jodi picoult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jodi picoult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.04.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
temiz giysilerin bile yakışmadığı insanlar vardır.

paulo coelho: sorunlarımızın çoğu kurallara uymaktan kaynaklanır.

cenap şahabettin: kırda gezerken süprüntü görmeye başladınız mı, anlayınız ki biraz sonra bir insan topluluğuna rast geleceksiniz.

goethe: halk, kadınlar gibi muamele görmek ister. onlara duymak istediklerinden başka bir şey söylenemez.

halil cibran: insanlar salgın hastalıktan korku ve dehşet içinde; ama iskender ve napolyon gibi yok edicilerden hayranlıkla söz eder.

tolstoy: dinim falan yoktur benim. çünkü kendimden başka hiç kimseye inanmam. hiç kimseye. bir adım olduğunu sanıyorlar. oysa yoktur adım. hepsini attım; ne adım vardır ne yurdum. ben varım yalnız.

victor hugo: en iyiler bile bencil düşüncelerden büsbütün arınmış değildirler.

zygmunt bauman: gerçekten ilelebet hatırlamamız gereken şey, herhangi bir şeye ve herhangi birine ömür boyu bağlılık konusunda ant içmekten kaçınmak gerektiğidir.

scott adams: her zaman zebra gibi bir şeyin evrende hareket halindeki bir grup molekülden nasıl oluştuğunu merak etmişimdir.

octavio paz: tutsaklar, uşaklar ve baskı altında ezilen halklar sürekli maske taşırlar; gülen ya da asık yüzlü bir maske.

jodi picoult: eşcinsel evliliğe izin verecek bir anayasa değişikliğini protesto etmek için bu kadar uğraşan eylemcileri uyarıyorum: hiçbir şey değişmiyor.

irvin yalom: ölüm korkusu daima, yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde en fazladır.

31.03.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
sevginin izini sürün, sevgiyi yüreğinizde biriktirin. sevgi o denli güçlüdür ki bizleri yeniden yaratır.

nietzsche: yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.

paulo coelho: öğretmen bir şeyler öğreten biri değil, öğrencinin zaten bildiği şeyi keşfedebilmesi için ona esin veren kişidir.

cenap şahabettin: herkesin bayıldığı adamlar senin hoşuna gitmiyor mu, anla ki bayağı bir yaradılışta değilsin.

goethe: günlük yaşam en etkili kitaptan daha öğreticidir.

halil cibran: insanlar arasında kalbime en yakın olanlar, bir ülkesi olmayan kral ve dilenmeyi bilmeyen fakirdir.

tolstoy: felsefe üzerine on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.

william s. burroughs: bütün silahlarını, zırhını yere fırlat; dosdoğru sınır'a yürü.

mario puzo: bir kadına hiçbir zaman fazla iyi muamele etmemeli. kadınlar sarhoşlara, kumarbazlara, pezevenklere ve hatta dayak atanlara tutulurlar. yumuşak başlı, tatlı bir adama tahammül edemezler. sıkılırlar çünkü. mutluluk aramazlar onlar. can sıkıcıdır mutluluk.

jodi picoult: bütün sevdiklerin hayatında iki kez bir araya gelir: düğününde ve cenaze töreninde.

alain de botton: erdemli duygular, acının bereketli topraklarında kendiliğinden gelişir.

charles baudelaire: kişi sanatla ne denli çok uğraşırsa kuşu o denli az kalkar.

27.02.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
öteki dünyadakine değil, bu dünyadaki sonsuz hayata inanıyorum. öyle anlar vardır ki, onlara eriştiğinizde zaman bir anda durur, yerini sonsuzluğa bırakır.

nietzsche: uçuruma çok uzun bakarsan uçurum da senin içine bakar.

paulo coelho: normal, bize kim olduğumuzu ve ne istediğimizi unutturan her şeydir. böylece üretmek, yeniden üretmek ve para kazanmak için çalışabiliriz.

cenap şahabettin: her zenginlik düşman yaratır, düşünce zenginliği hepsinden daha fazla.

goethe: eğer dünyanın bütün bilgeliği tanrı katında bir delilikse, yetmiş yaşına gelmeye hiç değmez.

