yusuf aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yusuf aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.07.2017

gidenlere

nihat behram



ah, ardı ardına kenetlenen ölüm
ah, hıncı sabırla bezeyen sır
yazmadaki sırması ağlayışın tırnaklara oturan kan

ah, gidiyor işte, gidiyor göz göre göre
sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların
gidiyor
öfkenin haykırışları
yasalarıyla gidiyor kahredişin
zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor
toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil
azarlanmış çocukların kederiyle değil
doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
ölümü donatan arkadaşlarım

son ana kadar onuru koruyanlar yaşayacak
söylenecek son söz kahramanca olmalıdır

5.05.2014

veda

yusuf aslan

bütün akrabalara,

bu mektubumu okuduğunuz zaman artık aranızda olmayacağım. mektubumu, senatonun idamlarımızı onayladığını öğrendiğim anda yazıyorum. şundan emin olmalısınız ki; bu güne kadar davama olan inancım sarsılmamıştır. sehpaya gidene kadar da en ufak bir sarsılma olmayacaktır.

ben, halkımın kurtuluşu, türkiye'nin tam bağımsızlığı için savaştım. sizler beni tanıyorsunuz. bir yıldan beri, bu bir avuç sömürücüler, vatan satıcıları, işbirlikçiler; ellerindeki bütün imkanlarla, bizi dışardan yardım gören, beyinleri yıkanmış, vatan haini, dışardan emir alan, bölücü, anarşist diye tanıtmaya ve halkımızdan bizi koparmaya çalıştılar. bu bir avuç azınlığa göre vatanseverlik; vatan satmak, yabancılarla işbirliği yapmak, nato'yu, amerika'yı savunmak, 6'ncı filo'yu ağırlamak, milyonlarca köylünün geçimi olan haşhaş ekimini elinden almak, işçinin grev hakkını engellemek, amerika'ya ve emperyalizme hizmet etmektir.

biz bunlara karşı çıktık. bunun için biz vatan haini, onlar vatansever oldular.

bizi, bu mücadelemizden dolayı, güya adil mahkemelerinde yargılayan ve yine adil kurumların eliyle asacak olanlar bilmelidirler ki; biz halkımızın kurtuluşu ve türkiye'nin bağımsızlık mücadelesi uğruna, şerefimizle bir defa öleceğiz. bizi asanlar ve astıranlar ise her gün bin defa öleceklerdir.

son sözüm: yaşasın işçiler, köylüler! yaşasın devrimciler! yaşasın halkımın kurtuluşu ve bağımsızlığı için savaşanlar! yaşasın tam demokratik türkiye'nin kurulmasından yana olanlar!

kahrolsun emperyalizm! kahrolsun sunay, erim, tağmaç faşist koalisyonu!

5.05.2013

son mektup

yusuf aslan

sevgili babacığım,

bu mektubu aldığın zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. bir buçuk seneden beri benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malum. bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum.

babacığım, bu olayda da annemin ve yücel'in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. bunun için ne kadar metin olursan, hem senin sağlığın için hem de onlar için o kadar iyi olur. elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğulun, bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. fakat siz benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.

babacığım, annemin ve yücel'in senin desteklerine muhtaç olduklarını yukarda söylemiştim. onları rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacağından zaten eminim. babacığım burada şunu ilave edeyim ki, yücel'in hastalığından kendimi sorumlu hissediyorum. yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da kuşkum yok. ablamlar için söyleyeceğim, fazla üzülmesinler. olayın sarsıntıları geçtikten sonra normal hayatlarını devam ettirsinler. mehtap'a ne diyeyim.. benim için her zaman bol bol öpün.

babacığım cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. her biri oğlun sayılır. dışarda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını biliyorum.

mektubum burada biterken sizi, annemi, yücel'i, ablamı, aziz ağabeyi, mehtap'ı hasretle kucaklarım babacığım. sağlıcakla kalın.

8.01.2011

gülünün solduğu akşam

erdal öz

hüzün, gerçek acıların izdüşümüdür.

"bizi sen yazacaksın. bizim şu anda tek görgü tanığımız sensin. boku bokuna asılıp gideceğiz. yanımıza sokulan tek yazar sensin. bizlerden sen sorumlusun reis. bizleri iyice incele. bize sorular sor; gerekli her şeyi öğren, yaz bizi. yazar mısın?" (deniz gezmiş)

insanlığın büyük kültür mirasını en iyi bir devrimci anlayabilir, en iyi o değerlendirebilir. bilime inananların ötekilere üstünlüğüdür bu.

gerici sınıfların en güçlü iktidarıdır faşizm.

bir ara, üstüne hoparlör bağlanmış bir taksi çıkıyor ortaya. hoparlörden acımasız bir ses şunları söylüyor: "ben belediye başkanınız! komünist deniz gezmiş, gemerek'te! silahı olan silahını alsın, av tüfeği olan av tüfeğini. silahı olmayan da taşla sopayla saldıracak. herkes hazırlansın. yakalayayacağız onu!"

ölüme hayır demek yetmez, yaşama evet demek gerekiyor. (serge moscovici)

hukuk, ancak denge durumlarında vardır ve işler. siyasal iktidar için pek tehlikeli değilsindir; onun da pek bir gücü yoktur, hukuk vardır o zaman.

deniz gezmiş anlatıyor:

yakalandığımda saat, gecenin 02.30'u falandı. beni alıp doğruca kayseri'ye götürdüler. ellerim kelepçeli. iki yanımdaki iki iri adama kelepçelemişlerdi beni.

yolda boyuna soruyorlar. konuşmuyorum.

kayseri'ye varıyoruz.

geceyarısı.

vali'nin karşısına çıkarılıyorum.

"yakalandın mı sonunda?" dedi. vali, küçümsemeye çalışarak.

