rana dasgupta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rana dasgupta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.06.2013

solo

rana dasgupta

bazı insanlar mükemmeliyetçidir. bu bir tutkudur onlarda. bir şeyi beş kez, on kez denerler, fark etmez. sonunda öyle yüksek bir standarda ulaşırlar ki, artık kimse onlarla baş edemez.

hayat boyunca tutkularımızı koruyup sürdürmekte zorlanıyoruz, sonra da feda ettiklerimizin yasını tutuyoruz.

hayat sadece bir nicelikten ibarettir; bir toprak yığınının ya da bir kova suyun başarısızlığından ne kadar söz edilebilirse, insan hayatının başarısızlığından da ancak o kadar söz edilebilir.

albert einstein: yaşayan her şeyle kendimi öyle güçlü bir dayanışma içinde hissediyorum ki, bir kişinin nerede başlayıp nerede son bulduğu hiç önemli değil benim için.

uluslar çelik kazanlara benzer, içine düştüğümüzde yumuşak bedenlerimizi deli gibi çalkalar dururlar.

albert einstein: hissedilen ama ifade edilemeyen bir gerçekliği bulmak için karanlıkta kaygılı arayış yılları, tutkuyla arzulayış, güvenle kuşku arasında gidiş gelişler ve en nihayetinde ışığa kavuşma; bunun kıymetini ancak böyle bir tecrübeyi tatmış olanlar takdir edebilir.

derinliklerin sessizliği kadar sükunet verici başka bir şey düşünülemez.

öldüğüm zaman beni toprağa gömecekler. orada gönül gözüyle gördüğü her şeyi titrek ışıklarla yeryüzüne ileten sayısız hayalciyle birlikte yatacağım; tatlı hayallerimin çocukları başıboş dolaşacak özgürce. 

kendimizi kandırmayalım, iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.

27.02.2010

uzun lafın kısası

cervantes: her şey satılır ve her şey satın alınır.

remarque: tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.

ivan illich: en iyi öğretmenler bile öğrencilerini okullaşmanın seremoni ve ritüelinin oluşturduğu gizli müfredattan koruyamazlar.

juli zeh: insan, oturduğu yerde değil, anlaşıldığı yerde evinde hisseder kendini.

polly toynbee: din iyi değildir, öldürür. insanların gerçekten ona inandığı yerde zehirleyici bir etkisi vardır. tanrı vergisi mutlak küstahlık ortaya çıktığında kan akar ve kadınlar zincire vurulur.

saint-exupery: sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.

peter atkins: hem entelektüel yönden dürüst davranıp hem de tanrılara inanabilmek mümkün değildir. tanrılara inanan birinin gerçek bir bilim adamı olması imkansızdır.

robert l. stevenson: şarap ve tütünün olmadığı bir yaşamda yapılabilecek tek şey ulumak, tepinmek ve kaçıp gitmektir.

gabriel garcia marquez: londra kilise meclisinin yirmi yedi yasasının yirmi yedisinin de içine sıçayım.

pythagoras: en iyiyi seç; alışkanlıkla hem kolay hem de sevimli duruma gelecektir.

ahmet hamdi tanpınar: insan neyi anlatabilir? insan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? yıldızlar birbiriyle konuşabilir; insan insanla konuşamaz.

rana dasgupta: kendimizi kandırmayalım; iğrenç bir dünyada yaşıyoruz, her şey yalan.

30.06.2009

uzun lafın kısası

lao-tzu:
 her şey apaçık, bulanık gören benim.

irvine welsh: köpek balıklarıyla yüzüyorsanız hayatta kalmanın tek yolu, içlerindeki en büyük köpek balığı olmaktır.

mario vargas llosa: en kötüsü, bu lanet ülkede her gün yaşanan o korkunç şeylere tanık olmaktır.

neval el-saadavi: bir erkek isyan bayrağını gökyüzüne kaldırsa bile bir çocuk gibidir.

soti triantafyllou: evlilik, tıpkı tüm bir ömrü hapiste, hastanede ya da manastırda geçirmek gibi anormal bir durumdur.

jules michelet: adalete karşı olan hiçbir şey devam edemez.

viktor emil frankl: insanı en çok yaralayan şey, fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır.

muriel barbery: yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa o da diğer yoksullardır.

rana dasgupta: bazı insanlar mükemmeliyetçidir. bu bir tutkudur onlarda. bir şeyi beş kez, on kez denerler, fark etmez. sonunda öyle yüksek bir standarda ulaşırlar ki, artık kimse onlarla baş edemez.

edmundo paz soldan: iflah olmaz bir istekle cenneti arayan huzursuz yaratıklarız.

balzac: iyi insanlar uzun zaman dünyada kalamazlar. gerçekten de büyük duygular bu bayağı küçük, yüzeysel toplumla nasıl bağdaşabilir?

franz kafka: evet umut var, çok umut var; ama bizim için değil.