torgny lindgren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
torgny lindgren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.02.2017

arıbalı

torgny lindgren

kardeşinden nefret eden kişi, karanlıkta demektir. kardeşinden nefret eden kişi, katildir.

temiz ve katıksız hiçbir şey yoktur; her şey bulanıktır ve mutlaka bir şey bulaşmıştır. eğer katıksız iyilik olsaydı, farkına varılması imkansız olurdu. hava gibi boş bir şey yani.

her türlü insandan adam çıkabilir.

duygu denilen şey, insanların gerek gördükleri zaman yarattıkları şeylerdir; çoğu kez kalabalıkta, halk yığınları içindeyken insanlar duygu denilen bir çeşit mala gerek duyarlar. böyleleri genellikle güney isveç'te yaşarlar. duygu, insanın kendisine ve başkalarına egemen olmak için kullandığı bir araçtır.

yalnız yaşamanın en iyi yanı, kişinin kendini gerçek anlamıyla tanımayı öğrenmesidir. kişinin kimseyi anlamak için çaba harcamasına gerek kalmaz; bütün düşünce gücünü içeriye doğru, kendine harcayabilir.

yaşama sıkı sıkıya sarılmak, bir çeşit köleliktir. insanda sağduyu diye bir yetenek vardır. davranışlarımızı, içimizde özgür isteklerimiz düzenler. ilk ya da ikinci değilse de, üçüncü nedendir.

bir set dikerseniz, aynı zamanda bir çukur kazmış olursunuz. amaç, seti dikmektir, çukur kazmak değil. eğer bir insan bir çukur kazarsa, ortaya bir de set çıkar.

eğer insanın başına bir şey gelirse, yürürken, yatarken ya da otururken gelmiş olmasının hiçbir farkı yok. her durumda kişi, çaresizdir.

29.04.2012

uzun lafın kısası

shakespeare: cehaletten başka karanlık yoktur.

alciatus: bilge adamın ilk zaferi, insanın ne olduğunu bilmesidir.

arif damar: umutsuzluk bilinç eksikliğidir. bilincini yeterince derinleştirmemiş, dünyanın nereden gelip nereye gittiğini kavrayamamış insanlar umutsuzdur.

e.m. forster: tüm uluslar iğrençtir; ama bazıları ötekilerden de iğrençtir.

doris lessing: bir saatlik doludizgin bir aşk, ömür boyu yavan bir yaşam sürdürmekten kat kat iyidir.

francis bacon: yatak büyük imparatorlukları yönetmiştir; sedye ise büyük orduları.

herman melville: bilinç cennette var olamaz ve bilincin olduğu yer de cennet olarak kalamaz; bilinç ya cennetten kovulmak ya da kaçmak zorundadır.

jose ortega y gasset: yaşamın tümü, kendi olma çabası, kendi olma savaşıdır.

montaigne: bana doğru gibi gelen hiçbir fikir yoktur ki aynı zamanda yanlış gibi de gelmesin.

paulo coelho: hayatımızda keskin bir dönüşüm yaratan felaketlerin temelinde hep aynı şey vardır: birini kaybetmek.

torgny lindgren: yaşama sıkı sıkıya sarılmak bir çeşit köleliktir.

demir özlü: yeryüzünde insan çok azdır. insan da, aşk da. şu gördüklerin var ya, hepsi birer makettir bunların. insan figürleri. dostlar varsa, bir kent, gerçekten bir kenttir.

29.11.2011

uzun lafın kısası

albert einstein: sıradışı, büyük insanlar, daima sıradan zekaların şiddetli muhalefetiyle karşılaşırlar.

markus zusak: kimsenin sidiği kendininki kadar güzel kokmaz.

torgny lindgren: temiz ve katıksız hiçbir şey yoktur; her şey bulanıktır ve mutlaka bir şey bulaşmıştır. eğer katıksız iyilik olsaydı, farkına varılması imkansız olurdu. hava gibi boş bir şey.

dragan babic: gerçekte hayat, ölüm için uzun bir hazırlıktan başka bir şey değildir.

franz kafka: evliliğin anlamı, keskin ve katı bir biçimde tanımlayacak olursak, güvende olmaktır.

herman melville: okyanusun ortasında henüz keşfedilmemiş bir adada yaşayıp beyaz adamla hiç ilişkiye girmemiş olanlara ne mutlu!

jorge luis borges: birbirinin aynı olan iki tepe yoktur; ama dünyanın her yerinde ovalar birbirine benzer.

lidia yuknavitch: sevginin götünüzden sinsice yaklaşıp bir yumruk atabileceğini söylemiyorlar insana.

shakespeare: adalet uygulanacak olsa hiçbirimiz kurtulamazdık.

montaigne: tabiatın insanlara en adilce dağıttığı nimet akıldır derler; çünkü hiç kimse akıl payından şikayetçi değildir. en zavallı, en allahlık insanlar bile akıldan yana paylarına razıdırlar.

paulo coelho: kötülük insanın ağzından giren şeyde değildir. kötülük oradan çıkandadır.

sylvia plath: insan soyu cinselliğin kurbanı. hayvanlar şanslı yaratıklar; kızışırlar. sonra biter bu onlar için; oysa biz zavallı, kösnül insanlar, ahlakın kafesine kapatılmış, koşullarla zincirlenmiş, her zaman kasıklarımızı yalayan korkunç, zorlayıcı ateşle kıvranır, acı çekeriz.