douglas adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
douglas adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.08.2020

halk

douglas adams

en önemli sorun -ya da en önemli sorunlardan biri, çünkü bir sürü en önemli sorun vardır- halkı yönetmekle ilgili en önemli sorunlardan biri, bu işin kime yaptırılacağını bulmaktır. daha doğrusu halkı, kendilerini yönetmesine izin vermeleri için ikna etmeyi başaracak birini bulmaktır. özetlersek: iyi bilinen bir gerçektir ki, halka hükmetmeyi en çok isteyenler, bu işi yapmaya en az uygun olanlardır. özeti özetleyecek olursak: kendisinin başkan yapılmasını sağlayabilecek kişilerin bu işi yapmasına hiçbir surette izin verilmemesi gerekir. özetin özetini özetlersek: halk bir sorundur.

16.02.2017

otostopçunun galaksi rehberi

douglas adams

bir şey olacaksa, olacaktır.

zaman bir yanılsamadır. hele öğle vakti iki misli yanılsamadır.

eğer bir gün biri çıkıp da evrenin hangi nedenle ve niçin burada var olduğunu keşfederse, evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini çok daha garip ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını öne süren bir kuram vardır. bir başka kuramsa bunun zaten gerçekleştiğini ileri sürer.

evren tedirgin edici büyüklükte bir yerdir ve pek çok kişi sakin bir hayat uğruna bu gerçeği görmezden gelmeye meyillidir.

belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. bu aşamalar hayatta kalma, sorgulama ve incelikli düşünmedir; bir başka deyişle nasıl, neden ve nerede aşamaları olarak da bilinirler.

tam hayat daha kötü olamaz derken birden her şey nasıl da daha kötüye gidiyor.

tanrım, beni bilmem gerekmeyen şeyleri öğrenmekten koru. hatta beni bilmediğim şeyler olduğunu öğrenmekten de koru. öğrenmemeye karar verdiğim şeyler olduğunu öğrenmemeye karar verdiğimi bilmekten koru. tanrım, tanrım, tanrım. beni yukarıdaki duanın sonuçlarından koru. amin. yaşamda insanların başına sardığı belaların çoğu bu son kısmı kaçırmış olmalarından kaynaklanır.

eğer hayat bana bir şey öğrettiyse, bu da asla çantamı almak için geri dönmemem gerektiğidir.

14.02.2017

yerküre

douglas adams

bütün yaşam türlerinin arasında en hayırsever olanı, aklını yapmakta olduğu işe veremeyen bir insandır.

herhangi bir şey, ortaya çıkarken bir başka şeyi ortaya çıkarıyorsa, bir başka şeyin ortaya çıkmasına neden oluyor demektir. o şey her ne ise, olurken, kendi kendisinin yeniden ortaya çıkmasına sebep oluyorsa, tekrar olacaktır. bununla birlikte, kronolojik bir sıra izlenmesi şart değildir.

gerçeklik çoğu zaman kusurludur.

olayların her zaman göründüğü gibi olmadığı önemli ve yaygın bir gerçektir. örneğin yerküre gezegeninde, insanoğlu başardığı onca şeye dayanarak -tekerlek, new york, savaşlar vs.- her zaman yunuslardan daha zeki olduğunu varsaymıştır ve bütün bunlar gerçekleşirken yunusların tek yaptığı suda oradan oraya atlayarak eğlenmek olmuştu. ama öte yandan yunuslar da her zaman için insanoğlundan çok daha zeki olduklarına inanmıştı - hem de tam olarak aynı nedenler yüzünden.

hayat, yaşayanların elinde ziyan olur.

herhangi bir şekilde gördüğün, yaşadığın veya duyduğun bir şey sana özeldir. kendi algılayış şeklinle kendine bir evren yaratırsın. bu nedenle evrende algıladığın her şey sana özeldir.

tasarımcıların bir ahmağın bile yanlış kullanamayacağı bir şey tasarlamaya kalkıştıklarında yaptıkları en büyük yanlış, gerçek aptalların dehasını küçük görmeleridir.

herhangi bir sorunu çözmenin en önemli koşulu, insanın bir sorun olduğunu fark etmesidir.

