server tanilli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
server tanilli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.11.2020

komünizm ve kürtler

server tanilli

devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır. demokrasi, geri kalmış ülkelerde, halkların gerçek çıkarlarının bilincine varmalarını sağlayan en güvenli yoldur. milliyetçilik, belirli bir sınıfın çıkarlarına hizmet eden bir ilke olup tüm insanlığın ortak çıkarlarını gözeten ilkeler arasında değildir.

yargıcın hiçbir etki ve baskı altında kalmadan; hukuk, kanun ve vicdanından başka kimseden ve hiçbir makamdan emir, talimat, genelge ve tavsiye almadan işlevini yapması, birey ve toplum için yaşamsaldır.

"türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehlikeler ortada. halkımızın cehaleti ortada. o zaman bu ülkeyi atatürk ilkelerinden saptırmaya kalkan bir lider, isterse sandıktan çıksın, oyların tamamını alsın; bizi aşamaz. bunu kabul edemeyiz. halkı aldatabilirler, bizi aldatamazlar." (bir subay)

tekelci aşamaya varmış olan burjuvazi, özü bakımından demokrasi aleyhtarıdır, gericidir, halk düşmanıdır ve günden güne belirginleşmektedir bu niteliği.

türkiye'de tekelci burjuvazi, demokrasiye saldırıp zorbalığını dayatmada daima iki araç kullanmıştır: "komünizm düşmanlığı" ve "kürt düşmanlığı". işçi sınıfının iktisadi, siyasal ve sosyal istemleriyle örgütlenme girişimleri, her zaman komünizm suçlamasıyla engellenmiştir; kürt halkının ulusal demokratik istemleri de bölücülük suçlamalarıyla.

"başka halkları ezen uluslar özgür değildir." kürt halkının varlığının yadsındığı, diline ve kültürüne ambargo konulduğu, iktisadi ve sosyal bakımdan mahrumiyet içinde tutulduğu, yurttaşlık hakları tanınmadığı, özümlemeci ırk ayrımı politikalarıyla ezildiği ve sömürüldüğü sürece, türkiye'de tek bir aydın, tek bir sanatçı ve tek bir bilim adamı "özgürüm" diyemez.

kürt halkını sevmeyen ve onun ulusal demokratik haklarına saygılı olamayan türk, demokrat değildir.

23.12.2016

devlet

raoul vaneigem: faşizmin bildiği tek üstün insan vardır: devlet.

platon: devletlerin yönetimi namussuzların ve utanmazların eline bırakılırsa, bunlar iyilerin başına bela ve yıkım getirir.

marquis de condorcet: filozofların aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır.

goethe: herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

mihail bakunin: en küçük, en zararsız devlet bile düşlerinde suçludur.

francis bacon: kurnazların bilge diye geçindiği bir devletten daha zararlı bir şey yoktur.

charles fourier: medeniyet üçkağıtçılara saraylar yaptırır, dahilere kümes.

server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.

francesco sorti / rita monaldi: büyük sahtekarlıklar büyük olanaklara ihtiyaç duyar ve bunlara sadece devlet sahiptir. her tuhaf ve açıklanamayan ölüm, devletin ya da onun gizli güçlerinin bir komplosunu işaret eder.

dany cohn-bendit: diktatörlüğün prensibi, toplumun bütün hücrelerinde, mikroskobik iktidar merkezlerinin çeşitliliğinde gizlidir; babalarda, kocalarda, öğretmenlerde, devlet memurlarında uyuyan bir küçük diktatör vardır hep.

edwin fuller torrey: kendi özgürlüklerinden vazgeçmeye istekli insanların bulunmadığı yerde faşizm de olmayacaktır.

