müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: her birimiz yıldız tozuyuz. yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. o yüzden isa'yı falan boşverin. bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.
lawrence krauss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lawrence krauss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.05.2021
yıldız tozu
lawrence krauss
müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: her birimiz yıldız tozuyuz. yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. o yüzden isa'yı falan boşverin. bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.
müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: her birimiz yıldız tozuyuz. yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. o yüzden isa'yı falan boşverin. bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.
13.08.2018
hiç yoktan bir evren
lawrence krauss
bilimde büyük etki yaratmanın yolu, sürüyle birlikte gitmekten değil, ona ayak diremekten geçer.
"nasıl oluyor da hiçbir şey olmayacağına bir şey var?"
kapalı bir evrende bir yönde yeterince uzağa bakarsanız kafanızın arkasını görürsünüz.
karanlık enerjinin kökeni ve doğası hiç kuşkusuz bugün temel fiziğin en büyük muammasıdır. nereden kaynaklandığına ya da neden sahip olduğu değerde olduğuna dair temel bir anlayıştan yoksunuz. evrenin genişlemesine neden nispeten yakın bir dönemde, yalnızca son 5 milyar yıl içinde hakim olmaya başladığına dair de bir fikrimiz yok bu yüzden. karanlık enerjinin niteliğinin evrenin kökeniyle temel bir bağı olduğundan kuşkulanmamız gayet doğal. öyle sanıyoruz ki geleceğimizi karanlık enerji belirleyecek.
matematiksel bakımdan güzel olan yegane evren, düz bir evrendir.
kesin olan bir şey vardır: toplam enerjinin tam ve kesin olarak sıfır olduğu tek bir evren vardır.
bilim, fizikçi steven weinberg'ün vurguladığı üzere tanrı'ya inanmayı imkansız kılmaz, daha doğrusu tanrı'ya inanmamayı mümkün kılar. bilim olmaksızın her şey bir mucizedir. bilimle birlikte hiçbir şeyin mucize olmaması olasılığı kalır. bu durumda dini inanç giderek gereksiz ve ilgisiz bir hal alır.
hiçlik kararsızdır. hiçlik, bir anlığına bile olsa her zaman bir şey üretir.
ilahiyatçılar toplu iğnelerin başı üzerine oturan melekler ya da bugünkü eşdeğeri her neyse onun hakkında fikir yürütebilirler. ilahiyat ondalık basamaklardan yoksun olmakla kalmıyor: gerçek dünyayla en ufak bir bağıntıdan da yoksun. thomas jefferson'ın virginia üniversitesi'ni kurarken dediği gibi:
"ilahiyat profesörlüğünün kurumumuzda yeri olmayacak."
bilimde büyük etki yaratmanın yolu, sürüyle birlikte gitmekten değil, ona ayak diremekten geçer."nasıl oluyor da hiçbir şey olmayacağına bir şey var?"
kapalı bir evrende bir yönde yeterince uzağa bakarsanız kafanızın arkasını görürsünüz.
karanlık enerjinin kökeni ve doğası hiç kuşkusuz bugün temel fiziğin en büyük muammasıdır. nereden kaynaklandığına ya da neden sahip olduğu değerde olduğuna dair temel bir anlayıştan yoksunuz. evrenin genişlemesine neden nispeten yakın bir dönemde, yalnızca son 5 milyar yıl içinde hakim olmaya başladığına dair de bir fikrimiz yok bu yüzden. karanlık enerjinin niteliğinin evrenin kökeniyle temel bir bağı olduğundan kuşkulanmamız gayet doğal. öyle sanıyoruz ki geleceğimizi karanlık enerji belirleyecek.
matematiksel bakımdan güzel olan yegane evren, düz bir evrendir.
kesin olan bir şey vardır: toplam enerjinin tam ve kesin olarak sıfır olduğu tek bir evren vardır.
bilim, fizikçi steven weinberg'ün vurguladığı üzere tanrı'ya inanmayı imkansız kılmaz, daha doğrusu tanrı'ya inanmamayı mümkün kılar. bilim olmaksızın her şey bir mucizedir. bilimle birlikte hiçbir şeyin mucize olmaması olasılığı kalır. bu durumda dini inanç giderek gereksiz ve ilgisiz bir hal alır.
