29.11.2022
uzun lafın kısası
1.08.2020
hikâye
siz insanlar benim bir şey hissetmemi sağlayamayacaksınız. bana ulaşamayacaksınız bile. ben aptal, hissiz, düzenbaz piçin tekiyim. hikaye bundan ibaret. eğer bir şeyler hissetmek isteseydim, lanet olası bir filme giderdim. herkesin doğası sadece bir yalan. insan ruhu diye bir şey yok. duygular saçmalık. sevgi saçmalık. yaşarız ve ölürüz. bunun dışındaki her şey sadece hayal. bunlar edilgin hatunların duygular ve hassasiyetlerle ilgili saçmalıkları. sadece uydurulmuş, taraflı, duygusal zırvalıklar. ruh yok. tanrı yok. sadece kararlar, hastalıklar ve ölüm var. aşk saçmalıktır. duygular saçmalıktır. ben bir kayayım. pisliğim. hiçbir şeyi sallamayan bir götüm ve kendimle gurur duyuyorum.
13.02.2018
günce
bir tane bile mutluluk yaramız yoktur. barıştan çok az ders alırız.bir sanatçının görevi kaostan düzen yaratmaktır. ayrıntıları toplarsın, model oluşturur, düzenlersin. anlamsız gerçeklerin anlamlı olmasını sağlarsın. her şeyden birer parça alarak bir araya getirirsin. karıştırıp tekrar düzenlersin. kolaj. montaj. toplama.
her şey bir başınayken hiçbir şeydir aslında.
bir sanatçının görevi dikkat etmek, toplamak, düzenlemek, arşivlemek, korumak, sonra da rapor yazmaktır. belgelemek. sunum yapmak. bir sanatçının görevi asla unutmamaktır.
bir şeyi okumak suratınızda patlayan bir tokat olabilir.
istediğin her şeyin resmini yapabilirsin; çünkü ortaya çıkardığın şey kendinden başka bir şey değildir.
ikincisi asla ilki kadar iyi değildir.
thomas mann'a göre, büyük sanatçılar aslında hastalıklı kişilerdir. belki de insanların sevdikleri şeyi yapabilme riskini göze alabilmek için gerçekten acı çekmeleri gerekiyordur. gerçek sanat yapmak istiyorsan acı çekmelisin. ilham; hastalık, yara ve delilik ister. bütün büyük sanatçılar aslında hastalıklı insanlardır.
16.12.2016
ninni
günümüz insanları ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz onu satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ama buna özgür irade diyorlar.güç insanı bozar. mutlak güç insanı mutlaka bozar.
hiç kimse müzik bağımlısı olduğumuzu itiraf etmek istemiyor. bu asla mümkün değil. hiç kimse müzik, televizyon veya radyoya bağımlı değil. sadece daha fazlasına ihtiyacımız var; daha fazla kanala, daha büyük bir ekrana, daha yüksek sese. onsuz olmaya dayanamıyoruz ama hayır, kimse bağımlı değil.
taşlar ve sopalar kemiklerini kırabilir ama kelimeler canını öyle bir yakar ki şaşarsın.
hiçbir detay not edilmeyecek kadar önemsiz değildir.
hikayelerin sorunu, olayın kendisinden sonra anlatılıyor olmalarıdır.
nazi kamplarından kurtulan musevilerin çoğunun neden vegan olduğunu biliyor musun? çünkü onlar hayvan gibi davranılmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar.
tablonun bütününü unutmanın sırrı, her şeye yakından bakmaktır.
hayatta karınızla çocuğunuzun ölüsünü bulmaktan daha kötü şeyler de vardır.
hayatınızı mahvetmenin en iyi yolu not tutmaktır. yaşamaktan kaçınmanın en iyi yolu sadece durup izlemektir. olaya dahil olmayın. bırakın da büyük birader sizin yerinize şarkılar söyleyip dans etsin. muhabir olun. iyi bir şahit olun. seyircilerin makbul bir üyesi olun.
hepimiz birbirimizden nefret ediyoruz. hepimiz birbirimizden korkuyoruz.
yabancı bir şey her zaman sizin sayenizde kendi hayatını yaşar. tüm hayatınız dünyaya gelecek bir şeye vesile olur.
herkesin hayal gücü köreldiğinde, artık hiç kimse dünya için bir tehdit olmayacak.
