walker percy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
walker percy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.12.2021

yeni bir çağ

walker percy

aşık olmak diye bir şeyin olup olmadığını merak etmeye başladım; yoksa hayattaki en iyi şeyler sıradan cinsel ilişki ve sıradan içki içme gibi basit, kadim zevkler olabilir miydi? gerçekten de yetişkin, sağlıklı bir adam olmak ve daha önce hiç görmediğin hoş bir kadınla karşılaşmak ve onu oracıkta istemek ve onun da senden hoşlandığını görmek, onu bir barda birkaç kadeh içki içmeye davet etmek, elini onun elbisesinin altına sokmak, uyluklarının derin beyaz etine dokunmak, kulağına "peki, şimdi, tatlım, ne dersin?" diye fısıldamaktan daha hoş ne olabilirdi?

tahammül edilebilir sonlu bir hayat yaşayan, çalışan, yiyen, içen, avlanan, uyuyan, mutsuz sayılmayacak, egosantrik bir adam olmanın, sonra günlerden bir gün yüce, yıldızlı göklerin kendisine açılmış olduğunu ve yüreğinin onunla dolup taştığını keşfetmenin nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? onunla? o. kadın. bir kategori değil, bir cinsiyet değil, iki cinsiyetten biri değil, insan bir dişi yaratık değil, bir sonsuzluk. kadın eşittir sonsuzluk. sonsuzluk, senin için ekmek gibi, su gibi elzem hale gelmiş, yaşam ve yüreğinin kendi müziği, soluduğun hava haline gelmiş bir kadından başka nedir ki? sadece ona yakın olmak bile yaşamak ve ruhunun kendi benliğine sahip olmaktır.

etrafımızda bol miktarda kötülük var diyorsun. hitler, gaz fırınları ve benzerlerine ne mi demeli? ne olmuş onlara? herkesin bildiği ve söylediği gibi, hitler zırdeliydi. ve görünüşe göre başka hiç kimse sorumlu değilmiş. herkes emirleri yerine getiriyormuş. hatta böyle bir emrin olmaması, her şeyin bürokratik bir hata olması bile mümkünmüş. hiroşima'da 120 bin kişinin ölmesi mi? onun kötülüğü neresindeydi? harry truman kötü müydü? pilota ve bombacıya gelince, her bakımdan harika adamlardı, iyi birer baba ve aile erkeği. çağın niteliği, korkunç şeylerin olması ama işin içinde hiçbir "kötülük" bulunmaması. insanlar ya deli ya bedbaht ya da harika; o halde "kötülük" nerede işin içine giriyor?

basitçe, şu: bir kanaat ve bir özgürlük. kanaat: bu çağa katlanmayacağım. özgürlük: kanaatime dayanarak eyleme geçme özgürlüğüm var. ve eyleme geçeceğim de. benden başka hiç kimse hem o kanaate hem de o özgürlüğe sahip değil. birçokları benimle aynı fikirde, o kanaate sahipler ama eyleme geçmiyorlar. bazıları eyleme geçiyor, katlediyor, bombalıyor, yakıyor vesaire ama onlar deli olanlar. deli insanların delice eylemleri. ama ya bir tek, kendine hakim, mantıklı ve onurlu adam eyleme geçerse ve kusursuz bir kendine hakimiyet, mantık ve onurla eyleme geçerse? o zaman yeni bir çağın başlangıcı olur. biz yeni bir düzen başlatacağız.

geçmişten, neler olup bittiğinden emin olmayabilirim -her şey karmakarışık, bunun hakkında düşünmemeyi tercih ederim- ama geleceğin ve yeni düzenin ve hayatımın nasıl olacağını biliyorum. yeni düzen, katoliklik ya da komünizm ya da faşizm ya da liberalizm ya da kapitalizm ya da herhangi başka bir izm üzerine kurulmayacak; sadece yeni soyun değer verdiği ve ihlaline eşlik edecek olan şiddetle kendini gösterecek o katı fazilet üzerine kurulacak. bu çağa katlanmayacağız. onu yıkmak yeterli değil. yeni bir düzen kuracağız. dünyanın durumuna katlanmayacağız.

