toni morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toni morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.12.2020

dünyanın güzelliği

toni morrison

hayatın bir yerinde dünyanın güzelliği yeter olur. onu fotoğraflamanız, resmini yapmanız, hatta anımsamanız bile gerekmez. yeter bu güzellik. artık kaydını tutmanız, birisiyle bu güzelliği paylaşmanız, bunu ona anlatmanız gerekmez. bu olduğu zaman -yani bu koyveriş- öyle yapmak elinizden geldiği için koyuverirsiniz. dünya her zaman yerinde duracaktır; siz uyurken de duracaktır, uyandığınızda da. bu yüzden uyuyabilirsiniz, uyanmanız için de bir nedeniniz vardır. solmuş bir ortanca da yeni çiçek açan bir ortanca kadar şaşırtıcı ve hoştur. karanlık bir gökyüzü, güneş kadar baştan çıkarıcıdır, çiçek açmayan, meyve vermeyen minyatür portakal ağaçları kusurlu sayılmaz; onlar öyledirler. seranın camları açılıp içerisi havalandırılabilir. kapının sürgüsü açık bırakılabilir, müslin bez de kaldırılabilir; çünkü işçi karıncalar da güzeldir, ne yaparlarsa yapsınlar, bu işin bir parçası olacaklardır.

8.01.2019

süleyman'ın şarkısı

toni morrison

kadınlar aptaldır, analar daha da aptaldır.

para özgürlüktür. var olan tek özgürlük.

am her yerde amdır; okyanus gibi kokar, tadı deniz gibidir.

eğer tam anlamıyla bir adam olmak istiyorsan gerçekle tümüyle yüzleşmek zorundasın.

prangalar ülkesinde hiçbir siyahi, insan değildir.

tanrım, bana nefret ver. nefrete razıyım; ama bana sevgi verme. sevgiye dayanamıyorum, tanrım. taşıyamıyorum onu. çok ağır. isa efendimiz, bunu sen bilirsin. görmüyor musun, tanrım. kendi oğlun dahi taşıyamadı onu. eğer onu öldürdüyse, bana ne yapacağını bir düşünsene.

siyahi için tek yasa vardır: onu elektrikli sandalyeye gönderen yasa.

zenciler adlarını başka şeyleri nasıl ediniyorlarsa öyle edinirler: ellerinden geleni yaparak.

karanlığın tek olduğunu düşünürsünüz ama değildir. beş altı çeşit karanlık vardır. bazıları ipek gibidir, bazıları yünlü. bazıları bomboş. bazıları parmaklara benzer. ama yerinde durmaz. bir çeşit karadan ötekine değişir durur. bir şey için kapkara demek, bir şey için yeşil demeye benzer. hangi yeşil? şişelerinin yeşili mi? çekirge yeşili mi? salatalık, turp yeşili mi yoksa fırtınadan hemen önceki gökyüzünün yeşili mi? işte gece karası da öyledir. gökkuşağı olabilir.

nutuk, birinin otuz bir yaşındaki bir adamla on yaşındaki bir çocukla konuşur gibi konuşmasıdır.

ölümün hiçbir doğal yanı yoktur. olabilecek en doğa dışı şeydir o.

uçmak mı istiyorsun? üzerindeki bütün o boktan ağırlıklardan vazgeçmen gerek. eğer havaya teslim olursan uçabilirsin.

ait olmak kötü bir sözcüktür. hele sevdiğin biri söz konusu olduğunda. bulutların dağı nasıl sevdiğini gördün mü hiç? onu çepeçevre sararlar; hatta bulutlardan dağı göremezsin bazen. ama bir şey söyleyeyim mi? yukarı çıkarsan ne görürsün? zirveyi. bulutlar zirveyi hiçbir zaman örtmez. zirve oradan yükselir; çünkü bulutlar onu sarıp sarmalamaz. öylece dimdik, kendisini örten ya da bağlayan hiçbir şey olmadan durmasına izin verirler. bir insana sahip olamazsın, sahip olmadığını da yitiremezsin.