10.07.2014

din

seneca: her insan, inanmayı muhakemeye tercih eder.

raymond ian burns: dünyadaki dinler kaç kere herhangi bir keşif yüzünden zarar görmelerine rağmen, sadece kale direklerinin yerini değiştirmiş ve sanki hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmişlerdir.

max stirner: düşünen bir insanın inançlı bir insandan tek farkı, ondan çok daha inançlı olmasıdır. düşünenin inanabileceği binlerce öğreti varken, inançlı sadece birkaç tanesiyle idare eder.

mark twain: espri anlayışı olan bir insanın nasıl dindar olabileceğini anlayamıyorum.

kurt vonnegut: erdemli davranışların, mümkün olmayan bir ahirette kazanılacak oldukça imkansız ödüller ya da cezalarla, çubuğa bağlanan havuç benzeri dalaverelerle değersizleştirildiğine inanıyorum.

evelyn waugh: her öğretinin, medeni zevklere sahip kişilerin asla yer alamayacağı bir cennet vaadinde bulunması, ilginç bir durumdur.

howard stern: öldüğünüz zaman gerçekleşecek olan şudur: bir kutuya konulmak ve solucanlar tarafından yenmek.

douglas adams: bir köşesinde meleklerin olduğuna inanmadan da, bir bahçenin güzel olduğunu görmek yeterli değil midir?

21.05.2014

otostopçunun galaksi rehberi

douglas adams

galaksinin batı sarmal kolu'nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır.

bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırk sekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hala çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürler.

bu gezegenin şöyle bir sorunu vardı -eskiden vardı: üzerinde yaşayan halkın büyük bölümü çoğu zaman mutsuzdu. bu sorun için pek çok çözüm önerilmişti; ama bunların çoğu genellikle yeşil renkli küçük kağıt parçalarının hareketleriyle ilgiliydi. bu da tuhaftı; çünkü aslında mutsuz olanlar yeşil renkli küçük kağıt parçaları değildi.

bu nedenle sorun varlığını sürdürdü; halkın çoğunun durumu kötüydü ve onların büyük bölümüyse mutsuzdu, dijital kol saatleri olanlar bile.

her şeyden önce, ağaçlardan inmekle büyük bir hata ettiklerini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. bazıları ağaçlara çıkmanın bile yanlış bir hamle olduğunu ve hiç kimsenin okyanuslardan asla ayrılmamış olması gerektiğini söylüyordu.

sonra, adamın birinin, değişiklik olsun diye bundan böyle halka nazik davranmanın ne kadar iyi olacağını dile getirdiği için bir ağaca çivilenmesinden yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü, rickmansworth'te küçük bir kafede tek başına oturan bir kız, bunca zamandır ters giden şeyin ne olduğunu birdenbire fark edip en sonunda dünyanın nasıl iyileştirilebileceğini ve mutluluğun hüküm sürdüğü bir yere dönüştürülebileceğini anlamıştı. bu sefer doğru olanı bulmuştu, bu işe yarayacak ve hiç kimsenin bir yerlere çivilenmesi gerekmeyecekti. ama ne yazıktır ki, bir telefon bulup birilerine bundan söz edemeden yerküre yeni bir hiperuzay kestirme yolunun yapılması için beklenmedik bir şekilde yok edildi ve böylece bu fikir yitip gitti, görünüşe göre sonsuza dek.

bu, o kızın öyküsü değil. ama o korkunç, aptal felaketin ve onun doğurduğu bazı sonuçların öyküsüdür.