18.06.2015

kürt sorunu

server tanilli

kürtler, türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda yaşayan ve bu bölgelerde çoğunlukta olan bir halktır. isa'dan önceye çıkan bir tarihi, ayrı bir dili ve özgün bir kültürü vardır bu halkın. "önasya'da yaşayan türk asıllı bir kavim" ya da "dağlı türk" gibi kimi iddialara karşın, türk de değildirler; türklerin kürt olmadığı gibi.

anadolu'nun o eşsiz mozayiğinde onu daha da göz alıcı kılan apayrı bir renktir bu halk; onlarsız anadolu solgun bir çiçeğe döner. bu dürüst, bu yiğit ve mert halk türk değil, doğru; ama biz türkler, en karanlık günlerimizde yanıbaşımızda görmüşüzdür onları: ulusal bağımsızlık savaşımızda, türk ahmet'in yanında kürt mehmet de dirsek dirseğe savaşmıştır. öyle olmuştur; çünkü bizler kadar onlar da aynı bağımsızlık ruhu ile canlı idiler; bu savaş onların da savaşıydı aynı zamanda.

kürtler, bağımsızlık nedir bilen insanlardır.

bütün bunlara karşın ne olmuştur tavrımız onlara?

bugüne değin tüm siyasal iktidarlar kürtlere karşı ikiyüzlü bir politika izlemiş; kürtlerin varlığı resmi planda yadsınırken uygulamada tam tersi bir yol tutulmuştur. gerçekten, bir yandan "kürt yok türk vardır" edebiyatı sürdürülürken öte yandan doğu'da yaşayan yurttaşlar ulusal bütünlüğe karşı ve toplum dışı bir konumda gösterilmiş ve onlara kuşku ile bakılmıştır. bu tutum, ırkçı ve bölücü politikalara haklılık sağlayan; bölgeye yönelik iktisadi, askeri, kültürel, eğitim ve güvenliğe değin bütün politikalara damgasını vuran bir bakış açısına, sürekli toplumsal bir değer yargısına yol açmıştır.

örnekler verelim:

a) anayasa başta olmak üzere, tüm kanunlar, genel bir nitelik de taşısalar, doğu'da türkiye genelinden ayrı biçimde yorumlanır ve uygulanır.

b) doğu'da temel yurttaşlık haklarının özgürce kullanılması yalnız toprak ağalarına özgüdür; geniş köylü yığınlarının bu haklardan yararlanma özgürlüğü yoktur.

c) doğu'da kişisel sorumluluk kavramına itibar edilmez: basit bir zabıta olayında, sanık ve kaçak izlenmesinde bütün bir köy ya da kasaba halkının, çoluk çocuk ve genç-yaşlı ayrımı yapılmadan, günlerce karakollarda işkence görmesi doğal bir güvenlik uygulaması sayılmaktadır.

d) izleme, kovuşturma ve soruşturmalarda sanıkların "ölü olarak ele geçirilmesi" ya da "kaçarken vurulmuş olması" hemen hemen yalnızca doğu'da rastlanan olaylardır.

e) resmi güvenlik güçleri dışında, aşiretler arası düşmanlıklara dayanarak "köy koruculuğu" adı altında silahlı milislerle güvenliği sağlama uygulaması da yalnızca doğu'da vardır.

f) doğu'da bir toplantı ya da gösteri yapma girişimi her zaman kuşkuyla karşılanır; düzenleyiciler fişlenerek sürekli baskı altında tutulurlar.

g) bütün siyasal iktidarlar, devlet gücünü toprak ağalarının hizmetine sunarak, köklü bir toprak reformunun yapılmasına karşı çıkarak, köylü yığınlarını ezmeyi ve baskı altında tutmayı, bölgeye özgü bir yönetim biçimi olarak benimsemişlerdir.

h) doğu'da çocuğuna istediği adı veremeyen yurttaş, doğal soyadını da kullanamaz; daha önce yazdırılmış olan kürtçe adlar da, özellikle son yıllarda mahkeme kararıyla değiştirilmektedir.

i) doğu'daki tüm kasaba, köy ve mezraların tarih içinde oluşan adları değiştirilmiştir. bu resmi adlarla, özel ilişkilerde yerel olarak kullanılan adlar karmaşası, milyonlarca köylüyü adli ve idari konularda içinden çıkılmaz bir konuma sokmuştur.

j) ekonomik açıdan doğu, zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına karşın, türkiye'nin "mahrumiyet bölgesi" olarak bırakılmıştır. doğu'daki yurttaşlarımızın kendi dilleri ile özgürce konuşmaları, yazı yazmaları ve yayın yapmaları da yasaktır.

şimdi söyler misiniz: kimdir bölücü?

