~mr. robot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
~mr. robot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.09.2021

tanrı

~mr. robot

"tanrı sana yardım edebilir." tanrı bunu mu yapıyor? yardım mı ediyor? söyle bana. neden tanrı, suçlular kol gezerken sebepsiz yere ölen arkadaşıma yardım etmedi? tamam peki. bir seferlik görmezden gelelim. onun adına çıkan savaşlar ne olacak? tamam peki. bir anlığına rastgele, anlamsız cinayetleri unutalım olur mu? peki ya ırkçı, cinsiyetçi, onun yüzünden içinde boğulduğumuz korku çorbası ne olacak? burada sadece tanrıdan bahsetmiyorum. tüm kurulu dinlerden bahsediyorum. kontrolü ele almak için oluşturulmuş özel gruplar. insanları uyuşturucu umuduyla bağlayan bir torbacı. müritleri bağımlılardan başkası değil. cehalet dopamini salgılatmak için saçmalık iğnelerini isteyen müritler. gerçeğe inanmaktan korkan bağımlılar. düzen olmadığına, güç olmadığına, tüm dinlerin vücuda yayılan beyin kurtları olduğuna, bizi bölmek istediklerine, böylece bizi yönetmek isteyen şarlatanların daha kolay hükmedeceklerine inanmaktan korkuyorlar. onlara göre biz kötü yazılmış bilim kurgu kitaplarına para veren hayranlarız. eğer kendi hayali arkadaşımı dinlemeyeceksem neden sizinkini dinleyeyim ki? insanlar ibadetlerini mutluluğa giden bir yol olarak görüyorlar. o size böyle sahip oluyor. ben bile gerçeklikteki bu bozulmaya inanacak kadar deli değilim. siktir et tanrıyı öyleyse. benim için yeterince iyi bir günah keçisi değil.

30.06.2021

mr. robot

dünya tehlikeli bir yer. kötülük yapanlar yüzünden değil, görüp de hiçbir şey yapmayanlar yüzünden.

insanları okumada çok iyiyimdir. içlerindeki en kötü şeyi ararım.

herkes çalar. bu böyledir. insanlar tam anlamıyla hak ettiklerini mi kazanıyorlar? hayır. ya fazla ya da az alıyorlar ama zincirdeki biri her zaman kaymağını götürüyor.

bir adama bir silah verirsen bir bankayı soyabilir ama bir adama bir banka verirsen dünyayı soyar.

insanlar her zaman umudumu boşa çıkarmanın bir yolunu buldu.

bir holdingi kalbini hedef alarak çökertemezsin. holdinglerin olayı budur, kalpleri olmaz. onları parça parça çökertirsin. ve çözülmeye başladıkları zaman kontrol yanılsamaları da çözülür.

büyük bir fırsat ondan faydalanılmasını bekler.

seçimlerimiz üzerinde kontrol sahibi olup olmadığımızı nasıl bileceğiz? sadece önümüze gelen şeyin en iyisini yapmaya çalışıyoruz, olay bu. sürekli iki seçenekten birini seçmeye çalışıyoruz. tıpkı bekleme salonundaki iki tablo gibi. ya da coca-cola ve pepsi. mcdonald's veya burger king. hyundai veya honda. hepsi aynı bulanıklığın parçası. odak dışında kalan bulanıklık. seçimin yanılsaması. kendi istediğimiz kablolu yayın, doğalgaz ve elektrik şirketini bile seçemiyoruz. içtiğimiz su, sağlık sigortamız.. seçebilseydik bile fark eder miydi ki? eğer tek seçim şansımız kılıç ve kalkan arasında oluyorsa bu nasıl seçimdir amına koyayım? aslında aynı değiller midir? hayır, seçimlerimiz bizim için tayin edilmiş uzun zaman önce.

insanlar etrafta dolaşıp nefretin ne demek olduğunu biliyormuş gibi yapıyorlar. hayır, kimse bilemez. ta ki kendinden nefret edene kadar. demek istediğim, gerçekten kendinden nefret etmek. bu, güçtür.

insanlar iletişim kuramadıkları zaman öfkelenir.

içinde yaşadığımız dünya bu. insanlar birbirlerinin hatalarına bel bağlıyor. birbirlerini kandırmak için başkalarını kullanıyorlar. hatta birbirleri ile ilişkili oluyorlar. sıcak, dağınık bir insan çemberi.

bu, kendimi korumanın tek yolu: onlara asla kaynak kodumu göstermemek. kendimi kapatmak. beni kimsenin bulamayacağı soğuk, kusursuz labirentimi yaratmak. ama artık daha normal olacağım. belki kız arkadaşım bile olabilir. onunla birlikte aptal marvel filmlerine gideceğim. spor salonuna yazılacağım. instagram'da bir şeyleri beğeneceğim. vanilyalı latteler içeceğim. bu andan itibaren açıksız bir hayat süreceğim. kusursuz labirentimi korumak için her şeyi yapacağım.

bir maskeyi, artık maske olmayı bıraktığında nasıl çıkarırsın? senin kadar senin bir parçan olduğunda?

21.11.2020

toplum

~mr. robot

toplumda beni bu kadar hayal kırıklığına uğratan şey ne? bilemiyorum. hepimizin çocuk işçilerin sırtından milyarlar kazandığını bilmemize rağmen steve jobs'ın harika biri olduğuna inanmamız mı? ya da belki tüm kahramanlarımızın sahte olduğunu hissetmemizdir. dünyanın kendisi bile büyük bir aldatmaca. birbirimizi fikir gibi maskelediğimiz saçmalıklarla doldurmaktan, sosyal medyada samimiyet taklidi yapmaktan başka ne yapıyoruz? yoksa buna oy verdiğimiz için mi? hileli seçimlerimizden değil, mal mülk ve paramızdan bahsediyoruz. yeni bir şey söylemiyorum. bunu neden yaptığımızı biliyoruz. "açlık oyunları" romanı bizi mutlu ettiği için değil, uyuşturulmuş olmak istiyoruz diye yapıyoruz. çünkü bu gerçek bir acı, kendimizi kandırmayalım. çünkü biz korkağız. toplumu sikeyim.