1.07.2013

din

douglas adams

din, merkezinde bazı fikirler barındırır ve biz bunları kutsal ya da mübarek diye adlandırırız ya da benzer terimler kullanırız. bu, şu anlama gelir: "işte hakkında kötü söz söyleme izninizin olmadığı bir fikir ya da bir kavram; tek kelimeyle, bu yasaktır." peki, neden olmasın? çünkü yasaktır!

eğer birisi sizin onaylamadığınız bir partiye oy verirse bu konuda onunla istediğiniz kadar tartışmakta serbestsiniz; herkes bir görüş bildirecek ama bu kimseyi rencide etmeyecektir. eğer birisi vergilerin artması ya da azalması gerektiğini söylerse bu konuda da yorum yapmakta özgürsünüz. ancak diğer yandan, birisi "bir sebt günü ışık düğmesine dokunmamalıyım" derse ona şöyle dersiniz: "buna saygı duyarım."

neden muhafazakar parti'yi ya da işçi partisi'ni, cumhuriyetçileri ya da demokratları, şu ya da bu model ekonomiyi ya da windows yerine macintosh'u desteklemek tamamen meşrudur da kainatın nasıl meydana geldiği ve onu kimin yarattığıyla ilgili bir fikir beyan etmek yasaktır? kutsal meseleler olduğu için mi?

meseleyi mantıklıca irdelediğinizde, böylesi fikirlerin diğer fikirlerle çekişebilmesi adına en az onlar kadar serbest olmamasının bir nedeni yoktur; tabi eğer söylenmemeleri gerektiğini aramızda bir şekilde kararlaştırmadıysak.

31.01.2011

uzun lafın kısası

franz kafka: uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam.

douglas adams: umutlarla dolu bir hayat, taşıması zor bir hayattır. meyvesi üzüntü ve hayal kırıklığıdır. bu anın neşesiyle yaşamayı öğren.

duygu asena: mutluluk, zamanı geldiğinde bırakıp gidebilmektir.

dino buzzati: yeryüzünde bir yasa vardır: her şeyin bedeli ödenir. sanat en yüksek bedelin ödendiği bir lükstür. şiir ise bütün sanatlardan daha pahalıdır.

peyami safa: büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.

adam fawer: hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi ön yargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz. dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsinizdir.

jose ortega y gasset: tarih, insan gerçeğini anlamanın tek yoludur.

edwin fuller torrey: öğrenim ve eğitim üzerindeki tartışmaların bugüne kadar kanıtladığı tek şey, bunlarla uğraşanların bilgisizlikleridir.

sigmund freud: uygarlığımız içgüdülerin bastırılması temeli üzerine kurulmuştur.

david foster wallace: her birimiz kendi minik, kafatası büyüklüğündeki krallıklarımızın efendisiyiz, etrafımızdaki dünyanın tam ortasında ve yalnız.

turgenyev: gerçek dünyaya, eski ustalara ve klasiklere baktım; sonra, kendi zırvamı kırıp attım.

arturo perez-reverte: zamanla kıymetini yitirmeyen bazı değerleri korumak gerek. ötesi anlık modalar, geçici ve değişken şeyler. tek kelimeyle, ıvır zıvır.

6.02.2009

ruhun uzun karanlık çay saati

douglas adams

umutlarla dolu bir hayat, taşıması zor bir hayattır. meyvesi üzüntü ve hayal kırıklığıdır. bu anın neşesiyle yaşamayı öğren.

hiçbir özel detektif özel detektife benzemez. özel detektifliğin ilk kurallarından biri budur.

evrendeki her bir parçacık, öteki parçacıkları ne kadar hafif ve dolaylı olsa da etkiler. her şey her şeyle ilişkilidir. çin'de bir kelebeğin kanatlarını çırpması, bir atlantik kasırgasının yönüne etki yapabilir. eğer bir masa bacağını bana anlamlı gelebilecek veya masaya anlamlı gelebilecek bir şekilde sorgulayabilseydim, o zaman evrendeki herhangi bir sorunun yanıtını bana verebilirdi. tamamen şans eseri seçilmiş birisine aklıma gelen rastgele bir soruyu sorabilirim ve onun yanıtı veya soruyu yanıtsız bırakması, üzerinde çözüm aradığım sorunla bir şekilde ilintili olacaktır. bu sadece yorumlamayı nasıl yapacağını bilmek sorunudur.

