otto rank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otto rank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.06.2021

felsefe

cicero: felsefe yapmak ölüme hazırlanmaktır.

terentius: insanım ve insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir.

milan kundera: çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. aslında unutmak, hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir.

st. augustine: bir adamın benliği yalnızca ölümün karşısında doğar.

sigmund freud: alınan zevkin sınırlılığı, zevkin değerini artırır.

schopenhauer: endişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerinden kaynaklanır; bu dikeni tenimizden çıkarmalıyız.

la rochefoucauld: güneşin ya da ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız.

otto rank: bazıları ölüm borcundan kurtulmak için yaşam kredisini reddeder.

thomas hardy: daha iyi var olmanın bir yolu olsaydı, en kötüsüne bakmayı gerektirirdi.

31.01.2015

uzun lafın kısası

bob dylan: yirmi yıl eğitim görürsün, seni gündüz nöbetine alırlar.

cicero: hiçbir şey zenginliği sevmekten daha fazla alçak ve küçük bir ruha özgü değildir.

hegel: gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir.

ernesto sabato: bir insanın esrarengiz ve hüzünlü bir öyküsü yoksa, varlığının ne anlamı vardır?

melih cevdet anday: doğu toplumu, bireyin doğmadığı toplumdur.

jeannette walls: hayat, başka insanların senin hakkında söylediklerini kafaya takmayacak kadar kısadır. 

otto rank: gerçek hastalık olmadan gerçek iyileşme olmaz.

algernon sydney: bir kişinin halkın iyiliği ve onların özgürlüklerini korumak için, hukukun üstünde keyfince yönetmesini sağlayacak mutlak bir güce sahip olmasını istemekten daha saçma bir şey olamaz; çünkü böyle bir gücün olduğu yerde hiçbir özgürlük yaşayamaz.

andre maurois: kadınların ahlakı yoktur; yaşama biçimleri sevdikleri kişilere bağlıdır.

tagore: haksızlığa boyun eğen de haksızlık yapan gibi suçludur; çünkü dünyadaki tüm kötülüklerin nedeni odur.

salman rushdie: hayatımızdaki en önemli olaylar biz orada yokken olur.

yamamoto tsunetomo: para puldan başka bir şey düşünmeyen insan şerefe önem vermez. şeref düşüncesi taşımayan insan sefildir.

4.05.2014

doğum travması

otto rank

bütün din oluşumlarının nihai eğilimi, yardım edici ve koruyucu bir ilksel varlığı yaratmaktır. insan her türlü zorluk ve tehlike karşısında onun kucağına sığınabilir ve sonunda ona geri dönerek öte taraftaki bir yaşama, bir zamanlar ayrılmış olduğu cennetin sadık ve yüceltilmiş kopyası olan bir hayata kavuşabilir.

hastanın "yeniden doğuş fantezisi", analiz sırasında kendi doğumunu tekrarlamasından başka bir şey değildir; libido nesnesi olarak analistten uzaklaşabilmesi de, ilk libido nesnesinden ilk uzaklaşmanın, yani yeni doğmuş çocuğun anneden uzaklaşmasının yeniden oluşturulmasıdır.

erkek için kadının vajina deliğine girmek hiç kuşkusuz anne bedenine kısmi bir dönüş anlamına gelir.

analiz işinin en önemli parçası, yani "nevrotik" şekilde analiste takılmış olan libidonun kurtarılıp serbest bırakılması, aslında hastanın bir zamanlar tam anlamıyla halledememiş olduğu anneden uzaklaşabilme girişimini analiz sırasında daha başarılı olarak tekrarlamaktan ne daha az ne de daha fazla bir şeydir.

belleği olağanüstü iyi çalışan bir kadın hastada, bu durumun ağır bir doğum travmasının yoğun şekilde bastırılmasıyla mümkün olduğu analizle kolayca saptanabilmiştir. çağrışımlarında çok sayıda doğum tarihinden yararlanıyordu; akrabalarının, tanıdıklarının ve tarihi kişilerin doğum tarihleri. bunlara dayanarak başka bağlantılar kurabiliyordu.

göç eden kuş ve balıkların olağanüstü bir yön içgüdüsü vardır; bu hayvanlar nereye gelmiş ya da getirilmiş olursa olsun, doğdukları yere geri dönebilirler.

fare, yılan, kurbağa, böcek vb. gibi küçük ve sürüngen hayvanların tekin bulunmayışı, bunların küçük deliklerde hiçbir iz bırakmadan kayboluşuyla ilişkilidir. annedeki sığınağa geri dönme isteğinin tam anlamıyla yerine gelişi izlenir bu hayvanlarda; dehşet uyandırmaları da hem annenin içine geri girme eğilimini cisimleştiriyor olmalarından, hem de insanda kendi gövdesine girecekleri korkusunu yaratmalarından dolayıdır.

mizah, benin kendi bilinç dışına karşı aldığı çok belli bir tavırla, bastırmayı aşmanın en yüksek basamağıdır.