hiçlik kararsızdır. hiçlik, bir anlığına bile olsa her zaman bir şey üretir.
ilahiyatçılar toplu iğnelerin başı üzerine oturan melekler ya da bugünkü eşdeğeri her neyse onun hakkında fikir yürütebilirler. ilahiyat ondalık basamaklardan yoksun olmakla kalmıyor: gerçek dünyayla en ufak bir bağıntıdan da yoksun. thomas jefferson'ın virginia üniversitesi'ni kurarken dediği gibi:
"ilahiyat profesörlüğünün kurumumuzda yeri olmayacak."
8.12.2015
din ve bilim
stephen hawking: tarih boyunca yeni keşifler var olan inançlara meydan okumuştur. din de bundan müstesna değildir.lawrence krauss: bilimsel otorite diye bir şey yoktur. bilimsel uzmanlar vardır. ama hiç kimse yoktur ki görüşleri sorgulanmaya tabi olmasın.
cameron diaz: bilimde sevdiğim şey bilgidir, bilgi güçtür, bilgi sizi güçlendirir, sizi serbest kılar; çünkü artık aynı noktada takılıp kalmazsınız. artık daha önce bulunduğunuz ya da başkasının bulunduğu noktada takılıp kalmazsınız.
ricky gervais: bilim yalnızca ön yargısız bir biçimde gerçeği arar, iyi ya da kötü. bilim "bunu bulmalı mıyım?" diye sormaz. "yapabilir miyim?" diye sorar. inançların sorunu da bu: gerçeklerle ilgilenmiyorlar. mantıklı biriyseniz gerçekler inançlarınızı değiştirmelidir.
cormac mccarthy: bilim, fiziksel dünyayı açıkladığı için insanları cezbediyor. bu şey nedir? gerçekliğe ya da fiziki dünyanın ne olduğuna dair son sözü söylüyor mu? bilmiyorum ama son sözü değilse de hiç olmazsa en iyi sözü söylüyor.
dan dennett: dinler için yepyeni bir çağdayız. dinler, bin yıl boyunca başkalarının dinleri veya kendi dinleri hakkında bilgi toplayan kitleleri görmezden geldi. bu dinler, kültürel olarak cehaletin kolayca sürdürüldüğü bir dünyada evrildiler. teknoloji, cep telefonları, internet ve benzerleri tarafından sağlanan yeni bilgi şeffaflığı, dinlerin binlerce yıldır yüzleşmek zorunda kaldığı bilgi felsefesi alanındaki ilk esaslı değişimdir.
cameron diaz: dinde asırlardır aynı hikayeler anlatılırken bilim daima yeni bir hikaye anlatıyor. bence, dini hakikat olarak gören kişilerin anlamakta zorlandığı şey, bilimin çok daha geniş kapsamlı olduğudur. 6 bin yıl önce değil, 4 ya da 5 milyar yıl önce başlıyor. bilimin sunduğu çok daha fazla bilgi var. bir kitabımız olsaydı şayet, çok daha kalın olurdu.
james morrison: inanç sisteminize aşırı bağlı olduğunuz için kulak tıkıyor, inancınıza meydan okunmasından ya da inancınızın sarsılmasından korkuyorsanız işiniz bitik demektir.
woody allen: bir yanılgıyla yaşamayı problemli buluyorum. sürekli gerçekliği inkar edip sahte bir dünyada yaşayamazsınız. yalnızca kendi inançlarınıza meydan okumakla kalmamalı, tüm yaşamınız boyunca hatalı olup yanlış yönlendirildiğinizi söylemeye ve görüşlerinizi değiştirmeye de daima istekli olmalısınız. aksi takdirde bu anlamsız bir yaşam olur.
