paulo coelho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paulo coelho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.11.2022

hayallerin ölümü

paulo coelho

yürekten savaş, yüreğimiz istediği için verdiğimiz savaştır. kahramanlık çağlarında, şövalyelik çağında kolaydı bu. fethedilecek ülkeler ve yapılacak çok şey vardı. oysa bugün dünya çok değişti, yürekten savaş artık savaş meydanlarında değil, içimizdeki meydanlarda veriliyor.

yürekten savaş, hayallerimiz uğruna verilen savaştır. gençken ve hayallerimiz yüreğimizde ilk kez tüm güçleriyle patladığında çok cesuruzdur; ama henüz nasıl savaşılacağını öğrenmemişizdir. büyük bir çaba göstererek nasıl savaşılacağını öğreniriz; ama o zaman da artık savaşa girecek cesareti kendimizde bulamayız. o yüzden, kendimize yönelir ve içimizde savaşırız. kendimizin en kötü düşmanı olup çıkarız. hayallerimizin çocukça olduğunu, gerçekleştirilemeyecek kadar zor olduğunu ya da hayatı yeterince tanımamamızdan kaynaklandığını söyleriz. yürekten savaş vermekten korktuğumuz için hayallerimizi öldürürüz.

hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir. hayatımda tanıdığım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yapmaya vakit bulmuşlardır. hiçbir şey yapmayanlar ise her zaman yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. durmadan günün çok kısa olduğundan yakınırlar. aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar.

hayallerimizin ölmesinin ikinci belirtisi sınırlılıklarımızda yatar. hayatı büyük bir serüven olarak görmek istemediğimiz için, hayattan pek az şey beklemekle bilgece, hakça ve doğru davrandığımızı düşünmeye başlarız. günlük yaşayışımızı kuşatan duvarların ötesine baktığımızda, kırılan mızrakların sesini işitir, toz ve terin kokusunu duyar, büyük yenilgileri ve savaşçıların gözlerindeki yangını görürüz. ama savaşa girenlerin yüreklerindeki sevinci, büyük hazzı asla görmeyiz. onların gözünde, zafer de, yenilgi de önemli değildir; önemli olan, yalnızca yürekten savaşıyor olmalarıdır.

ve son olarak hayallerimizin yok olup gitmesinin üçüncü belirtisi huzurdur. hayat bir pazar günü öğleden sonrasına döner; büyük şeyler istemez oluruz, vermeye razı olduğumuzdan daha fazlasını istememeye başlarız. bu durumda, olgunlaşmış olduğumuzu düşünürüz; gençlik düşlemlerimizi bir yana bırakır, kişisel ve profesyonel başarının peşine düşeriz. yaşıtlarımızın hala hayattan bekledikleri bir şeyler olduğunu söylemeleri karşısında şaşkınlığa uğrarız. ama aslında, yüreğimizin derinlerinde biliriz ki, hayallerimiz uğruna savaşmaktan vazgeçmiş, yürekten savaş vermekten kaçmışızdır.

hayallerimizden vazgeçip huzura kavuştuğumuzda, kısa bir dinginlik dönemi yaşarız. ama ölü hayaller içimizde çürümeye ve tüm varlığımızı köreltmeye başlar. çevremizdekilere karşı zalimleşir, sonra da bu zalimliği kendimize yöneltmeye başlarız. işte o zaman hastalıklar ve ruhsal bozukluklar başgösterir. savaşta kaçınmaya çalıştığımız düş kırıklığı ve yenilgi, korkaklığımız yüzünden tepemize çöker. ve bir gün, ölüp gitmiş hayaller soluk almamızı güçleştirir ve ölümü arar oluruz. bizi sınırlılıklarımızdan, işimizden ve pazar öğleden sonralarının korkunç huzurundan kurtaran, ölüm olur.

31.10.2022

uzun lafın kısası

charles bukowski:
bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız.

dostoyevski: bilinç hastalıktır. her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır.

elias canetti: cennette doksan dokuz doğrudan çok, eğriyken doğrulmuş bir kişinin gelişine bayram edilir. 

emil cioran: hazların aksine, acılar doygunluğa ulaştırmaz. biraz olsun bıkkın olan hiçbir cüzzamlı yoktur.

goethe: bilgelik yalnızca hakikattedir ve yalın olandan başka hiçbir şey hakiki değildir.

halil cibran: aranızdan çoğu, içleri sıra insanlaşmışsa da, birçoğu henüz insanlaşabilmiş değildir.

irvine welsh: kim olduğunu ve kim olmadığını anlamaya çalışmak lazım. hayattaki esas macera bu. kendini bir yerde bulduğunda arkada bıraktığın ve hep yanında taşıdığın şeyler vardır.

konfüçyüs: bütün gün payına düşecek yemeği düşünüp de kafasını başka bir şey için yormayan bir kişiyle birlikte olmak çok zordur.

murathan mungan: dünyada güzel olarak ne yapılmışsa halka rağmen yapılmıştır.

nietzsche: dünyayı yönlendiren düşünceler güvercin kanatlarıyla gelir.

pascal: insanlar iki türlüdür: günahkâr olduğuna inanan doğrular, doğru olduğuna inanan günahkârlar.

paulo coelho: aşkın gücü asla tükenmez; her şeyden daha güçlüdür ve kendini çok çeşitli biçimlerde gösterir.

sevan nişanyan: bir yerde ne kadar çok bayrak sallıyorlarsa bilin ki saklayacak o kadar çok şeyleri vardır.