çocukların bıkıp usanmadan tekrarladığı saklanma oyunu, ayrılma ve yeniden bulma durumunun gerçek ve ciddi olmayan bir şekilde temsilidir. ritmik harekete dayanan salıncak, atçılık gibi oyunlar, embriyonun hissettiği ritmi basitçe tekrarlar.

cinsel utanma duygusunun karakteristik belirtisi olan gözleri yumma ya da örtme ve yüzün kızarması, başın aşağıda bulunduğu ve dolayısıyla kan hücumuna uğradığı doğum öncesi konumu hatırlatır bir kez daha.

ağızla uyarılmayı tercih eden bir kadına yapılan analizden çıkan sonuç, haz duymanın klitorisi -penise benzer bir şekilde- sıcak bir oyuk içinde hissetmeyle bağlantılı olduğuydu.

uyanma, özellikle kaygı rüyasından uyanma, her zaman doğum sürecini, dünyaya gelişi tekrarlar. doğum eşiği semptomu, uykuya dalarken sık sık oluşan ani bacak hareketlerinde kendini gösterir. 

rüyada görülen klozet, ağaç kovuğu veya mağara anne karnının tipik bir tasviridir. 

giriş, dışarı çıkmanın zorluklarını ne kadar hatırlatırsa o kadar çok haz vericidir. öte yandan bakirelik de ilksel korkuyu hafifletir; çünkü hiçbir erkeğin aşıp geçemeyeceği yerde hiç kimse bulunmuş olamaz.

ne pahasına olursa olsun akıllı, açık, aydınlık olmalısın; içgüdülere, bilinç dışına verilecek her taviz uçuruma sürükler.

bilinç zayıf da olsa, nevroza karşı elimizdeki tek silahtır. nevrotik kişi sadece biraz daha erken bir aşamada, doğum travmasında takılıp kalmıştır ve terapiden beklenen de onu sadece insanlığın içinde yaşadığı "çocuk dünyasına" taşımaktır.

10.09.2011

yaratma cesareti

rollo may

sizi kabul edecek bir baba olmadan yaşayabilirsiniz; ama sizce anlam taşıyan bir dünya olmadan yaşayamazsınız.

leibniz: eğer bir şey öğrenebileceksem en kötü düşmanımı dinlemek için yirmi mil yürürüm.

ölümle -insanın kendi varlığının hiçbir yankısını bulamadığı bir dünyayla- yüz yüze gelebilme yetisi -cesareti- gelişmenin ön koşuludur, insanın kendi bilincine varmasının ve kendisini bulmasının ön koşulu.

otto rank: gerçek hastalık olmadan gerçek iyileşme olmaz.

kierkegaard, nietzsche, camus ve sartre cesaretin umutsuzluğun yokluğu olmadığını ortaya attılar; cesaret, daha çok, umutsuzluğa rağmen ilerleyebilme yetisidir.

paul tillich: insanlar kaygılarından kurtulmak için tanrı'yı ve korkuları yarattılar.

insan en büyük iflası içinde tekrar bir şey yapabilecek duruma gelene kadar kişiliğini koruyan bir mucizedir.

george bernard shaw, kemancı heifetz tarafından verilen bir konsere gittikten sonra eve vardığında ona şu mektubu yazmış: "azizim mr. heifetz; karım ve ben konserinizle büyülendik. böylesine güzel çalmayı sürdürürseniz genç yaşta öleceğiniz muhakkak. kimse tanrıların kıskançlığını kamçılamadan böylesine mükemmel çalamaz. sizden her akşam yatmadan önce kötü bir şeyler çalmanızı içtenlikle istirham ediyorum."

edgar degas: ressam resmini, suçlunun suç işlerken hissettiği duyguyla yapar.

yaratıcılığın, kendi özel kültürümüzde ciddi psikolojik sorunlarla bütünleştiği muhakkak: van gogh çıldırdı, gauguin içe kapanık (şizoid) görünüyor, poe alkolikti ve woolf ciddi bir çöküntü içindeydi. yaratıcılık ve özgünlüğün, kültürlerine uymayan kişilerde bütünleştiği apaçık.

picasso: her yaratma edimi, ilk önce bir yıkma edimidir.

yaratıcılık, bilinci yoğunlaşmış insanın kendi dünyasıyla karşılaşmasıdır.

albert einstein bir keresinde princeton'daki bir arkadaşına: "neden en iyi fikirler aklıma sabahları tıraş olurken geliyor?" diye sormuştu. arkadaşı, alışılmadık fikirlerin ortaya çıkması için sıklıkla zihnin -dalgınlıkta ya da gün düşlerinde serbest kalması gereken- iç kontrollerinin gevşemesi gerektiği yolunda yanıtlamıştı.

kierkegaard: günümüz yazarı, öğrenme lehine tutkunun yok edildiği bir çağda kaderini kolaylıkla öngörebilir, okurları olmasını isteyen bir yazar, kitabını bir öğle sonrası şekerlemesi esnasında kolaylıkla okunabilecek bir biçimde yazmaya özen göstermelidir.

goethe: hayatta yüce amaçları olanlara karşı tek bir tavır olanaklıdır: onları sevmek.