13.06.2014
the unbelievers
gus holwerda
lawrence krauss: bazı konuların sorgulamaya açık olmadığı bir dünyada yaşıyorsak düşünmeye son verilmiş bir dünyada yaşıyoruz demektir.
cameron diaz: bence dinler uyuşturucu gibidir. birçok insan için dünyanın gerçekte ne olduğunu görmek kaldıramayacakları kadar büyük bir yük olduğundan kendilerini iyi, rahat, sıcak, hafif ve her şeyi yolunda hissettirecek bir mit hapını almayı tercih ediyorlar.
ricky gervais: tanrı bana özgür irade vermiş. o zaman bunu kullandığım için beni neden cehenneme yolluyor?
lawrence krauss: hiçbir fikir alay edilmekten hariç tutulmamalı. alay etmek çok önemli bir araçtır. neden din de alay edilmekten hariç tutulsun? siyaset alay konusu olabiliyorsa, bilim, seks ve dünyadaki geri kalan her şey gerçeği aydınlatmanın bir yolu olarak alay konusu olabiliyorsa neden din bundan hariç tutulsun?
woody allen: herkesin aynı gerçeği bilmesine rağmen, yaşamlarımız gerçeği nasıl çarpıtmak isteyeceğimizden ibaret.
penn jillette: bizler bu hayata inanan insanlarız. bizler ahlaka inanan insanlarız. ödül veya cezalandırma şartıyla bir şeyler yapıyorsanız ahlaktan yoksunsunuz demektir.
christopher hitchens: din her şeyi zehirliyor.
ian mcewan: insanlar icat ettikleri mitlere aslında inanmıyorlar. rahibin öbür dünyadan bahsederken orada bulunan insanların bile hıçkıra hıçkıra ağladığı pek çok cenazeye katıldım. sevdikleriyle 5 yıl içinde karşılaşacaklarını sahiden de düşünmüyorlar. öte yandan, rıhtımın kenarında durup queen mary gemisinin new york'a doğru yola çıkışını izlerken rıhtımın yanında bekleyen insanların ağlamadığını görürsünüz; çünkü yolcu ettikleri kişileri çok yakında göreceklerini biliyorlar.
richard dawkins: inançlı kişileri hor görmekle suçlanıyorum sık sık. inançlı kişileri hor görmüyorum, savundukları inancı hor görüyorum.
lawrence krauss: demokrasi için en büyük tehdit halkın bilinçsiz olmasıdır.
ricky gervais: herkesin her şeye inanmaya hakkı olduğuna inanıyorum. her şeye inanmaya hakları var ama benim de inançlarını gülünç bulmaya hakkım var.
lawrence krauss: düşünme şeklimizi değiştirmediğimiz sürece, serbest sorgulamaya, tartışmaya ve gerçekliğe dayalı kamu politikası önünde saygı duymaya istekli olmadığımız sürece birçok yönden sahibi olduğumuz bu harika dünyayı bir hiçliğe dönüştürebiliriz; bunun olmaması için elimizden geleni yapmalıyız.
james randi: onlara korku hükmediyor. bu benim tarzım değil, sizlerin de değil. hepimizin içinde büyüdüğü çağ bu, hiç şüphesiz. geçmişe dönmektense 21. yüzyılı bağnaz, kaprisli, acımasız, düzenbaz, soykırımcı, homofobik, kadın düşmanı, ırkçı, kindar ve şiddet yanlısı bir zorbaya olan inanca bir son vererek kucaklamalıyız.
lawrence krauss: bazı konuların sorgulamaya açık olmadığı bir dünyada yaşıyorsak düşünmeye son verilmiş bir dünyada yaşıyoruz demektir.cameron diaz: bence dinler uyuşturucu gibidir. birçok insan için dünyanın gerçekte ne olduğunu görmek kaldıramayacakları kadar büyük bir yük olduğundan kendilerini iyi, rahat, sıcak, hafif ve her şeyi yolunda hissettirecek bir mit hapını almayı tercih ediyorlar.
ricky gervais: tanrı bana özgür irade vermiş. o zaman bunu kullandığım için beni neden cehenneme yolluyor?
lawrence krauss: hiçbir fikir alay edilmekten hariç tutulmamalı. alay etmek çok önemli bir araçtır. neden din de alay edilmekten hariç tutulsun? siyaset alay konusu olabiliyorsa, bilim, seks ve dünyadaki geri kalan her şey gerçeği aydınlatmanın bir yolu olarak alay konusu olabiliyorsa neden din bundan hariç tutulsun?
