10.05.2017
din
ignots pistachio: deli olup olmadığınızı merak ediyorsanız, kendinize ne olursa olsun asla değiştiremeyeceğiniz, sarsılmaz bir inancınızın olup olmadığını sorun. eğer "evet" diye yanıt veriyorsanız, delisiniz demektir.
gertrude stein: yanıt yoktur. yanıt olmayacaktır. yanıt asla olmamıştır. işte yanıt budur.
joe bageant: üç dinin de fikir birliğine vardıkları tek konu, gençler fazla eğlenmeye başladıkları zaman dünyanın sonunun geleceğidir.
howard stern: tüm dinler beni hasta ediyor. din insanları birbirinden ayırmıştır.
vanessa baird: dini grupların eğitimsiz ve bağımlı fakirlerin üzerinde muazzam bir gücü vardır.
h.p. lovecraft: eğer din gerçek olsaydı, onun takipçileri gençleri yapay bir onaylamayla terbiye etmeye çalışmazdı; onun yerine hakikat arayışlarında yılmadan ilerlemeye devam ederlerdi.
cathy ladman: tüm dinler aynıdır: din farklı tatil günleri olan basit bir suçluluk duygusudur.
lemuel k. washburn: bir inancı olan insan, zihni için bir tabut satın almış demektir. inanmak için hiçbir zihinsel alıştırma yapmaya gerek yoktur.
3.03.2013
uyku duvarının ötesinde
h. p. lovecraft
orta yaşlılar kuşkucu ve şüphecidir, yeni fikirleri kabul etmeye pek eğilimli değillerdir.
gençliğinin öykülerinde ve düşlerinde kendilerine nasıl harikaların açıldığını bilen kişiler çok değildir; çünkü biz çocukken dinler ve düş kurarız, yarı oluşmuş şeyleri düşünür ve adam olduğumuzda onları anımsamaya çalışırız; ama hayatın zehriyle körelmiş ve sıkıcı oluruz. oysa bazılarımız geceleyin, büyülü tepelerin ve bahçelerin, güneşte şakıyan çeşmelerin, mırıltılı denizlere yukarıdan bakan altın rengi uçurumların, uyuyan bronz ve taş kentlere uzanan ovaların, sık ormanların kenarında beyaz atlarına süslü dizginlerle binen kahramanların gölgemsi müfrezelerinin tuhaf görüntüleriyle uyanır ve fildişi kapılardan geriye, biz bilge ve mutsuz olmadan önce, bir zamanlar bizim olan harikalar dünyasına bakarız.
şüphe ve gizem cazibelerin cazibesidir ve hiçbir yeni korku, sıradanlığın günlük işkencesinden daha dehşetli olamaz.
şarkısız iş, bitmeyen, yorucu bir yolculuk gibidir.
yeryüzünün doruklarının en yücesinin zirvesine yeryüzünün tanrıları yerleşmiştir ve hiçbir insanın onları gördüğünü söylemesine müsaade etmezler. onlar, bir zamanlar daha alçak zirvelere yerleşmişlerdi; ama ovalarda yaşayan insanların, kayalık ve karlı yamaçlara doğru tırmanmaya başlamalarının ardından, tanrıları giderek yükseklere, daha yüce zirvelere süreceklerdi, ta ki geride artık en sonuncusu kalana dek.
19.11.2012
deliliğin dağlarında
insanın bu gölgeli delilik dağlarının eteklerinde kendi hayal gücüne mukayyet olması lazım.bazı deneyimler ve imalar vardır ki, insanı iyileşmesine izin vermeyecek denli derinden yaralarlar ve geriye sadece o ilk dehşeti çağrıştıran, artmış bir hassasiyet bırakırlar.
geriye bakmaktaki asıl güdümüz belki de takip edilenin takipçisinin doğasını ve yönünü kestirmek için kullandığı, atalarından kalma içgüdüsünden başka bir şey değildi. kim bilir, belki de duyularımızdan birinin bilinçaltında sorduğu bir soruya kendiliğinden cevap arayışıydı.
anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı.
18.08.2009
cthulhu'nun çağrısı
unutuş beni sakinleştirse de, hep biliyorum ki bir yabancıyım ben; bu yüzyılda ve hala insan olanların arasında bir yabancı.ve en sonunda, düşecek olsam da olmasam da, o kuleye tırmanmaya karar verdim; gökyüzünü görüp can vermek, hiç gökyüzünü görmeden yaşamaktan daha iyiydi ne de olsa.
yalnızca biraz daha olgunlaşınca "profesör doktor" tipinin -kuşaklar boyu süregelen acıklı püritanizm ürünü- kronik zihinsel sınırlılıklarını anlayabilecekti; iyi kalpli, insaflı, bazen şefkatli ve cana yakın; ama hep dar fikirli, hoşgörüsüz, geleneklere bağlı ve perspektif yoksunu. bu kusurlu, ancak yüce ruhlu, gerçek suçları çekingenlikleri olan ve entelektüel günahlarından dolayı herkes tarafından alaya alınarak cezalandırılan kişiler için yaşlılık saygınlıktı.
mutlak korku çoğu kez merhametli bir biçimde hafızayı felç eder.
kitapların kapaklarına konulan ucuz hayalet öyküsü resimleri bizi yalnızca güldürürken, bir fuseli tablosunun neden titrettiğini sana açıklamama gerek yok. bu heriflerin yakaladıkları bir şey var -yaşamın ötesinde- bize yalnızca bir saniyesini gösterebildikleri.
günümüzü kurtaran tek fazilet, geçmişi doğru dürüst araştıramayacak kadar aptal olması.
yeryüzündeki en merhametli şey, insan zihninin çevresindeki her şeyle bağlantı kurma konusundaki yetersizliğidir herhalde. sonsuzluğun kara denizlerinin ortasındaki dingin bir cehalet adasında yaşıyoruz ve çok uzaklara yolculuk etmek bize göre değil.
her biri kendi yönünde ilerlemeye çalışan bilimler şimdiye dek bize pek zarar getirmedi; ancak günün birinde, ayrık bilgilerin birleştirilmesi önümüze öylesine korkunç gerçeklik manzaraları serecek ve oradaki tatsız konumumuzu açığa vuracak ki, ya bu keşif karşısında çıldıracağız ya da ölümcül ışıktan kaçıp yeni bir ortaçağ'ın huzuruna ve güvenliğine sığınacağız.
şarlatanlarla ve taklitçilerle sık karşılaşanlar tedbiri asla elden bırakmazlar.
sonun nasıl olacağını kim bilebilir ki? yükselmiş olan batabilir ve batmış olan yükselebilir. iğrençlik derinliklerde bekliyor ve düş görüyor; çürümüşlük insanoğlunun sarsılan şehirlerine yayılıyor.
derinlerde yaşayanlar asla yok edilemez.
huzur içinde yatsınlar, eğer evrende huzur diye bir şey varsa.