4.11.2016
ölüm pornosu
bir pilici porno filmde oynatmak istiyorsanız ona bir milyon dolar teklif etmelisiniz. bir herifi oynatmak istiyorsanız ona sadece sormanız yeter.insan, hayatının geri kalanını sadece bir dakikada tüketebilir.
heriflerin, kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri şeylerin içine sıçmasının bin bir yolu vardır.
porno, ancak hiç umudun kalmadığında yapabileceğin bir iştir.
tek bir hataya bakar; ondan sonra yaptığın hiçbir şey fayda etmez. ne kadar çalışırsan çalış, ne kadar zeki olursan ol, o yaptığın kötü seçimle tanınırsın. o yanlış şeyi yap ve hayatının sonuna kadar ölmüş ol.
babalar, anneler. ilgi, alaka gösterirler. ve her defasında da içinize ederler. evet, aileler daima çocuklarının içine eder.
arızalı, arızalıyı çeker.
eşcinsel porno filmlerinin kaç tanesi ölüm pornosudur? uzun süre beklersen hepsi öyle biter.
hangi çocuk ailesini ödüllendirmenin veya cezalandırmanın düşünü kurmaz ki?
birinin ölümünü, gerçekten ölümünü izlemek istiyorsan, onun pornonun sonunda nasıl orgazm olduğuna bakman yeter. boynu, düğüm düğüm damar ve kaslardan oluşan bir kemente geçirilmiştir ve çenesi hareketlidir. dişlerini dışarı çıkarır ve havayı ısırmaya çalışır. içeriye göçen yanaklar dudakları ileriye, kulakları ise geriye doğru çekip gerer. derisi gözlerini kapanmaya zorlar. sanki ön dişleri hayatın en önemli kısmını ısırmaya çalışıyormuş gibi görünür.
bütün kimliğiniz bir anda yok olursa ne yaparsınız? bütün hayat hikayeniz bir yanlıştan ibaret oluverirse bu durumla nasıl başa çıkarsınız?
29.06.2015
uzun lafın kısası
bertrand russell: yurtseverlik, çağımızın başlıca belasıdır ve eğer yumuşatılamazsa uygarlığı sona erdirecektir.
jeannette walls: bir vatan hainiyle bir vatansever arasındaki tek fark bakış açısıdır.
chuck palahniuk: hayatım değersiz ve sıkıcı olabilir ama en azından benim hayatım; fabrikada üretilmiş, ikinci el, kalitesiz bir hayat değil.
mehmet eroğlu: yalnızlık, insanı iyi ya da kötü biri olma derdinden kurtarır.
alfred döblin: iki insanın seks yaşamını bir sözleşme ile yoluna koymak ve böylece karı koca arasındaki görevleri kanunun şart koştuğu bir buyruğa bağlamak, akla gelebilen en iğrenç ve aşağılayıcı kölelikten başka bir şey değildir.
meister eckhart: her şeyi almak isteyen biri her şeyden feragat etmelidir.
andre maurois: iyi kitapların okunması tıpkı ispanyol hanları ve aşk gibidir: bu kitaplarda, kendinden ne getirmişse ancak onu bulur insan.
oscar wilde: hepimiz çukurun dibindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakmakta.
sait faik: söz vermiştim kendi kendime; yazı bile yazmayacaktım. yapamadım. koştum tütüncüye kalem kağıt aldım. oturdum. kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.
tacitus: güvenlik arzusu her muhteşem ve asil girişimin karşısına dikilir.
william s. burroughs: oğlum, asla bir din adamına ya da polis memuruna kulak asma. tek sahip oldukları şey, bok çukurunun anahtarıdır.