woody allen: herkesin aynı gerçeği bilmesine rağmen, yaşamlarımız gerçeği nasıl çarpıtmak isteyeceğimizden ibaret.
penn jillette: bizler bu hayata inanan insanlarız. bizler ahlaka inanan insanlarız. ödül veya cezalandırma şartıyla bir şeyler yapıyorsanız ahlaktan yoksunsunuz demektir.
christopher hitchens: din her şeyi zehirliyor.
ian mcewan: insanlar icat ettikleri mitlere aslında inanmıyorlar. rahibin öbür dünyadan bahsederken orada bulunan insanların bile hıçkıra hıçkıra ağladığı pek çok cenazeye katıldım. sevdikleriyle 5 yıl içinde karşılaşacaklarını sahiden de düşünmüyorlar. öte yandan, rıhtımın kenarında durup queen mary gemisinin new york'a doğru yola çıkışını izlerken rıhtımın yanında bekleyen insanların ağlamadığını görürsünüz; çünkü yolcu ettikleri kişileri çok yakında göreceklerini biliyorlar.
richard dawkins: inançlı kişileri hor görmekle suçlanıyorum sık sık. inançlı kişileri hor görmüyorum, savundukları inancı hor görüyorum.
lawrence krauss: demokrasi için en büyük tehdit halkın bilinçsiz olmasıdır.
ricky gervais: herkesin her şeye inanmaya hakkı olduğuna inanıyorum. her şeye inanmaya hakları var ama benim de inançlarını gülünç bulmaya hakkım var.
lawrence krauss: düşünme şeklimizi değiştirmediğimiz sürece, serbest sorgulamaya, tartışmaya ve gerçekliğe dayalı kamu politikası önünde saygı duymaya istekli olmadığımız sürece birçok yönden sahibi olduğumuz bu harika dünyayı bir hiçliğe dönüştürebiliriz; bunun olmaması için elimizden geleni yapmalıyız.
james randi: onlara korku hükmediyor. bu benim tarzım değil, sizlerin de değil. hepimizin içinde büyüdüğü çağ bu, hiç şüphesiz. geçmişe dönmektense 21. yüzyılı bağnaz, kaprisli, acımasız, düzenbaz, soykırımcı, homofobik, kadın düşmanı, ırkçı, kindar ve şiddet yanlısı bir zorbaya olan inanca bir son vererek kucaklamalıyız.
7.11.2013
a universe from nothing
lawrence krauss
"her yolculuğa eşlik eden ilk gizem, yolcunun başlangıç noktasına nasıl ulaşmış olduğudur." (louise bogan)
müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: her birimiz yıldız tozuyuz. yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. o yüzden isa'yı falan boşverin. bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.
"hiçbir bilgi ışıktan daha hızlı yayılamaz." (albert einstein)
evren düz olmalı. peki neden? bunun iki sebebi var, ilki hakkında normalde şunu söylüyorum: matematiksel olarak güzel olan tek evren bu. ve bu doğru. pek bahsetmediğim ikinci bir sebebi daha var, şimdi burada bahsedeceğim: düz bir evrende, evrenin toplam enerjisinin kesinlikle sıfır olduğu görülmüş bulunuyor. çünkü çekim kuvveti negatif enerjiye sahip olabilir. ve çekim kuvvetinin negatif enerjisi, maddenin pozitif enerjisini dengeler. peki, toplam enerjisi sıfır olan bir evrenin nesi güzel? çünkü sadece böyle bir evren sıfırdan oluşabilir. ve bu müthiş; çünkü fizik yasaları, evrenin sıfırdan oluşmasına izin veriyor! bir tanrı'ya ihtiyacımız yok. hiçbir şeyimiz yok. evrenimiz düz ve toplam enerjisi sıfır. ve sıfırdan doğmuş olabilir. sıfır toplam enerji ve kuantum dalgalanmaları bir evren yaratabilir.
bunlar dindar insanların sorup durduğu şu manyak soruya cevap veriyor: "neden hiçbir şey değil de bir şeyler var?" çünkü olması gerek. kuantum mekaniğinde, hiçbir şeyiniz yoksa hep bir şeyler elde dersiniz. bu kadar basit!
