naomi klein, küreselleşme dönemini serbest piyasa yanlısı değil, siyasetçilerin destek karşılığında özel sektör aktörlerine kamu kaynaklarını peşkeş çektiği bir eş dost kapitalizmi olarak tanımlamıştı. eğer devlet eş dost tarafından ele geçirildiyse neden güçlü devleti savunmak gereksin ki? gerçek şu ki sermayeye yönelik sübvansiyonlar, siyasi ve ekonomik amaçlar için kullanıldı. buradaki kaba mantık da şuydu: bir siyasetçi ya da parti medya baronları gibi güçlü çıkar odaklarına sübvansiyon vermiyorsa bir başkası elbet verecektir. siz finansal yatırımcılara veya vergi nedeniyle başka yerlere giden zenginlere destek sağlamazsanız bir başka ülke bunu illaki yapacaktır. bir dizi sosyal demokrat işte bu kaba fırsatçılığın pençesine düştü ve bu süreçte bütün inanılırlıklarını yitirdi.
naomi klein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
naomi klein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22.02.2020
küreselleşme
guy standing
naomi klein, küreselleşme dönemini serbest piyasa yanlısı değil, siyasetçilerin destek karşılığında özel sektör aktörlerine kamu kaynaklarını peşkeş çektiği bir eş dost kapitalizmi olarak tanımlamıştı. eğer devlet eş dost tarafından ele geçirildiyse neden güçlü devleti savunmak gereksin ki? gerçek şu ki sermayeye yönelik sübvansiyonlar, siyasi ve ekonomik amaçlar için kullanıldı. buradaki kaba mantık da şuydu: bir siyasetçi ya da parti medya baronları gibi güçlü çıkar odaklarına sübvansiyon vermiyorsa bir başkası elbet verecektir. siz finansal yatırımcılara veya vergi nedeniyle başka yerlere giden zenginlere destek sağlamazsanız bir başka ülke bunu illaki yapacaktır. bir dizi sosyal demokrat işte bu kaba fırsatçılığın pençesine düştü ve bu süreçte bütün inanılırlıklarını yitirdi.
naomi klein, küreselleşme dönemini serbest piyasa yanlısı değil, siyasetçilerin destek karşılığında özel sektör aktörlerine kamu kaynaklarını peşkeş çektiği bir eş dost kapitalizmi olarak tanımlamıştı. eğer devlet eş dost tarafından ele geçirildiyse neden güçlü devleti savunmak gereksin ki? gerçek şu ki sermayeye yönelik sübvansiyonlar, siyasi ve ekonomik amaçlar için kullanıldı. buradaki kaba mantık da şuydu: bir siyasetçi ya da parti medya baronları gibi güçlü çıkar odaklarına sübvansiyon vermiyorsa bir başkası elbet verecektir. siz finansal yatırımcılara veya vergi nedeniyle başka yerlere giden zenginlere destek sağlamazsanız bir başka ülke bunu illaki yapacaktır. bir dizi sosyal demokrat işte bu kaba fırsatçılığın pençesine düştü ve bu süreçte bütün inanılırlıklarını yitirdi.
15.01.2013
şok doktrini
zülal kalkandelen
"donald ewen cameron kimdir" diye sorulsa kaç kişi doğru yanıt verir bilinmez. oysa insanlık tarihinde utançla anılacak bir psikiyatristin adıdır bu.
cameron, 1950'li ve 60'lı yıllarda, insan hafızasının kontrolü üzerine yürütülen cia projesi mkultra kapsamındaki deneyleri yapmış. depresyon, anksiyete gibi şikayetleri olan hastalarına kendilerinden habersiz ilaç vererek elektrik şok tedavisi uygulamış. amaç, hafızadakileri silip yeni bir insan yaratmak.
naomi klein, "şok doktrini: felaket kapitalizminin yükselişi" adlı kitabında kapitalizmin de aynı şok yöntemiyle yayıldığını söylüyor.
klein, cameron'un "şok terapisi"nden yola çıkarak, savaşlar, terör saldırıları, darbeler ve doğal afetler yoluyla toplumlarda şok yaratıldığını söylüyor. sonra da, bu ilk şokun yarattığı korku ve düzensizlik ortamını kullanan politikacılar ve şirketler aracılığıyla, ekonomik olarak ikinci şok gerçekleştiriliyor. bunlara direnenlere, gerekirse, polis ve hapishane sorgularında üçüncü şok uygulanıyor. amaç, toplumu kapitalizmin vahşi uygulamalarına hazır hale getirmek.
bu model, thomas friedman'ın geliştirdiği modern kapitalizmin taktiksel stratejisiyle de uyuşuyor:
"büyük bir kriz beklenir ya da yaratılır, vatandaşlar krizden bocalamış bir haldeyken devlete ait hizmetler özel kişilere devredilir ve sonra da bu sözde reformlar kalıcı bir hale getirilir."
ne diyordu kapitalizmin gurusu: "ister gerçek olsun, isterse gerçek gibi algılansın; sadece bir kriz gerçek bir değişiklik doğurur." yani yarat krizi, yap yağmayı! ırak'ta bilim insanlarının katledilişi, kültür birikiminin yok edilişi, amerikan özel güvenlik şirketi blackwater'ın karıştığı skandal, hepsi aynı oyunun bir parçası. beş yıllık işgalin sonunda gelinen nokta içler acısı.
