oscar lewis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oscar lewis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.08.2017

aile

frank furedi: aile bir şiddet okuludur.

thomas bernhard: ailemizin önceleri bize duydukları sevgi ne kadar büyükse, yapmaya ant içtiğimiz şeyi gerçekleştirdiğimizde bize karşı nefretleri de o derece büyük olur.

mario vargas llosa: bir çocuğu mahvetmede kadınların üstüne yoktur.

susanna tamaro: evlatlar iyilerse babaya aittirler; ama işler yolunda gitmiyorsa bütün bir yaşam boyunca annenin bir uzantısı olarak kalırlar.

catherine clement: bir erkek ve bir kadından doğarız ve onlardan kurtulamayız.

walter benjamin: bir şey vardır ki, hiçbir zaman telafi edilemez: ana-babasından kaçmayı ihmal etmiş olmak.

clarissa p. estes: insan acılarının çoğunun nedeni, özensiz bir yetiştirilmeden kaynaklanır.

alexandre dumas: bir babanın ya da bir annenin yüreğinin hiçbir zaman anlayamayacağı şeyler vardır.

louis-ferdinand celine: bir aileye, akrabaları olsun olmasın, bir insanın alt tarafı sürüncemede kalmış bir kokuşmuşluktan ibaret olduğunu asla anlatamazsınız. çünkü sürüncemede kalmış bir kokuşma için ödeme yapmayı reddederler.

oscar lewis: sadece iyi aileleri ve güzel evleri olan kişileri kıskandım hayatım boyunca.

5.08.2017

din

yann martel: din karanlığın ta kendisidir.

ursula k. le guin: elektrikli testere üç yaşındaki bir bebek için ne kadar gerekliyse tanrı da insanlar için o kadar gereklidir.

catherine clement: düşünmek, kutsal olana saygısızlıktır.

leyla erbil: yasaklar, günahlar ve emirler silsilesiyle karşımıza dikilen din, bizden, allah'a yaranmadan başlayarak iktidara, devlete yaranma söyleminden başka bir dil geliştirmemizi bekleyemez.

ece temelkuran: tanrı'nın orta doğu'da icat edilmiş olması tesadüf olamaz. çünkü orası günahlardan kurulu. kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.

şerif mardin: insan, dinsel fikirlerinin kendi iç hayatının bir projeksiyonu olduğunu anladığı anda, artık kendi tabiatının dışında bir miyar aramayacak, kendi kişiliğini idrak etmeye çalışacaktır.

joyce carol oates: eğer tanrının gözünde bütün insanlar eşitse, o zaman bütün bu karın ağrısı niye?

oscar lewis: dinimi anamla babamdan öğrendim; ama biliyorsunuz, iyi öğrenim gören bir kişinin din hakkındaki görüşleri çok daha başkadır.

susanna tamaro: kendinden öte hiçbir şey yoktur. şeytan diye adlandırdığın, senin güvensizliklerin, çocukluğundan beri peşinde sürüklediğin korkulardır.

erich fromm: tanrının buyruğu altındaki insanın özgür iradesi yoktur; o ancak ya tanrının ya da şeytanın iradesinin bir tutsağıdır, hizmetçisidir, kölesidir.

31.08.2016

uzun lafın kısası

alexandre dumas: bazı insanlarda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.

amin maalouf: gerçek, çok şey isteyen bir sevgilidir. hiçbir ihaneti kabul etmez, bütün inancın ona yönelik, yaşamının bütün anları ona aittir.

choderlos de laclos: insan ciltler dolusu yazar da bir çeyrek saatlik konuşmanın aydınlatıvereceği bir şeyi bir türlü anlatamaz.

epikuros: insanın ruhuyla ilgilenmesi için hiçbir zaman çok erken ya da çok geç değildir.

william s. burroughs: başarı kazanacağın bir yaşam biçimi hakkında yazılacak bir şey varsa şudur: bavulunu daima hazır tut ve yolculuğa hazır ol.

gustave flaubert: büyük yaradılışlar her şeyden önce müsrif insanlardır; kendilerini kolay harcarlar.

james baldwin: kadınlar erkekleri, erkeklerin görülmek istedikleri gibi görmezler. bütün zayıf noktaları, kanayabilecek yerleri bilirler.

wittgenstein: şu aşkın zırıltıları keselim; zira her şey insanın çenesine atılmış bir yumruk kadar açık.

klaus schröter: sanatsal üretimin anlamı ve değeri konusunda şüphe duymak entelektüel bir dürüstlüktür.

mehmet eroğlu: bir keresinde kendimi değerli hissetmiştim, yazabildiğimi sandığım gece. ama sabah beş para etmez birisi olarak uyandım.

oscar lewis: hayat bir güldürü, dünya bir tiyatro, bizler de oyuncuyuz.

sabahattin ali: şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?

