ömer hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömer hayyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.04.2022

alamut kütüphanesi

amin maalouf

166 yıl boyunca her türlü istilacıya kafa tutmuş haşşaşiyun kalesi de teslim olmayı tercih etti! cengiz han'ın torunu olan hülagu han bu askeri inşaat mucizesini bizzat gelip gözleriyle gördü; efsaneye göre, orada hasan sabbah devrinden beri el sürülmeden duran ve hiç bozulmamış erzak depoları buldu.

yaverleriyle birlikte kaleyi ve civarı teftiş ettikten sonra askerlerine her şeyi yıkmalarını ve taş üstünde taş bırakmamalarını emretti. kütüphaneyi de esirgemedi. bununla birlikte orayı ateşe vermeden önce, cüveyni adındaki 30 yaşında bir tarihçinin içeri girmesine izin verdi. cüveyni, hülagu'nun isteğiyle, cihan fatihi tarihi'ni yazmakla meşguldü. bu eser bugün bile moğol istilaları hakkında elimizde bulunan en değerli bilgi kaynağıdır. cüveyni, on binlerce yazmanın raflara dizilmiş, paketlenmiş veya rulo yapılmış halde beklediği bu gizemli yere girebildi; dışarıda bir moğol subayı ve el arabasına yapışmış bir asker bekliyordu. o el arabasına sığdırılabilen eserler kurtulacak, geri kalanlar alevlere yem olacaktı. ne metinleri okumaya ne de başlıkların fihristini çıkarmaya vakit vardı.

ateşli bir sünni olan cüveyni, birinci vazifesinin allah kelamını ateşten kurtarmak olduğuna hükmetti. kalın ciltleriyle kolayca ayırt edilen ve hepsi aynı yerde toplanmış mushafları telaşla toplamaya başladı. en az yirmi nüsha vardı; onları üç seferde el arabasına taşıdı ve el arabası hemen hemen doluverdi. peki şimdi hangi kitapları seçecekti? ciltlerin daha düzgün dizildiği bir duvara yöneldi ve orada hasan sabbah'ın otuz yıllık gönüllü inzivası sırasında yazdığı sayısız eseri buldu. bunlardan birini, bir öz yaşam öyküsünü kurtarmayı seçti. daha sonra kendi eserinde buradan bazı bölümleri alıntılayacaktı. yakın bir tarihte yazılmış ve belgelere dayandırıldığı anlaşılan ve mehdi'nin öyküsünü ayrıntılarıyla nakleden bir alamut tarihçesine de rastladı. onu da hemen yanına aldı; çünkü ismaili cemaatleri dışında bu hadiseyi bilen hiç kimse yoktu.

tarihçi, ömer hayyam'ın semerkant yazması'nın varlığından haberdar mıydı? herhalde değildi. böyle bir eserden bahsedildiğini duymuş olsa onu arayıp bulur ve sayfalarını karıştırdıktan sonra kurtarır mıydı? bilmiyoruz. rivayet edilen o ki, gizli ilimlere hasredilmiş bir deste eserin önünde çakılıp kalmış ve onlara öyle dalmış ki saati unutmuş. ona saatin geç olduğunu hatırlatmaya gelen moğol subayının sırtında kırmızı şeritli kalın bir zırh varmış, başındaki miğferin arka tarafı da kabarık bir saç gibi genişliyormuş. elinde bir meşale taşıyormuş. acelesi olduğunu iyice göstermek için, ateşi tozlu bir rulo yığınına yaklaştırmış. tarihçi daha fazla ısrar etmemiş, taşıyabileceği her şeyi hiç bakmadan ellerine kollarına ve koltuk altlarına sıkıştırmış, "gökcisimlerinin ve sayıların ebedi sırları" başlıklı yazma da elinden kayıp düşünce eğilip yerden alma zahmetine katlanmamış.

haşşaşiyun kütüphanesi yedi gün yedi gece boyunca yanmış, hiçbir yedek nüshası da bulunmayan sayısız eser kül olmuş. bunların içinde kainatın en iyi korunan sırlarının bulunduğu rivayet edilir.

şeyhin biri

ömer hayyam


sokağa düşmüş bir kadına biri şeyhin
demiş: "sarhoşsun sen, herkese açık elin"
yosma demiş ki şeyhe: "bildiğin gibiyim
acaba sen de bilindiğin gibi misin?"