ırak'ta profesyonel olarak iş sahibi olanların %40'ı, doktorların %35'i, 2003'ten bu yana ülkeyi terk etti. toplam nüfusun sadece %32'si içme suyuna ulaşabiliyor ve kanalizasyonları çalışan yerlerde yaşayanların oranı sadece %19.
eh, bu durumda işgalci güçlere iş düşüyor değil mi? önce yıktılar, şimdi yeniden inşa edecekler; ki sonra yeniden yıksınlar.
neoliberal ekonominin şoklara bağımlılığı, bugüne kadar latin amerika'dan rusya'ya, lübnan'dan ırak'a kadar dünyanın her yerinde kendini gösterdi. rusya'da bir gecede yapılan özelleştirmelerle zengin olanlar; lübnan'da dış borcu halktan alınan yüksek vergilerle kapatmaya çalışanlar, ırak'ta hakim olan korku ve düzensizliği en büyük umutları olarak gören batılı güvenlik firmaları.. ve sonunda felaket kapitalizmine karşı gelmeyi öğrenen halklar!
via emre kongar
"donald ewen cameron kimdir" diye sorulsa kaç kişi doğru yanıt verir bilinmez. oysa insanlık tarihinde utançla anılacak bir psikiyatristin adıdır bu.
cameron, 1950'li ve 60'lı yıllarda, insan hafızasının kontrolü üzerine yürütülen cia projesi mkultra kapsamındaki deneyleri yapmış. depresyon, anksiyete gibi şikayetleri olan hastalarına kendilerinden habersiz ilaç vererek elektrik şok tedavisi uygulamış. amaç, hafızadakileri silip yeni bir insan yaratmak.
naomi klein, "şok doktrini: felaket kapitalizminin yükselişi" adlı kitabında kapitalizmin de aynı şok yöntemiyle yayıldığını söylüyor.
klein, cameron'un "şok terapisi"nden yola çıkarak, savaşlar, terör saldırıları, darbeler ve doğal afetler yoluyla toplumlarda şok yaratıldığını söylüyor. sonra da, bu ilk şokun yarattığı korku ve düzensizlik ortamını kullanan politikacılar ve şirketler aracılığıyla, ekonomik olarak ikinci şok gerçekleştiriliyor. bunlara direnenlere, gerekirse, polis ve hapishane sorgularında üçüncü şok uygulanıyor. amaç, toplumu kapitalizmin vahşi uygulamalarına hazır hale getirmek.
bu model, thomas friedman'ın geliştirdiği modern kapitalizmin taktiksel stratejisiyle de uyuşuyor:
"büyük bir kriz beklenir ya da yaratılır, vatandaşlar krizden bocalamış bir haldeyken devlete ait hizmetler özel kişilere devredilir ve sonra da bu sözde reformlar kalıcı bir hale getirilir."
ne diyordu kapitalizmin gurusu: "ister gerçek olsun, isterse gerçek gibi algılansın; sadece bir kriz gerçek bir değişiklik doğurur." yani yarat krizi, yap yağmayı! ırak'ta bilim insanlarının katledilişi, kültür birikiminin yok edilişi, amerikan özel güvenlik şirketi blackwater'ın karıştığı skandal, hepsi aynı oyunun bir parçası. beş yıllık işgalin sonunda gelinen nokta içler acısı.
ırak'ta profesyonel olarak iş sahibi olanların %40'ı, doktorların %35'i, 2003'ten bu yana ülkeyi terk etti. toplam nüfusun sadece %32'si içme suyuna ulaşabiliyor ve kanalizasyonları çalışan yerlerde yaşayanların oranı sadece %19.
eh, bu durumda işgalci güçlere iş düşüyor değil mi? önce yıktılar, şimdi yeniden inşa edecekler; ki sonra yeniden yıksınlar.
neoliberal ekonominin şoklara bağımlılığı, bugüne kadar latin amerika'dan rusya'ya, lübnan'dan ırak'a kadar dünyanın her yerinde kendini gösterdi. rusya'da bir gecede yapılan özelleştirmelerle zengin olanlar; lübnan'da dış borcu halktan alınan yüksek vergilerle kapatmaya çalışanlar, ırak'ta hakim olan korku ve düzensizliği en büyük umutları olarak gören batılı güvenlik firmaları.. ve sonunda felaket kapitalizmine karşı gelmeyi öğrenen halklar!
via emre kongar
Kategori:
.fragman,
#kapitalizm,
#politika,
#sağlık,
#toplum,
donald ewen cameron,
naomi klein,
thomas friedman,
zülal kalkandelen