27.02.2015
uzun lafın kısası
andre malraux: yoksullar savaşmaya kararlı olduklarında zenginleri her zaman yenerler.
bhartrihari: kadın kalbi, aynadaki bir hayale benzer. yakalayamazsın. ruhu keçi yolları gibi eğri büğrü. nereye götüreceği bilinmez.
konfüçyüs: insanların yanlışları, sınıflarının özelliğidir.
chuck palahniuk: seks yaparken bir erkeğe annesini sorarsanız büyük patlamayı sonsuza kadar geciktirebilirsiniz.
ernest hemingway: erkek yenilgi için yaratılmamıştır. erkek mahvedilebilir ama yenilmez.
harper lee: bir avın peşinde koşarken yapılacak en iyi şey, avı kendi haline bırakmaktır. hiçbir şey söylemeyince mutlaka meraklanır ve ortaya çıkar.
melih cevdet anday: ana babalarla, çocuklar, kız erkek kardeşler arasındaki cinsel ilişki yasağı tümüyle anlamsızdır.
oscar wilde: kaba gücü bir noktaya kadar anlarım; ancak kaba mantığa katlanılamaz.
tacitus: iyilikler insana, karşılığını verebileceğini sandığı sürece hoş gelir. bu ölçüyü aştılar mı onları minnetle değil nefretle karşılarız.
george sand: şefkat ve özverili bir dostluktan başka her şey geçicidir.
wolfgang günter lerch: sahtekarlar gerçek anlamlarını asla kavrayamadıkları kurallara harfiyen uyarlar.
16.02.2015
gösteri peygamberi
cennet, açık büfe am yiyebileceğiniz bir yerdir.kendi başınıza uçak kaçırma planı yaparken unuttuğunuz şey, işin bir aşamasında tuvalete girebilmek için rehinelerinizi ihmal etmek zorunda kalabileceğinizdir.
intihar bulaşıcıdır.
intihara karar veren birinin espri anlayışı da körelir. yanlış bir kelime ederseniz, haftaya cenazesi kalkar.
kalıp da acı çekmeye değecek kadar güzel bir dünya değil bu. buna dünya bile diyemeyiz hatta.
dışarıdaki dünyada insanlar kuşları evlerinde tutuyorlar.
inanç sistemimizin tanımı işte bu: bilinmesi gereken hiçbir şey yok ve hayatta her an her şey olabilir.
otel denilen şey, içinde bir sürü insanın barındığı, yemek yediği ve uyuduğu ama kimsenin birbirini tanımadığı büyük bir evdir.
dışarıdaki kiliseler, dev dinlerin uzaktaki fabrikalarında üretilen yalanları insanlara satan mağazalardır.
kitabı mukaddes'in tamamını akılda tutmaya imkan yoktur. insanın kafasında ismini hatırlayacak yer bile kalmaz.
pratik yapmak yapılan işi mükemmelleştirir.
tek yeteneğinizin gerçeği gizlemek olduğunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu görmezlikten gelin.
ıtır asaleti simgeler. düğün çiçeği, çocuksuluğu.
iki memen sanki bir çift geyik yavrusu.
kaos dediğimiz şey aslında henüz tanımadığımız düzenlerden ibaret. tesadüfler henüz çözümleyemediğimiz düzenlerden ibaret. anlamadığımız şeye saçma diyoruz. okuyamadığımız şeye laf salatası diyoruz.
dürüst görünmek istiyorum. gerçek, parlayıp ışık saçmaz.
bunu değerli bir staj olarak düşünün. hayatınızın kötü bir şaka olduğunu düşünün.
insanlar, hiçbir yere giden yolculuğun da küçük bir adımla başladığını unutuyorlar.
kullarını ölümle şaşırtma hakkı yalnızca tanrıya aittir.
daha önce yoldan çıkmıştım, tekrar çıkabilirdim. pratik yapmak insanı mükemmelleştirir.
en son bir şey hissettiğimden beri çok zaman geçti.
insanlar sormaları gereken "varoluşun temeli nedir?" sorusunu sormuyorlar da, "bu nereden geliyor?" diye soruyorlar.
durmadan bir felaketten korkarsan, başına bir felaket gelir.
insanları iğdiş ederek köleleştirmeyen kültürler, onların beyinlerini iğdiş ederler. seksin son derece kirli, kötü ve tehlikeli olduğunu insanların beynine öyle bir kazırlar ki, kişi cinsel ilişkiye girmenin ne kadar zevkli olduğunu bilse bile, yine de yapmaz.
dış dünyadaki insanlar beynimizin nasıl yıkandığını hayal bile edemezler.
