teslime nesrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teslime nesrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.02.2013

din

teslime nesrin: şeriat kuralları değiştirilemez. reddedilmeleri, terk edilmeleri gerekir. yedinci yüzyılın kurallarına şimdi neden ihtiyaç duyalım ki?

lord byron: dünyanın sonu geldiğinde, sonsuz işkencenin ahlaka döndürücü ve ibret verici ne gibi bir amacı olabilir?

raymond smullyan: bu kadar fazla insanın, tanrı'nın ona inananları ödüllendirdiği fikrini sorgulamadan kabul etmesi, her zaman kafamı karıştırmıştır.

shabnam nadiya: kutsal kitap, bana ne kadar okursam okuyayım; ne kadar bilirsem bileyim, insanlara karşı beslediğim, göğsümdeki sevgi ve şefkat ne kadar büyük olursa olsun, zekam ve yeteneklerimin ne ölçüde olduğunun hiçbir önemi olmaksızın, asla en aşağılık erkek kadar bile iyi olamayacağımı öğretti. ben bir erkeğin tohumunu ekeceği bir tarlaydım. bu adamın sözüne karşı benimkine güvenilemezdi. erkekler beni arzuladığı için, ben bir cehennem kapısıydım. inançsızlığın bana sunduğu itibar ve saygınlıkla hangi inanç sistemi yarışabilir?

luis bunuel: tanrı ve devlet yenilmez bir ekiptir; baskı ve katliam konusunda emsalsiz bir üstünlüğe sahiptir.

spinoza: eğer bir üçgen konuşabilseydi, bize tanrı'nın kesinlikle üçgen olduğunu söylerdi. buna karşılık bir daire de, kutsal doğanın kesinlikle dairesel olduğunu söylerdi.

etta semple: eğer basit bir biçimde, cennete gitmek istemiyorsam, bu benden başka kimi ilgilendirir?

29.12.2012

din

teslime nesrin: kuran'ın öğretileri hala güneşin dünyanın etrafında döndüğü konusunda ısrar etmektedir. onlar böyle şeyler öğretirken biz nasıl ilerleyebiliriz?

alan watts: incil'e, kuran'a ve tevrat'a inanan fanatikler, yüzyıllardır aynı gruba dahil olduklarının, birbirlerine karşıt değil, ortak yönlerinin olduğunun farkına varmadan birbirleriyle savaşmayı sürdürmüştür. kuran'a bağlı bir mümin, kendi bakış açısını desteklemek için güneyli bir baptistle aynı iddiaları ortaya atar. ve her ikisi de mantıklarının sesini dinlemezler.

frithjof schuon: entelektüel -ve buna bağlı olarak rasyonel- islam kurumu, sıradan müslümanlarda, müslüman olmayan kişilerin ya islam'ın hakikat dini olduğunu bilerek onu sadece inat olsun diye reddettikleri ya da sadece ondan haberdar olmadıkları ve basit açıklamalarla dine döndürülebilecekleri sonucuna varmalarına yol açmıştır; temiz vicdanlı birinin islam'ı reddedebilmesi, müslümanların hayal gücüne sığmaz.

irshad manji: her dine kelimesi kelimesine inanan bir kitle vardır. fakat sadece islam'ın sınırları içerisinde, kelimesi kelimesine inananlar çoğunluktadır. biz müslümanlar, burada, batı'da bile, kuran'ın tanrı'nın son ve bu yüzden kusursuz kitabı olduğuna inandırılarak yetiştiriliyoruz. bu tehlikeli; çünkü bu sömürü günümüzde olduğu gibi, inanç kisvesinin altında gerçekleştiğinde, müslümanların çoğu nasıl tartışacakları, muhalefet edecekleri, yenilenecekleri ya da reform yapılacağı konusunda en ufak bir fikre bile sahip olamıyor. çünkü bırakın soru sormanın erdemini, bunun gerçekleşebileceği olasılığıyla bile hiç tanıştırılmadık.

1.06.2012

din

yasmin alibhai-brown: ingiltere'deki başarı oranı en düşük topluluk müslümanlardır. onlarla bunun nedenleri hakkında konuşacak olursanız size gösterecekleri tek neden, toplumun islam korkusu olacaktır. hayır. ebeveynlerinin 14 yaşındaki zeki kızlarını okuldan alarak eğitimsiz erkeklerle evlendirmelerine neden olan şey, başkalarının islam korkusu değildir.

gore vidal: tektanrıcılık, kültürümüzün merkezinde yer alan, kelimelerle anlatılamaz büyüklükte bir kötülüktür. tektanrıcılığı insan ırkının başına gelmiş en büyük felaket olarak tanımlıyorum. eski ahit olarak da bilinen, barbarlıkla dolu bronz çağdan kalma bir metinden, insanlık düşmanı üç din ortaya çıkmıştır: musevilik, hristiyanlık ve islam.

teslime nesrin: islam ve müslüman köktendinciler arasında bir farklılık göremiyorum. dinin bir kök olduğuna ve bu kökten, tıpkı bir zehirli bitki gibi, köktendinciliğin ortaya çıktığına inanıyorum. belki de liberal müslümanlar ahlaki açıdan dürüst olabilirler; fakat islam'ı dürüstçe takip etmiyorlar. köktendinciler öyle yapıyor.

nicholas von hoffman: islam'ın da hristiyanlığın da sekse düşkünlüğü vardır. bu dinlerin takipçileri, seksin düşüncesinden bile nefret etmelerine rağmen ona doyamazlar. kendilerinden kaynaklanan bu çelişkileri onları çıldırtır ve bu yüzden pis resimlerimizi ve şeytani internet sitelerimizi ortadan kaldırmaya çalışırken, biz inançsızları da çılgına çevirirler. ve inandıkları şeyler, bildiğimiz kabile büyücülerinin bile gözümüze louis pasteur ya da jonas salk gibi görünmelerini sağlar.