pınar kür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pınar kür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.06.2021

kitap düşmanlığı

pınar kür

"son yüzyılda kitapları yasaklamak, yakmak, yazarları öldürmek, hapse atmak, onları vatan haini ilan edip sürgüne yollamak, basında hep bir ağızdan yazarları aşağılamak türk kültürünü zenginleştirmedi, tam tersine fakirleştirdi. devletin yazar ve kitap cezalandırma alışkanlığı hala devam ediyor." (orhan pamuk)

okuma eyleminin insan muhayyilesini, düşünme ve kendi başına karar verme yetilerini geliştirdiği bilinen bir gerçektir. öte yandan, hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir.

düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir. işte bu yönden, bir süredir, bu ülkede okuyan, bağımsız düşünebilen insanların sayısını azaltmaya, gittikçe yok etmeye yönelik bir kültür politikası güdülmektedir. toplumu, yalnızca boğazını düşünen bir koyun sürüsüne dönüştürme amacıyla izlenen bu politikanın yöntemlerinden biri de, kitap düşmanlığı ve okuma korkusu yaratmak; yazarı, sanatçıyı, okuru yıldırmaktır.

"papazın karısı", "doymayan bakire", "çılgın kolejliler" ve benzeri, yabancı dilden çevrilmiş ve gerçekten cinsel istekleri kamçılamak amacıyla yazılmış bir sürü kitap piyasada rahatça satılırken benim çok başka mesajlar taşıyan ve edebi değeri yurt içinde ve yurt dışında kabul edilmiş iki önemli romanımın birden imhasının istenmesi, asıl amacın politik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. sürdürülen bu politikanın gerisinde yatan ölümcül zihniyetin seçtiği örnek kurbanlardan biri de benim; ama sonuçta asıl hedeflenen kurban, türk halkıdır.

4.08.2011

akışı olmayan sular

pınar kür

günlük yaşam da bir tür sarhoşluktur. ne yaptığını bilmeden, başladığını bitirmeden ya da başlamaya korkarak ya da bitirdiğini yitirerek yuvarlanıp gider kişi, içsin içmesin.

zengin olmak orospuluk işidir, namussuzluk işidir. namusuyla milyoner olmuş bir tek adam göster bana, elini öpeyim.

günlerce, gecelerce, haftalarca, aylarca düşlerimde yaşayan, uyurken de, uyanıkken de aklımı fikrimi işgal eden genç kızlar, genç kadınlar olmuştur. bir de en olmadık, akla gelmedik anda, hiç düşünmeden sarılıverdiklerim. düşlerime egemen olanlara sarılmam ne denli akla uzaksa ötekilere sarılmam da o denli akla uzaktır aslında.

ancak başkalarıyla ilişkiye girmemekle koruyabiliyor insan kişiliğini, kötü durumlara düşmekten kurtulabiliyor. sevilip sayılıyor çevresinde.

hiç kimseyle yüz göz olmadım. düşlerime en çok girenlerle bile -hatta en çok onlarla- mesafeyi korudum. iyi niyetli ve içten davranmak; ama mesafeyi korumak. hayatta başarının sırrı bu.

gerçeklik içinde yaşayacağına kendisini kendi kurduğu bir düş alemine kapatan adam elbette delidir.

kar ve çocuk karşıt oluşlar değildirler. uyum vardır aralarında. büyüklerin egemen olduğu her günkü dünyanın tüm tehditlerinden uzak, çocukların tüm isteklerine yatkın bir dünyadır kar dünyası. imgelem kadar sonsuz.

insan insana insanca davranmalı.

bir vakitler, nerdeyse herkesten, her şeyden nefret ettiğimde bile, kıyıda kenarda sevdiğim bir iki şey vardı. bir de dünyada nefret edilmeyecek -belki tanımadığım- ama ilerde kesinlikle tanıyacağım bir şeyler olabileceği -hayır hayır, olduğu- inancı. şimdiyse böyle bir inanç yok. uzak bir umut bile yok. yitirdim. ayakkabılarımı bile.

3.12.2010

asılacak kadın

pınar kür

"gel yavrucuğum, gel bakayım yanıma. sen benim kızım sayılırsın. sevgili valideme onca sene ihtimamla baktın. bu yalıda sana daima bir yer mevcuttur."

"kalk! kalksana kız! ölüm uykusuna mı yattın? bu köylüler de bir defa uyumayagörsünler. uyandırabilene aşk olsun! kalk kız, kalk! uyanmadın mı daha? hay musibet, kalk ayağa! çıkar şu üstündekileri! ne de çok giyinmişsin! nerden buluyorsun bu paçavraları? verdiğim robları giyin demiyor muyum sana? ne bağırıyorsun? allah müstahakını versin! sus diyorum! bağırmaya mahal yok! nerden buldun bu şalvar gibi şeyi!"

"bundan böyle iç çamaşırı giymek yok! hele o şalvar gibi nesneleri bir daha hiç görmeyeyim! ben ne verirsem onu giyeceksin!"

"gül diyorum sana! başını arkaya at şöyle. derinden cilveli bir kahkaha savur bakalım. gülmek mi o, kız musibet? cilveli dedik, arzulu şehvetli dedik. dişlerini göster! bakma öyle inatçı inatçı! şimdi elimden bir kaza çıkacak! allah belanı versin! beceremiyorsun pis musibet! geberteceğim seni!"

"al ağzına, ağzına alacaksın diyorum, anlamıyor musun? öyle ucundan değil, köküne kadar. daha daha. tamam. em şimdi. ananın memesini emer gibi. hiç mi anasının memesini emmemiş bu kız?"

"bu sefer bu seni yiyecek. yaslan geriye. tek bacağını koltuğun kenarına at. bak delikanlı, ne dilber şey! bekliyor seni gül gibi açılmış."