11.07.2022

aşk

paulo coelho

beklemek. aşk konusunda öğrendiğim ilk ders buydu. gün sürüklenip gitmektedir, binlerce plan yaparsınız, olası tüm diyalogları düşlersiniz, davranışınızı değiştirmeye söz verirsiniz kendi kendinize ve orada öylece beklersiniz; kaygılar içinde, sevdiğiniz insan dönünceye kadar. o geldiğindeyse, ne diyeceğinizi bilemezsiniz. beklemekle geçen o saatler gerilime dönüşmüş, gerilim korku halini almıştır; korkuysa, duygularınızı belli etmekten utanç duymanıza yol açar.

sevmek uyuşturucu almak gibidir. başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. ertesi gün daha fazlasını istersin. henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliğini sürdürebileceğini sanırsın. sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun. ama yavaş yavaş onun varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. böylece, onu üç saat düşünüp iki dakika unutmaya başlarsın. yakınında değilse, bağımlılarının uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır. işte bu yüzden, seveceğimiz kişi, yanımızda tutabileceğimiz kişi olmalı.

barajlar gibidir aşk; bir zerre suyun sızabileceği bir çatlak bırakırsanız, bu su duvarları yavaş yavaş kemirir ve öyle bir an gelir ki, akıntının gücünü artık kimse denetleyemez. duvarlar yıkılacak olursa, aşk efendi olarak her şeye el koyar; neyi yapabilirim, neyi yapamam, sevdiğim kişiyi yanımda tutabilir miyim, tutamaz mıyım gibi sorular artık boşunadır. âşık olmak, denetimi elinden kaçırmak demektir.

aşk her zaman yenidir. yaşamımızda bir kez, iki kez, on kez sevmiş olmamızın önemi yok; kendimizi her zaman bir bilinmezle karşı karşıya buluruz. aşk bizi cennete de, cehenneme de götürebilir ama her zaman bir yere götürür. onu kabullenmemiz gerekir; çünkü varlığımızı besleyen odur. ondan kaçarsak, gözümüzün önünde meyve dolu dallarıyla duran o ağaca baka baka, elimizi uzatıp istediğimiz meyveyi koparmaya cesaret edemeden açlıktan ölürüz. nerede olursa olsun, aşkı arayıp bulmamız gerekir; bu bize saatlerce, günlerce, haftalarca süren düş kırıklıklarına, üzüntülere mal olsa da. çünkü biz aşkın peşine düştüğümüz anda, o da bizi karşılamaya çıkacaktır. ve bizi kurtaracaktır.

31.05.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
yoksunluğundan dolayı ardından gözyaşı dökeceğimiz yeni hiçbir şey yok dünyada.

paulo coelho: yalnızlık insana göre değildir, kendimizi ancak başkalarının gözlerinde gördüğümüz zaman tanıyabiliriz. kim olduğumuzu anlamanın en iyi yolu, çoğu zaman başkalarının bizi nasıl gördüğünü öğrenmektir.

cenap şahabettin: kimi yaşamlar kırık doğarlar, onları hiçbir şey onaramaz.

goethe: hangi okuyucuyu mu isterim? en bağımsızını; beni, kendini ve dünyayı unutup yalnız kitabın içinde yaşayanı!

halil cibran: kaplumbağalar yollar hakkında tavşanlardan çok daha fazla şey anlatabilirler.

adam phillips: hiç kimse övgüye karşı kayıtsız değildir; ama bir kişinin övgüyü karşılama biçimi en iyi karakter testidir.

andre gide: en güzel yollar uçurumlarda biter.

balzac: ben âşığımı rakibemin yatağı yerine bir çukurun dibinde görmek isterim.

jeannette walls: bir vatan hainiyle bir vatansever arasındaki tek fark bakış açısıdır.

john fowles: dünyada hiçbir zaman bu kadar çok içi boş insan olmamıştı ve bu dünya tıpkı boş deniz kabuklarıyla dolu büyük ve yükselen bir kıyıya benziyor.

kierkegaard: ben özgürlük tutkunuyum ve bana özgürce gelmeyen bir şeyle uğraşmam bile.

mario puzo: insanı yalnız bir kişiyle birlikte olmaya iten şu sapıkça ihtiras insanca bir şey midir acaba? birkaç yıl geçtikten sonra karısından zevk alan adam var mıdır?

30.04.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
temiz giysilerin bile yakışmadığı insanlar vardır.

paulo coelho: sorunlarımızın çoğu kurallara uymaktan kaynaklanır.

cenap şahabettin: kırda gezerken süprüntü görmeye başladınız mı, anlayınız ki biraz sonra bir insan topluluğuna rast geleceksiniz.

goethe: halk, kadınlar gibi muamele görmek ister. onlara duymak istediklerinden başka bir şey söylenemez.

halil cibran: insanlar salgın hastalıktan korku ve dehşet içinde; ama iskender ve napolyon gibi yok edicilerden hayranlıkla söz eder.

tolstoy: dinim falan yoktur benim. çünkü kendimden başka hiç kimseye inanmam. hiç kimseye. bir adım olduğunu sanıyorlar. oysa yoktur adım. hepsini attım; ne adım vardır ne yurdum. ben varım yalnız.

