leonardo da vinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leonardo da vinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.10.2021

sanat ve yetenek

goethe

herkes en iyisini bildiğine inanıyor, böyle olunca da bazıları unutulup gidiyor; bazıları da uzun zaman yollarını bulmakta güçlük çekiyor.

insanın gençken bir konuya bakış açısı tek yönlüdür; oysa kapsamlı bir yapıt çok yönlülük ister ve bu noktada başarısızlığa uğranır.

leonardo da vinci: eğer oğlunuz resmini çizdiği şeyi insanın elleriyle dokunmak isteyeceği ölçüde belirgin ton farklılıklarıyla resmetme duygusundan yoksunsa, yeteneksiz demektir.

oyuncular genellikle karakterle uyum sağlayamazlar; en azından kendi kişiliklerini büyük ölçüde yok sayamazlar. oyuncu aynı karakter özelliğine sahip değilse ya da kendi kişiliğini tamamen bir tarafa bırakma yetisine sahip değilse, bir karışım ortaya çıkar ve karakter doğallığını yitirir. bir oyunda gerçekten büyük bir yazarın ancak birkaç figürü ilk başta düşünüldüğü gibi sahnelenir.

taklit eden sanatçı, bir an önce bitirmeyi ön planda tutar ve çalışmaktan hoşlanmaz. gerçek bir sanatçının en büyük mutluluğu ise düşündüklerini uygulama anıdır.

mozart: siz amatörleri eleştirmek gerek, nedeni de sizlerde genellikle iki noktanın dikkat çekmesi: ya kendinize ait düşünceniz yok, başkalarınınkini alıyorsunuz ya da kendinize ait düşünceniz var; ama onun ne işe yarayacağını bilmiyorsunuz.

sınırlı yeteneğe sahip sanatçılara böylesi bir sanat yeterli gelmez; çalışırken sürekli olarak akıllarından çıkmayan tek şey kazanacakları paradır. böylesine dünyevi amaçlar ve tercihlerle hiçbir zaman önemli şeyler ortaya koyulamaz.

3.05.2020

toskana

carl sagan

1890'lı yıllarda italya’nın güzel toskana kırlarında dolaşıyor olsaydınız, okuldan atılmış, uzun saçlı bir gencin pavia yolunda ilerlemekte olduğunu görürdünüz. almanya'daki öğretmenleri ona adam olamayacağını, sorduğu soruların sınıf disiplinini bozduğunu, okulu bıraksa daha iyi edeceğini söylemişlerdi. böylece okulu bırakan genç, toskana kırlarının güzelliklerinde dolaşırken, zihninde sınıfta düşünmeye zorlandığı konulardan başka sorunlara yanıtlar aramaya koyuldu. bu gencin adı albert einstein'dı ve zihninde yanıt aradığı sorunlar dünyayı değiştirdi.

italya'nın toskana vilayeti yalnızca genç einstein'ın vaktini geçirdiği bir yer değildir. toskana tepelerine tırmanıp oradan bir kartal gibi düzlükleri seyreyleyen biri daha yaşamıştı 400 yıl kadar önce: leonardo da vinci.

leonardo'nun resim, heykeltıraşlık, anatomi, jeoloji, doğa tarihi ve sivil ya da askeri mühendislik alanlarındaki ilgi ve çalışmalarından başka kendini kaptırdığı bir alan daha vardır: insanın uçabileceği bir araç yapmak. bu konuda resimler çizdi, modeller yaptı, tam boy prototipler üretti. fakat hiçbiri de işlemedi. o tarihlerde yeterince güçlü ve hafif bir motor yoktu. ne var ki çizimler müthişti. daha sonraki kuşakların bu alandaki cesaretine hız verdi. leonardo da vinci'nin başarısızlık nedeniyle moralinin bozulduğu olurdu. fakat kabahat onun değildi. xv. yüzyıl onu kapanına kıstırmıştı.

