william m. thackeray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
william m. thackeray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.02.2017

kadın

william m. thackeray

çiçekler vardır, kuytu, gölgelik yerlerde açarlar; yumuşacık, güzel kokulu ama gizlidirler. çiçekler vardır, tabak gibi kocaman ve parlak renkli, bahçelerin ortalık yerlerinde açarak güneşin göz alıcılığıyla yarışa girmiş gibidirler.

bir kadın için en büyük kompliman kendi cinsi tarafından hor görülmesidir.

şu kadın milletinin tanrı vergisi yeteneklerini daha sık kullanmayışlarına nasıl şükürler etsek yeridir! kullandıkları zaman karşı koyamıyoruz. hele en ufak bir ilgi göstermeyegörsünler -ortada kaç erkek varsa- o saat dize getirirler.

en iyi kadınlar ikiyüzlü olanlarmış. biz erkekler kadınlarımızın bizden neler gizlediklerini, en saf ve içten göründükleri zamanlarda ne denli hesaplı ve tetikte olduklarını, ha deyince dudaklarında bitiveren o candan gülüşlerin bizi yumuşatmak ya da atlatmak için kullanılan birer silah olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz. böyle yapanlar yalnızca yosmalardır, hafif kadınlardır demek istemiyorum; örnek, namuslu ev kadınları da böyledir. kocasının aptallığını gözden gizleyen ya da yırtıcılığını yumuşatıp küllendiren kadınları hepimiz bilmez miyiz? bu köle ruhluluğu kadınlığın başlıca erdemi olarak övüp göklere çıkaran, bu ikiyüzlülüğe dürüstlük gözüyle bakan biz erkekler değil miyiz? iyi bir ev kadını ikiyüzlü olmak zorundadır.

erkekleri parmaklarının ucunda oynatan kadınların gerçek sosyeteye girebilmek uğruna nasıl yırtındıklarını, ne hakaretlere boyun eğdiklerini görmek, kadın yaradılışını inceleyenler için çok ilginç bir konudur.

31.03.2016

uzun lafın kısası

harper lee: her zaman daha küçük bir ev istemişimdir, daha büyük bir bahçem olsun diye.

erich fromm: bizim yaşamımız kardeşçe, mutlu, erinçli bir yaşam değil; çılgınlık durumuna tehlikeli bir biçimde yaklaşan manevi karmaşanın ve aymazlığın damgasını taşıyan bir yaşamdır.

jaroslav hasek: insanoğlu en korkunç yıkımların bile üstesinden gelebilir; yeter ki doğruluk ve erdem yüreğinden eksik olmasın.

william faulkner: dört gündür bir tabutun içinde yatan ölü bir kadına saygı göstermenin tek yolu, tez elden toprağa vermektir onu.

andersen: dedikodu küçük bir tüyü beş tavuk yapabilir.

william m. thackeray: bir kadın için en büyük kompliman kendi cinsi tarafından hor görülmesidir.

kierkegaard: kendimizi kandırmaktan ancak hayatlarımızı seçme yeteneğimiz üzerine inşa etmekle kurtulabiliriz.

alexandre dumas: ilkel halkların yasası, kısasa kısas yasasıdır.

choderlos de laclos: bir gönülde uyandırılan mutluluk, bağların en güçlüsüdür; gerçekten bağlayabilen bir o vardır.

orson welles: aklınız fikriniz çok para kazanmakta olduktan sonra çok para kazanmak marifet değildir.

sabahattin ali: dünyada en tahammül edilemeyecek şey, artık aşık olmadığımız birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir. şu halde aşık olduğumuz birisiyle hayatımızı birleştirmek, en hafif tabiriyle, düşüncesizliktir.

şevket rado: her şey geçer, her şey gider. insan her şeyi unutur. bu dünya öyle çatık kaşla dolaşmaya, şunun bunun kalbini kırmaya değer bir dünya değildir.

2.07.2011

gurur dünyası

william m. thackeray

bir kadın için en büyük kompliman kendi cinsi tarafından hor görülmesidir.

çiçekler vardır, kuytu, gölgelik yerlerde açarlar; yumuşacık, güzel kokulu ama gizlidirler. çiçekler vardır, tabak gibi kocaman ve parlak renkli, bahçelerin ortalık yerlerinde açarak güneşin göz alıcılığıyla yarışa girmiş gibidirler.

şu kadın milletinin tanrı vergisi yeteneklerini daha sık kullanmayışlarına nasıl şükürler etsek yeridir! kullandıkları zaman karşı koyamıyoruz. hele en ufak bir ilgi göstermeyegörsünler -ortada kaç erkek varsa- o saat dize getirirler.

gurur dünyası bir sürü yapmacık, sahtecilik, gösteriş ve iddiayla dolu; aptallıktan, günahtan ve kendini beğenmişlikten geçilmeyen saçma sapan bir yerdir.

"her aşk alışverişinde iki taraf vardır: seven ve kendini sevdirmeye tenezzül eden."

en iyi kadınlar ikiyüzlü olanlarmış. biz erkekler kadınlarımızın bizden neler gizlediklerini, en saf ve içten göründükleri zamanlarda ne denli hesaplı ve tetikte olduklarını, ha deyince dudaklarında bitiveren o candan gülüşlerin bizi yumuşatmak ya da atlatmak için kullanılan birer silah olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz. böyle yapanlar yalnızca yosmalardır, hafif kadınlardır demek istemiyorum; örnek, namuslu ev kadınları da böyledir. kocasının aptallığını gözden gizleyen ya da yırtıcılığını yumuşatıp küllendiren kadınları hepimiz bilmez miyiz? bu köle ruhluluğu kadınlığın başlıca erdemi olarak övüp göklere çıkaran, bu ikiyüzlülüğe dürüstlük gözüyle bakan biz erkekler değil miyiz? iyi bir ev kadını ikiyüzlü olmak zorundadır.

"lafla peynir gemisi yürümez." diyen enayi kimmiş, çok merak ederim. hayattaki peynir gemilerinin yarıdan fazlası lafla su üstünde durur, lafla yürür.

insanlar aslında çok korkak oldukları için mi yiğitliği böylesi el üstünde tutar ve savaşta gösterilen kahramanlığa her şeyin üstünde değer vererek tapınırlar acaba?

dostlarımızla akrabalarımızın bizler için neler düşündüklerini bilsek bu dünyadan kaçmak ister, her an dayanılmaz bir korku ve kaygı içinde yaşardık.

erkekleri parmaklarının ucunda oynatan kadınların gerçek sosyeteye girebilmek uğruna nasıl yırtındıklarını, ne hakaretlere boyun eğdiklerini görmek, kadın yaradılışını inceleyenler için çok ilginç bir konudur.

ne esrarlı ve anlaşılmaz, akıl sır ermez bir şeydir: kimini yücelten, kimini de yerlerde süründüren şu hayat piyangosu.

bu dünyada hangimiz mutlu olduk ki? hangimiz muradımıza erdik? murada erenler de bununla yetindiler mi sanki?