ve capcanlıdır. doğal kılınmayan hiçbir şey yoktur. yitirilemeyecek doğal bir şey olmadığı gibi.

her önemli sanat rönesansı ya da bolluğunun, hangi ülkede olursa olsun, her zaman sapkın taşkınlıklarla birlikte yürümüş olması dikkate değerdir.

sorunu görmezlikten gelmek, onu çözmek demek değildir.

"cinsel oruç birtakım insanların sandıkları gibi zoraki bir erdem değildir. kökleri doğada ve akılda bulunur; gerçekten bu erdem çoğalma yasasından doğan kötülükleri ve mutsuzluğu önleyen tek doğru yoldur." (malthus)

yoldan çıkarılması en kolay eğilim nefse değgin olandır.

daniel defoe: insanın kendisinden başka herkesin yanlış düşündüğünü söylemesi güçtür; ama eğer gerçek buysa, kim ne yapabilir?

31.03.2008

uzun lafın kısası

erich fromm:
 çağdaş insanın mutluluğu, vitrinlere bakmaktan ve peşin ya da taksitle alabileceği her şeyi almaktan ibarettir.

henrik ibsen: azınlık haklı olabilir; çoğunluk ise her zaman haksızdır.

joe bageant: üç dinin de fikir birliğine vardıkları tek konu, gençler fazla eğlenmeye başladıkları zaman dünyanın sonunun geleceğidir.

jeannette walls: hiç kimse mükemmel değildir. hepimiz canavarlardan sadece bir adım yukarıda ve meleklerden bir adım aşağıdayız.

j.j. rousseau: özgürlük her iklimde yetişen bir meyve değildir; onun için her ulus ulaşamaz ona.

oğuz atay: belirli bir düzeyi aşan insanların içe dönük olduğuna inanıyorum ben. fakat onların çoğu, iç dünyalarını başkalarından tecrit etmek isterler, bu dünyalarını adeta başkalarından kıskanırlar. bu nedenle dışa dönük bir elbise giyerler.

martin amis: biz insanlar sürekli daha fazlasını isteriz. lanet olasıca bir aşkla yaparız bunu.

isabel allende: dürüstlük tamahkârlık karşısında çabucak çöker. eğer söz konusu olan şey zengin olmaksa insanların çoğu ruhlarını feda ederler.

paulo coelho: gururun parıltısı en büyük bilgeliği bile kör edebilir.

a.l. kennedy: seks yapmaya fırsatımız olsa sakız çiğnemeye, bekleme odalarındaki akvaryumlara, sigaralara, bulmacalara, yemekhanelerdeki kuyruklara, sabretmeye, iskambil falı açmaya hatta dama oynamaya bile gerek kalmazdı.