lee smolin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lee smolin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.09.2019

gizemli bir deneyim

lee smolin

benim inancıma göre bilim yapma isteğinin temelinde, dünyanın tutarlı bir görüntüsüne sahip olma ve bu imgenin içinde evrendeki yerini anlama isteği yatar.

üniversitede tanıdığım bir kız odasının kapısına şu yazıyı asmıştı: "gizemciler giremez." bir süre sonra şunu ekledi: "lee dışında."

ama bütün hayatımda bir tek kez, gizemli bir deneyimim oldu. on yedi yaşındaydım. üniversiteye başlamadan önceki yazdı. los angeles'ta akrabalarımın yanında kalıyor, biraz para kazanmak için sac levhacıda çırak olarak çalışıyordum. aynı zamanda landau ile lifschitz'in kitabından, kendi kendime biraz temel fizik-mekanik öğreniyordum. bir gece çalışmaya ara verdim ve teyzemin evinin yanındaki ıssız bir tarlada yürüyüşe çıktım. kendimi yalnız hissediyor, los angeles'ta kızlarla nasıl tanışıldığını düşünüyordum. nedense yere oturdum ve birden, nereden geldiği belirsiz yoğun bir duygu kapladı içimi. bana uzun gelen bir süre, çevremdeki evrene, derin bir bağla tam anlamıyla bağlandığımı hissettim. harika bir mutluluk duygusu ve sükunet duydum.

içimde hala bu duyguyla kalktım, arsadan çıkıp eve doğru yürüdüm. sokağın karşısına geçerken bir araba yavaşladı ve durdu. belki de benden birkaç yaş büyük güzel bir kız arabanın penceresini indirdi ve bana o gece için bir planım olup olmadığını sordu. yanıt veremeyecek kadar şaşırdım. kız bir kez daha sordu, sonra bir süre yüzüme baktı ve arabayı sürüp gitti. o yaz hep o kızı ve yaşadığım o deneyimi düşündüm; ikisini de elimden kaçırdığıma hayıflandım. daha sonraki yıllarda ormanlarda, tarlalarda sık sık yürüyüşe çıktım, dünyayla tek vücut olma duygusunun ya da hiç değilse arabadaki o tuhaf güzel kızın geri geleceği umuduyla.

15.11.2017

bilim yolunda

richard dawkins: yetişkin bir inek, ahlak açısından, her türlü makul ölçüte göre, doğmamış bir bebekten daha çok sevgi ve yakınlığımızı hak eder. öte yandan, kürtaj doktoruna "cani!" diye haykıran yaşam yanlısı kişi, evine gidip bifteğini afiyetle yer. dr. doolittle ile büyümüş olan bir çocuğun gözünden bu çifte standart kaçmaz. kutsal kitap ile büyütülmüş bir çocuksa elbette bunu göremez.

alison gopnik: bilimde çocuklar gerçekten de bir kadın için en büyük engeldir. bilim kurumları kadınların hem çocuk yetiştirip hem bilim hayatını sürdürmelerini çok güçleştirmektedir. şimdi düşünüyorum da ben ya psikolojiye yatkın bir felsefeci ya da felsefeye yatkın bir psikolog olmaya yazgılıydım. ama koşullar birazcık farklı olsaydı, pekala ya küskün bir kreş öğretmeni ya da bir üniversite hocasının karısı olabilirdim.

lee smolin: einstein'ın bana çekici gelen düşüncelerinden biri, bir bilim adamı olarak insanın gündelik hayatın belirsizliği ve acılarını aşabileceği idi. doğanın yasalarını kavrayarak, insan yaşamının kısa süreli uğraşlarına göre dünyanın çok daha kalıcı ve güzel bir yönüyle bağ kurabilirdiniz.

jaron lanier: doğal ya da somut dünyayı kucaklarken daha eşitlikçi oluruz; çünkü inancımız hiç kimseyi dışlamamızı gerektirmez. ama bunu yaparken, bize birer birey olarak değer kazandıran ve hayatlarımıza çeşni ve anlam katan öznel dünya deneyimimizi önemsizleştiririz. öznelliği öne çıkardığımız zamansa karşıt inanç topluluklarına bölünme tehlikesiyle karşılaşırız. geriye baktığımda, bu ikilemin çocukluğumda boğuştuğum yalnızlığı nasıl artırmış olduğunu görebiliyorum. çocukluğum devam ediyor.