victor hugo: en iyiler bile bencil düşüncelerden büsbütün arınmış değildirler.

zygmunt bauman: gerçekten ilelebet hatırlamamız gereken şey, herhangi bir şeye ve herhangi birine ömür boyu bağlılık konusunda ant içmekten kaçınmak gerektiğidir.

scott adams: her zaman zebra gibi bir şeyin evrende hareket halindeki bir grup molekülden nasıl oluştuğunu merak etmişimdir.

octavio paz: tutsaklar, uşaklar ve baskı altında ezilen halklar sürekli maske taşırlar; gülen ya da asık yüzlü bir maske.

jodi picoult: eşcinsel evliliğe izin verecek bir anayasa değişikliğini protesto etmek için bu kadar uğraşan eylemcileri uyarıyorum: hiçbir şey değişmiyor.

irvin yalom: ölüm korkusu daima, yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde en fazladır.

17.04.2022

normal olmanın anlamı

paulo coelho

normal, bize kim olduğumuzu ve ne istediğimizi unutturan her şeydir. böylece üretmek, yeniden üretmek ve para kazanmak için çalışabiliriz.

yıllarca üniversitede okuduktan sonra işsiz kalmak.

her gün 9'dan 5'e hiç zevk almadığın bir işte çalışıp 30 yıl sonra emekli olmak.

emekli olduktan sonra artık hayattan zevk alacak gücünün kalmadığını keşfetmek, birkaç yıl sonra da sıkıntıdan ölüp gitmek.

gücün paradan, paranın da mutluluktan çok daha önemli olduğuna inanmak.

paradan çok mutluluğun peşinde koşan herkesle alay etmek ve onları "hırstan yoksun olmak"la suçlamak.

araba, ev, giysi gibi nesneleri kıyaslamak ve yaşamanın gerçek nedenini keşfetmeye çalışmak yerine, yaşamı bu tür kıyaslamalara göre tanımlamak.

farklı olmaya çalışan herkesi eleştirmek.

evlenip çocuk yapmak, çocukların iyiliğini düşündüğünü söyleyerek aşk bittikten sonra da uzun süre birlikte kalmak.

her sabah, başucundaki komodinin üstünde duran çalar saatin isterik sesiyle uyanmak.

basılı olarak görülen her şeye inanmak.

hiçbir yararlı amaç taşımadığı halde, sırf adına "kravat" dendiği için, boynuna renkli bir bez parçası takmak.

duygularını açığa vuran insanları küçümsemek.

sanatın ya bir servet ettiğine ya da hiçbir değeri olmadığına inanmak.

özveriyi gerektirmemişse hiç kuşkusuz sahip olmaya değmeyeceği için, kolay elde edilen her şeyi küçümsemek.

dış güzelliğe çok fazla zaman ve para ayırmak.

neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilecek kadar yaşamamış olsan da, yaşlandıkça bu dünyada erdemin koruyucusu senmişsin gibi davranmak.

hayır kurumlarının çay partilerine katılarak, dünyadaki toplumsal eşitsizliğe son verme konusunda üstüne düşeni yaptığını sanmak.

acıkmasan da günde üç öğün yemek yemek.

arabanı bir silah ve delinmez bir zırh olarak kullanmak.

trafik sıkıştığında küfretmek.

sana toplumda düzgün bir konum sağlayan ilk kişiyle evlenmek.

gerçekten hiç denemediğin halde, hep "denedim." demek.

hayattaki gerçekten ilginç şeyleri yapmayı, artık o gücü bulamayacağın daha sonraki zamanlara ertelemek.

depresyonu her gün aşırı dozda televizyon izleyerek bastırmak.

kadınların futboldan hoşlanmadığını, erkeklerin de ev dekorasyonu ve yemek pişirmeye ilgi duymadığını varsaymak.

iyi, dürüst ve saygıdeğer biri olursan, herkesin seni zayıf, savunmasız ve kolayca yönlendirilebilecek biri olarak göreceğini düşünmek.

saldırgan ve kaba biri olmanın, "güçlü bir kişiliğe" sahip olmakla eş anlamlı olduğuna inanmak.

31.03.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
sevginin izini sürün, sevgiyi yüreğinizde biriktirin. sevgi o denli güçlüdür ki bizleri yeniden yaratır.

nietzsche: yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.

paulo coelho: öğretmen bir şeyler öğreten biri değil, öğrencinin zaten bildiği şeyi keşfedebilmesi için ona esin veren kişidir.

cenap şahabettin: herkesin bayıldığı adamlar senin hoşuna gitmiyor mu, anla ki bayağı bir yaradılışta değilsin.

goethe: günlük yaşam en etkili kitaptan daha öğreticidir.

halil cibran: insanlar arasında kalbime en yakın olanlar, bir ülkesi olmayan kral ve dilenmeyi bilmeyen fakirdir.

tolstoy: felsefe üzerine on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.

william s. burroughs: bütün silahlarını, zırhını yere fırlat; dosdoğru sınır'a yürü.

mario puzo: bir kadına hiçbir zaman fazla iyi muamele etmemeli. kadınlar sarhoşlara, kumarbazlara, pezevenklere ve hatta dayak atanlara tutulurlar. yumuşak başlı, tatlı bir adama tahammül edemezler. sıkılırlar çünkü. mutluluk aramazlar onlar. can sıkıcıdır mutluluk.

jodi picoult: bütün sevdiklerin hayatında iki kez bir araya gelir: düğününde ve cenaze töreninde.

alain de botton: erdemli duygular, acının bereketli topraklarında kendiliğinden gelişir.

charles baudelaire: kişi sanatla ne denli çok uğraşırsa kuşu o denli az kalkar.