1960'lardaki kargaşanın sebebi vietnam savaşı değildi. uyuşturucular da değildi. doğum kontrol hapıydı. tarihte ilk kez insanlar istedikleri kadar seks yapabiliyorlardı. herkesin böyle bir gücü vardı.
ancak sona kadar dayanan, kurtulacak odur.
tarih boyunca yaşamış en güçlü diktatörlerin çoğu seks manyağıydı. sekse olan açlıkları ellerindeki güçten mi kaynaklanıyordu, yoksa güç tutkularının nedeni sekse olan düşkünlükleri miydi?
ağırbaşlı, sıkıcı ve cinsel açıdan bastırılmış başkanlar seçeceğimize, belki de en azgın adayları seçmeliyiz. belki iyi iş çıkarırlar.
her şey bitti. artık her şey bir hikayeden ibaret.
gökyüzü her yöne doğru masmavi uzanıyor. güneş yusyuvarlak, tam karşımızda yanıyor. bulutların üzerindeyiz ve bugün sonsuza kadar sürecek çok güzel bir gün.
20.06.2014
pigme
chuck palahniuk
devletin en çok istediği performans ortalama performanstır.
adolf hitler: kim gençliğe sahip olursa geleceği de kazanır.
karl marx: tarih kendini tekrarlar. birincisinde trajedi, ikincisinde fars olarak.
fidel castro: insanlar kaderlerine hükmedemez. kader her an insanı üretir.
bilim nerede olursa olsun tamamen kıyaktır.
adolf hitler: bireysel mutluluk çağı artık geçmişte kaldı.
mao tse-tung: kadınlar gökyüzünün yarısını kaldırır.
benito mussolini: milletlerin kaderi üreme güçleriyle yakından alakalıdır.
hayal kuran benlik tanrıdan daha çok bilgiye sahiptir.
bağışlama eylemi tanrı'nın gözünde bir küfürdür. tanrı böyle bir bağışlamada bulunmaz. bağışlayan insan kendini en yukarıya, tanrının üstüne yerleştirmiş olur.
mihail bakunin: yıkma arzusu aynı zamanda bir yaratma arzusudur.
adolf hitler: büyük yalancılar aynı zamanda büyük sihirbazlardır.
che guevara: ateş et, korkak. yalnızca bir erkeği öldüreceksin.
leon troçki: ayaklanma bir sanattır, bütün sanatlar gibi kendi yasaları vardır.
augusto pinochet: bazen demokrasi kanla yıkanmalıdır.
benito mussolini: başkaları tarih yazarken eli kolu bağlı oturmak utanç vericidir.
amerika birleşik devletleri toplam dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4.6'sını oluştururken, küresel enerji kaynaklarının yüzde 75'inden fazlasını tüketiyor.
vladimir lenin: silahlı bir insan silahsız yüz insanı kontrol edebilir.
benito mussolini: annelik kadın için neyse savaş da erkek için odur.
richard nixon: haber söz konusu olduğunda basında kimse dost değildir, herkes düşmandır.
eva peron: hayattaki en büyük korkum, unutulmak.
johann most: amerika'ya bakan her göz şunu görecektir: aptallık, yozlaşma ve önyargı gücüyle yürüyen bir gemi.
baskı hissetmeksizin denileni yapmak tek doğru politik ideolojidir.
adolf hitler: sözcükler, keşfedilmemiş dünyalara köprüler kurar.
mao tse-tung: yemekten sonra sıçmaya ihtiyaç duymak yemenin vakit kaybı olduğu anlamına gelmez.
benito mussolini: azizlerin tarihi esasen çılgın insanlar tarihidir.
insanın suçu tanrının suçunu hafifletir. insanın hainliği tanrının daha büyük hain uygulamalarını mümkün kılar.
adolf hitler: muzaffer olan asla sorgulanmayacaktır, şayet gerçeğin ne olduğunu kendisi söylüyorsa.
malcolm x: gelecek, ona bugünden hazır olanlara aittir.
insanın hayatta her şeyden zevk almasını sağlayan tek şey, sonunda ölecek olmasıdır.
adolf hitler: önemli olan hakikat değil, zaferdir.
fidel castro: devrim, geçmiş ile gelecek arasındaki mücadeledir.
