paul celan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paul celan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.07.2016

kırmızı pelerinli kent

aslı erdoğan

"yazıya dökülenin dışında kalan tek şey ölümdür." (robert pinget)

yalnızca tek bir şey adına güvenli suları terk eder, kendi köklerimizi keseriz. adem'in, uğruna ölümsüzlüğü teptiği tek şey adına: bilinmeyen.

yeryüzünde yüzeysellik salgın halde ama bu kentte bir din olmuş. şu koca dünyada nereye ayak bastıysam karşıma hep yüzeysellik çıktı; ama burada bir sanata dönüşmüş.

kendini sevmeyi öğren; çünkü başka kimse seni sevmeyecek.

franz kafka: bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. işte varılması gereken yer o noktadır.

para bir baston gibidir, insanın dik durmasını sağlar.

erdemlerden de vazgeçilmez şeyler vardır. çaydaki limon gibi, pazar gazetesi ya da italyan mozzarellası gibi.

aritmetiğe indirgenen ölün, kişisel bir trajedi olmaktan çıkar.

cehennemin bir fersah ötesi cennet
cennetin bir adım ötesi cehennem (iran atasözü)

"insanı tanımak için uzaklara gitmek gerekir."

sen ölümümdün
seni tutabildim
her şeyi yitirirken (paul celan)

insanı dehşete düşüren bütün karabasanlar, günü gelince gerçekleşir.

eduardo mallea: her insanın kaderi, ancak o insanın belleğinde var olana benzediği ölçüde kişiseldir.

yalnızlığımız çok fazla can yaktığında, acıyı kaptan kaba aktarıyor, aslında zerre kadar anlam içermeyen hayata ne derinlikler yüklüyoruz!

kamçının öğrettiğini beden hiç unutmaz.

insanın yoluna çıkan bütün cesetler, onu tek bir yerinden, en zayıf yerinden vurur: kendi içindeki cesetten.

jacques derrida: gerçeklik, yanılsama olduğu unutulan yanılsamadır.

kaosun denklemi çok basit aslında. yaşam=yaşam. ölüm=ölüm. oysa hepimiz kendi denklemimizi kurmanın ve dünyayı ona eşdeğer kılmanın peşindeyiz. ne aymazlık!

senin içindekini barındıracak derinlikte hiçbir şey yoktur gerçek dünyada; ama sen de, yaşamın, ölümün ve bütün düşlerinle, gerçeğin korkunç sonsuzluğunda, oylumsuz bir noktadan daha büyük değilsin.

yaşam iki göz kırpması arasında görülen bir düştür. yalnızca bir düş..

8.01.2014

neredeyse yaşayacaktın

paul celan



uyu
deniz değirmen yürüyor
buz aydınlığıyla ve işitilmeden
gözlerimizde

bütün adlar, bütün birlikte yanıp gitmiş adlar
o kadar kutsanacak kül
o kadar kazanılmış toprak
üstünde hafif, öylesine hafif ruh çemberlerinin

parmakları kıllı keşişler açmışlar kitabı: eylül
iason kar atıyor şimdi başvermiş ekinlere
eller dizili bir gerdanlık vermişti sana orman
öylece ölü yürüyorsun ipin üstünde
daha koyu bir mavi katılıyor saçına ve ben
konuşuyorum sevgiden
midyeleri söylüyorum ve hafif bulutları
bir sandal tomurcuklanıyor yağmurda
küçük bir aygır koşturuyor
yaprakları çeviren parmakların üstünde
kara kara açılıveriyor kapı, şarkı söylüyorum
nasıl yaşadık burada

bir yabancı yitmişlik
biçimlenip gelmişti karşına, sanki
neredeyse yaşayacaktın

kül
görkemi var ardında
siz üçyolağzı
ellerin

yeniden dalgalanır saçın, ağlayınca ben
gözlerinin mavisiyle
kurarsın sevgimizin sofrasını
yaz ile güz arasında bir yatak
içeriz bir şey birinin imbiklediği
ne ben, ne sen, ne bir üçüncü
yudumlarız bir boş ve son şeyi
seyrederiz kendimizi derin denizin aynalarında ve
daha hızlı uzatırız yemekleri birbirimize
gece gecedir, sabahla başlar, yatırır beni sana

göz göze, serinlikte
gel şunu da başlatalım birlikte
gel soluyalım o peçeyi
bizi birbirimizden gizleyen
zamanıdır deyince akşam ölçmenin
daha ne kadar kaldığını
her biçimden, kendi girdiği
her biçime, ikimize ödünç verdiği

üzerine yağmur yağan patikada
küçük hokkabaz vaazı sessizliğin

öyle, sanki işitebilecektin
sanki seni hala sevdiğimi
sendin ölümüm
tutabilirdim seni
her şey düşerken elimden

nerede kendimi unuttumsa sende
düşünce oldun
bir şey hışırdayıp geçti ikimizin içinden
dünyanın ilk
en son sallantısı
bende gelişip yükseldi post
borağanlı, ağıza dek
sense gelmiyorsun hiç kendine

düş git kolumun büklümünden
al o tek nabız atışını götür
saklan onun içine
dışarıda