1.12.2021

hasan sabbah

amin maalouf

bütün zamanların en korkutucusu olan haşhaşi tarikatını 1090'da kuran hasan sabbah geniş kültürlü, şiire duyarlı, bilimin son gelişmelerine meraklı bir adamdır. 1048'de rey kentinde doğmuştur. burası birkaç on yıl sonra tahran kasabasının kurulacağı yerin hemen yanındadır. efsanede öyle anlatıldığı üzere, gençliğinde şair ömer hayyam'ın çok yakın dostu olmuştur. hayyam da onun gibi matematik ve astronomi tutkunudur. fakat böylesine bir dostluğun gerçek olup olmadığı tam bilinmemektedir. buna karşın, bu parlak adamın hayatını tarikatını örgütlemeye adamaya götüren koşullar bütün ayrıntılarıyla bilinmektedirler. onlara "batınîler" denilmiştir, yani "halkın önünde gözüktüklerinden farklı bir inanç taşıyanlar."

29.06.2021

küp

ömer hayyam


türküden anladığın yok, "günahtır" dersin
yaşamak nedir bilmez, sırtını dönersin
ışık saçar bu dünya onu görenlere
boş küpsün hocam, o yüzden tın tın ötersin

26.05.2021

zaman

ömer hayyam


yaptığın zulmü sen de bilirsin ey zaman
oruca, namaza koşturur bunca insan
eşek yerine koymak değil mi insanı
nimet verip yük eksik etmemek sırtından

8.12.2020

rubailer

ömer hayyam



yaratıldığım günden beri düşünceme
düştü "levh-kalem" ne, "cennet-cehennem" nere
akıl denen hocam dedi ki: "levhle kalem
kendi yüzün. cennet de sende, cehennem de."

her kim ki eylemini akla dayandırır
yazık ki, öküzden süt sağılır sanmıştır
en iyisi ahmaklık giysisi giyinmen
şu günde akıl ne alınır ne satılır

günahkarım diye hayyam, bırak şu yası
bir yararı yok sana, gereksiz tasası
tanrı'nın "bağışlayan" diye bir ünü var
günah olsun ki iş görsün bağışlaması

bir güzelle bir saki bir de yeşillik yeter
başka bir şey istemem bu üçü varsa eğer
cennet cehennem safsatasına boşver
kim gidip dönmüş öbür dünyaya bir sefer

ayıptır kazanılmış bir üne sığınmak
feleğin verdiği yükten ardır yakınmak
şıra kokusuyla sarhoş ol daha iyi
ondan üstün değil dindar diye tanınmak

üstünde durma olmuşun, olmayanın da
derdiyle dertlenme geçici dünyanın da
yaşamaya bak.. karun kadar zengin olsan
bir arpa bile götüremezsin yanında

tanrım sen ona işveli, güzel bir yüz ver
teni sümbül gibi olsun, saçları amber
ondan sonra "sakın bakma, günahtır" emrin
"eğri tastan su akmasın" hükmüne benzer

biz de sarhoşuz amma ey fetva sahibi
olmaktan yeğdir sencileyin ayık gibi
üzüm kanı içeriz biz, sense adam kanı
hangimizin eli daha kanlı ya rabbi

16.08.2020

rubailer

ömer hayyam



şu uçsuz bucaksız evrende mutlu olan
bulunur belki yalnız iki türlü insan
dünyayı tanıyan ve kendini bilenle
dünya yansa, dünyanın farkında olmayan

doğa, esinidir sanatın ve bilimin
onunla yakından ilgilenir her bilgin
doğa işte budur ey softa! oysa senin
ya dışkı ya fışkıdır akıl erdirdiğin

"esirgeyen, bağışlayansın" der dururum
çünkü, her nimete sayende kavuşurum
yüz yıl günah işleyeyim de, öyle affet
-affın suçumdan yüceyse- görmüş olurum

âşıklar meclisinden sen kaldın da uzak
o güzelle sevgide olamadın ortak
molla da oldun, imam da oldun, şeyh oldun
olamadığın bir tek şey var: adam olmak

suda kiremit mi sektirip durayım ben
bıktım, usandım dinlisinden, dinsizinden
"hayyam cehenneme gidecek" diyorlarmış
cehenneme giden kim, kim cennetten dönen

götürün muhammed mustafa'ya bir selam
saygı göstererek şunu deyin tastamam
"ey efendiler efendisi, şeriatta
ekşi ayran helal de, saf şarap mı haram?"