10.05.2017

meraklı zihinler

john brockman

"din, insanları yöntemli bir şekilde dolandırma sanatıdır."

richard dawkins: genç bir bilim adamı adayına bir kitabın ya da bir öğretmenin verebileceği en değerli armağan, otoriteyi sorgulama alışkanlığıdır. size herkesin söylediği şeyi hemen kabul etmeyin, kendiniz düşünün.

robert m. sapolsky: din, temelde sadece din adına itaatkar olmaktan ve törensellikten başka bir şey değildir.

paul c.w. davies: gerçekten büyük soruları en iyi şekilde yanıtlamanın yolu, dinden değil ancak kuramsal fizikten geçmektedir. fizik, ne de olsa, beyindeki atomların dans ederken ayak uydurdukları müziktir.

lee smolin: bir yetişkin olarak insanın kendi büyümesiyle ilgili kanıları, büyük oranda kişisel bir efsanedir; arkasında anne ve babalarımızla ilgili dramların gelişimi yatar.

mary catherine bateson: yeni bir dil insanın yeni şeyler düşünmesine olanak sağlar.

theodosius dobzhansky: biyolojide evrimin ışığında görülmeyen hiçbir şeyin anlamı yoktur.

lynn margulis: sağlam verilerin ve gözlemin gerçekliği beni her zaman bir yetkilinin savlarından daha çok etkilemiştir.

j. doyne farmer: bazen beni ben yapan amansız yazgı ile, salt rastgele koşulların oluşturduğu tuhaf karışımı hayretle düşünürüm. tarihsel önemde olaylar bazen, bir tek hayatın doğal akışının sularına karışabilecek, ileriye dönük rastlantısal sonuçlar doğurabilir.

ray kurzweil: ne tür zorluklarla karşılaşırsak karşılaşalım -ister işimizle, ister sağlığımızla ilgili sorunlar olsun, ister ilişki güçlükleri- bizim bunları alt etmemizi sağlayacak bir fikir vardır.

9.10.2016

bilim

howard gardner: dikkatli bir betimlemeden insan çok şey öğrenebilir.

joseph le doux: kendinizi bulmanız için hiçbir zaman çok geç değildir. kırk yıl sonra hala gitarda kendimi bulmaya çalışıyorum.

ray kurzweil: doğru bir fikrin gücü, aşılmaz gibi görünen bir sorunu her zaman alt edecektir.

j. doyne farmer: bilim hem evrensel bir inanç sistemidir hem de gündelik sorunları çözmenin bir yoludur.

steven strogatz: bazı insanlar bütün hayatlarını gerçekten ne yapmak istediklerini hiç bilmeden geçiriyorlar.

v.s. ramachandran: bilimle şiirin ortak noktaları çoğumuzun sandığından daha fazladır; her iki girişim de en aykırı düşünceleri yan yana getirmeyi ve dünyaya biraz romantik bir gözle bakmayı gerektirir.

lee smolin: einstein'ın bana çekici gelen düşüncelerinden biri, bir bilim adamı olarak insanın gündelik hayatın belirsizliği ve acılarını aşabileceği idi. doğanın yasalarını kavrayarak, insan yaşamının kısa süreli uğraşlarına göre dünyanın çok daha kalıcı ve güzel bir yönüyle bağ kurabilirdiniz.

newton: büyük hakikat okyanusu karşımda keşfedilmemiş halde dururken, deniz kıyısında oynayan, ara sıra daha düzgün bir çakıl ya da olağandan daha güzel bir deniz kabuğu arayarak kendimi oyalayan bir çocuğa benzer gibiyim.

matt ridley: bilim adamları gerçeklerle ilgilenmezler. onlar bilgisizliği severler. onun içini oyar, onu yer, ona saldırırlar -hangi eğretilemeyi canınız istiyorsa onu seçin- bunu yaparken de durmadan daha fazla bilgisizlik keşfederler.