27.02.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
öteki dünyadakine değil, bu dünyadaki sonsuz hayata inanıyorum. öyle anlar vardır ki, onlara eriştiğinizde zaman bir anda durur, yerini sonsuzluğa bırakır.

nietzsche: uçuruma çok uzun bakarsan uçurum da senin içine bakar.

paulo coelho: normal, bize kim olduğumuzu ve ne istediğimizi unutturan her şeydir. böylece üretmek, yeniden üretmek ve para kazanmak için çalışabiliriz.

cenap şahabettin: her zenginlik düşman yaratır, düşünce zenginliği hepsinden daha fazla.

goethe: eğer dünyanın bütün bilgeliği tanrı katında bir delilikse, yetmiş yaşına gelmeye hiç değmez.

halil cibran: herkesin yanında ve herkesin uğruna olmaya geldim ve bugün benim tek başıma yaptıklarım yarın yığınlardan yankılanacaktır. şimdi neler söylüyorsam tek yürekten, yarın binlerce yürek tarafından söylenecektir.

andre malraux: arzu, pek çok dinde şeytandır.

charles baudelaire: hakkıyla para harcamak için ödeme yapılacak iki yer vardır: tuvaletler ve kadınlar. 

hakan günday: dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktır.

jeannette walls: hayattaki en önemli şey, nasıl düşeceğini öğrenmektir.

jodi picoult: birilerinin kimi sevmen ya da sevmemen gerektiğini sana söylemesine izin verme.

john fowles: niçin olduğunu hiçbir zaman bilmeyeceğiz, yarını hiçbir zaman bilmeyeceğiz, bir tanrıyı ya da bir tanrının olup olmadığını hiçbir zaman bilmeyeceğiz, kendimizi bile hiçbir zaman bilmeyeceğiz.

31.01.2022

uzun lafın kısası

charles bukowski:
tanrım, çok tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. her şeyimiz var ama hiçbir şeyimiz yok.

nietzsche: sevgiyle yapılan her şey iyinin ve kötünün ötesinde cereyan eder.

paulo coelho: nefret, bir insanı olgunlaştırdığında, sevmenin birçok yolundan birine dönüşür.

cenap şahabettin: günde bin doğru düşünce göğsümüze çarpar, birisine olsun yüreğimizi açtığımız enderdir.

goethe: dünyanın bütün işleri sonuçta aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın; para, şan, şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri, her zaman bir budaladır.

halil cibran: en özgür ruh bile fiziksel gereksinimlerden kaçamaz.

dostoyevski: masum boş inanç diye bir şey yoktur. boş inançlar, elbette eskimiş şeylerdir ve yok edilmeleri gerekir. değerli zamanlarımızı harcamaya değmez onlara. dünyada ne çok zaman harcanmıştır bu boş şeyler için. insanoğlu zekasını daha gerekli şeylere yönlendirebilir.

murathan mungan: yeryüzünde hiçbir kadın, bir erkeğin kaderini baştan aşağı değiştiremez ama, herhangi bir erkek, herhangi bir kadının kaderini baştan aşağı değiştirebilir.

thomas hardy: bütün aşklar nikah kıyılınca sona erer.

vincent van gogh: figürde olsun, peyzajda olsun, duygusal bir melankoliyi değil, gerçek ve derin acıyı anlatabilmek isterdim.

jeannette walls: hayat, başka insanların senin hakkında söylediklerini kafaya takmayacak kadar kısadır.

john fowles: insan bir fail arayıcısıdır. kör bir rüzgarın içindeki bu oluş için, bir salın üzerindeki bu oluş için bir fail ararız. gizemli gücü, neden olanı, tanrıyı, varlığın ve yokluğun gizemli maskesinin ardındaki yüzü ararız.

31.10.2021

uzun lafın kısası

octavio paz:
insan ancak devrimci bir toplumda kendini gerçekleştirebilir ve kişiliğini bulabilir. 

oğuz atay: senin aynadan gördüğünü ben duvardan görürüm.

pascal mercier: geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile?

paulo coelho: yapman gereken sadece dikkat etmek; dersler daima sen hazır olduğunda gelir ve sen işaretleri çözebilirsen bir sonraki adımı atman için bilmen gereken her şeyi öğrenebilirsin.

hakan günday: medeniyetten daha kötü bir şey varsa o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizliktir.

julio cortazar: seni unutacağım. çok yakında seni unutacağım, mecburum, biliyorsun. senin bana dediğin gibi "görüşürüz" diyeceğim ben de sana ve ikimiz de yalan söylemiş olacağız. ama biraz daha kal, zamanımız bol. bazen bu da şiirdir.

marquis de sade: şehvet, yaşamak için gereken bir yaşam iksiridir. taşakları olmayan erkeğin tutkuları da olmaz.

mario puzo: hayattaki tek hakikati söyleyeyim mi sana? kadın. her şeyin başlayıp her şeyin bittiği yer kadındır. hayatta uğruna yaşamaya değer tek şeydir o. bunun dışında her şey düzmece, yapay ve boktandır.

scott adams: insan zihni bir ilüzyon jeneratörüdür, gerçeğe açılan bir pencere değil.

cenap şahabettin: o adamlara acırım ki çevresindekilere uymak için küçülmeye ve yüksekliklerinden feda etmeye mecbur olurlar.

goethe: ihtişamlı odalar ve şık ev gereçleri, düşünmeyen ve düşünce sahibi olmaktan hoşlanmayan insanlar içindir.

halil cibran: ruhlarımız, yazgının sert rüzgarlarının merhametindeki çiçekler gibidirler. sabah melteminde titreşir ve gök yüzünden dökülen kırağının altında boyunlarını eğerler.