sherlock holmes'ün ilkesi neydi? "bir kez imkansız olanı bir kenara koyarsan, o zaman geride kalan, ne kadar ihtimal dışı bile olsa, gerçektir."

29.09.2008

yolculuk

carl sagan: olağan dışı iddialar olağan dışı kanıtlar gerektirir.

jacob bronowski: rüya ya da kabus, deneyimimizi olduğu gibi ve uyanık yaşamak zorundayız. bilimin en ince ayrıntısına kadar nüfuz ettiği, hem yekpare hem gerçek bir dünyada yaşıyoruz. şu ya da bu tarafı tutmaya kalkarak onu bir oyuna çeviremeyiz.

louise bogan: herhangi bir yolculuğa eşlik eden ilk gizem şudur: yolcu başlangıç noktasına en başta nasıl ulaşmıştır?

charles darwin: bugün hayatın kökenini düşünürsek çöpten ibaret olduğunu söyleyebiliriz; hayatın kökeni yerine maddenin kökeni de denebilir pekala.

christopher hitchens: bir yaratıcı ve bir plan olduğunu varsaymak, insanları, hasta olmak için yaratıldığımız, iyi olmamızın buyrulduğu zalimce bir deneyin nesneleri haline getirir.

jacob bronowski: rüya ya da kabus, deneyimimizi olduğu gibi ve uyanık yaşamalıyız. bilimin en ince ayrıntısına kadar nüfuz ettiği hem yekpare hem gerçek bir dünyada yaşıyoruz. şu ya da bu tarafı tutmaya kalkarak onu bir oyuna çeviremeyiz.

albert einstein: tanrı'nın evrenin yaratılışı sırasında bir seçeneği olup olmadığını öğrenmek istiyorum.

douglas adams: uzay büyüktür. öyle böyle değil, gerçekten büyüktür. ne kadar kocaman, devasa, insanın başını döndüren bir büyüklüğü olduğuna inanamazsın. demek istediğim, eczaneye varıncaya kadarki o uzun yol kadar olduğunu sanırsın; ama uzayla karşılaştırdığında o yol bir arpa boyu kalır.

jacob bronowski: deneyimlenmiş olgunun hakikatin bir yüzü olarak onaylanması derin bir konudur ve rönesans'tan bu ana medeniyetimizi hareket ettirmiş başlıca kaynaktır.

bir başlangıç, bir yaratılış, bir bitiş yoktur, der aristoteles.

christopher hitchens: bir şey evreninde yaşamamızı dikkat çekici bulanlar, bekleyin. hiçlik doğruca bizimle çarpışmaya doğru ilerliyor.

8.07.2008

kelebek etkisi

douglas adams

evrendeki her bir parçacık, öteki parçacıkları ne kadar hafif ve dolaylı olsa da etkiler. her şey her şeyle ilişkilidir. çin'de bir kelebeğin kanatlarını çırpması, bir atlantik kasırgasının yönüne etki yapabilir.

eğer bir masa bacağını bana anlamlı gelebilecek veya masaya anlamlı gelebilecek bir şekilde sorgulayabilseydim, o zaman evrendeki herhangi bir sorunun yanıtını bana verebilirdi. tamamen şans eseri seçilmiş birisine aklıma gelen rastgele bir soruyu sorabilirim ve onun yanıtı veya soruyu yanıtsız bırakması, üzerinde çözüm aradığım sorunla bir şekilde ilintili olacaktır. bu sadece yorumlamayı nasıl yapacağını bilmek sorunudur.