tevfik fikret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tevfik fikret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.10.2015

büyük türk şiiri antolojisi

ataol behramoğlu


köşe başını tutan leylak kokusu
yakamı bırak da gideyim
(oktay rifat)

zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa
hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır
(tevfik fikret)

geçmişten adam hisse kaparmış.. ne masal şey
beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi
tarihi "tekerrür" diye tarif ediyorlar
hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi
(mehmet akif ersoy)

insan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar
(yahya kemal)

ben büyük rüzgârları severim; büyük olsun
aşkım da, özlemim de hepsi, her şey ve mahzun
insan bir yanınca kerem misali yanmalı
uykudan bile mahşer gününde uyanmalı
(ahmet muhip dıranas)

herifçioğlu sen mişel'de koyuvermiş sakalı
neylesin bizim köy'ü, nitsin mahmut makal'ı
esmeri, sarışını, kumralı, kuzguni karası
cebinde dört dilberin telefon numarası
bir elinde telefon, bir elinde kesesi
uyyy!.. yesun oni nenesi
yesun oni nenesi
(bedri rahmi eyüboğlu)

ben sadece ölen babamdan ileri
doğacak çocuğumdan geriyim
(nazım hikmet)

burası dalyan kahvesi
ortalık süt mavisi
apostol bu ne biçim meyhane
tabağımda bir bulut
kadehimde gökyüzü
(oktay rifat)

şu dünyada insanca yaşamak da yoksa
ne kalıyor geriye yüzyıllardan
(behçet necatigil)

yaşamak
iyileri ve kötüleri
ikiye bölmemektir
ölüme çare buldum
insanları sevmek hiç ölmemektir
(hüseyin avni dede)

17.08.2013

boğaz kavgası

salah birsel

her paşanın konağı ya da yalısı minik bir saray gibidir. oralarda da yüzlerce tencere, yüzlerce kazan kaynar. tevfik fikret onlara: "yiyin efendiler yiyin, bu han-ı yağma sizin." dedikçe onlar da durmadan dinlenmeden, soluk almadan tıkınırlar.

nedir, bu boğaz kavgasının abdülhamit'in iznine bağlı olduğunun unutulmaması gerekir. ziftleneceksin ama ziftlendiğini yıldız sarayı da bilecek. bir kez bunu unutan rauf paşa ile konuklarının başına öyle işler açılmıştır ki, yiğitçe zehirli hançerler bundan beterini edemez.

rauf paşa sağlam tembihli yemekler yapmaya ve yaptırmaya düşkündür. bir akşam yine ışıklı yemekler döktürmüş ve arkadaşlarını bebek'teki yalısında toplamıştır. bol yemeklik ve içmelik olunmuştur. sıra ağızları silmeye geldiği vakit de yalı basılır. bu da nesi demeyin. her zamanki gibi bir curnal işlemiştir. curnalde "rauf paşa'nın yalısında babıali ileri gelenleri toplanıyor. geç vakitlere değin devlet sohbeti yapılıyor." denilmiştir. basılanlar arasında amedi odası görevlilerinden saip efendi de vardır. daha yıldız'daki ilk sorguda bedeni korkudan çiftetelliye durur:

"rauf paşa'nın yalısında ne yapıyordunuz?"

"hindi yedik, kaz dolması yedik."

"daha?"

"hindi yedik, kaz dolması yedik."

"daha, daha?"

"kaz yedik, dolma yedik. başka bir bok yemedik."

abdülhamit, her vakit olduğu gibi, sorguya çekileni bir perde arkasından dinliyordur. saip efendi'nin sözlerinden ve hallerinden curnalin sağlam bir temele oturmadığını çakmıştır. 50 altın vererek kendisini savar. rauf paşa ile öteki kaşık düşmanlarına da selamlarını yollayarak perdeden aşağı iner.