31.10.2015

uzun lafın kısası

jean baudrillard: anısı yüreğinizi daraltınca hoş olanın yüceliği anlaşılır.

andre gorz: hiçbir iş adanmayı hak etmez.

erik orsenna: bütün yabani hayvanlardan kaçabilirsin; kaderini taşıyanın dışında.

walter benjamin: bir aşkta çoğu insan ebedi yurdunu arar. ama başkaları, çok azı, ebedi yolculuğu. bu sonuncular aşkta toprak anayla temasa gelmekten korkan melankoliklerdir. sıla hasretini onlardan uzak tutacak kişiyi ararlar. o kişiye sadık kalırlar.

klaus schröter: her yerde yararlı olmaya çalışın, siz her yerde evinizdesiniz.

william blake: eğer algının kapıları temizlenseydi her şey insana olduğu gibi görünürdü: sonsuz. çünkü insan kendisini kapattı; ta ki tüm şeyleri mağarasındaki dar çatlaklardan görene dek.

alexandre dumas: kendini savunmayı bilmeyenlerin intikamını almak, adaletin görevidir.

hakan günday: medeniyetten daha kötü bir şey varsa o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizliktir.

mehmed uzun: her zaman böyledir; karanlık, çaresiz ve dar günlerde dostlar azalır.

choderlos de laclos: her anlamlı kişide en azından üç temel nitelik vardır: önce insanda bir amaç kavramı, sonra buna ulaşma istenci, daha sonra da bu istencin dizgeleştirilmesi.

oscar lewis: bir erkekle yatan orospu için en keyifli an, parayı avucunda hissettiği andır.

william james: çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz.

29.09.2015

uzun lafın kısası

andre gorz: yalnızca bir özne anlam yaratabilir.

bertrand russell: bir suçsuzun cezalandırılmasındansa, doksan dokuz suçlunun cezadan kurtulması daha iyidir.

cicero: iftira kadar hızlı çıkan, kolayca ortalığa atılan, çarçabuk kabul edilen, alabildiğine yayılan hiçbir şey yoktur.

erik orsenna: en güzel hikayeler hep daire biçimindedir; kalbimizin en derin noktasına dokunmak için bizleri en uzağa götürür.

hakan günday: üçüncü dünya ülkelerinde rütbe yoktur. tanrı ve kulları vardır.

jean baudrillard: büyük insan zamanının önündedir; akıllı insan zamanında bir şeyler yapar; aptallar da zamanın önünde dikilirler.

klaus schröter: sağlam bir kahkaha dünyadaki en iyi şeydir.

alexandre dumas: mutluluk, büyülü adalarda kapılarını ejderhaların beklediği saraylar gibidir. onu elde etmek için savaşmak gerekir.

mehmed uzun: dünyada hiçbir fikir eseri yoktur ki zulme karşı başkaldırmamış olsun.

oscar lewis: bir kadının mutlu olabilmesi için kendisini iyi giydiren, iyi doyuran ve iyi okşayan bir erkeğe ihtiyacı vardır.

şevket rado: insanlar dünyadan değil, insanlardan şikayetçidirler.

sadık hidayet: bana göre değil bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuş bu dünya. yeryüzünün, gökyüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmayı bilenler için.

31.08.2015

uzun lafın kısası

andre malraux: bir insan yaratmak için dokuz ay gerekir; öldürmek içinse bir gün yeter.

bertrand russell: eğer iş adamlarının zenginleşme arzuları başkalarını yoksullaştırma arzularından daha güçlü olsaydı, dünya çarçabuk bir cennete dönerdi.

christine arnothy: ahlaklı olmak fakirlere has bir şeydir. daha tahammüllü olsunlar diye.

erik orsenna: gerçeğin özelliklerinden biri de az bulunurluktur. az bulunurluk, yani pahalılık.

hakan günday: ne yapmak istediğini bilememek kadar acı verici bir şey daha yoktur.

jean baudrillard: insan hiçbir zaman, karın içindeki vahşi bir hayvanın güzelliğine, gri filin yumuşak melankolisine, yeşil karıncaların basiretine ulaşamayacak.

mehmet eroğlu: büyük bir yürek taşımak her zaman başa beladır.

alexandre dumas: politikada insanlar yoktur, düşünceler vardır; duygular yoktur, çıkarlar vardır; politikada bir adam öldürülmez, bir engel ortadan kaldırılır.

oscar lewis: ölüler bağışlanır, hayatta olanlar değil.

sadi şirazi: düşünceli insanlar dünyadan götürecekleri her şeyi yanlarına alırlar; alçak adamlarsa mallarını hasretle arkalarında bırakırlar.

klaus schröter: toplum sıradışı insanı ikiyüzlülüğe zorlar.

şükrü erbaş: biz bir kentten gideriz kent boşalır, bir evden koparız ev küçüldükçe küçülür, bir insandan ayrılırız dünyanın en büyük yabancısıdır.

