andrew crumey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
andrew crumey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.09.2020

deha ve melankoli

andrew crumey

dehayla melankoli birbirine ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.

melankoli deha için gerekli ama yetersiz bir koşuldur. görünüşe göre, tarih boyunca istisnai bir iki sanatçı da olmuştur; bunlar melankolik mizaçlarını öyle büyük bir beceriyle gizlemiştir ki, sıradan ahbapları bu ilhama gelmiş adamların neredeyse mutlu olduğunu düşünmüştür. evet, size bir düzine tarihsel vakadan, hepsi de insan içinde gayet güleç ve neşeli olan bir avuç şair, besteci ve ressamdan bahsedebilirim. ama ruhlarının karanlık mahremiyetine baktığınızda, hiç kimsenin şüphelenmediği bir yerde daima bir yeis damarı bulursunuz ve bu sert, ince damar dehanın özsuyunu taşır.

7.03.2018

sanat

hans habe: ağaç, meyvesinden tanınır.

günter grass: sanat bir suçlamadır. bir dışavurum, bir tutkudur. sanat ak kağıtlar üzerinde dağılıp dökülen kara kalemdir.

romain gary: gerçek sanatçıları bilirsiniz: asla kendilerinden hoşnut değildirler.

descartes: çoğu zaman, ayrı ayrı ustaların elinden çıkmış, birçok parçadan kurulu eserlerde, bir ustanın tek başına meydana getirdiği eserlerdeki kadar mükemmellik yoktur.

walter benjamin: kitleler kendilerini oyalayacak bir şeyler ararlar; oysa sanat, izleyicisinden dikkatini toplayıp yoğunlaşmasını ister.

sadık hidayet: herkes güçlü bir alışkanlığa, bir tutkuya sığınır: ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar; acısını dindirmek için her biri en kuvvetli içgüdüsünden medet umar ve gerçek sanatçı, kendi bağrından şaheserler yaratır.

andrew crumey: düzenli bir ortam, düzenli bir zihin yaratır; yani boş bir zihin.

yann martel: sanatçılarımızı desteklemezsek hayal gücümüzü kaba gerçeğin sunağında kurban etmiş oluruz ve en sonunda hiçbir şeye inanmamaya, değersiz düşler görmeye başlarız.

henryk sienkiewicz: güzelliğin huzurunda küçüldüklerini duyabilenler yalnızca en yüce sanatçılardır.

maksim gorki: eğer ciddi bir şey yapacak gücünüz varsa ucuz şeylere alışmayın. daha çok çalışın, okuyun ve insanları gözleyin, sinirlenin. ve sonra sanatçı olmaya karar verirseniz gücünüzü sakınmayın!

16.11.2017

mobius dick

andrew crumey

tesadüfler biz ne anlama gelmelerini istersek o anlama gelir.

olaylar bizim lehimize geliştiğinde, bunu şans değil, kader veya yetenek olarak adlandırmayı tercih ederiz. oysa neticede her şey gelip şansa dayanır.

hayat bir anlatıdan ibaret değildir. aksini düşünmek, birilerini eğlendirip hoşnut etmeyi amaçlayan romancıların oynadığı bir oyundur.

düzenli bir ortam, düzenli bir zihin yaratır, yani boş bir zihin.

robert musil'e göre niteliksiz adama en kusursuz örnek, matematikçidir. herkes bir şairin ya da askerin nasıl görünmesi gerektiğini hayal edebilir; ama matematikçiyi hayal edemez. kimse onun ne hissettiğini, nasıl davrandığını bilmez. bir nevi hayalettir o, gerçekliğe teğet geçen biri. yemek yer veya opera izler ya da yürür gibi görünürken, aslında kendi zihninin içinde başka, gizli bir şey yapıyordur; tamamen soyut, sesi, rengi, biçimi, dokusu olmayan bir şey.

"anılar kalemlere benzer: uzun zaman dayanırlar ama onları düzenli olarak yontup keskinleştirmek gerekir."

hiçbir şey boş bir kağıdın görüntüsü kadar moral bozucu olamaz.

ilişkilerimiz etrafa dalgalar yayar ve bu hain salınımların sonunda nereye çarpacağını tahmin etmek epey zordur.

fizikte bütün öznelliği bir kenara koyduğunda elinde doğrular ya da yanlışlar kalır.

edebiyat eleştirmeni olmadığıma memnunum. insan bütün hayatını kötü bir evlilik içinde, beş para etmez bir yazara ayılıp bayılarak geçirebilir.

insanlığın sunabileceği en egzotik ve uç deneyimler bile klinisyenlerin gözünde bir sayfadaki çarpı işaretlerine ya da boşluklara dönüşebilir.