stalin: tek bir ölüm bir trajedidir, bir milyon ölüm ise bir istatistik.
leon troçki: insancıllık sümüklü böceği, aklın işleyişine sekte vurarak, duyguları dumura uğratarak, sümüksü izlerini bırakıyor dört bir yana.
sözcükler, keşfedilmemiş dünyalara köprüler kurar.
adolf hitler: nefret, hoşnutsuzluktan daha uzun ömürlüdür.
eugene debs: ilerleme tahrikten doğar. tahrik ya da tıkanıklıktır ilerleme.
fidel castro: beni suçla. önemli değil. tarih beni temize çıkaracaktır.
d. h. lawrence: onlar, adına barış ve iyi niyet dedikleri, dışadönük bir hiçlik sistemi isterler ve böylece kendi ruhlarında bağımsız küçük tanrılar olabilirler.
nietzsche: dans eden bir yıldız doğurabilmesi için insanın bir kaos içinde olması gerekir.
oscar wilde: ilerleme, itaatsizlikle olur, itaatsizlik ve isyanla.
başka insanlardan alıntı yapmayı bıraktığın zaman gerçek zekân ortaya çıkar.
14.02.2014
tıkanma
gerçek şu ki, dul bir anne tarafından yetiştirilen her erkek çocuk, evli doğmuş sayılır. bilmiyorum ama, bence annesi ölene dek her erkeğin hayatındaki diğer kadınların hiçbiri metres olmaktan öteye geçemez.seksle ilgili sorun da diğer bütün bağımlılıklarla aynıdır. her zaman iyileşirsin. sonra yine yoldan çıkarsın. rol kesersin. uğruna savaşacak bir şeyler bulana kadar, bir şeylere karşı savaşmayı seçersin. seks güdümlüsü olarak yaşamak istemediğini söyleyen bu insanlara benim diyeceğim tek şey, boş verin gitsin olur. yani hayatta seksten daha iyi ne var ki? hiç şüpheniz olmasın; en kötü oral seks bile, mesela en güzel gülü koklamaktan iyidir. en güzel gün batımını izlemekten de. ya da çocukların kahkahalarını duymaktan. hiçbir zaman, ter fışkırtan, popoya kramp saplayan, kasık ıslatan bir orgazm kadar güzel bir şiir okuyabileceğimi sanmıyorum. resim yapmak veya opera bestelemek, yeni bir istekli götle karşılaşana dek öylesine yapılan işlerdir. seksten daha iyi bir şeyle karşılaştığınız anda hemen beni arayın. benim için de rezervasyon yaptırın.
seks yaparken bir erkeğe annesini sorarsanız, büyük patlamayı sonsuza kadar geciktirebilirsiniz.
seksin büyüsü, kendine mal etmenin yükü olmaksızın kazanmaktır. eve ne kadar çok kadın götürürseniz götürün, asla anımsama sorunu yoktur.
zayıfmış gibi yaparak, güç kazanırsınız. kendinizi güçsüz göstererek diğer insanların kendilerini güçlü hissetmesini sağlayabilirsiniz. insanların sizi kurtarmasına izin vererek aslında siz onları kurtarırsınız. tek yapmanız gereken nazik ve minnettar davranmaktır. bu yüzden ezilen taraf olmaya devam edin. siz onların cesaretinin kanıtısınız. bir zamanlar kahraman olduklarının kanıtı. başarılarının kanıtı.
numara yaptığınız sürece ağlamanın kötü bir yanı yoktur.
deja vu'nun bir de tersi vardır. buna jamais vu denir. sürekli aynı insanlarla karşılaşıp aynı yerlere gidersiniz ama her defasında ilk kez olmuş gibi hissedersiniz. herkes her zaman yabancıdır. hiçbir şey tanıdık gelmez.
insanın elde ettiği kadını asla düşünmemesi komiktir aslında. unutamadığın kişi, daima senden uzakta olandır.
insan ancak ıstırap çekmeyi seçtiğinde gerçekten küçük düşürülebilir.
yaşamınızda, rayından çıkabilecek şeylerin hepsini fark ettikten sonra hayat yaşanır olmaktan çıkar, daha çok beklemekle geçer. kanseri beklemekle. bunamayı beklemekle. her aynaya baktığınızda zona olabilecek kırmızı lekeler aramaya başlarsınız.