halil cibran: herkesin yanında ve herkesin uğruna olmaya geldim ve bugün benim tek başıma yaptıklarım yarın yığınlardan yankılanacaktır. şimdi neler söylüyorsam tek yürekten, yarın binlerce yürek tarafından söylenecektir.

andre malraux: arzu, pek çok dinde şeytandır.

charles baudelaire: hakkıyla para harcamak için ödeme yapılacak iki yer vardır: tuvaletler ve kadınlar. 

hakan günday: dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktır.

jeannette walls: hayattaki en önemli şey, nasıl düşeceğini öğrenmektir.

jodi picoult: birilerinin kimi sevmen ya da sevmemen gerektiğini sana söylemesine izin verme.

john fowles: niçin olduğunu hiçbir zaman bilmeyeceğiz, yarını hiçbir zaman bilmeyeceğiz, bir tanrıyı ya da bir tanrının olup olmadığını hiçbir zaman bilmeyeceğiz, kendimizi bile hiçbir zaman bilmeyeceğiz.

31.12.2021

uzun lafın kısası

alain:
hayatı ne kadar yoğun yaşarsak onu kaybetmekten o kadar az korkarız.

ayn rand: dünyada tek kutsal değer insan aklıdır. insanın ihlal edilmez aklıdır.

balzac: zaman çılgınlıklarımızı sorgulayabilir ama mutluluk bizi hoş görecektir.

elfriede jelinek: insan her zaman en azından ilk üç içinde olmalı; arkadan gelenlerin yeri her zaman çöp tenekesidir.

irvin yalom: hayat birbiri ardına gelen kahrolası kayıplardan oluşur.

jiddu krishnamurti: özgür bir insan kendini belli bir ülkeye, sınıfa ya da düşünce biçimine ait hissetmez asla. özgürlük her seviyede özgürlük demektir ve sadece belli bir çizgide düşünmek özgürlük değildir.

jodi picoult: kanunları yapanlar eşcinsellere ve lezbiyenlere medeni haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

john fowles: teknolojideki bütün büyük başarılarımıza karşın bizler, dar profesyonel alanlarımızın dışında, zihinsel olarak şimdiye değin var olmuş en tembel ve en koyunsu kuşaklardan bir tanesiyiz.

kierkegaard: benim özlemim sonsuz bir sabırsızlıktır.

cenap şahabettin: mantık, düşünceye ilişkin konularda pek az değerlidir. yaşam sorunlarında on para etmez.

goethe: her yerde yararlı olmanın yolunu arayın, hiçbir yerde yabancı olmazsınız.

halil cibran: kötü yanımın hiçbir zaman bana zarar vermemiş olması ama içimdeki erdemin bana zarardan başka bir şey getirmemesi ne gariptir!

30.11.2021

uzun lafın kısası

alain:
yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.

andre gide: herkesin hile yaptığı bir dünyada gerçek insan bir şarlatan gibi görünür.

ayn rand: insani içgüdülerin eksikliği hep yoksullarda ortaya çıkıyor. insanın hayırseverlik inceliklerini bilmek için paralı doğmuş olması şart.

doris lessing: zaman, düşünce yapraklarımızın unutuluşa doğru taşındığı bir ırmaktır.

jodi picoult: bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz.

john fowles: insan sürekli bir eksikliktir, sonsuz bir yoksunluktur, bireysel şeylere görünüşte sonsuz bir kayıtsızlık içinde bulunan görünüşte sonsuz bir okyanusta sürüklenmektedir.

kierkegaard: insan sadece başkaları için değil, kendi için de bir gizem olmalı.

mario puzo: kadınlar erkekler gibi gelmezler; onlarınki erkeğinki yanında vızıltı kalır. erkek torbasını patlatırken beyni de gümler. erkek gerçekten yapar bu işi, kadın yapamaz.

mesa selimovic: her şeyin başlangıcı ve sonu olan zaman üzerine yemin ederim ki, herkes her zaman zarar içindedir.

cenap şahabettin: meşe gölgesinde filizlenen yosunlardan çoğu, kendilerini meşe fidanı sanırlar.

goethe: hiç kimse sanmasın ki gençliğin ilk izlenimlerini aşabilecektir.

halil cibran: meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler.