29.04.2017

uzun lafın kısası

alper canıgüz: kimse bir yalan olduğu fikrine inanmak istemez. ama öyledirler. herkes koca bir yalandır.

charles bukowski: her kılı özenle kesilmiş bıyığı olan birine asla güvenme.

jane austen: insanların karşısındakinden en çok şey bekledikleri ve kendi kendilerine karşı en az dürüst oldukları alışveriş evliliktir.

sylvia plath: bir milyon yıllık evrim; ve hâlâ hayvandan farkımız yok.

walter benjamin: her medeniyet belgesi, aynı zamanda bir barbarlık belgesidir.

louis lavelle: en güzel şeyler hava, gök, ışık ve yaşam gibi en yaygın şeylerdir. ve ruhun içinde de en saf sevinçleri bize verenler en yaygın şeylerdir.

oğuz atay: sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor.

mary wollstonecraft: bilgi olmadan ahlak da olamaz. cehalet, erdemi içine koyamayacağınız kadar dayanıksız bir kaptır.

robert musil: aşk yoktur artık; yalnızca cinsellik ve arkadaşlık vardır.

walker percy: bu yeryüzünde aynı kadının başka bir erkeğe bir zamanlar sana baktığı gibi baktığını görmek kadar büyük bir acı yok.

aleksandr herzen: gericiler tarafından kutsanmaktansa devrimle yok olmak çok daha iyidir.

voltaire: bu dünyayı, tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi, aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz.

27.02.2017

uzun lafın kısası

alper canıgüz: bir kralın çıkınında ne olduğunu asla bilemezsin.

charles baudelaire: cinayet üzerine görkemli imparatorluklar, yalan dolan üzerine çok soylu dinler kurulabilir.

epiktetos: kendinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir.

jack london: aşk, mantık vadisinin üstündeki tepenin zirvesinde oturur. yaşamın en uç noktası, varoluşun arındırılmış bir biçimidir ve insanın başına nadiren gelir.

walker percy: en kötü yanlarımızı bilen ve yüzlerini başka tarafa çevirmeyenleri çok severiz.

alessandro manzoni: iktidar sahibi bir ağızdan çıkanların dinleyeni etkilememiş olması enderdir.

mary wollstonecraft: hayatta hiçbir şey duyarlığı keskin bir düşüşten daha fazla bileyemez.

octavio paz: özgürlükten yoksun demokrasi bir despotizmdir; demokrasiden yoksun bir özgürlük de hayalden başka bir şey değildir.

gerard de nerval: gerçek dost çok az bulunan değerli bir varlıktır.

robert owen: insan karakterinde suça yol açan koşulları ortadan kaldırın, suç da ortadan kalkacaktır.

stendhal: tanrının tek bağışlatıcı yanı, var olmamasıdır. 

barbara pym: istemediğin hiçbir şeyi yapma ve kimsenin sana ne yapman gerektiğini söylemesine izin verme. kendi kararını kendin ver. bu senin hayatın.

31.10.2016

uzun lafın kısası

anatoli ribakov: insanın yarattığı en iyi şey kitaptır. dünyadaki en büyük insan yazardır.

beaumarchais: günümüzde, söylenmeye değmeyen şeyler şarkıya dökülüyor.

epikuros: bilge kişi, elle tutulabilen bütün zevkleri tatmak için harcar hayatını ve ölüm saati çaldığında hayat masasından memnun, tatmin olmuş ayrılarak yerini başka konuklara bırakır.

gustave flaubert: burjuvalardan nefret etmek bütün erdemlerin kaynağıdır.

jack london: sosyalizm mümkün hale gelmeden hiçbir ruh temiz doğmayacaktır.

alexander pope: sözcükler yapraklar gibidir; onların çok bulunduğu yerde, anlam meyvesi pek fazla bulunmaz.

matisse: herkes işini benim ve picasso'nun yaptığı gibi yapsa savaş çıkmazdı.

walker percy: en kötüsünü bilmekten daha da kötü bir şey vardır, o da bilmemektir. insan bilmek zorundadır. kötü haberden daha kötü şeyler vardır. yenilgi bile bilmemekten daha iyidir.

sun tzu: asıl her şeyden korkulacak durumlarda korkulacak hiçbir şey yoktur.

wilhelm reich: amaç, ona varmak için yürüdüğün yoldur. bugün attığın her adım, senin yarınki yaşamındır.

oğuz atay: karınca gibi, insan da öteberi taşımayı seviyor yuvasına.

yusuf atılgan: bir eylemin ertesini, sonuçlarını göze alabilirse ya da bunlara kayıtsız kalabilirse insanın yapamayacağı şey yoktur.