17.11.2013

laiklik

server tanilli

laiklikte devlet dinin ne düşmanı ne de dostudur; kurum olarak dinin dışında, uzağındadır. demokratik bir devlet, aynı zamanda dinle bağlarını kesmiş bir devlettir; ancak böyle bir devletten laiklik beklenir ve dinsel gericiliğe karşı mücadele istenebilir.

türkiye'nin somut gerçeklikleri göz önünde tutulduğunda, böylesi bir devlete ulaştıracak önlemlerden ilk akla gelenler şunlardır: diyanet işleri başkanlığı kaldırılmalıdır. üniversitelerdeki ilahiyat öğrenimi dışında devlete bağlı bütün okullarda dinsel eğitime son verilmelidir. devletin mali yönden desteklediği tüm imam-hatip okulları, her türlü dinsel okul ve kurslar devletin görev alanından çıkarılıp ilgilenen kimselere bırakılmalıdır. imam, vaiz, hoca vb. her türlü din görevlisinin devlet memurluğuna son verilmelidir. vakıflar idaresi dine ve dinciliğe hizmet eden bir kurum olmaktan çıkarılmalı, elindeki olanaklar sosyal yardım çerçevesinde değerlendirilmeli, tarihi eser niteliği taşıyan camilerin bakım ve onarımı dışında devlet dine, dinsel kurumlara, cami ve benzeri kuruluşlara bir kuruş bile harcamamalı ve bu yoldan elde edilecek büyük meblağlar sanayileşme yatırımlarına ayrılmalıdır. islamcıların salt dincilik amacıyla devlet kurumlarına soktukları, üstelik işinin ehli olmayan şişirme kadrolar ayıklanmalı, böylece dinin ve dincilerin kayrılmasına son verilmelidir. 

"güçlenen dinsel fanatik akımlar, terörlerini giderek artan bir biçimde üniversitelere de sokmuşlardır. van'da, yüzüncü yıl üniversitesi'nden bir öğrencinin, oruç tutmadığı gerekçesiyle 'islam'ın bekçileri' tarafından bıçak ve taşlarla öldürülmesi, bu 'dindarların' neler yapabileceğini, laik bir toplumun hangi tehlikelerin tehdidi altında olduğunu göstermektedir. yasaklar ve yönetimsel önlemlerle bu aydınlanma düşmanı güçlerin önüne geçilemeyecek, onların gizli düşmanlığı daha da artacaktır." (gerhard bauer)

laikliğin geçerli olmadığı bir islam toplumunda demokrasi rafta kalır; laik öğretimin bulunmadığı bir eğitim düzeninde de inanç özgürlüğü yoktur.

31.08.2012

uzun lafın kısası

albert camus: kimdir başkaldıran insan? "hayır" diyen biri.

sevgi soysal: bir kadının yaşamında bir napolyon'la rusya dönüşü olmalı.

demokritos: akıllı bir kişi için bütün ülkelerin kapıları ardına kadar açıktır; iyi yürekli aydın kişinin anayurdu tüm yeryüzüdür.

herakleitos: halk yasayı kentin surlarını savunur gibi mücadele ederek korumalıdır.

server tanilli: devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.

francis bacon: insanın, pek az şeyin yokluğunu çekerken, pek çok şeyden korkması yürekler acısı bir durumdur.

carl gustav jung: insan anlamsız bir hayata katlanamaz.

john steinbeck: bu dünyada emin olduğum bir şey varsa, o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır.

lawrence durrell: kumarbazlarla aşıklar gerçekten kaybetmek için oynarlar.

mine söğüt: yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. kimi zaman bir arpa boyu da olsa, insan gerçeğe baktığında hep ilerler.

paul nizan: bir erkek, kendisine ancak bir kadınla başlar tekrar. ya da savaşla, devrimle.

thomas paine: yahudi, hristiyan veya müslüman olsun tüm ulusal din kurumları, insanlığı korkutarak esir eden, gücü ve kazancı tekelleştirme amacı güden insan icatlarından başka bir şey değildir.