22.07.2021

eşcinsellik

jodi picoult

aşk hiçbir zaman kolay değildir ama ancak eşcinsel çiftler için engelli parkur gibidir.

kanunları yapanlar, eşcinsellere ve lezbiyenlere "medeni" haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

annemin bana küçük bir kızken ne zaman sol eliyle yazmaya çalışsa katolik okulundaki rahibelerin o eline vurduğunu anlattığını hatırlıyorum. bugün bir öğretmen öyle yapsa, muhtemelen çocuk istismarı suçlamasıyla tutuklanır. içimdeki iyimser vanessa, cinselliğin de sonunda el yazısına benzeyeceğini söylüyor: bu işi yapmanın doğru veya yanlış yolu yoktur. sadece hepimiz farklı bağlantılara sahibiz.

ben dindar bir insan değilim ama insanlara istedikleri şeye inanma hakkını çok görmem. öte yandan aynı inançların bana dayatılmasından da hoşlanmam. birisinin sizin için dua etmesi -siz öyle bir talepte bulunmasanız da- güzel bir şey olmalı. fakat nefret mesajını kamufle etmek için tanrı'yı kullanan bir grup insanın benim için dua etmesini istiyor muyum? bilet gişesinin önünde broşür dağıtan güzel, ahlaklı genç kızlar var ve biri "ben sarışın doğdum, siz ise eşcinsel olmayı seçiyorsunuz!" yazan bir pankart taşıyor. bu kızların hoş süslenmiş kibarlıklarının, "iyi hristiyan" olma iddialarının arsenik katılmış pastanın üstündeki krema olduğunu anladım.

eşcinsel evliliğe izin verecek bir anayasa değişikliğini protesto etmek için bu kadar uğraşan eylemcileri uyarıyorum: "hiçbir şey değişmiyor."

insanları asla sandığımız kadar iyi tanımayız ve buna kendimiz de dahildir. bir sabah eşcinsel olarak uyanabileceğinize inanmıyorum. ama bir sabah uyanıp hayatınızı içinde belirli bir kişi olmadan sürdüremeyeceğinizi anlayabileceğinizden artık eminim.

1.07.2021

düğün ve cenaze

jodi picoult

istediğiniz şeyi elde ederken dikkatli olun; sonunda sizi hayal kırıklığına uğratabilir.

hayatta da pentatonik gam olduğunu hayal edin; hangi adımı atarsanız atın yanlış notaya vuramayacağınızı düşünün.

önemli olan ulaşılmak istenen yer değil, yolculuğun kendisidir.

yüksek sesle söylemediğin zaman insanlar, boş bıraktığın sessizliği kendi aptal varsayımlarıyla doldurur.

bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz.

bütün sevdiklerin hayatında iki kez bir araya gelir: düğününde ve cenaze töreninde.

birilerinin kimi sevmen ya da sevmemen gerektiğini sana söylemesine izin verme.

kanunları yapanlar eşcinsellere ve lezbiyenlere medeni haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

eşcinsel evliliğe izin verecek bir anayasa değişikliğini protesto etmek için bu kadar uğraşan eylemcileri uyarıyorum: hiçbir şey değişmiyor.

bir insanın hayatının son noktasında uçurum vardır; çoğumuz onun kenarında durup aşağıya bakarız, hayata tutunmaya çalışırız. işte bu nedenle, birisi kendini koyuvermeyi seçtiğinde bu karar dramatik bir şekilde belirginleşir. beden neredeyse şeffaflaşır. gözler geride kalanların göremeyeceği yerlere bakar.

6.09.2020

yolculuk

ferit edgü: yolcu! bir gün yolunu yitirirsen artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine.

v.s. naipaul: yeni bir başlangıcın pek ender mümkün olmasına ve dünya kişisel yalanımızı sürdürmemizi sağlamasına rağmen, gidiş gidiştir. kırar, kemiğin her seferinde yeniden oturtulması gerekir.

jodi picoult: önemli olan ulaşılmak istenen yer değil, yolculuğun kendisidir.

gogol: dünyayı dolaşmak, değişik insanlarla konuşmak canlı bir kitap okumaya benzer, ikinci bir ilim sayılır. göremediğin şeyleri görür; yeni, hiç tanımadığın insanlarla karşılaşırsın. yabancılarla konuşmak da çok değerli şeyler kazandırır insana.

kiran desai: bir yolculuğun bir kez başladı mı sonu yoktur.