20.05.2014

lancelot

walker percy

çağların büyük sırrı şudur ki insanoğlu yalnız ve yalnız bir tek amaç için evrim geçirmiştir; bunun için doğar, yaşar ve ölür: bir başka insana cinsel bir saldırıda bulunmak ya da böyle bir saldırıya teslim olmak için.

bu yeryüzünde aynı kadının başka bir erkeğe bir zamanlar sana baktığı gibi baktığını görmek kadar büyük bir acı yok.

deha insanları gergin yapar.

merlin şimdiye kadar tanıdığım, araba kullanamayan pek az erkekten biriydi. ben çocukken böyle daha çok insan vardı; çoğu da oldukça yetenekli, zeki adamlardı. özellikle yaratıcı insanlar. picasso ve einstein araba kullanmayı hiç öğrenmemişler, öyle değil mi?

bir yaratığın, bedeninin küçük bir parçasını başka bir yaratığın bedenine sokması neden böylesine anlatılamaz bir şey?

felaket; henüz olmuş olsun ya da olmasın; ister savaşla, bombayla, ateşle, ister sadece gerileme ve çökmeyle. çoğu insan ölecek ya da yaşayan ölüler olarak var olacak. her şey yeniden çöl haline gelecek.

"özgürlük sadece başka bir adıdır
kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış olmanın"

bir kadının bir oda içinde hareket ediş biçimini bilir misin; ister orayı temizliyor isterse sadece vakit geçiriyor olsun. bir erkeğin hareket ediş biçiminden farklıdır. kadın bir odada rahattır. oda onun bir uzantısıdır.

kıskançlığın ne olduğunu biliyor musun? kıskançlık, zamanın kendisinin şeklinin bile farklılaşmasıdır. zamanın yapısı bozulur. zaman uzar. o burada değil. nerede? kiminle beraber? o kadar çok zaman vardır ki.. dakikalar ve saatler sürünerek ilerler. ne yapıyor? herhangi bir şey yapıyor olabilir. o burada değildi. onun burada olmayışı oksijenin burada olmayışı gibiydi. günün geri kalanında ne yapacağım? göğsümde bir şeyler sıkışıyordu.

katlanılması şerefsizlikten daha zor bir şey varsa, o da şereftir; kendin hariç her şeyin öylesine hoş; hatta mükemmel olduğu bir ailede büyüyünce.

sevgi nedir? size en yakın olanlara ve en masum olanlara karşı bu korkunç soğukluk niye? birisine korkunç bir şey olduğu zamanlar haricinde aileler hiç birbirini sevmiş midir?

esrar burada ve şimdide yatıyor. esrar şu: insan kendisiyle ne yapmalıdır? yaşın ilerledikçe zamanın sana oynadığı oyunun ve eğer bu konuda bir şeyler yapmazsan, zamanın akışının, geçmişin korkunç banalliğinin, saf geleceği sinsice gasp etmesinden başka bir şey olmadığının farkına varmaya başlıyorsun. geçmiş, bir teyp gibi geleceği yutuyor, saf olasılığı banalliğe dönüştürüyor. şimdiki zaman, teybin kafası, zamanın ağzı.

neyin mutlak ve sonsuz olduğunu söyleyeyim sana. bir kadını sevmek. ama sen nereden bileceksin? görüyorsun, senin kilisen ne yaptığını biliyor. bir mutlaklığı sil ki bir başkasını aramak zorunda kalasın.

en kötüsünü bilmekten daha da kötü bir şey vardır. o da bilmemektir. insan bilmek zorundadır. kötü haberden daha kötü şeyler vardır. yenilgi bile bilmemekten daha iyidir.

nezaket kurallarının gerçek amacı herkes için hayatı kolaylaştırmaktır; hem kendi kabuğuna çekilmeyi hem de huzur kaçırıcı bir kabalık ve hatta hakaret alışverişinden kaçınmayı kolaylaştırır. insan birisiyle ya el sıkışır ya onu görmezden gelir ya da onu öldürür. nezaket kurallarının işlevi işte budur: hiç kimse ne yapacağını bilemez bir duruma düşmez.

pascal hikayenin sadece yarısını anlatmıştı. insanın düşünen bir saz olduğunu söylemişti. oysa insan, düşünen bir saz ve yürüyen bir cinsel organ.

yeryüzündeki üç milyon tür arasında, insanın dişisi daimi bir kızışma halinde yaşayabilen, orgazm olabilen, eşiyle yüz yüze sevişebilen tek tür.

tanrının insan için gizli tasarısı, insan mutluluğunun erkekler için, erkeklerin kadınlar üzerinde şiddet uygulamasında ve kadının mutluluğunun buna teslim olmakta yattığıdır. yaşamın sırrı şiddet ve tecavüzdür ve kutsal kitabı pornografidir. mesele şu ki bu sırra dayanabilir miyiz? son noktanın cinsel saldırganlık olduğuna, onu uygulamak ya da ona maruz kalmak olduğuna dair evrimin hükmünü kabul etmek zorunda mıyız?

diğer zamanlar, birisine ya da bir şeye ya da insanın kendisine aittir ve birisinin ya da bir şeyin ya da insanın kendisinin kokusunu taşır. şimdiki an başka bir şeydir. geçmişte ve gelecekte yaşamak kolaydır. şimdiki anda yaşamak, bir iğneden iplik geçirmek gibidir.

