clarence darrow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
clarence darrow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.07.2022

din

john adams: bu dünya, olası dünyaların en iyisi olabilirdi; tabii eğer içinde din olmasaydı.

pascal: insanlar dinsel inanç yoluyla yaptıkları kötülükleri başka bir yolla asla bu kadar eksiksiz ve neşeyle yapmazlar.

robert m. pirsig: yanılgıdan bir kişi acı çekiyorsa buna delilik denir. yanılgıdan birçok insan acı çektiğinde ise buna din denir.

thomas jefferson: farklı dinsel cemaatlerin din adamları, tıpkı cadıların gün ışığından korktukları gibi bilimin ilerlemesinden korkar ve benimsedikleri aldatmacaların yok oluşunu müjdeleyen kaçınılmaz sona nefretle kaş çatarlar.

clarence darrow: tanrıya inanmam, tıpkı anne kaz hikayesine inanmadığım gibi.

mark kohen: zaman, çaba, acı ve gizlilik gerektiren dünyanın dört bir yanını sarmış dinsel ayin saçmalıkları, bir evrim psikoloğu için dinin insanoğluna hiçbir şekilde uyum sağlayamayacağının en belirgin işaretleridir.

christopher hitchens: tanrının varlığını bile cesurca sorgula; çünkü eğer bir tanrı varsa, akla saygıyı gözü kapalı korkudan daha çok takdir edecektir.

george bernard shaw: bir inançlının bir septikten daha mutlu olduğu görüşü, bir sarhoşun bir ayıktan daha mutlu olduğu görüşü kadar isabetli bir saptama değildir.

oscar wilde: dini meselelerdeki gerçeklik, temelsizce süregelmiş bir fikirden başka bir şey değildir.

17.12.2021

din

clarence darrow: bazılarınız dinin insanları mutlu ettiğini söylüyor. bunu gülme gazı da yapıyor. viski de.

john dewey: dini duygular, entelektüel açıdan yaratıcı değil, muhafazakardır. süregelen dünya görüşünü sahiplenir ve onu kutsallaştırır.

phyllis diller: din ne kadar da orta çağ'a özgü bir fikir! hiç konuşmasam daha iyi. ah, her şey para yüzünden.

albert einstein: din, kapının olmadığı yerde bir çıkış yolu bulma girişimidir.

emma goldman: din, kutsal hakikat, ödüller ve cezalar; dünyanın en büyük, en yozlaşmış ve en tehlikeli, en güçlü ve karlı endüstrisinin temel taşlarını oluşturur.

sam harris: dinin sapkınlığı, aklı başında insanların inanılmaz kitlesel düşüncelere inanmalarına yol açmasıdır.

heinrich heine: kapkaranlık bir gecede bulunabilecek en iyi rehberin bir kör olması gibi, karanlık çağlarda da insanlar en iyi dinle yönetilmişlerdir. fakat güneş doğduğunda, kör yaşlı adamları rehber olarak kullanmak aptalca olacaktır.

william blake: hapishaneler kanunun tuğlalarından, genelevler ise dinin taşlarından yapılmıştır.

14.03.2016

din

samuel butler: inanç en kolay yolu izleyen herhangi bir olgudan farksızdır.

lincoln steffens: neden insanlar zeka seviyeleri ne kadar düşükse o kadar spiritüel bir hale geliyorlar?

robert burns: neden zihnin dini kabul etmesi, her zaman kalbin sınırlarının küçülmesine ve özgürlüğünü yitirmesine yol açar?

euripides: rastgele ve pervasız şans ve değişim faktörleri dünyayı kontrol ederken, tanrı'nın var olduğunu kabul ederek kendimizi gerçek dışı rüyalar ve yalanlarla kandırmıyor muyuz?

noam chomsky: dinin özünde mantıksız olduğu doğrudur. hiçbir tez ya da kanıt olmaksızın bir inanca bağlanıp bir diğerine sırt çevirmemizin sebebi nedir?

clarence darrow: herkes yaşamının ne zaman başladığını bilir. eğer geçmişte var olmamışsam, gelecekte -ölümden sonra- nasıl var olabilirim?

diderot: "o halde hiçbir şeye inanmıyor musun? buna rağmen ahlaki prensiplerin inançlı birininkiyle aynı. nasıl? çalmıyor musun? insanları öldürmüyor musun? onları soymuyor musun? o halde bir inançsız olmak sana ne kazandırıyor?" hiçbir şey, hanımefendi. inançlı kişiler bunu kar etmek amacıyla mı yapıyor?

31.03.2014

uzun lafın kısası

theodor adorno: bu dünyanın insanı irkilten yanı korkunçluğu değil, olağan görüntüsüdür.

borges: belki de bizim insan olarak hayatımız bir ormanda sessizce yürüyen bir kaplanın kafasından geçenlerdir.

clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

alain: başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak, herkesin yaşamasına yardım etmek ve kendi kendimize yardım etmek: işte asıl din. iyilik mutluluktur. sevgi mutluluktur.

henry david thoreau: en iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.

walker percy: evlilik talebi aşkı küçük düşüren bir şeydir. aşkın keyifli bir karşılaşma olması gerekir.

ernesto sabato: televizyon, yoksulların afyonudur.

jean-paul sartre: insan köleler için yazmaz. düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. biri tehlikedeyse, öteki de öyledir.

kürşat başar: bütün bir hayat, onun kucağına yatmış, saçlarımı okşarken benimle konuşmasının yanında hiçbir anlam taşımaz.

pascal: bütün yıkımların nedeni odamızda kalmayı bilmememizdir.

michel bourse: her toplum alışveriş üzerinde temellenmiştir, toplumsal bağın olumlanmasını ve sürmesini tek sağlayan budur.

saltıkov-schedrin: hiçbir acı, karanlıklar içindeki birinin, bu karanlığı yırtıp ışığa kavuşmak için yaptığı bilinçsiz, telaşlı ve güçsüz çabalarından doğan acıdan daha büyük olamaz.

10.01.2008

din

george bernard shaw: inançlı birinin bir kuşkucudan daha mutlu olduğu gerçeği, sarhoş bir adamın ayık bir adamdan daha mutlu olduğu gerçeğinden daha isabetli değildir.

jeremy bentham: bir ülkede görülebilecek en tehlikeli salgın, ahlaktan bağımsız din fanatikliğidir.

karen armstrong: köktendinciler, laikler tarafından yok edilmekten korkarlar ve sıkıştırılmış kimliklerini geçmişte kalmış çeşitli ilkelerin ve uygulamaların geri kazanımı yoluyla kuvvetlendirmeye çabalarlar.

alan watts: köktendinciler siyasette aşırı sağcılığa daha yakın bir tavır sergilerler ve harici, ataerkil, güçlü bir otorite talep eden kişilik yapısındadırlar.

marlene winell: köktendincilerin bakış açısına göre, inançsızlara sadece iki özellik atfedilebilir: ya dine döndürülme potansiyelleri olan kişiler ya da onları günaha girmeye teşvik eden ayartıcılardır.

clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

finley peter dunne: bir fanatik, olayın iç yüzünden haberdar olsaydı tanrı'nın yapacağını düşündüğü şeyleri yapan adamdır.

eric hoffer: fanatik bir inanç ya da ön yargının kötü yönlerini ortaya serdiğimizde, bu fanatikliğin köküne saldırmış olmayız. onun belirli bir noktadan sızıntı yapmasını engelleriz ve bu yüzden genellikle başka bir noktadan sızıntı yapmaya başlar.