2.11.2012

ressamın elkitabı

jose saramago

kimse kendisine acımamalıdır. insana saygının ilk koşulu budur.

yazmak; bütün dişlileri ölçüp biçerek, milleri milim milim kontrol ederek, yayların sessiz alçalıp yükselişini ve madeni parçaların içindeki moleküllerin ritmik titreşimlerini iyice gözden geçirerek her şeyi kendi içinde yeniden inşa etme girişimidir.

marguerite yourcenar: insanın gerçek doğum yeri, onun kendisine ilk kez aklıyla baktığı yerdir.

en iyi insanlık tarihi, yerden bütün tohumları elin tek bir hareketiyle avuçlayan, sonra da zamanın değişik evrelerini, avucunun içindeki bu olgun, ancak ekmek haline gelmekten henüz çok uzak bulunan tohumları göğe doğru ya da tam gözlerimizin düzeyine kaldıran bir tarih olurdu.

leonardo da vinci: ressam! kendi bedeninin en çirkin yerine yakından bak ve kendini geliştirmek, o çirkinliği gidermek için elinden geleni yap. eğer sen kabaysan yaptığın figürler de kaba görünecek, ruhsuz olacaktır; sende bulunan bütün iyi ve kötü şeyler, çizimlerinde bir biçimde kendini gösterecektir.

karşılıklı sadakat ihtiyacı bir yük haline gelmediği sürece bir ilişki yürür; bu sözsüz anlaşma bozulduğu anda ilişki zaten bitmiştir. oyun, dürüstçe oynandığı sürece ne yitirilen bir şey vardır ne de anlaşılmayacak bir durum: yalnız burjuva çiftleri birbirine ihanet eder, yalnızca evlilik cüzdanları çıldırmış erkeklerin kafesleri, akılsız dinozorların yaşadığı vahşi bir orman haline gelir.

bizler, tıpkı resmin anlamdan yoksun oluşu gibi, fikirden yoksunuzdur; herkes, her şey aynı suça ortaktır, aynı yanlışlara göz yummuş, aynı ikiyüzlü davranışlarda bulunmuştur.

paul klee: çıplak bir erkek resmi, izleyenin, erkeğin değil de resmin anatomisine hayran olacağı şekilde yapılmalıdır.

önemli olan model değil ressamdır ve bir portre ancak ve ancak ressamının taşıdığı değer kadar değer taşır, daha fazla değil.

luis augusto rebelo da silva: insan eski üzüntüleri canlı tutmaktan asla bıkmaz.

gerçek yalan bilinmeyendir; insanın normal olarak yalan diye adlandırdığı şey, düzebileceği yüz yöntemden yüzüncüsüne göre düzülmüş şey yalan değildir.

bize göre ne denli benzersiz ya da gerçekten değerli olursa olsun, kendi yaşamımız ölüme karşı en iyi silah değildir. en iyi silah, şu benim ölümden ölesiye korkan yaşamım değildir; en iyi silah, önceden yaşam olan ve kuşaktan kuşağa taşınarak bugüne gelen her şeydir.

karl marx: insanın varlığını belirleyen, onun bilinci değildir; tersine insanın sosyal varlığı bilincini belirler.

insan davranışları bir varsayımlar dünyasında yaşamlarını sürdürürler. 

ne istiyorum? her şeyden önce yenilmemek istiyorum. sonra, mümkünse başarıya ulaşmak istiyorum. atacağım adımların neler olduğunu, nasıl bir hakikatin peşinde olduğumu bilemiyorum. bildiğim tek şey, bilmemeyi dayanılmaz bulduğumdur.

29.08.2010

kararlılık

françois mauriac: bizi bir evle, bir bahçeyle bütünleştiren bağlar, aşk bağlarıyla aynı niteliktedir.

charles baudelaire: ama bir an hazzın sonsuzluğunu bulmuş olan için lanetlenmenin sonsuzluğunun ne önemi vardır ki!

michel leiris: belki de her şey, kireç badanalı bir duvara çivilenmiş kırmızı bir kumaş parçasıyla özetlenmektedir: kemiklerin hapishanesi karşısında yakıcı bir kan parçası.

leonardo da vinci: engel boyun eğdirtmez bana: kararlılık yıkar onu. direten karanlık, hedefli kararlılık.

andre breton: nasıl üretici güçlerin geliştirilmesi için devrimin merkezi plana bağlı bir sosyalizm geliştirmesi zorunluysa, entelektüel yaratım için, tam tersine, ta en başından kişisel özgürlüğü temel alan anarşist bir düzen sağlanmalıdır.