ece temelkuran: bir yolculuk eğer gerçekten bir yolculuk ise yolcunun sorduğu sorulara cevap vermez. iyi bir yolculuk, yolcunun sorularını değiştirir.

tomris uyar: insanlar ya yolculukta ya sarhoşken kendilerini açığa vururlar.

joyce carol oates: bir kere bir yerden ayrıldıktan, bir kere oradan sürüldükten sonra, yapmış olduğunuz bütün ziyaretler dağılır, bir tek ziyarete dönüşür ve o da zamanla bulanık bir rüya gibi zor anımsanır.

hermann hesse: sebat, yolcuyu esenliğe kavuşturur.

jean baudrillard: yolculuk yapmanın verdiği keyiflerden biri de başkalarının konut edindiği yere dalıp el değmemiş olarak, onları kendi kaderlerine bırakmanın kötücül neşesiyle çıkmaktır.

24.07.2020

erkeğin dramı

jodi picoult

birçok insan kadınların bebek sahibi olamadıkları zaman neler çektiğinden bahseder. ama kimse erkekleri merak etmez. ben söyleyeyim size: kendimizi başarısız, ezik hissederiz. başka erkeklerin defalarca denemeden yaptığı, çoğu erkeğin çoğu zaman yapmamak için önlem aldığı şeyi yapamıyoruz. doğru mu değil mi ya da benim hatam mı değil mi bilmem ama toplum, çocuğu olmayan erkeğe farklı gözle bakıyor. eski ahit'te kimin kimi doğurduğu konusuna adanmış ayrı bir kitap bulunmakta. david beckham, brad pitt ve hugh jackman gibi kadınların başını döndüren ünlü seks sembolleri, people dergisinde daima çocuklarından birini omzuna almış halde boy göstermekte. 21. yüzyılda olabiliriz ama gerçek erkek olma durumu, hala üreme becerisine bağlanıyor.

bir şeyi çok istediğinizde şaşırtıcı şeyler yapabilirsiniz. her şeyi yapmaya, her şeyi söylemeye, her şey olmaya hazırsınızdır. eskiden içki konusunda öyle düşünürdüm; neyse ki içki parası bulmak için yaptığım bazı şeyleri belleğimden tamamen silip attığımdan eminim. bir dönem bebek sahibi olma konusunda da aynı şeyleri hissediyordum. yabancının tekine cinsel hayatımın detaylarını anlatmak mı? neden olmasın? karımın poposuna iğne yapmak mı? memnuniyetle. plastik bir kaba boşalmak mı? hiç sorun değil. doktorlar bizden doğurganlık olasılığını artırmak için geri geri yürümemizi ve opera söylememizi istese gözümüzü kırpmadan yapardık.

4.06.2020

şampiyonluk yüzüğü

jodi picoult

kötü alışkanlıklar altınkamış bitkisi gibidir; bahçenizde çıkmaya başladığı zaman onunla baş edebileceğinizi sanırsınız; ne de olsa birkaç mor saptan oluşuyordur. ama kontrol edilemeyen bir yangın gibi yayılır ve siz ne olduğunu anlamadan etrafındaki her şeyi boğar ve sonunda tek gördüğünüz şey parlak, mor bir halı olur ki geriye nasıl öylesine kontrolden çıktığını düşünmek kalır.

kız arkadaşlar sizin için bir sürü şey yapar. gerçeğe uygunluk ya da doğruluk kontrolü sağlarlar; dişlerinizin arasına ıspanak kaçtığında, kot pantolonla poponuz büyük göründüğünde veya gereksiz dırdır ettiğinizde sizi uyarırlar. bunları size söylerler ve hiçbirinde, mesajın kocanızdan geldiği zamankinin aksine dram ya da kötü niyet yoktur. size doğruyu söylerler; çünkü buna ihtiyacınız vardır ve söylemeleri aranızdaki bağı değiştirmez.

erkek çocuklar homoseksüel doğmaz; onları aşırı sevgiye boğan veya kendi duygusal tatminlerini oğullarına dayandıran anneler ya da aşırı mesafeli babalar tarafından eşcinsel hale getirilirler. bunun sonucunda çocuk, babadan alması gereken erkeklik onayını yanlış yönlenerek başka erkekte arar. aynı şekilde, anneleri kendilerine çok ilgisiz olan küçük kız çocukları da dişiliklerini geliştirmek için ihtiyaç duydukları modele ulaşamayabilirler. ayrıca babaları da genellikle yoktur.