copernicus bize özel bir yerde yaşamadığımızı söylemişti. şimdi iki şeyi biliyoruz, aslında bir şeyi. bu, bize düşündüğümüzden çok daha önemsiz olduğumuzu anlatıyor. evreni, gördüğümüz her şeyi ele alırsanız; yıldızlar, galaksiler ve kümeleri, gördüğümüz her şey. bunları kaldırıp atın, evren yine aynı evrendir. %30'u karanlık madde ve %70'i karanlık enerji olan bir evrende, %1'lik bir kirlilik yaratıyoruz. tamamen anlamsızız. içinde bu kadar anlamsız olduğumuz bir evrenin neden bizim için yaratılmış olduğu beni aşıyor.
bazıları evrene ince ayar yapılmış olduğunu söylemişti. eğer biraz olsun farklı olsaydı burada olamazdık. tanrı evreni apaçık bizim için yaratmıştı! bu saçmalık. ve richard dawkins'in kitaplarıyla güzelce öğrendiğimiz aynı sebeplerden ötürü saçmalık. arılar çiçeklerin rengini niçin ayırt edebiliyor? onları bulabilsinler diye. tanrı öyle istedi diye değil. eğer çiçekleri bulamasalardı, yemek için ihtiyaçları olan şeyleri alamazlardı ve var olamazlardı; bu doğal seçilim. ve bu bize şunu söylüyor: bir tür kozmik doğal seçilim var. çünkü eğer bu doğruysa, tek söylediği yaşama imkan tanıyan bir evrende olmamızın çok da şaşırtıcı olmadığı! çünkü, yaşama imkan tanımayan evrenlerde yaşıyor olamazdık. bu kadar basit!
fiziğin evren hakkında bize asıl anlattığı şu: evren büyük ve nadir olaylar hep gerçekleşiyor. yaşam da bunlara dahil. ve bu, onun özel olduğunu göstermiyor.
"her yolculuğa eşlik eden ilk gizem, yolcunun başlangıç noktasına nasıl ulaşmış olduğudur." (louise bogan)müthiş olan şu ki, vücudumuzdaki her bir atom patlayan bir yıldızdan geliyor. ve sol elimizdeki atomlar da muhtemelen sağ elimizdekilerden farklı bir yıldızdan geliyor. fizik konusunda bildiğim en şiirsel şey bu: her birimiz yıldız tozuyuz. yıldızlar patlamasaydı burada olamazdık. çünkü evrim için önemli olan karbon, azot, oksijen, demir vs. bütün elementler zamanın başlangıcında oluşmamıştı. bunlar yıldızların nükleer fırınlarında oluşmuştu ve vücudumuza girebilmelerinin tek yolu yıldızların patlayacak kadar kibar olmalarıydı. o yüzden isa'yı falan boşverin. bugün burada olmamızı yıldızların ölmesine borçluyuz.
"hiçbir bilgi ışıktan daha hızlı yayılamaz." (albert einstein)
evren düz olmalı. peki neden? bunun iki sebebi var, ilki hakkında normalde şunu söylüyorum: matematiksel olarak güzel olan tek evren bu. ve bu doğru. pek bahsetmediğim ikinci bir sebebi daha var, şimdi burada bahsedeceğim: düz bir evrende, evrenin toplam enerjisinin kesinlikle sıfır olduğu görülmüş bulunuyor. çünkü çekim kuvveti negatif enerjiye sahip olabilir. ve çekim kuvvetinin negatif enerjisi, maddenin pozitif enerjisini dengeler. peki, toplam enerjisi sıfır olan bir evrenin nesi güzel? çünkü sadece böyle bir evren sıfırdan oluşabilir. ve bu müthiş; çünkü fizik yasaları, evrenin sıfırdan oluşmasına izin veriyor! bir tanrı'ya ihtiyacımız yok. hiçbir şeyimiz yok. evrenimiz düz ve toplam enerjisi sıfır. ve sıfırdan doğmuş olabilir. sıfır toplam enerji ve kuantum dalgalanmaları bir evren yaratabilir.