2.09.2021

şöhret sendromu

paulo coelho

ün ve onun getirdiği güç, sıradan bir insanoğlunu, her arzusu yerine getirilen yarı-tanrıya, füme camların ardında limuziniyle ya da pahalı spor arabasıyla geçerken kıskanç bakışlara hedef olan, yanına yaklaşılmaz bir ilaha, tırmanacak tepeleri ya da olanaksız fetihleri kalmamış birine dönüştüren sihirli sözcüktür.

şöhret sendromu. meslekleri, evlilikleri, hristiyan değerlerini mahvedebilir ve bilgilinin de cahilin de gözünü kamaştırabilir. birkaç örnek: büyük bilimciler, çok önemli bir ödüle layık görüldükten sonra, insanlığa büyük hizmeti dokunabilecek araştırmalarını bir yana bırakıp onun yerine konferanslar vererek hem egolarını hem de banka hesaplarını şişirmeyi tercih ediyorlar. ünlü bir şarkıcının amazon ormanlarından kapıp uygarlığa kavuşturduğu bir yerli, yoksulluğunun kötüye kullanıldığını iddia etmeye başlıyor. hayatını bahtsız insanların haklarını aramaya adamış bir adalet savaşçısı, birden kamu görevlisi olmaya karar veriyor, seçimleri kazanıyor ve hemen ardından kendini yasalardan üstün görmeye başlıyor; ta ki bir motel odasında, parası vergi mükelleflerinin cebinden ödenen bir fahişeyle basılana dek.

şöhret sendromu. insanın kim olduğunu unutup başkalarının kendi hakkında söylediği her şeye inanmaya başlaması. süpersınıf, herkesin rüyası, gölgelerin ya da karanlıkların olmadığı, "evet"in her arzuya verilecek tek yanıt sayıldığı bir dünya.

insanlar en eski zamanlardan beri, erişilmez ve gizemli bir şeye yakın olmanın kendilerine uğurlu geleceğine inanırlar. o yüzden guruları ve kutsal yerleri ziyaret etmek için hac yolculuklarına çıkarlar. her zaman ortalıkta görünmeyen bir ünlünün uzaktan da olsa bir bakışını yakalayabilecekleri her yer olabilir. o ünlünün şöyle bir el sallayışı, tapınan kalabalığa, tanrılar sofrasından atılmış bir lokma gibi gelir.

her yerde aynıdır bu. daha çok ayinleri andıran o kalabalık pop konserlerini ya da sırf süpersınıf üyelerinin kapalı gişe oynanan bir oyuna girişini ve çıkışını görebilmek için tiyatronun kapısında bekleşen insanları düşün. bir topun peşinden koşan bir avuç adamı seyretmek için futbol statlarına koşan kalabalıkları düşün. şöhretlerin birer idol, birer ikon oldukları da söylenebilir; bir bakıma kiliselerde gördüğün resimlere benzerler ve gençlerin ya da ev kadınlarının yatak odalarına; hatta onca zenginliklerine rağmen onların şöhretine imrenen sanayi patronlarının ofislerine astıkları birer tapınma nesnesi haline gelebilirler.

arada bir tek fark var: bu durumda halk başyargıçtır; bugün alkışlayanlar, yarın bir dedikodu dergisinde idolleriyle ilgili bir rezaleti okuduklarında aynı ölçüde mutlu olabilirler. o zaman da şöyle diyeceklerdir: "zavallıcık. çok şükür onun yerinde değilim." bugün idollerine tapınanlar, yarın onu taşa tutabilir, en küçük bir vicdan azabı duymadan çarmıha gerebilirler.

30.06.2021

uzun lafın kısası

dostoyevski:
köpekler başka köpeklerin kendilerine boyun eğmelerinden hoşlanırlar.

emil cioran: ümit ediyor oluşu tedavi edilmedikçe insan köledir ve öyle kalacaktır.

murathan mungan: ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum depreşir.

nietzsche: sevgi adına yapılan her şey her zaman iyi ile kötünün ötesinde bir yerdedir.

paulo coelho: mutluluğun aşk olduğunu söylüyorlar. oysa aşk mutluluk getirmez, hiçbir zaman da getirmemiştir. tam tersine, sürekli bir kaygı durumudur aşk, bir savaş meydanıdır; kendi kendimize sürekli olacak acaba doğru mu yapıyorum diye sorduğumuz uykusuz gecelerdir. gerçek aşk, vecd ile ıstıraptan oluşur.

cenap şahabettin: güç olan, kahramanca ölmek değil, kahramanca yaşamaktır.

charles bukowski: kadınların istediği asla duyarlılık değildir. tek istedikleri, önemsedikleri birinden duygusal intikam almaktır. kadınlar aptal hayvanlardır aslında; ama erkeğin üstünde öylesine yoğunlaşırlar ki erkek başka şeyler düşünürken onu bozguna uğratırlar.