karaoke, windows'un vista sürümü ve saçı dökülen erkekler için yapılan sprey saçla birlikte en yanlış icatlar listesinin başında gelir. normalde sadece banyolarının sınırları içinde, duşun suyu gürül gürül akarken yüksek sesle şarkı söylemeye cüret edebilecek insanların sahneye çıkıp 15 dakikalık kuşkulu bir üne kavuşmasına imkan verir. duyduğunuz gerçekten başarılı her karaoke gösterisine karşılık yirmi tane korkunç performans dinlemişsinizdir.

insanın eski eşiyle konuşması zordur. yabancı dilde gösterilen bir filmde gibi hissedersiniz kendinizi; söylediklerinizin altta akan altyazılarla ilgisi yoktur sanki. birbirimize dokunmamaya özen gösteriyorduk; oysa bir zamanlar yatağımızda ona kayalardaki yosunlar gibi yapışarak uyurdum. birbirimizin tüm sırlarını, her gizli noktasını ve her ölümcül hatasını bilen iki yabancıydık artık.

küçük parmağına yüzük takan birine asla güvenme. bir erkek sadece alyans veya şampiyonluk yüzüğü takmalı; başka her şey işin yürümeyeceğine ilişkin kanıttır. lise yüzüğü hiçbir zaman büyümeyeceğini gösterir, büyük taşlı yüzükler eşcinsel olduğunu ama henüz bunun farkında olmadığını belirtir, küçük parmaktaki yüzük fazla gösterişli olduğuna, sizin nasıl göründüğünüzden çok kendi görünümüyle ilgilenen bir truman capote özentisi olduğuna işaret eder.

28.02.2020

uzun lafın kısası

andre malraux:
bir ahlak anlayışına bağlı yaşamak bir dramdır hep. ister devrim sırasında olsun, ister başka zaman.

cicero: tamamen kendisine bağlı olan ve kendisinin olduğunu söylediği her şeyi içinde taşıyan birisinin son derece mutlu olmaması olanaksızdır.

jodi picoult: önemli olan ulaşılmak istenen yer değil, yolculuğun kendisidir.

lawrence durrell: her şeyi bilmen gerekirdi; bütün insanlar gibi her şeyi bilecek donanımla geldin bu dünyaya. ama gittikçe artan bir bozulmaya uğradın, hayallerin eski çiçekler gibi yavaşça soldu. neden, neden?

william carlos williams: en erdemli davranış intihardır.

napolyon: toplum, servet eşitsizliği olmaksızın ve servet eşitsizliği de din olmaksızın var olamaz.

tolstoy: insanların size kulak vermesi için, gerçeği, acı çekerek ve hatta ölümle pekiştirmek gerekir.

pascal bruckner: arzu, su üstünde yüzen bir dünyadır; sallantılı, değişken.

zülfü livaneli: insanlık bir gün bu barbarlık dönemini aşacak ve canlıları öldürüp etini yiyen bizlere aşağılayarak bakacaklar.

giovanni papini: karşılığında başka bir iyilik elde edeceğini bile bile yapılan iyiliğin bir anlamı yoktur; bu sadece bir değiş tokuş, bir pazarlıktır. gerçek iyilik, kötülük umarak yapılandır.

joyce carol oates: umut, geriye bakınca, çoğu kez acı bir şaka gibidir.

goethe: yaşamın çiçekleri yalnızca görünüştür. bu çiçeklerin çoğu hiçbir iz bırakmadan gelip geçer, pek azı meyve verir, bu meyvelerden de pek azı olgunlaşır.