27.04.2010

corydon

andre gide

ülke için o kadar önemli, o kadar ivedi, o kadar yaşamsal olan konularda atıp tutmanın iş yapmaya, görünüşün gerçeğe bunca yeğ tutulması ve özün gösterişe kolayca feda edilmesi doğrusu şaşılacak şeydir.

leonardo da vinci: seven, sevdiğinin yanındayken dinlenir.

la rochefoucault: eğer aşktan söz edildiğini duymasa, hiçbir zaman sevemeyecek insanlar vardır.

herkes ancak ilgi duyduğu şeyleri görür.

sıkıntısını çektiğimiz uyumsuzlukların çoğu ancak yüzeyde kalır ve yalnız yorumlama yanlışlarından doğarlar.

henrik ibsen: dostlar, size yaptırdıkları şeylerden çok, yapmanızı önledikleri hareketlerden ötürü tehlikelidirler.

balzac: töreler, ulusların ikiyüzlülüğüdür.

"önemli olan iyileşmek değil, dertleriyle bağdaşarak yaşamaktır." (papaz galiani)

montaigne: doğadan çıktığını söylediğimiz bilinç kuralları alışkanlıktan doğarlar.

karşı cinse dönükler arasında da yozlaşmışlar, ahlaksızlar ve hastalar vardır.

aşk salt insan yapısı bir şeydir; doğada aşk diye bir şey yoktur.

pascal: insanın doğal duyguları tümüyle doğaya özgü ve capcanlıdır. doğal kılınmayan hiçbir şey yoktur. yitirilemeyecek doğal bir şey olmadığı gibi.

her önemli sanat rönesansı ya da bolluğunun, hangi ülkede olursa olsun, her zaman sapkın taşkınlıklarla birlikte yürümüş olması dikkate değerdir.

sorunu görmezlikten gelmek, onu çözmek demek değildir.

"cinsel oruç birtakım insanların sandıkları gibi zoraki bir erdem değildir. kökleri doğada ve akılda bulunur; gerçekten bu erdem çoğalma yasasından doğan kötülükleri ve mutsuzluğu önleyen tek doğru yoldur." (malthus)

yoldan çıkarılması en kolay eğilim nefse değgin olandır.

daniel defoe: insanın kendisinden başka herkesin yanlış düşündüğünü söylemesi güçtür; ama eğer gerçek buysa, kim ne yapabilir?

18.04.2009

leonardo

eduardo galeano

kamu ahlakının koruculuğunu üstlenen gecenin bekçileri, daha yirmili yaşlarının başında olan leonardo'yu üstat verrocchio'nun atölyesinden alıp bir hücreye tıktı.

hiç uyumadan, doğru dürüst nefes almadan, canlı canlı yakılma korkusunu sürekli içinde hissederek orada iki ay geçirdi. homoseksüelliğin cezası odun yığınıydı ve isimsiz bir ihbar mektubu onun jacopo saltrelli'yle bir sodomist ilişki yaşadığını iddia etmişti.

delil yetersizliğinden serbest bırakıldı ve normal yaşama döndü. ve sanat tarihinde ışık-gölge oyununu ve bulanık tarzı başlatan neredeyse hiçbiri tamamlanmamış şaheserler yarattı; kıssalar, efsaneler ve yemek tarifleri yazdı; kadavralar üzerinde anatomi çalışmaları yaparak insan organlarını ilk kez mükemmel bir biçimde resmetti; dünyanın döndüğünü teyit etti.

helikopteri, uçağı, bisikleti, denizaltıyı, paraşütü, mitralyözü, el bombasını, havan topunu, tankı, hareketli vinci, yürüyen kazıcıyı, spagetti makinesini, rendeyi icat etti.

ve pazar günleri kurulan pazardaki kuşları satın alıp onları özgür bıraktı.

onu tanıyanlar asla bir kadına sarılmadığını söylüyorlar; ama bütün zamanların en ünlü tablosu onun elinden çıktı. ve bu, bir kadının tablosuydu.