22.07.2020

mr. robot

bir maskeyi, artık maske olmayı kestiğinde nasıl çıkarırsın? benim kadar benim bir parçam olduğunda. dövüşmeyi sürdürürsün. tıpkı maskesini kaldırdığımız dünya gibi yine kendi benliklerimizi bulacağız. bu belki kalın, kirli facebook arkadaş isteklerini ve vine yıldızlarını silince olacak. hepimiz gün ışığını görebileceğiz.

sıradan adamlar sıradışı şeyler yapmaya muktedirdir.

ekonomik bunalımın döküntüleri arasında fdr tüm bankalarını resmi tatil boyunca kapalı tuttu. iyi durumda olduklarını haber verdiklerinde onları aşamalar halinde açtı. daha sonraları tarihçiler keşfetti ki o raporlar yalanlardan ibaretmiş. yine de işe yaradı. işe yaradı; çünkü halk her şeyin hükümetin kontrolü altında olduğuna inandı. büyük ulusumuzun iş modeli bu şekilde. her iş günü borsa açıldığında insanları bir şeye inanmaları için kandırırız. amerikan hayali, aile değerleri. özgürlük kızartması bile olabilir. ne olduğu önemli değil. üçkağıt devam ettiği sürece insanlar alır, satar onlardan istediğimiz şeyleri yaparlar. ve hepimizin bildiği gibi bir üçkağıt güven olmadan işlemez.

tanıdığın şeytan tanımadığından iyidir.

şu çocuklara bak bir. ne görüyorsun? boktan bir oyuna özen gösterip çaba sarf ediyorlar. maxine [köpek] ne görüyor? bir grup aptal hayvan, kimseyi geçemeyeceklerini düşünüp topu çemberden geçirmeye çalışıyorlar. onlar ne görmeni istiyor? kabadayı abiler. onlara bulaşırsan öldürmeye hazırlar. asıl soru ise hangisi gerçek? belki hepsidir. belki hiçbiri. belki gerçek diye bir şey yoktur bile. belki aklımızdan geçenler elimizdeki tek şeydir. o yüzden maxine'i biraz kıskanıyorum. çünkü tek umurunda olan yemek yemek ve uyumak. öyle değil mi kızım?

batıl inancım olamayacak kadar beş parasızım.

bir adam barda bir kadına doğru yönelir. onunla flört eder. havadan sudan konuşur. ama kadın onunla eve gitmeyeceği konusunda kararlıdır. adam der ki, ya sana benimle yatman için bir milyon dolar versem? kadının hayatında hiç bir milyon doları olmamıştır. durup teklifi ciddi ciddi düşünür. adam fikrini değiştirir, ya teklifimi bir dolarla değiştirsem? kadın şaşırır. sen benim nasıl bir kadın olduğumu düşünüyorsun, der. adam der ki, onu zaten anladık. şimdi sadece pazarlık yapıyoruz.

anlatmaya çalışıyorum ama dinlemiyorsun ki. senin neslinin sorunu bu işte! dikkat eksikliği bozukluğu yüzünden dünyayı kavrayamıyorsunuz.

3.10.2019

kontrol

~mr. robot

sahip olduğunu düşündüğün kontrol bir yanılsamadan ibaret. karım o gün arabasını sürüyordu. her şeyi doğru yaptı. her zaman emniyet kemerini takardı. elleri 10 ve 2 konumundaydı. tanıdığım en mükemmel şoförlerden biriydi. bu, sinirlerimi bozardı. hiç şerit değiştirmezdi. hız sınırının altına inip üstüne çıkmazdı. trafik lambalarında dururdu. tüm kurallara uyardı. ama bir gün, bunların hiçbir önemi kalmadı.

kontrol tek bacaklı, tek boynuzlu bir atın çifte gök kuşağının bitiminde işemesi kadar gerçektir. insanların söylediği şu saçmalığı bilir misin: "düştüğün zaman kalkmasını bilmelisin." o saçmalığı kabul etmiyorum dostum. neden biliyor musun? çünkü her şey düşmekten ibaret. başka türlüsü olamaz. karanlıkta tutunmaya çalıştığın ebedi bir vaziyet. kalkmakla ilgili değil. sendelemekle ilgili. doğru yöne doğru sendelemek. ilerlemenin tek yolu bu.

belki de asıl mesele çöküşten kaçınmak değildir. koddaki kusuru bulmak için bir kesim noktası oluşturmaktır. sonraki kusura denk gelene kadar düzeltip devam etmek. yola devam etme arayışı. dayanak bulmak için yapılan savaş. belki hepimiz doğru sorulardan yanlış cevaplara doğru tökezliyoruzdur. ya da doğru cevaplardan yanlış sorulara. nereye gittiğin ya da nereden geldiğin önemli değil, sendelediğin sürece. belki bu kadarı yeterlidir. belki en fazla bu kadar iyi olabiliyordur.

hayat bir dengeleme eylemi gibidir. hepimiz elimizden geleni yapıyoruz. acı çukurunun üzerinde gerilmiş bir ip üzerinde yürüyoruz. bu, hata yapmamız için bize cesaret veriyor.