2.06.2019

düğün

jodi picoult

bir keresinde zoe ile birlikte hastalarından birinin düğününe gitmiştik. yahudi düğünüydü ve daha önce hiç görmediğim takılarla ve tanık olmadığım geleneklerle, bilmediğim bir dildeki dualarla gerçekten çok güzeldi. gelinle damat bir gölgeliğin altında durmuştu. törende haham, damada dönüp peçeteye sarılı bir şarap bardağını ayağıyla ezmesini söylemişti. "evliliğiniz, bu parçaları birleştirmek için gereken süre kadar uzun sürsün." demişti. sonra herkes yeni evli çifti kutlarken oraya gitmiş ve çimenlerin üstünde duran peçetenin içinden küçük bir cam parçası almıştım. ve eve dönerken o parçayı okyanusa atmıştım; böylece bardak bir daha asla tekrar birleştirilemeyecek ve o çift sonsuza dek ayrılmayacaktı.

kalbim o şarap bardağı gibi. bütüne ulaşması gereken ama her şeyi çok bildiğini sanan bir salak sayesinde o şansı asla yakalayamayacak bir şey gibi.

8.03.2019

klinik

jodi picoult

kliniğe ilk kez sperm örneği bırakmam gerektiğinde, hemşire bekleme odasına girip adımı söylemişti. ayağa kalkarken aklımdan tek şey geçiyordu: "buradaki herkes şimdi ne yapacağımı biliyor."

zoe'yle bana verilen dokümanlarda eşin 'örnek toplama' işlerine yardımcı olabileceği yazıyordu ama bir klinikte boşalmaktan daha tuhaf bir şey varsa o da doktorlar, hemşireler ve hastalar kapının hemen dışındayken yanımda karımın olmasıydı. hemşire beni koridorun sonuna götürdü ve kahverengi bir kese kağıdı vererek, "al bakalım." dedi. "talimatı mutlaka oku."

zoe bana kahvaltıda, "o kadar kötü değil, pee-wee's playhouse'un setini ziyaret ediyormuşsun gibi düşün." demişti.

zoe günde iki kere iğne olurken, sürekli olarak pelvis muayenesine girerken ve aşırı hormon aldığı için sokakta karşıdan karşıya geçmek kadar basit bir hareket yaptığında bile gözyaşlarına boğulurken benim şikayet etmeye hakkım var mıydı? onunkilerle karşılaştırdığınız zaman bu, çocuk oyuncağıydı.

oda dondurucu derecede soğuktu. dekorasyon, üstüne çarşaf serilmiş bir kanepe, televizyon ve video, lavabo ve sehpadan ibaretti. birkaç video kaset vardı: çizmeli pipi, mest side story... playboy ve hustler dergilerinin çeşitli sayılarıyla birlikte oraya koyulma nedenini anlamadığım bir de good housekeeping dergisi vardı. sağdaki duvarda zuladan uyuşturucu satıldığı hissi veren küçük bir pencere vardı; herhalde işim bitince örneği oraya bırakacaktım. hemşire odadan çıkınca kapıyı sürgüledim, emin olmak için kapının kolunu yokladım.

kese kağıdını açtım. örnek kabı çok büyüktü. neredeyse kova boyutunda. benden ne bekliyorlardı?

ya yanlışlıkla devrilir ve dökülürse?

dergilerden birinin sayfalarını çevirmeye başladım. bunu en son 15 yaşındayken yapmış, gazete büfesinden playboy dergisinin aralık sayısını çalmıştım. ne kadar yüksek sesle soluk aldığımı fark ettim. belki bu normal değildi. belki de kalp krizi geçirdiğim falan anlamına geliyordu. ya da belki o işi bir an önce yapıp oradan kurtulmalıydım.

televizyonu açtım. önceden koyulmuş video oynuyordu. bir an seyrettim, sonra kapının diğer tarafında örneği bekleyen kişinin dinleyip dinlemediğini merak ettim.

çok uzun sürüyordu.

sonunda gözlerimi kapattım ve hayalimde zoe'yi canlandırdım.

aile kurmaktan bahsetmeye başlamadan önceki zoe'yi. white dağları'nın eteklerinde kamp kurmaya gittiğimiz ve uyandığımda onu çırılçıplak flüt çalarken bulduğum zamanki zoe'yi.

tamam. kabın içindeki örneğe baktım. hamile kalamamasına şaşmamak gerekiyordu; en azından hacim açısından fazla bir şey yoktu. etiketin üstüne adımı ve saati yazdım, örneği küçük pencerenin içindeki çıkıntıya koydum. örneğin hazır olduğunu teknisyene haber vermek için kapıyı vurmalı mıydım, yoksa seslenmem ya da başka bir şey mi yapmam gerekiyordu?

nasılsa bir şekilde anlayacaklarına karar verip ellerimi yıkadım ve koridora çıkıp hızla yürümeye başladım. danışmadaki kız, ben çıkarken gülümseyerek "geldiğiniz için teşekkür ederiz." dedi.

ciddi olamazdı. o cümlenin kliniklerde kullanılmasının yasaklanması gerekmiyor muydu?

arabama doğru yürürken danışmadaki kızın sözlerini zoe'ye nasıl anlatacağımı, nasıl güleceğimizi düşünmeye başlamıştım bile.