goethe: davranış, herkesin kendi yüzünü gösterdiği bir aynadır.

halil cibran: hayatın kalbine ulaştığında, kendini ne günahkarlardan üstün ne de peygamberlerden aşağı görürsün.

tolstoy: bir insanın hayatındaki en önemli olay, kendi benliğinin bilincine vardığı andır; bu olayın sonuçları en büyük iyiliğe de yol açabilir, en korkunç şeylere de.

marquis de sade: doğanın sana verdiği tüm güzellikleri sonuna dek değerlendirmelisin. senin vücudun hayranlarının gelip tapınacağı bir kilisedir.

john fowles: hiçliğe doğru inşa ederiz, sürekli inşa ederiz.

31.05.2021

uzun lafın kısası

dostoyevski:
insanlar gün gelir gemilerini yakar ve geri dönmezler.

emil cioran: sadece bir kere bile sebepsiz yere hüzünlendiysen bütün hayatın boyunca bilmeden öyle olmuşsundur.

goethe: çiçekler bal doludur; ama tatlıyı bulup seçen yalnızca arıdır.

halil cibran: eğer insanlara boş elimi uzatır ve bir şey alamazsam çok üzücü; ama asıl ümitsiz durum, dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır.

konfüçyüs: yanlışlarını anlamış ve kendisinin hatalı olduğunu kabul etmiş bir kişiye henüz rastlamadım.

murathan mungan: kendilerine yalan söylemeyi beceremeyenlerin, bildikleri doğruları sonuna kadar götürmekten başka çıkarları yoktur.

nietzsche: nasıl olursa olsun, cinsel yaşamı küçümseme, onu ayıp kavramlarla lekeleme, yaşamın kendisine karşı işlenmiş bir suçtur.

paulo coelho: ne zaman ne de bilgelik insanı dönüştürebilir. bir varlığı değişmeye itebilecek tek şey aşktır.

tom robbins: yaşadığın çağın seni kurban etmesine izin verme.

cenap şahabettin: gerçek büyük adamlar, güzel ağaçlara benzerler. dallarında kuşlar yuva yapar, gölgesinde insanlar serinler, çiçeklerine sürünen hava koku alır, meyvesi ile açlar doyar ve yaprakları arasından dökülen güneş damlaları, altındaki toprağı yeniden canlandırır.

charles bukowski: insanların sevgiye ihtiyacı yoktur. başarıya ihtiyaçları vardır, ne şekilde olursa olsun. sevgi de olabilir ama olmayabilir de.

ayn rand: büyük projeler böyle doğar, arkadaşlarla içilen bir içkiyle.

18.05.2021

yemek

paulo coelho

bir ruh mutlu olduğunda dünya çok daha iyi bir yer olur.

"sizlerden birinin yüz koyunu olsa ve bunlardan bir tanesini kaybetse, doksan dokuzu bozkırda bırakıp kaybolanı bulana dek onun ardına düşmez mi?" (luka 15:4)

insanların benden beklediği şekilde davranırsam onların kölesi haline gelirim.

evlilikte kadına en fazla keyif veren şey seks değil, yemek yapmaktır. yemek yiyen erkeğini seyretmek; bu bir kadının zafer anıdır; çünkü bütün gününü akşam yemeğini düşünerek geçirmiştir. ve bunun nedeni geçmişteki bu hikayede saklı olmalı; açlıkta, neslin tükenme tehlikesinde ve hayatta kalma çabalarında. 

eğer bir hikayeyi anlatıyorsan o zaman hala ondan kurtulamamışsın demektir.

her yeni rolle birlikte o karaktere bürünebilmek için kendimiz olmayı bırakmamız gerekir.

yeter! çok işin varmış gibi, sorumluluklarının altında eziliyormuş, her ne yapıyorsan dünyanın buna çok ihtiyacı varmış gibi davranmayı bırak artık ve bir süreliğine sadece seyahate çık. 

yaşamımızda gelişmemizi engellemekten sorumlu bir olay daima vardır.

kimse özgürlük istemez; hepimiz sadakat isteriz; cenevre'nin güzelliklerinin keyfini birlikte çıkarmak için kitaplar, söyleşiler, filmler hakkında konuşmak veya her ikimize yetecek paramız olmadığından sadece bir sandviçi bölüşmek için bile olsa, yanımızda birisini isteriz.

hayatta her şeyin bir bedeli vardır ve bilgi, dünyadaki en pahalı ürünlerden biridir.

eleştirmenler aşırı derecede tehlikelidir; gerçekte ne olup bittiğini bilmezler; politika söz konusu olduğunda demokrattırlar; ama konu kültürse faşist olurlar. insanların onları yönetecek kişileri mükemmel şekilde seçebileceğine inanırlar; ama iş film, kitap, müzik seçmeye geldiğinde hiçbir fikirleri yoktur.

"aşk kimsenin kurtulmak istemediği bir hastalıktır."

yapman gereken sadece dikkat etmek; dersler daima sen hazır olduğunda gelir ve sen işaretleri çözebilirsen bir sonraki adımı atman için bilmen gereken her şeyi öğrenebilirsin.

