henri frederic amiel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
henri frederic amiel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.11.2020

utanç

henri frederic amiel

gölgemin dışına zıplamak, yazgımın dışına fırlamak, varlığımı, adımı, yapımı ve köleliğimi pekiştiren her şeyi silkip atmak isterdim. bir değişimi, tam bir başkalaşımı çok isterdim. benden söz edildiğini artık duymayabilseydim ve yeni koşullar içinde yeniden doğabilseydim bana iyileşirmişim gibi geliyor. yaşandığı şekliyle yaşamımdan sıkıldım, yoruldum ve doydum veya daha doğrusu ayrıcalıklarından bu kadar kötü yararlanan biriyken, yeteneğimi ve günlerimi bu kadar kötü idare ederken kendimden hoşnut değilim. kendimi mutlak olarak inkar ettiğim ve kendimden vazgeçtiğim için, mirasımı kabul etmek ve içine arzumu koymadan katlandığım bir durumun sorumluluğunu yüklenmek beni tiksindiriyor. olduğumdan ve olabildiğimden başka biri olmak isterdim. sabırsızlıkla kendimden utanıyorum.

via kaotik benlik

4.08.2019

vivere beate

saint simon: tutku hissedilmeden büyük şeyler yapılamaz.

charles renouvier: içinde aklın buyurduğu bir dünya, haksızlığının onu her taraftan sardığı zincirlerden kurtulmuş olan iyiliğin tek başına hüküm sürdüğü bir dünya olacaktır.

emile durkheim: gerçek çoğu zaman acı vericidir.

pierre janet: bir kitap, hemen hemen her zaman bir dönemin duygularının ve fikirlerinin bilincine varılmasından başka bir şey değildir.

henri delacroix: kalpte zihinden geçmeyen hiçbir şey yoktur.

thales: insanın gölgesinin insana eşit olduğu anda, piramidin gölgesi piramide eşittir.

charles blondel: insan sadece çift yönlü değildir, aynı zamanda üç yönlüdür; sadece fizyolojik ve ruhsal gerçek değildir, aynı zamanda sosyal gerçektir.

levy-bruhl: ilkeller deneye karşı duyarsızdırlar.

sigmund freud: düş, uykuyu rahatsız edebilecek şeye karşı onu koruyan bir gardiyandır. çocuk düşü, arkasında bir özlem, bir üzüntü, tatmin olmamış bir istek bırakan günün bir olayına tepkidir. düş, bu isteğin açık, doğrudan gerçekleşmesidir.

henri bergson: düş, içinde yoğunlaşma çabasının eksik olduğu tam bir zihinsel yaşamdır.

jacques maritain: birçok yönden insanların yapısı köleliktir.

henri frederic amiel: kendinin, bahanelerinin, içgüdülerinin, doğasının kurbanı olunmadığı ölçüde özgür olunur. o halde boyun eğmişiz ama özgürleşebiliriz; bağlıyız ama kendimizi çözebiliriz. ruh kafestedir ama kafesinin çevresinde uçabilir.

spinoza: olumsallık yoktur ve özgürlük yalnızca bir yanılsamadır.

descartes: vivere beate, yüce mutluluk içinde yaşamak, tamamen hoşnut ve tatmin olmuş bir zihne sahip olmaktan başka bir şey değildir.

31.08.2017

uzun lafın kısası

stefan zweig: üç beş budala siyasetçinin yıktığını onarmak için on yıllar yetmez.

chinua achebe: bir kralın ağzına bakınca annesinin memesini hiç emmediğini düşünürsün.

giacomo leopardi: dünyadaki bütün iyi şeyler elde edilir edilmez, maloldukları kaygılara ve çabalara değmez görülürler.

eduardo galeano: mutlu azınlığın doyması için yığınların açlıktan ölmesi gerekir.

romain gary: en güzel sevgililerin yeri, duyulmamış bir yeteneğe sahip olduğu söylenen uzaklardaki bir soytarıdan sonra gelir.

henri frederic amiel: kendi insafsızlıklarımızı meşru kılmak istediğimizde tanrı'yı suç ortağımız haline getiriyoruz. her katliam bir ilahi eşliğinde kutsal hale getiriliyor.

menandros: eziyet çekmemiş insan eğitilemez.

vladimir makanin: insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.

victor hugo: değerli bir bilgeyi ziyaret etmek için vakit asla geç değildir.

paul valery: modern çağ, birbirine en uzak fikirlerin hep birlikte serbestçe varlığını sürdürür göründüğü, yaşamak ve öğrenmek için sabit bir referansın kalmadığı bir çağdır.

mary wollstonecraft: aşkta hayal kırıklığına uğramak hiç aşık olmamaktan iyidir.

thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.