28.04.2017

eve dönüş şarkısı

jodi picoult

mükemmel şeyler uzun sürmez.

zekanın en büyük göstergesi, etrafınızı sizden daha bilgili insanlarla doldurabilmektir.

geçmiş sadece geleceğin sıçrama tahtasıdır.

bazen bir yabancıyla konuşmak daha kolay olur. sorun şu ki, kalbinizi açıp birisinin görmesini sağladığınızda, o kişi sizin için artık isimsiz biri değildir.

müzeye soktuğunuz takdirde her şey -pisuvar veya karton kutu bile- sanat olabilir.

her hayatın bir albümü vardır. müzik belleğin dilidir. dinlediğimiz müzik kim olduğumuzu tanımlamayabilir. ama başlamak için iyi bir yerdir. metal grupların slow parçalarını dinleyen bir adama güven olmaz.

birini sevdiğin zaman hoşuna gitmeyen yanlarını görmüyorsun.

insanları asla sandığımız kadar iyi tanımayız ve buna kendimiz de dahildir. bir sabah eşcinsel olarak uyanabileceğinize inanmıyorum. ama bir sabah uyanıp hayatınızı içinde belirli bir kişi olmadan sürdüremeyeceğinizi anlayabileceğinizden artık eminim.

28.10.2011

denge

jodi picoult

tanrı bir kapıyı kapattığı zaman bunu sadece başka bir pencere açtığı için yapar.

denge, sisten ve aynalardan başka bir şey değildir. yumruğunuzu bile sıkamadan bir yumruk yiyebilirsiniz.

mimarla doktorun hatasını toprak örter. avukat hata yaparsa ne yapar, biliyor musun? kabahati ya mimara atar ya da doktora.

hayatın kıpırdanan kelebek heyecanını bugüne kadar içimde yaşamadım. henüz yaşamadım. ama umuda benzediğinden eminim. bir kez hissettiğiniz zaman yokluğunu da anlarsınız.

dilekle dua arasındaki tek fark, birincisinde evrenin insafına kalmanız, ikincisinde biraz yardım almanızdır.

inançlar, hayallerimize ulaşmak için seçtiğimiz yollardır. bir şeyi yapabileceğine -ya da yapamayacağına- inanırsan her deneyiminde bunun doğruluğunu göreceksin.

kaygı, sallanan koltuk gibidir. sana yapacak bir şey sağlar ama ilerleme kaydetmeni sağlamaz.

aşk hiçbir zaman kolay değildir ama ancak eşcinsel çiftler için engelli parkur gibidir.

bu çoğu insana tuhaf görünebilir ama biri size çekici geldiği zaman bunun nedeni genellikle detaylardır. iyilikleridir. gözleridir. gülüşleridir. en çok ihtiyacınız olduğu zaman sizi güldürebilmeleridir.

güvence göreli bir kavram. kıyıya onu ayağınızın altında hissedecek kadar yaklaşabilir, sonra bir anda kayaların arasında paramparça olabilirsiniz.

18.05.2008

dönüşüm

jodi picoult

eşcinsel olan çoğu insan bir heteroseksüele âşık olma türünden talihsizlikler yaşamıştır. böyle bir şeyi ilk yaşadığınızda şöyle düşünürsünüz: "onu değiştirebilirim; onu kendisini tanıdığından daha iyi tanıyorum." ve kaçınılmaz olarak kırık bir ilişki ve daha da kırık bir kalple baş başa kalırsınız. bunun heteroseksüel karşılığı, sevdiği ve onu her gece döven erkeğin bunu yapmayı bir yerde keseceğinden her nasılsa emin olan kadındır. sonuçta iki durumda da insanlar değişmez; ne kadar çekici olursanız olun, ne kadar çok severseniz sevin, bir insanı olmadığı bir şeye dönüştüremezsiniz.