30.04.2021

uzun lafın kısası

dostoyevski:
insanın yaptığı yanlışlardan en büyüğü, başkaları karşısında gülünç olmaktan korkmasıdır.

elias canetti: satranç oynamayı bilmeyen bir insan, insan değildir. insan üç altmış boyunda olabilir; ama satranç bilmiyorsa aptalın tekidir.

emil cioran: sabahın beşinde bir genelevin halini görmeyen kimse, gezegenimizin hangi bezginliklere doğru yol aldığını düşünemez.

goethe: bizim en mutlu olduğumuz anlar, tanrı'nın bizi sevimli bir deliliğin içine sürüklediği anlardır.

halil cibran: dostum, yollar yürümek içindir; fakat şu gerçeği de hiç unutma: yürümekle varılmaz; lakin varanlar yürüyenlerdir.

irvine welsh: şu anda, bir tür olarak, eğer ruhumuz vücudumuzda bir yerdeyse, orasının götümüz olduğuna inanıyoruz. bütün hikaye bu. çok mantıklı. bu yüzden bu kadar saplantı haline getirmişiz: anal espriler, anal seks, anal alışkanlıklar.. en son sınır beyin değil, uzay değil, göt deliğidir. bizi devrimci yapan da bu olacak işte.

murathan mungan: kadınların en büyük talihsizliği, erkeklerden bekledikleri birçok şeyin eşcinsel erkeklerde fazlasıyla bulunmasıdır.

nietzsche: iyi insanların verdiği zarar, kötülerin verdiği zarardan daha yıkıcıdır.

paulo coelho: kaybolmaları istedim, ilginç yerler keşfetmenin en iyi yolu kaybolmaktır.

tom robbins: sigara içen kişinin akciğeri, ateş tanrısına kurban edilmiş çıplak bir bakiredir. 

cenap şahabettin: eskimiş düşünceler, paslanmış çivilere benzer; onları söküp atmak çok güçtür.

cesare pavese: hiçbir zaman öfkelenmeyen adamdan kendini koru.

31.03.2021

uzun lafın kısası

goethe:
bir milyon okuyucuyu hedeflemeyen kişi, bir satır bile yazmasın.

halil cibran: bir insanın yüreğini ve aklını anlamak için başardıklarına değil, başarmak istediklerine bak. insanın değeri ulaştıklarıyla değil, ulaşmayı arzu ettiği şeylerle bilinir.

irvine welsh: sikişmek insanları tanımanın en iyi yollarından biridir.

konfüçyüs: iyilikseverlik bütün insanları sevmektir. bilgi, insanları tanımaktır. kişi bilgi sahibi olmadan nasıl erdem sahibi olabilir?

murathan mungan: kadınlar, esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar.

nietzsche: insanın dans eden bir yıldız doğurabilmesi için içinde bir kaosun olması gerekir.

paulo coelho: insanların benden beklediği şekilde davranırsam onların kölesi haline gelirim.

robert musil: kendini sıradan bir yetişkinin dar sınırları içerisine hapsetmiş bir insanınki kadar içinden sıyrılıp çıkılamayacak bir durum yoktur.

tom robbins: merak onu öldürmeden önce, kedi yüzlerce meraksız köpekten daha fazla şey öğrenir.

cenap şahabettin: dalkavuklar ne kadar yükselseler kendilerini yükselten tepme izlerini kıçlarından silemezler.

cesare pavese: hiçbir kadın para için evlenmez. bütün kadınlar, bir milyonerle evlenmeden önce ona âşık olacak kadar kurnazdırlar.

charles bukowski: insanı öldüren budur: tekdüzelik.

27.02.2021

uzun lafın kısası

nietzsche:
erkeklere özgü kendini hor görme hastalığının tek çaresi, zeki bir kadın tarafından sevilmektir.

pascal: sıradan insanların, düşünmek istemedikleri şeyleri düşünmemek gibi bir kabiliyetleri vardır.

paulo coelho: hepimiz nereden geldiğimizi öğrenmek isteriz. felsefi düzeyde, bütün insanların temel sorusu budur.

robert musil: insanın yaptığı her şeyde masum olduğu ikinci bir vatanı vardır.

tom robbins: hiçbirimiz evrenin kıçındaki sivilce olmaktan daha önemli değiliz.

baltasar gracian: insanın hayattaki büyük derslerinden biri kendini frenlemeyi bilmesi, daha da önemlisi ise kendini bazı işlerden ve insanlardan yoksun bırakmayı öğrenmesidir.

cenap şahabettin: çok bilen gibi hiç bilmeyen de bağışlamaya eğilimlidir. kini, yarım bilimde ara.

cesare pavese: en kötüsünü düşün. yanılmazsın.

charles bukowski: hiçbir erkeğin bedeline katlanamayacağı kadınlar vardır; ama birinin bıraktığı yerden devam edecek bir keriz vardır mutlaka.

dostoyevski: ezilmekten kurtulan aşağılık bir insan, bu kez başkalarını ezmeye başlar.

elias canetti: sana korkunç gelen, sonradan kendini yalın hakikat olarak sergiler.

emil cioran: özgürlük ancak inanç boşluğunda, önerme yokluğunda, yasaların bir varsayımdan fazla otoriteye sahip olmadığı yerde kendini gösterebilir.