6.10.2009

nasıl bir demokrasi istiyoruz?

server tanilli

devlet, egemen sınıfın kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmek için çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır.

demokrasi, geri kalmış ülkelerde, halkların gerçek çıkarlarının bilincine varmalarını sağlayan en güvenli yoldur.

yeni bir anayasaya gidilirken siyasal iktidar, tarihsel gelişme çizgimize uygun biçimde kurulmalıdır; temel karar verme yetkisi meclise verilmelidir. parlamenter rejimin mantığı bunu gerektirdiği gibi, cumhurbaşkanının saygınlığı adına da gereklidir bu. olur olmaz ortaya çıkıp ağzına geleni söyleyen bir cumhurbaşkanı imajı hiç de hoş değildir ve 12 eylül sonrasının bir öğrettiği de budur. özgürlükler sağlam güvenceler altına alındıktan sonra, güçlü bir parlamentodan korkmak için neden yoktur. öte yandan, hem toplumda çeşitli görüşlerin parlamentoda temsil edilmesine olanak sağlayacak hem de sağlam bir meclis çoğunluğu yaratacak bir seçim sistemi yaşamsaldır.

yargıcın hiçbir etki ve baskı altında kalmadan; hukuk, kanun ve vicdanından başka kimseden ve hiçbir makamdan emir, talimat, genelge ve tavsiye almadan işlevini yapması, birey ve toplum için yaşamsaldır.

12 eylül, çağdaş tarihimizin en korkunç gericilik hareketlerinden biridir.

"türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehlikeler ortada. halkımızın cehaleti ortada. o zaman bu ülkeyi atatürk ilkelerinden saptırmaya kalkan bir lider, isterse sandıktan çıksın, oyların tamamını alsın; bizi aşamaz. bunu kabul edemeyiz. halkı aldatabilirler, bizi aldatamazlar." (bir subay)

milliyetçilik, belirli bir sınıfın çıkarlarına hizmet eden bir ilke olup tüm insanlığın ortak çıkarlarını gözeten ilkeler arasında değildir.

tekelci aşamaya varmış olan burjuvazi, özü bakımından demokrasi aleyhtarıdır, gericidir, halk düşmanıdır ve günden güne belirginleşmektedir bu niteliği.

türkiye'de tekelci burjuvazi, demokrasiye saldırıp zorbalığını dayatmada daima iki araç kullanmıştır: "komünizm düşmanlığı" ve "kürt düşmanlığı". işçi sınıfının iktisadi, siyasal ve sosyal istemleriyle örgütlenme girişimleri, her zaman komünizm suçlamasıyla engellenmiştir; kürt halkının ulusal demokratik istemleri de bölücülük suçlamalarıyla.

"gerçeğin şimşeği, düşüncelerin çarpışmasından doğar."

"başka halkları ve ulusları ezen uluslar özgür değildir." kürt halkının varlığının yadsındığı, diline ve kültürüne ambargo konulduğu, iktisadi ve sosyal bakımdan mahrumiyet içinde tutulduğu, yurttaşlık hakları tanınmadığı, özümlemeci ırk ayrımı politikalarıyla ezildiği ve sömürüldüğü sürece, türkiye'de tek bir aydın, tek bir sanatçı ve tek bir bilim adamı "özgürüm" diyemez.

kürt halkını sevmeyen ve onun ulusal demokratik haklarına saygılı olamayan türk, demokrat değildir.

bugün türkiye'de yurtseverlik, şoven milliyetçiliğin tekeline girmiştir. aslında sırılsıklam demokrasi ve halk düşmanı olan akımlar, yüzlerinde yurtseverlik maskesiyle dolaşıyorlar. kimdir gerçek yurtsever? emperyalizme karşı çıkan, kendi halkının özgürlük ve mutluluğuna gönül vermiş kişi. onun defterinde dünya halklarına düşmanlık yoktur, kürt halkına düşmanlık hiç yoktur. işi, üstelik ırkçı milliyetçiliğe döküp, kürt halkına yönelik baskıcı politikayı, uygulamak ne kelime, aklından geçiren insan yurtsever değil, düpedüz yurt düşmanıdır. bugün türkiye'de demokrasi mücadelesinin önündeki en önemli görevlerden biri de, işte bu zorbalığa dayalı sahte yurtseverliğin maskesini indirmek ve gerçek yurtseverliği egemen kılmaktır.