28.09.2014

katran bebek

toni morrison

yaşlanmanın en kötü yanlarından biri yemek yemektir. önce yiyebileceğin bir şey bulman, sonra da yediğin şeyi üstüne dökmemeye çaba göstermen gerekir.

içinde insanların uyuduğu bir ev hem kapalıdır hem de ardına kadar açık. tıpkı bir kulak gibi kolay kolay içeri bir şey bırakmaz; ancak saldırılara karşı koyamaz.

bilerek masum olan bir adam kadar tiksinti veren bir şey daha var mıdır? pek az. masum bir adam tanrının gözünde bir günahtır, insanlık dışıdır; bu yüzden de hiçbir şeye layık değildir. hiçbir insan kendi türünden olanların günahlarını, kendi masumiyetinin yaydığı iğrenç kokuyu özümsemeden yaşamamalıdır, bu koku sıra sıra melek borularını soldurup asmalardan dökülmelerine neden olsa da.

10.05.2013

sevilen

toni morrison

yaşama dönen her ölü şey acı verir.

bir erkek, kahrolası bir balta değildir. günün her kahrolası anında kesen, yontan, parçalayan, kahrolası bir balta. etkilenir. duygulanır. bazı şeyleri kesip atamaz; çünkü içeridedir.

hiçbir şey hiçbir zaman ölmez.

neyi ne kadar bildiğin önemlidir; ama en önemlisi, ne zaman duracağını bilmektir.

canlılara kötü davranan biri asla başarıya ulaşamaz.

bir ağaç kovuğunda bulduğun, üzeri kabartma çivili, içi mücevherle dolu bir kutuyu açmadan önce evirip çevirmeli, okşamalısın. kilidi paslanmış ya da kopmuş olabilir. yine de, üzerindeki çivilerin başlarına dokunmalı, ağırlığını tartmalısın. onu bunca zamandır gizlendiği mezardan özenle çıkartmadan, bir baltayla parçalamak olmaz. bu gerçek mucizenin karşısında, şaşkınlıktan donup kalmazsın; çünkü asıl sihir, onun orada, onca zamandır seni beklediği gerçeğinde yatar.

adil olanın illa da doğru olması gerekmez.

insanların, bütün insanların yaşamı kutsaldır.

bir erkek yalnızca bir erkektir. ama bir oğul? bak, işte o apayrı bir konu.

zihninle dost olan bir kadın bulmak harika bir şey.

bir bebek gibi sallanabilen bir yalnızlık var. kollar kavuşmuş, dizler karna çekilmiş, bir gelininkine benzemeyen bu devinimi sürdürmek, sürdürmek, sallayanı yatıştırır, denetler. bu, içedönük bir yalnızlık -insanı bir deri gibi, sımsıkı saran türden. bir de, dolaşıp duran bir yalnızlık var. hiçbir sallama onu yatıştıramaz. o canlıdır, dik başlıdır. kuru, yayılan bir şeydir; insana kendi ayak seslerini çok uzaklardan geliyormuş gibi hissettirir.

ona ne dendiğini herkes biliyor; ama yeryüzündeki hiç kimse onun adını bilmiyor. anımsanmayan, hesaba katılmayan biri kaybolmuş sayılamaz; çünkü kimse onu aramıyordur; arasalar bile, adını bilmedikleri bir kıza nasıl seslenecekler? onun istekleri var; ama o istenmiyor. sevilmeyi bekleyen kız, uzun otların ikiye ayrıldığı yerde; hıçkırıklar, utanç bedenini parçalıyor, onu çiğneyip yutacak olan kahkahanın işini kolaylaştırıyor.

anlatılacak bir öykü değildi bu.

5.08.2012

masum

toni morrison

yaşlanmanın en kötü yanlarından biri yemek yemektir. önce yiyebileceğin bir şey bulman, sonra da yediğin şeyi üstüne dökmemeye çaba göstermen gerekir.

içinde insanların uyuduğu bir ev hem kapalıdır hem de ardına kadar açık. tıpkı bir kulak gibi kolay kolay içeri bir şey bırakmaz; ancak saldırılara karşı koyamaz.

bilerek masum olan bir adam kadar tiksinti veren bir şey daha var mıdır? pek az. masum bir adam tanrının gözünde bir günahtır, insanlık dışıdır; bu yüzden de hiçbir şeye layık değildir. hiçbir insan kendi türünden olanların günahlarını, kendi masumiyetinin yaydığı iğrenç kokuyu özümsemeden yaşamamalıdır, bu koku sıra sıra melek borularını soldurup asmalardan dökülmelerine neden olsa da.