20.02.2021

cennet ve cehennem

paulo coelho

her birimiz varoluşumuzun gerçek sebebini ölmeden bir saniye önce anlarız. cehennem ya da cennet işte o an doğar. cehennem, o kısacık anda geriye bakıp hayat denen mucizeye anlam katma fırsatını kaçırmış olduğumuzu anlamaktır. cennet ise o an, "hatalarım oldu; fakat hiç korkaklık etmedim. hayatımı yaşadım, ne yapmam gerekiyorsa yaptım." diyebilmektir. 

kaybedecek daha fazla bir şeyim kalmadığında her şeyi elde ettim. kendim olmaktan çıktığımda kendimi buldum. rezil olduğumda ve hala yürümeye devam ettiğimde kendi kaderimi seçmekte özgür olduğumu anladım. 

savaşçıyı savaşçı yapan budur işte: irade ve cesaretin aynı şey olmadığını anlamak. cesaret korku ve hayranlık uyandırır; irade gücüyse sabır ve azim demektir. iradeleri çok güçlü olan kadınlar ve erkekler genellikle yalnızdırlar; çünkü dışarıdan soğuk görünürler.

sıradan insan ilahi adaletsizlikten yakınıyor, güç sahibi olmayı kıskanıyor ve hayatın tadını başkalarının çıkarması ona acı veriyor. kimsenin hayatın tadını çıkaramadığının, herkesin kendini güvensiz ve endişeli hissettiğinin; mücevherlerin, arabaların ve şişkin cüzdanların büyük bir aşağılık kompleksini örtbas etmeye çalıştığının farkında değil.

hata yapmaktan korkmayan, hata yapan insanları arayıp bul. onların hataları, yaptıklarını gölgede bırakmış olabilir; fakat dünyayı ancak böyle insanlar değiştirir, defalarca hata yaptıktan sonra gerçekten fark yaratmayı ancak onlar başarırlar.

30.11.2020

uzun lafın kısası

emil cioran:
kendimi yeryüzünün en mutsuz varlığı zannetme küstahlığı olmasaydı çoktan çökmüş olurdum.

goethe: bir destan yazmaya karar verirseniz ona küçük şiirlerle başlamalısınız. 

halil cibran: ben bir yolcu ve aynı zamanda bir denizciyim. her sabah yeni bir tepe keşfederim ruhumda.

irvine welsh: öğretmenler hiçbir işe yaramaz. eğer siktiğimin öğretmenlerini dinleseydim hayatta hiçbir yere gelemezdim.

konfüçyüs: büyük ve üstün kişilerin düşüncesi evrenseldir, yerel değil.

murathan mungan: herkese öylesine edilmiş boş bir laf gibi gelir ama, hayat sahiden bir masaldır.

nietzsche: en vazgeçilmez düşüncelerimiz en yanlış olanlarıdır.

elias canetti: iktidar hiçbir zaman, profesyonel olarak zihinleri sürekli iktidarla meşgul olan, (dalkavukluklarını bilim adamlığı kılığına sokan) her şeyi ya zamanla ya da onların elinde herhangi bir şekli alabilen zorunlulukla açıklayabilen methiyecilerden ve tarihçilerden yoksun kalmamıştır.

pascal: oruç tutup kendinden hoşnut olmaktansa oruç tutmayıp bunun alçak gönüllülüğünü yaşamak yeğdir.

paulo coelho: hayatta her şeyin bir bedeli vardır ve bilgi, dünyadaki en pahalı ürünlerden biridir.

robert musil: insan ancak yalan söylediğinde hep bir adım ilerliyor.

tom robbins: hepimiz çatlağız, ticaret sisteminin bok çukurundaki çatlak sıçanlarız.

31.10.2020

uzun lafın kısası

konfüçyüs:
büyük ve üstün insanın yükselmesi yukarıya doğrudur. küçük insanın yükselmesi ise aşağıya doğrudur.

murathan mungan: her şey bir gün aslına döner.

nietzsche: en güçlü ağaçlar en derinlere kök salmak zorundadır; karanlığa, kötülüğe kadar uzanmak zorundadır.

pascal: kalbin, aklın bilmediği gerekçeleri vardır.

paulo coelho: bütün uyuşturucu müptelaları bunu söyler: vakti gelince durmayı bilmek. oysa hiçbiri duramaz.

robert musil: ilerde başarılı olan pek çok adam, hayata çizme temizlemekle ve bulaşık yıkmakla başlamıştır; güçlerinin asıl kaynağı da bu olmuştur; çünkü en önemlisi, insanın daha baştan her şeyi yapmasıdır.

tom robbins: fransızlar bir ilişkinin en güzel yanının merdivenleri çıkmak olduğunu söylerler. arzulamak neredeyse her zaman doyumdan daha nefes kesicidir.

baltasar gracian: bir insanı görmezden gelerek alınandan daha büyük bir intikam yoktur.

cenap şahabettin: bir şey istemek için kapı çalan -isteyeceği rütbe, nişan, memuriyet ya da bir dilim ekmek, her ne olsa- dilencidir.

cesare pavese: düzeltilmesi güç yanlışlarımız konusunda yapmamız gereken şey, onları birer erdeme dönüştürmektir.

charles bukowski: harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.

dostoyevski: en sefil, en sıradan birine demir yolu bileti satmak gibi bayağının bayağısı bir görev verin. bilet almaya gittiğinizde, size gücünü göstermek için, bu sefil yaratık bir anda size sanki jüpiter'miş gibi bakma hakkını görür kendinde.