16.08.2016

din

schopenhauer: dinler ateş böceği gibidir. parlamak için karanlığa gereksinim duyarlar.

john adams: eğer din olmasaydı, hayal edilebilecek en güzel dünyada yaşıyor olurduk.

napolyon: dini olmayan bir devletle nasıl hükmedebilirsiniz? bir adam açlıktan ölürken, yanındaki başka biri fazla yemekten hastalanıyorsa, "bu tanrı'nın hikmetidir" diyen bir otorite olmadığı sürece, bu eşitsizliği kabullenemeyecektir. din, fakirlerin zenginleri öldürmesine engel olan şeydir.

henri frederic amiel: bir inancın kullanışlı olması, onun gerçekliğinin kanıtı değildir.

martin amis: ideoloji, kökenleri yeterince gerçekliğe dayanmayan bir inanç sistemi; din ise gerçeklikle hiçbir bağlantısı bulunmayan bir inanç sistemidir. dini inançlar mantıktan ve saygınlıktan yoksundur ve dünya çapında yol açtığı olaylar tüyler ürperticidir.

iain banks: insanlar, yanıltıcı olsa da, kesinliğe ulaşmak için yanıp tutuşurlar.

dan barker: içinde konuşan hayvanlar, büyücüler, cadılar, iblisler, yılana dönüşen sopalar, gökyüzünden düşen yemekler, suda yürüyen insanlar ve her çeşit büyülü, saçma ve ilkel hikayenin yer aldığı bir kitaba inanıyor, bir de yardıma ihtiyacı olanın bizler olduğumuzu mu söylüyorsunuz?

ingmar bergman: umarım asla dindar olacak kadar yaşlanmam.

buddhadasa: bu dünya bile gerçek değil. ahiret nasıl gerçek olabilir?

5.09.2012

din

voltaire: sizi saçmalıklara inandırabilenler, size katliam da yaptırabilirler.

joseph conrad: kötülüğün doğaüstü bir kaynağı olduğuna yönelik bir inanç gereksizdir; insanlar yardım almaksızın her türlü ahlaksızlığı yapma kabiliyetine sahiptir.

theodore dreiser: bir insanı ruhu olduğuna ikna edip onu kocakarı masallarıyla başına ne geleceğine dair korkutursanız bir balık, bir zihinsel köle oltanıza takıldı demektir.

epikuros: tanrı kötüyü önlemeye çalışıyor ama önleyemiyor mu? o halde sınırsız gücü yoktur. bu güce sahip ama önlememeyi mi tercih ediyor? o halde kötü niyetlidir. hem kötüyü önleme gücüne sahip hem de önlemek mi istiyor? o halde kötülük nasıl var oldu? gücü yok ve kötüyü de önlemeye niyeti yoksa ona neden tanrı diyelim ki?

daniel j. boorstin: yanlış bilgiler üzerinde ısrarcı olmak, dünyaya cehaletten çok daha fazla zarar vermiştir. bugüne kadar bir agnostiğin birini kazıkta yaktığı; bir pagana, kafire ya da inançsız birine işkence ettiği görülmemiştir.

henri frederic amiel: kendi insafsızlıklarımızı meşru kılmak istediğimizde tanrı'yı suç ortağımız haline getiriyoruz. her katliam bir ilahi eşliğinde kutsal hale getiriliyor.

edward abbey: fantastik öğretiler varlıklarını sürdürebilmek için inanç birliğine gereksinim duyarlar. aynı görüşü paylaşmayan tek bir kişi, milyonlarca kişinin inancına gölge düşürür. korku ve nefret, işkence odaları, demir kazıklar, tehditler, çalışma kampları ve psikiyatri koğuşları bu yüzden vardır.