9.08.2017

yalnızlık

oğuz atay: bütün büyük bireyler yalnızdır.

nihat genç: sadece yalnız insanların güçlü hikayeleri vardır.

erich fromm: bir başkasıyla simbiyotik bir ilişkiye girme itkisine yol açan şey, her zaman için, bireysel özün yalnızlığına dayanma yetisinden yoksunluktur.

andrew crumey: yaratıcı zihinler en iyi yalnızken gelişir.

pierre assouline: insanın başkalarıyla rastlaşmak için, her gün sadece bir avuç saati vardır, fazla değil. bazen, birkaç saniye de yeterli olur. geri kalan zaman, insan yapayalnızdır.

emily perkins: yalnız doğarız ve yalnız ölürüz. kaçamayacağımız şey budur.

enid bagnold: yalnızlığın hiçbir şeye ihtiyacı yok. o her şeyi öğretir.

ayfer tunç: insanın kendi kanından canından varlıklarla doldurulmuş yalnızlığı en büyük tutsaklıktır.

dany cohn-bendit: her zaman, kendimi her şeye karşı yalnız hissettim.

rainer maria rilke: gerekli olan tek şey yalnızlıktır yine de, büyük içsel bir yalnızlık. kendi içine kapanmak ve saatlerce hiç kimseyi görmemek, ulaşılması gereken şey oradadır. çocukluğumuzda, büyükler koşuşturup dururken ve biz bütün bu eylemlere hiçbir anlam veremezken yaşadığımız türden bir yalnızlık.

31.05.2015

uzun lafın kısası

alfred döblin: genç yaşta darağacına gitmek, yaşlılıkta yerde sigara izmariti aramaktan iyidir.

andrew crumey: düzenli bir ortam, düzenli bir zihin yaratır, yani boş bir zihin.

william faulkner: kadınlar karmaşık değillerdir ve onlara göre her düğün hiç düğün olmamasından iyidir; bir canavarla büyük bir düğünle evlenmek, bir azizle küçük bir düğünle evlenmeye yeğdir.

bertrand russell: yaşamak demek kendini yitip gitmiş hissetmek demektir.

christopher hitchens: sadece bir anlığına dindarların cennetinin nasıl bir yer olduğunu düşünün. bitmeyen şükran ve tapınmalar, sonsuz feragat ve kendini aşağılamalar; kutsal bir kuzey kore.

jean-claude carriere: kitap tıpkı kaşık, çekiç, tekerlek veya makas gibidir. bir kere icat ettikten sonra daha iyisini yapamazsınız.

konfüçyüs: geniş bilgisi olmak, sağlam ve içten bir amacı olmak, ciddi olarak araştırma yapmak, derin derin düşünmek: işte erdem bunların içindedir.

mehmet eroğlu: kentlerin günahlarını orospularla çocuklar öder; dünyanın günahlarını ise filozoflar.

oscar wilde: gerçek yaşını söyleyen bir kadına asla inanmayın. yaşını saklamayan bir kadından her şey beklenir.

sait faik: milyonluk şehirlerde de yaşasa, insanoğlunun içinde yalnızlık, kendi içine çekilme, sinme günleri doludur.

şükrü erbaş: tarla kuşu yağmur damlasından dünyayı içsin diye yazarız.

hamdi koç: kimse kanserli bir hastayı hastaneye kaldırmayı kendine iş edinmez ama bir deliyi ya da eski bir deliyi bir yere kaldırmak, paketleyip depoya kaldırır gibi ya da kapatmak, herkesin şehvetle yerine getirdiği bir toplumsal görev, bir insanlık borcudur.