31.03.2014

uzun lafın kısası

theodor adorno: bu dünyanın insanı irkilten yanı korkunçluğu değil, olağan görüntüsüdür.

borges: belki de bizim insan olarak hayatımız bir ormanda sessizce yürüyen bir kaplanın kafasından geçenlerdir.

clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

alain: başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak, herkesin yaşamasına yardım etmek ve kendi kendimize yardım etmek: işte asıl din. iyilik mutluluktur. sevgi mutluluktur.

henry david thoreau: en iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.

walker percy: evlilik talebi aşkı küçük düşüren bir şeydir. aşkın keyifli bir karşılaşma olması gerekir.

ernesto sabato: televizyon, yoksulların afyonudur.

jean-paul sartre: insan köleler için yazmaz. düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. biri tehlikedeyse, öteki de öyledir.

kürşat başar: bütün bir hayat, onun kucağına yatmış, saçlarımı okşarken benimle konuşmasının yanında hiçbir anlam taşımaz.

pascal: bütün yıkımların nedeni odamızda kalmayı bilmememizdir.

michel bourse: her toplum alışveriş üzerinde temellenmiştir, toplumsal bağın olumlanmasını ve sürmesini tek sağlayan budur.

saltıkov-schedrin: hiçbir acı, karanlıklar içindeki birinin, bu karanlığı yırtıp ışığa kavuşmak için yaptığı bilinçsiz, telaşlı ve güçsüz çabalarından doğan acıdan daha büyük olamaz.

22.10.2013

harabelerde aşk

walker percy

en kötü yanlarımızı bilen ve yüzlerini başka tarafa çevirmeyenleri çok severiz.

evlilik talebi aşkı küçük düşüren bir şeydir. aşkın keyifli bir karşılaşma olması gerekir. 

bir insanın hatırladığı ilk şey özlemdir ve ölümden önce bilincinde olduğu son şey de aynen o özlemdir. 

gerçek şu ki bilim adamları diğer insanlardan ne daha çok ne de daha az kibirlidir. daha ziyade kibirleri, iyi bilinen objektiflikleriyle yan yana göründüğü için daha çarpıcıdır. sıradan adam bunu bir skandal olarak görür ama skandal, bilim adamının kabahati olmaktan çok, sıradan adamın bilim adamını yüceleştirmesinden kaynaklanır ki bilim adamı asla böyle bir şey talep etmemiştir.

bir tedavi ne kadar etkiliyse, yanlış ellerde o kadar da tehlikelidir.

deliler de meczuplar gibi çoğu zaman hakikati söylerler.

hekimlere bir not: hastaların dediklerini dikkatle dinlerseniz birçok zaman size yalnız ne aksaklıklarının olduğunu değil, ayrıca sizin ne aksaklığınız olduğunu da söylerler.

iş! aşk! müzik! bir adamı mutlu eden bunlardır.

ruhsal gelişim hayatın kanunudur. bizim yükümlülüğümüz, kendimize sadık kalmak ve hayatın bu kanunuyla bağlantı kurmaktır.

aşk her şeye galip gelir.

insanların en iyi çalışmalarını hapiste ya da sürgündeyken yapıyor olmalarını anlamak zor değil. dostoyevski, cervantes, bonhoeffer, thomas more, genet gibi insanların. pascal sanki müebbet hapisteymiş gibi yazdı ve böylece özgür oldu. hapiste, sürgünde ya da bir akıl hastanesinde insanın izlemeye ve dinlemeye vakti vardır.

insanlar geliştikçe birbirlerinden uzaklaşırlar.

iyi bir çift çizme bir erkeğin sahip olabileceği en iyi şeydir.

öğrenciler kararsız, dogmatik bir güruhtur. ve ne kadar özgürlerse o kadar dogmatiktirler. yürekte totaliterdirler; ya tam dogmatik özgürlük ya da tam dogmatik anti-özgürlük isterler ve onları mutsuz eden tek şey, ikisinin arası bir şeydir.

deliler, ne zaman doğruyu söylediğinizi anlarlar.

insanlar acı çekmek için, gece terlemeleri ve sabah dehşetleri için yaratılmamıştır.

eninde sonunda, emin olabildiğimiz tek şey topraktır. toprak seni asla yüzüstü bırakmaz.