"sen bir kulsun, kul kalacaksın!" dedim.

hiç beklemiyordu. apışıp kaldı. sözümün altından kalkamadı. çekip gitti.

"istanbul'da bütün işkenceleri yöneten ılgız aykutlu'ydu. istanbul birinci şube müdürüydü. faşistlerleydi. biliyor musun? edebiyat okudu o o; istanbul edebiyat fakültesi'nde okudu. edebiyatın bir insanda işkence duygusunu yok edemeyişine şaşıyor insan. olmaz öyle şey. iyi bir edebiyatın olduğu yerde işkence mişkence olamaz." (deniz gezmiş)

yusuf aslan anlatıyor:

cezaevindeyken dışarıdan yemek gelmesi müthiş sevindiriyordu beni. babamı yeniden kazanmıştım. sabah, öğlen yemeklerimi babam getiriyordu.

buraya, mamak cezaevi'ne gelmeden iki gün önce babamla konuştum. burada görüş olmadığını söyledim.

"belki bir daha görüşemeyiz baba, bu son görüşmemiz olabilir" dedim.

çok üzüldü.

"ben bir adamını bulurum" dedi.

kalktı. sendeledi. düştü yere. gözleri bana dikilmişti. çıkardılar.

ağzından kan gelmiş dışarıda; ağlıyormuş. üzüntüden mide kanaması geçirmiş. hastaneye kaldırmışlar.

olay tbmm'ye gelir. meclis, bu konuyu ivedilikle görüşme kararı alır. önce meclis'te, sonra senato'da konu görüşülür. adalet partililerin tam kadro olarak katıldıkları oturumda ellerin büyük çoğunluğu, bu üç gencin bir an önce asılarak öldürülmeleri için havaya kalkar. bir şeyin, bir başka dönemde asılan üç kişinin öcünü almak istiyor gibidirler. üç-üç bitmelidir bu maç

hürriyet gazetesi'nden oktay ekşi geldi. minyatür bir fotoğraf makinesi vermek istedi bana. asılışların gizlice fotoğraflarını çekmemi istedi. kabul etmedim. (mükerrem erdoğan-avukat)

yusuf son sigarasını içerken, birden, odadaki kalabalığın içinde birini tanıyıverdi. tam karşısındaydı adam. sivil biriydi. pencerenin yanında duruyordu.

"işkenceler nasıl gidiyor?" dedi yusuf.

adam beklemiyordu böyle bir soruyu. telaşlandı. "bizde öyle şeyler yok" dedi.

"peki, elektrik işkenceleri nasıl gidiyor? başarılı mı?"

"öyle şeyler yapmayız biz" dedi adam.

"yaa, öyle mi? çoluk çocuğun var mı senin?"

"bir kızım var."

"hangi okula gidiyor?"

"daha küçük. okula gitmiyor."

"iyi, iyi" dedi yusuf.

sonradan öğrendik. adam, ankara emniyet müdürüymüş.

"burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz; ölmeyecek, yaşayacak." (deniz gezmiş)

"ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu uğrunda şerefimle bir defa ölüyorum. sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. biz halkımızın hizmetindeyiz. sizler amerika'nın hizmetindesiniz. yaşasın devrimciler! kahrolsun faşizm!" (yusuf aslan)

6.05.2010

darağacında üç fidan

nihat behram

bir an vardır, uğruna ölüme gidilir. işkence acıları unutulur, onurlu ve dik yaşamak iz bırakır hayatta.

niyazi ağırnaslı: bir kısım insanlar 27 mayıs'ın intikamını alma çabasındalar. 27 mayıs 1960'ta bu gençler ortaokul öğrencisiydiler.

deniz gezmiş: bizim asılma kararımızı çok önceden vermişlerdi zaten, bunu hep söyledik. dileriz ki biz boş yere ölmüş olmayalım ve vatan satıcılarının oyunları anlaşılsın yoksul halkımızca. boşa ölmüş olursak işte o zaman yazık olur. 

orhan izzet kök: biliyoruz ki 1. thko davasına bakan mahkemenin, hukukçu olmayan başkanı tuğgeneral ali elverdi, emekli olduktan sonra adalet partisi'ne girmiş ve giriş töreninde yaptığı konuşmada, sıkıyönetim döneminde "askeri görevleri yanında politik görevler de yaptığını" söylemiştir. elverdi'nin benzer itirafları, daha sonra başka konuşmalarda da sürmüş ve bunlar kamuoyuna yansımıştır. 

deniz gezmiş: bizi taylan özgür'ün yanına gömdürün ve infazlar sırasında mutlaka bulunun. burjuvazinin paçavra gazeteleri, korktular, düştüler, bayıldılar gibi onurumuzu kırıcı yayın yapmaya çalışır. duruma avukatlarımız tanık olmalılar.

deniz gezmiş: biz amerikalılara acımış, serbest bırakmıştık. sinan da aramızdaydı, sonradan dağıldık. sinan cemgil nurhak dağlarında yaralandı. silah kullanamaz haldeyken kasti olarak öldürüldü. alpaslan ve kadir de aynı şekilde öldürüldü. biz şarkışla'da teşhis edildik; ancak burada isteseydik bizi teşhis edenleri silah kullanamaz hale getirirdik; fakat bunu asla yapmadık, bu yola başvurmadık. arkamızı döndüğümüz sırada, bu yola başvurmadığımız kimseler tarafından ateş açıldı. 

hüseyin inan: ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. bundan sonra bu bayrağı türkiye halkına emanet ediyorum. yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler, kahrolsun faşizm!

hüseyin inan: ta ki vatanı amerika'ya satanların ve gericilerin sonu gelene kadar, bu kavga biz olmasak da devam edecektir!