15.03.2013
din
gore vidal: kültürümüzün kalbindeki büyük, ağza alınmayacak kötülük tektanrıcılıktır. eski ahit adıyla bilinen barbar bir tunç çağı metninden üç insanlık karşıtı din gelişmiştir: yahudilik, hristiyanlık ve islam. bunlar gök tanrılı dinlerdir ve tamamen ataerkildirler. tanrı, her şeye gücü yeten baba'dır ve dolayısıyla, gök tanrı ve dünyevi erkek elçilerinin etkisine girmiş olan bu diyarlarda iki bin yıldır bir kadın nefreti var olmuştur.
thomas jefferson: soyut varlıklardan bahsetmek, hiçlerden bahsetmektir. insan ruhunun, meleklerin ve tanrının soyut olduğunu söylemek, ya bunların birer hiç olduğunu söylemek demektir ya da tanrı, melekler ve ruhlar yoktur. bundan daha farklı bir sonuç çıkaramam; hayallerin ve fantezilerin dipsiz kuyusuna dalmadığım takdirde. gerçekten var olan şeylerle zaten yeterince meşgulüm ve bu beni fazlasıyla tatmin ediyor; lakin gerçekten var olması olası ancak hiçbir kanıta dayanmayan konularla kendime işkence edecek ya da zihnimi kurcalayacak değilim.
albert einstein: dünyadaki konumumuz pek tuhaf. her birimiz, sebebini bilmeden burayı kısaca ziyaret ederiz; ancak görünen o ki bazılarımız için bunun ilahi bir amacı var. oysa gündelik hayatın bakış açısıyla bir değerlendirme yapılırsa gerçekten bildiğimiz bir şey var: insan diğer insanlar uğruna burada; elbette, biz gülümsemeyi ve iyi kalpli olmayı en önemli değerler sayarak mutlu olabilenler için.
5.01.2010
hayalet
alfred hitchcock
cimrilik etmeden yapılan her şey mükemmeldir.
sigsand'ın kitaplarından birinde: "canavar taş ve sopayla konuşmağa başlarsa mukaddes şeyler seni koruyamaz." diye okumuştum.
kadın düşmanları, bir gün bir kadının pençeleri altına kazara düşüverecek olurlarsa ona deli gibi âşık olurlar.
size bazı şeyler anlatıldığı zaman güler geçersiniz. sözlerin bir kulağınızdan girip diğer kulağınızdan çıktığını sanırsınız. hatta size onları anlatanı bile unutursunuz. ama onlar bir iz bırakmıştır.
bir cinayeti izleyen intiharlar polis için sahibi meçhul ölüler kadar sıkıcı bir olay teşkil etmezler. ölen ölmüş, katil de kendi cezasını kendisi vermiş bulunduğundan yapılan tahkikat fazla derin değildir.
karanlıkta bir akvaryuma baktınız mı hiç? orada çakıl taşları, yosunlar görürsünüz sadece. sonra birdenbire bir taş nefes alır gibi kıpırdar, altından bir yengeç çıkar. bir başkası daha oynar, bir balık çıkar meydana. bir yaprak ürperir, bir deniz yılanı süzülür. yapraklar ve taşlar yaşamaya başlarlar.