damla ağladı, niçin uzak diye deniz
deniz güldü: "uzak değiliz, birlikteyiz"
-hüda yaradan demektir, cüda ayrılık-
tek harf farkıyla tanrı'dan ayrı düştük biz

aslı yok derdine daldığın şu dünyanın
yararı yok, boş yere gam yemesin canın
geçen geçmiş, elde yok, gelecek gelmemiş
olmayanla dertlenme, hoş geçsin zamanın

eğer son yargı gününün şafağında
mezarımızdakilerle birlikte doğrulacaksak
yanıma bir testi şiraz şarabı
ve güzel bir saki koyun

14.06.2020

ramazan

ömer hayyam


derler ki, içmek doğru sayılmaz şaban'da
iyi olur kutsal recep'te sakınman da
recep peygamber ayı, şaban tanrı ayı
içelim biz de ümmet ayı ramazan'da

28.04.2020

günah

ömer hayyam


var mı dünyada günah işlemeyen, söyle
yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle
bana kötü deyip kötülük edeceksen
yüce tanrı, ne farkın kalır benden, söyle

14.11.2019

değer

ömer hayyam


gelecek güne bakma, geçmiş günü anma
geçmişe bağlanma, geleceğe dayanma
yaşadığın bu günün değerini bil
zamanını hoş geçirmeye bak, aldanma

31.07.2019

uzun lafın kısası

baltasar gracian: asil bir yaşamın ilk günü, ölülerle sohbet ederek geçirilmelidir.

richard s. westfall: insanoğlunun boş inançlara düşkün ateşli yönü, din konularında her zaman gizemleri sevmek ve o yüzden en az anladığından en çok hoşlanmak olmuştur.

j.m. guyau: dünyada ıstırap devam ettiği sürece isyan etmiş kalbimde kuşku devam edecektir.

ömer hayyam: sema dediğimiz baş aşağı çevrilmiş tasa doğru, yardım için ellerini kaldırma; o senden daha biçaredir.

shakespeare: tanrı'ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine tanrı'yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir.

thomas hardy: yaratıcılıkla tutuculuk bağdaşamaz, yüz bin antika meraklısı bir araya gelse tek bir yeni çığır açamazlar.

ebu'l ala el-maarri: tanıdığım ümmetler ne kadar cahildir! belki tanımamış olduğum, benden önce gelip geçmiş olan ümmetler daha sapık, daha alıktır. cuma namazlarında, eşeklikleri yüzünden, emirleri için tanrı'dan yardım isterler. onların bu haline az kalır ki, minber ağlasın.

"kutsal metinlerde öğretilen en büyük gerçek şudur: kalbindeki cehalet düğümü çözülmüş ve arzu ateşi sönmüş olan ölümlü kişi, ölümsüz olur." (upanişadlar)

jean meslier: din, her dönemde, insan ruhunu karanlıklarla doldurmaktan, gerçek bağlılık ve ilişkileri, gerçek görevleri, gerçek çıkarları hakkında onu tam bir cehalet içinde bulundurmaktan başka bir şey yapmamıştır.

sabahattin ali: insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir.

comte de volney: bütün tanrı bilimiyle ilgili kanılar fanteziden başka bir şey değildir. tanrıların nitelikleriyle, eylemleriyle, yaşamlarıyla ilgili bütün bu masallar, yalnızca mecazlama ve söylence örnekleridir.

charles bukowski: hastayız, ümit budalalarıyız. eski giysilerimizle, eski arabalarımızla, bütün hayatlar gibi harcanmış hayatlarımızla bir serap peşinde.