26.02.2015

gerçek

andrew crumey

hakikat umuttur. cehennem tüm hakikatin terk edildiği yerdir.

pek çok hakikat olduğunu kabul ediyorum: sevgililerin veya şairlerin, fizikçilerin veya gemi inşaatçılarının hakikatleri. pek çok hakikatin olduğunu söylemek hakikatin olmadığını söylemek değildir. kamp vardı, ben tanığıyım. diri diri gömülen, üzerine toprak yığılırken dudakları hala bir yardım çığlığı atma umuduyla aralanan adamın adını bilmiyorum. ama biliyorum ki düşünceleri, duyguları, hayalleri olan biriydi o; felsefi bir muamma, kolayca silinebilecek bir kurmaca değildi. onun öyle olduğuna inanabilecek tek kişi oradaki nöbetçiydi -sırf sigarasının yarısının çoktan tükendiği o anda öyle düşünmek işine geldiği için.

29.06.2014

uzun lafın kısası

andrew crumey: yaratıcı zihinler en iyi yalnızken gelişir.

boethius: erdemler yüksek mevkilerden dolayı değer kazanmaz; yüksek mevkiler erdemlerden dolayı değer kazanır.

cicero: tamamen kendisine bağlı olan ve kendisinin olduğunu söylediği her şeyi içinde taşıyan birisinin son derece mutlu olmaması olanaksızdır.

ernesto sabato: nice aptallığı çok akıllıca davrandığımızı sanarak yapmışızdır.

alain touraine: demokratik yönetim biçimi en çok sayıda bireye en büyük özgürlüğü veren, olası en büyük çeşitliliği tanıyan ve koruyan siyasal yaşam biçimidir.

wolfgang günter lerch: ilk izlenim daima hayal kırıklığı yaratır.

kürşat başar: birini sevmen için elle tutulur bir neden bulamıyorsan onu sahiden seviyorsun demektir.

william s. burroughs: aşağılık bir insanın temel göstergesi sağcı olmasıdır.

mesa selimovic: her şeyin başlangıcı ve sonu olan zaman üzerine yemin ederim ki, herkes her zaman zarar içindedir.

yamamoto tsunetomo: parayı ararsan bulursun, bulamayacağın şey insandır.

pascal: insanlar dinsel inanç yoluyla yaptıkları kötülükleri başka bir yolla asla bu kadar eksiksiz ve neşeyle yapmazlar.

saltıkov-schedrin: bilgi aydınlık, bağnazlık ise karanlık demektir. karanlık, ömrünü tamamlamış, bitmiş bir gerçektir; ışık ise beklenen gerçektir. ve ne olursa olsun gelecektir.

14.09.2008

gözlem

andrew crumey

iyi bir fikri gördüğümüzde tanırız.

bilinç bölünmez olduğuna göre, hiçbir düşünce tamamen bize özgü değildir. fiilen hepimiz evrensel dalga fonksiyonunun kuantum hesaplamasında bir yol tutturmuş gidiyoruz.

hayattaki her şeyin bir amacı vardır.

nietzsche hayatlarımızı sonsuza dek tekrarlamak üzere doğduğumuzu, onun için de kaderimizi kucaklayıp korkusuzca yaşamamız gerektiğini söylemişti.

tarih gibi bilim de asla gazetecilerin bizi inandırmak istediği kadar basit değildir.

zerdüşt zor durumdaki oğlanla karşılaşır ve ona "yılanın kafasını ısırıp kopar!" der. "kaderin dizginlerini eline alıp korkunu alt edersen bizatihi ölümü alt edersin. çünkü aslında ölüm diye bir şey yoktur; sadece ebediyen tekrar eden varoluş döngüsü vardır.

şayet her şey kendini tekrar etmeye mahkumsa, o zaman hepimiz bir hikayedeki karakterler gibiyiz demektir; gerçek bile sayılmayız.

bir şeyi gözlemlersen onu değiştirirsin.

dünyanın en büyük filozofları birbirlerinin fikirlerini tekrarlayarak, bunları farklı tanımların soslarına bulayarak epey bir zaman harcadılar. ben derim ki, felsefenin zanı cehenneme. bana dolu bir tüfek, bir de ava uygun açık, güneşli bir sabah verin yeter.

postmodern değilsen, o zaman romantiksin demektir.

hayatımızın genel hatlarını çizen, sonra da yazı tura atarak şansımızın yaver mi gideceğini yoksa yerin dibine mi batacağımızı belirleyen ilahi bir güç var.

yaratıcı zihinler en iyi yalnızken gelişir.

friedrich engels şöyle der: "nedenselliği reddeden birine göre doğa yasaları birer hipotezden ibarettir." her şeyin sadece zihnin ürünü olarak görüldüğü bir dünyada izafiyetin ve kaosun pençesine düşeriz.