bunlar dindar insanların sorup durduğu şu manyak soruya cevap veriyor: "neden hiçbir şey değil de bir şeyler var?" çünkü olması gerek. kuantum mekaniğinde, hiçbir şeyiniz yoksa hep bir şeyler elde dersiniz. bu kadar basit!
copernicus bize özel bir yerde yaşamadığımızı söylemişti. şimdi iki şeyi biliyoruz, aslında bir şeyi. bu, bize düşündüğümüzden çok daha önemsiz olduğumuzu anlatıyor. evreni, gördüğümüz her şeyi ele alırsanız; yıldızlar, galaksiler ve kümeleri, gördüğümüz her şey. bunları kaldırıp atın, evren yine aynı evrendir. %30'u karanlık madde ve %70'i karanlık enerji olan bir evrende, %1'lik bir kirlilik yaratıyoruz. tamamen anlamsızız. içinde bu kadar anlamsız olduğumuz bir evrenin neden bizim için yaratılmış olduğu beni aşıyor.
bazıları evrene ince ayar yapılmış olduğunu söylemişti. eğer biraz olsun farklı olsaydı burada olamazdık. tanrı evreni apaçık bizim için yaratmıştı! bu saçmalık. ve richard dawkins'in kitaplarıyla güzelce öğrendiğimiz aynı sebeplerden ötürü saçmalık. arılar çiçeklerin rengini niçin ayırt edebiliyor? onları bulabilsinler diye. tanrı öyle istedi diye değil. eğer çiçekleri bulamasalardı, yemek için ihtiyaçları olan şeyleri alamazlardı ve var olamazlardı; bu doğal seçilim. ve bu bize şunu söylüyor: bir tür kozmik doğal seçilim var. çünkü eğer bu doğruysa, tek söylediği yaşama imkan tanıyan bir evrende olmamızın çok da şaşırtıcı olmadığı! çünkü, yaşama imkan tanımayan evrenlerde yaşıyor olamazdık. bu kadar basit!
fiziğin evren hakkında bize asıl anlattığı şu: evren büyük ve nadir olaylar hep gerçekleşiyor. yaşam da bunlara dahil. ve bu, onun özel olduğunu göstermiyor.
Kategori:
.altyazı,
'film,
#bilim,
#din,
albert einstein,
copernicus,
lawrence krauss,
louise bogan,
richard dawkins
23.09.2013
din
richard dawkins: umut ediyorum ki herkesin yahve'ye inanmamayı, en az thor'a ve jüpiter'e inanmamak kadar doğal gördüğü bir gün gelecektir. dini lobilerin giderek artan biçimde ümitsizliğe düştüğüne ve karşı koyarken başvurdukları kinlerini ve iğneleyici sözlerini artırdıklarına dair bazı belirtiler var. tanık olduğumuz şey, can çekişme sonun başlangıcı olabilir. can çekişen yaralı bir hayvan saldırmaya eğilimli olur.
richard dawkins: abd kongresi'nin 535 üyesi var ve içlerinden yalnızca bir tanesi tanrıya inanmadığını açıklamıştı. istatistiksel olarak bunun böyle olması imkansız. demek istediğim, kongre üyelerinin büyük bir çoğunluğu iyi bir eğitim almış olmalı. abd kongresi'nin önemli miktarda ateist üyesi bulunuyordur, tahminimce 200'den fazla olmalı. ne var ki bunu kabul edemiyorlar; çünkü seçilebilmek için inançları konusunda yalan söylemek zorunda kalıyorlar.
lawrence krauss: kanada ve abd'de bir grup psikoloğun yaptığı bir araştırma üzerine bir makale hazırlamıştım. araştırmada insanlara toplumun hangi kesimlerine güvenmedikleri soruluyor ve sonuç olarak en güvenilmeyen kesim ateistler çıkıyor. ama tam olarak "en güvenilmeyen" sayılmazlar. oranları tecavüzcülerle aynı.