14.07.2019

sağduyu: tanrısızlığın ilmihali

jean meslier

din, insanların sınırlı zekalarını, anlaşılması kendileri için olanaksız olan bir şeyle meşgul etme sanatıdır.

din, ahlakı felce uğratır.

doğru yoldan sapmada şiddetle çıkarı olan, doğru yoldan sapanın yanında yer alan ve düşünceden, muhakemeden çekinen insanlara en iyi kanıtları, en iyi tanıkları dahi kabul ettiremezsiniz.

j.m. guyau: dünyada ıstırap devam ettiği sürece isyan etmiş kalbimde kuşku devam edecektir.

yeryüzünde görülen semavi dinlerin tümü, gizli inanışlarla, inanılmaz mucizelerle, aklı karıştırmak için icat edilmiş görünen, hayret uyandıran masallarla doludur.

firdevsi: başkalarının zararında kendi yararlarını ararlar ve dini öne sürerler.

bir dinde en çok saygı duyulan sırlar, diğer dinde alay konusudur. kendisini insanlara tanıtmak için bu kadar çabalayan tanrı, hiç olmazsa insanların tümüne bir lisanla seslenmeliydi. evrensel bir tanrı'nın, evrensel bir din bildirmesi gerekirdi.

shakespeare: tanrı'ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine tanrı'yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir.

insanlar ne kadar ışıksız, kültürsüz ve akılsız olurlarsa dinlerine o oranda bağlılık gösterirler.

ömer hayyam: sema dediğimiz baş aşağı çevrilmiş tasa doğru, yardım için ellerini kaldırma; o senden daha biçaredir.

"gerçek, çoğunlukla can çekişenlerin dudaklarında yer bulur."

ey insan! milyonlarca yıl önce ne idiysen o olacaksın; o zaman "bilmem ne" idin, yine o zaman olduğun bu "bilmem ne" olmaya karar ver. haberin olmaksızın, bu biçiminle çıkmış olduğun kainat evine yeniden gir ve seni çevreleyen öteki bütün yaratıklar gibi, serzenişte bulunmadan, geç..

8.06.2019

rubailer

ömer hayyam



testiyi tutan ile kavrayanın tası
ayıp olur dönmezse mescide arkası
sen kupkuru sofusun, ben sırsıklam ayyaş
kurunun mu kolaydır, yaşın mı yanması

gerçi biz bir kez daha gitmiştik camiye
ama tanrı da bilir içyüzünü, niye
vaktiyle oradan bir kilim yürütmüştük
çok eskidi de o, değiştirelim diye

zahit gibi görünsen, gönlün rezilse boş
gösterişin -seni herkes dindar bilse- boş
cübbeye bürünmüşsün sofular misali
eğer ki tanrı senden razı değilse, boş

türlü çözüm tekkede, lafsa medresede
aykırı düşer aşk, bunun ikisine de
ister müftü olsun, ister şehir vaizi
dili tutulur, o aşk denen mahkemede

nerde temiz âşıklar, uyanık gönüller
nerde bir amaç için yanıp tutuşan er
-kendi kaygılarının kulu olmuş herkes-
yeryüzünde tanrı'nın tek kulunu göster

nice zaman geçecek, dünya hep duracak
bizim ne adımız ne sanımız kalacak
biz gelmeden önce de bir eksiği yoktu
bizden sonra da bir eksiği olmayacak

16.04.2019

bedel

ömer hayyam


şarap içip şen olmak benim ayinimdir
aldırmamak ne küfre ne dine, dinimdir
başlık parası sordum dünya gelinine
"senin şen gönlün" dedi, "benim bedelimdir"

3.10.2018

dizeler


elin elimdedir
sen çekmedikçe
(franz kafka)

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten
yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun
(behçet aysan)

kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir
sensiz içtiğimiz su bile haram
(ömer hayyam)

nedir ki zaten geçmiş dediğimiz
içinde közler bulunan külden başka
zaman zaman ürperip eşelendiğimiz
gereksinim duydukça sevgiye ve aşka
(metin altıok)

birer nehirdir hayatlarımız
adına ölüm denen
o denize doğru akan
(jorge manrique)

çünkü farklılık güzeldir
kayıtsızlık ise soylu
(jean baudrillard)

19.07.2017

rubailer

ömer hayyam



iyiliğin dost ve düşman ayrımı yoktur
iyi olan kötülüklerden geri durur
dosta kötülük yaparsan düşman kesilir
düşmana iyilik yaparsan dostun olur

yıkık bir saray bu dünya dedikleri
gece ve gündüz atlarının durak yeri
yüz cemşit'ten arta kalmış bir dünya bu
yüz behram kendinin sanmış bu gökleri

can yoldaşı dostlar çekildi gittiler
ecel çiğnedi hepsini birer birer
yan yana oturmuştuk hayat sofrasına
bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler

bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
kazancın, yaşamasını bildiğin günler
saki, bırak şu yarını düşünenleri
geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver

insanoğlunun kader kitabını anlamak için
cennetin kapısına fırlatılmış bir atmacaydım ben
şimdi ise düşüncelerimi paylaşacağım kimse yok
geç de olsa buradan uçup gidebileceğim kapıyı arıyorum