10.08.2011

sanchez'in çocukları

oscar lewis

evlilik hayalleri yatakta sona erer.

insanın alınyazısı her şeyi yöneten esrarlı bir el tarafından denetlenir. sadece seçkin kişiler için işler tasarlandığı şekliyle yürür. hep tasarlarız; ama ufacık bir şey bu tasarılarımızın hepsini altüst eder.

hiç kuşkusuz, kadınlar dünyanın en büyük sürtükleridir.

bir çocuğa fazla ilgi gösterildiği zaman çocuk kişiliğini yitirir. insan şımartırsa çocuk büyümez, gelişmez ve bağımsızlığını kazanamaz, korkak olur.

hayat bir güldürü, dünya bir tiyatro, bizler de oyuncuyuz.

bir kadının mutlu olabilmesi için kendisini iyi giydiren, iyi doyuran, iyi okşayan bir erkeğe ihtiyacı vardır.

renksiz ve tekdüze şeylerden nefret ederim sadece; çok kötü, çok iyi ve heyecanlı olaylar aklımda kalır.

tanrı seni ciddilerden korusun, sen de kendini maskaralardan koru.

gözlemlerim sonucu korkumu gizleyip sadece yüreklilik göstermeyi öğrendim. bir insana, bıraktığı etkiye göre davranıyor karşısındakiler. bir adam zayıflık gösterir, gözleri yaşlanır ve aman dilerse diğerleri üstüne daha fazla çullanır. benim çevremde insan ya dayanıklı ve sert bir erkek ya da budalanın tekidir.

latin ırkından olan kişi peşinde koştuğu bir hayali yakalamak isterse ilk yapacağı şey evlenmektir.

sevgi bir kadınla erkeğin üstüne tepeden vuran çok güzel ışık gibi, iki kişinin de aynı anda hissetmesi gereken bir duygudur.

ilişkilerde kuşku hayal kırıklığından çok daha fazla zarara yol açar.

hayat boyunca yaptıklarımızın cezasını çekeriz. tanrı yavaş hareket eder ama yapılanların hiçbirini unutmaz.

aşk hayatın ta kendisidir; hayatın gerçek hedefini bulmuş gibi oluyor aşık insan.

dinimi anamla babamdan öğrendim; ama biliyorsunuz, iyi öğrenim gören bir kişinin din hakkındaki görüşleri çok daha başkadır.

sadece iyi aileleri ve güzel evleri olan kişileri kıskandım hayatım boyunca.

3.04.2010

fakirlik

oscar lewis

fakirlik kültüründe yaşayanlarda büyük acı çekme ve boşluk duygusu vardır. uzun süreli tatminler sağlamak zordur. gerçekte fakirliğin kültürü, kültürün fakirliğidir. fakirliğin ortadan kaldırılmasıyla fakirliğin kültürü silinmez. ruh bozukluklarına en çok bu kültür içinde hoşgörüyle bakılır. bu kültür, azgelişmişliğin sonucu değildir. fakirliğin ortadan kalkmasıyla fakirliğin kültürünü hemen yok edemezsiniz. sosyalist ülkelerde -küba gibi- toplumu organize ederek daha fakirlik ortadan kalkmadan onun kültürünü yok etmek mümkün oluyor.

21.01.2008

işte hayat

oscar lewis

bir erkekle yatan orospu için en keyifli an parayı avucunda hissettiği andır.

doğarken bazı çocukların kafası öne çıkar, bazılarının ayakları. bu hep böyledir. yoldan geçenlerden rastgele beşini seç. göreceksin ki bunların üçü iyi insansa ikisi de kötüdür. bu iş böyledir. orospu diye damgaladıklarımızın da bizden hiç farkı yok.

"oyunu kimin için kullanacaksın? hangi partidensin?" dedikleri zaman cevabım hep aynıdır. "hiçbir partiden. kim başa gelirse gelsin, aç kalmamak için çalışmam gerek. ben çalışacak olduktan sonra kim başta olursa olsun."

insanlar da hayvanlar gibidir. kim onlara iyi davranırsa yanından ayrılmazlar.

bir de sekste normal yollardan hoşlanmayanlar vardır. doğum yüzünden kadının kasları gevşer, gevşeyince de bazı erkekler akıllarına olmadık şeyler takarlar, anormal ilişkiler kurmaya çalışırlar, belki de haklıdırlar; ama kadın için baştan biraz can yakıcı oluyor bu istekleri.

ölüler bağışlanır, hayatta olanlar değil.

gerçek olan şudur ki doğduğunuz günden başlayarak alnınıza ne biçim bir yazı yazılmışsa ona uygun bir hayat sürersiniz. birçokları hırsız, bazıları orospu, bazıları da hayatlarını yitirmek için doğmuşlardır. tıpkı birçoklarının hapse girmek için doğdukları gibi. ama gene de kader her şey demek değildir. ne olduğunuz ve ne yaptığınıza karar vermekte sizin de büyük payınız vardır. bunu yapmadan önce de kendi kendinizi tanımanız gerekir. kendi kendini tanımak da her insana bağlı olan bir şeydir.