richard dawkins: bu bana göre, birleşik devletler kongresi'nin çok sayıda üyesinin kişisel inançları hakkında neden apaçık yalan söylediği sorusuna yeterli bir cevap gibi geliyor. tecavüzcülerle aynı düzeydeyseniz bu kaçınılmaz. bu ülkeden çok sayıda ateist devlet başkanı geçmiştir zannediyorum. kennedy'nin ateist olması beni şu kadar olsun şaşırtmazdı. clinton'ın ateist olması beni şaşırtmazdı. obama'nın ateist olması beni şaşırtmazdı. bunu itiraf edemezler; çünkü aksi takdirde seçilemezler. görev dönemi sonuna yaklaşan devlet başkanlarının ve senatörlerin şunu demeleri için bir kampanya başlatmak istiyorum: "artık aday değilim, ben bir ateistim, en başından beri de öyleydim."
richard dawkins: abd kongresi'nin 535 üyesi var ve içlerinden yalnızca bir tanesi tanrıya inanmadığını açıklamıştı. istatistiksel olarak bunun böyle olması imkansız. demek istediğim, kongre üyelerinin büyük bir çoğunluğu iyi bir eğitim almış olmalı. abd kongresi'nin önemli miktarda ateist üyesi bulunuyordur, tahminimce 200'den fazla olmalı. ne var ki bunu kabul edemiyorlar; çünkü seçilebilmek için inançları konusunda yalan söylemek zorunda kalıyorlar.
lawrence krauss: kanada ve abd'de bir grup psikoloğun yaptığı bir araştırma üzerine bir makale hazırlamıştım. araştırmada insanlara toplumun hangi kesimlerine güvenmedikleri soruluyor ve sonuç olarak en güvenilmeyen kesim ateistler çıkıyor. ama tam olarak "en güvenilmeyen" sayılmazlar. oranları tecavüzcülerle aynı.
richard dawkins: bu bana göre, birleşik devletler kongresi'nin çok sayıda üyesinin kişisel inançları hakkında neden apaçık yalan söylediği sorusuna yeterli bir cevap gibi geliyor. tecavüzcülerle aynı düzeydeyseniz bu kaçınılmaz. bu ülkeden çok sayıda ateist devlet başkanı geçmiştir zannediyorum. kennedy'nin ateist olması beni şu kadar olsun şaşırtmazdı. clinton'ın ateist olması beni şaşırtmazdı. obama'nın ateist olması beni şaşırtmazdı. bunu itiraf edemezler; çünkü aksi takdirde seçilemezler. görev dönemi sonuna yaklaşan devlet başkanlarının ve senatörlerin şunu demeleri için bir kampanya başlatmak istiyorum: "artık aday değilim, ben bir ateistim, en başından beri de öyleydim."
21.05.2008
rüya
lawrence krauss
fizikçi richard feynman insanlara "bugün başıma ne geldi, anlatsam inanmazsın! inanamazsın!" demeye bayılırdı. ne olduğunu soranlara da "kesinlikle hiçbir şey!" cevabını verirdi.
söylemeye çalıştığı şey şuydu: bazen anlamlı gibi görünen bir rüya gördüğümüzde insanlar ona bir anlam verirler. ama hiçbir şekilde hiçbir öngörüde bulunmayan onlarca saçma rüya gördüklerini unuturlar.
gün içinde çoğunlukla dikkat çekici hiçbir şey olmadığını unuttuğumuzdan, olağan dışı bir şey gerçekleştiğinde olasılığın doğasını yanlış okuruz: yeterince çok sayıda olay arasında olağan dışı bir şeyin kazara gerçekleşmesi kaçınılmazdır.
fizikçi richard feynman insanlara "bugün başıma ne geldi, anlatsam inanmazsın! inanamazsın!" demeye bayılırdı. ne olduğunu soranlara da "kesinlikle hiçbir şey!" cevabını verirdi.söylemeye çalıştığı şey şuydu: bazen anlamlı gibi görünen bir rüya gördüğümüzde insanlar ona bir anlam verirler. ama hiçbir şekilde hiçbir öngörüde bulunmayan onlarca saçma rüya gördüklerini unuturlar.
gün içinde çoğunlukla dikkat çekici hiçbir şey olmadığını unuttuğumuzdan, olağan dışı bir şey gerçekleştiğinde olasılığın doğasını yanlış okuruz: yeterince çok sayıda olay arasında olağan dışı bir şeyin kazara gerçekleşmesi kaçınılmazdır.