şafak vakti bir ses yükseldi meyhanenin kapısından
ayyaşlar, küçük sersemler gelin, bir kadeh daha doldurun
uyanın ve gelin, kader sizin kadehinizi doldurmadan
ve içeceğiniz günler sona ermeden

hayyam bilgelik çadırları dokudu
sonra dert potasında yandı kül oldu
bir pula satıldı kader çarşısında
ölüm celladı geldi, boynunu vurdu

düşmüş feleğin çarkına, hep fırlanırız
sizler onu esrarlı fenermiş sanınız
evren koca fanus ve güneş lambasıdır
bizler de biçim, simge, bireyler kalırız

kim görmüş bu cenneti, cehennemi
kim gitmiş de getirmiş haberini

14.05.2017

özür

ömer hayyam


yiyecek-giyeceğe verilen çabanın
bir özrü vardır, bunlar için çalışanın
ama bundan öteye, mal mülk edinmeye
ne gereği var tüm bir yaşamı satmanın

8.03.2017

akla danışma

ömer hayyam


dün gece akla danışıp sordum
birkaç soru, akıl kurcalayan

"açıkla bunları bana" dedim
"ey, her bilginin temeli olan"

dedim: "yaşamaktan bezdim, usandım."
dedi: "bir iki yıl daha dayan"

dedim: "yaşamak denen şey ne ki?"
dedi: "bir düş; hiçtir elde kalan"

dedim: "ev bark sahibi olmak ne?"
dedi: "zevki az, derdi kocaman"

dedim: "şu zorba takımı nasıl?"
dedi: "it, çakal, kurt, hepsi yaman"

dedim: "bir sözün var mı onlara?"
dedi: "soysuzlar, hiç vermez aman"

dedim: "deli gönlüm uslanır mı?"
dedi: "kulağını büker zaman"

dedim: "hayyam'ın söyledikleri?"
dedi: "laf.. kah uyan, kah uymayan"

11.03.2016

masal

ömer hayyam


ev barkla, köşk sarayla boşa kaygılandın
yaşam denen masala ne diye inandın
yeller esen bir yerde mum yakılır mı hiç
sel yatağına evler kurulur mu sandın

10.01.2016

rubailer

ömer hayyam



mevki sahipleri bildiğinden caymazlar
nice pisliğe gömülseler de aymazlar
şaşılacak bir iş ki, kendileri gibi
hırsa kapılmamışı adamdan saymazlar

bir yürek ki bilmez sevgi ne, acımak ne
ne manastır kurtarır onu ne seccade
aşk defterine adı yazılı olanlar
cehenneme aldırmaz, boşverir cennete

alaca "sabah-akşam" atının konağı
"dünya kervansarayı" denen şu durağı
bil ki, yüzlerce behram'dan kalmış bir köşk o
yüz cemşid'in sofrasının artık çanağı

derede akan su, çölde esen yel gibi
senin benim ömrümden bir gün daha geçti
iki günün gamını yememeli insan
geçip gitmiş gün biri, gelmemiş gün diğeri

şu evrende elinde oldukça fırsatın
şarapsız, sakisiz tek soluk alma sakın
niceleri sınadı senden, benden önce
dünya değmez kalbini kırmaya tek canın

hep söz eder durursun yasin'den berat'tan
yaz beratımı meyhaneye, kurtul ondan
beratımızın meyhanede olduğu gün
daha iyidir berat gecesi'nden, inan

şu dünyada en üstün söz, kuran denilir
sık ele alınmaz, okunur arada bir
ne ayetler yazılıdır ki şu kadehte
her an, her yerde, hiç durmadan hatmedilir

şu yaşamı gönül, yaşayarak öğrendin
çözümü ölümde tanrısal bilmecenin
bugün kendinde iken bir şey bilmiyorsan
yarın kendinde değilken ne bileceksin

tanrı cenneti, kevser şarabıyla över
akıl ermez dünyada nasıl yasak eder
hamza sarhoşlukla bir deve öldürmüş de
bize ne ki, ona "yasak" demiş peygamber