ömrüm boyunca kendimi karşı olduğum şeyle ifade ettim. her şeye karşı savaştım; ama zamanla aslında hiçbir şeyin yanında olamadığımı da anladım.
vaktimizin çoğunu başkalarının yarattığı şeyleri yargılayarak geçirdiğimizden, kendimiz hiçbir şey yaratamadık.
erkekler birer şovenist domuz olarak doğmazlar, sonradan olurlar ve her gün binlerce erkek kadınlar tarafından bu şekilde yetiştirilmektedir. belli bir süre sonra vazgeçip seksist, bağnaz, ruhsuz, kaba ve kerizin kerizi olduğunuz gerçeğini kabullenirsiniz. kadınlar haklıdır. siz haksız. bu fikre gün geçtikçe alışırsınız. insanların sizden beklediği gibi yaşamaya başlarsınız. uymasa da uydurursunuz.
erkekler doğum sırasında çekilen bütün şu acılar ve dökülen kan yüzünden doğurmadıklarına memnun olduklarını söyleyebilirler; ne var ki, kedi erişemediği ciğere murdar der. erkeklerin, kadınların başardığı bu imkansıza yakın olayın uzağından bile geçemediği açıktır. beden gücü, soyut düşünceler, falluslar; erkeklerin sahip olduğu sanılan bu avantajlar aslında semboliktir. fallusla çivi bile çakılmaz.
seks, hemen hemen bütün sorunları çözer.
hayatta hiçbir şey sizin hayal ettiğiniz kadar güzel olamaz. hiçbir kadın sizin kafanızdaki kadar güzel olamaz. hiçbir şey sizin fantezileriniz kadar heyecan verici olamaz. hiçbir şey hayal ettiğin kadar mükemmel değildir.
eğer aydınlanmak istiyorsan, yeni arabalar cevap değildir.
dil, dünyanın nimetlerini ve ihtişamını bertaraf etmek için bulduğumuz bir yöntemdir. uyuşturucular, obezite, alkol veya seks, huzuru bulmak için kullanılan farklı farklı yöntemlerdi. bildiklerimizden kaçmak için. eğitimimizden. elmayı ısırmış olmaktan.
siz insanlar benim bir şey hissetmemi sağlayamayacaksınız. bana ulaşamayacaksınız bile. ben aptal, hissiz, düzenbaz piçin tekiyim. hikaye bundan ibaret. eğer bir şeyler hissetmek isteseydim, lanet olası bir filme giderdim. herkesin doğası sadece bir yalan. insan ruhu diye bir şey yok. duygular saçmalık. sevgi saçmalık. yaşarız ve ölürüz. bunun dışındaki her şey sadece hayal. bunlar edilgin hatunların duygular ve hassasiyetlerle ilgili saçmalıkları. sadece uydurulmuş, taraflı, duygusal zırvalıklar. ruh yok. tanrı yok. sadece kararlar, hastalıklar ve ölüm var.
aşk saçmalıktır. duygular saçmalıktır. ben bir kayayım. pisliğim. hiçbir şeyi sallamayan bir götüm ve kendimle gurur duyuyorum.
üçüncü dereceden taciz veya ikinci dereceden kanuna karşı gelme, birinci dereceden hakaret veya ikinci dereceden rahatsızlık verme durumu vardı ve aptal oğlan diğer insanların yaptığından başka bir şey yapmaya korkar olmuştu. yeni, farklı veya orijinal bir şey muhtemelen kanunlara aykırıydı. riskli veya heyecan verici her şey insanı doğrudan hapse yollardı.
insanlar dünyanın güvenli ve düzenli bir yer olması için yıllarca çalışırlardı. ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildi. bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğunu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini; bütün insanların sınavlardan geçirildiğini, fişlendiğini, nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşünün. hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmazdı, satın alınabilenler hariç. lunaparka gitmek gibi. film izlemek gibi. ama bunlar yine de sahte heyecanlardı. dinozorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırılırdı. gerçek afet veya risk ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş şansı da ortadan kalkmış oldu. gerçek mutluluk yok. gerçek heyecan yok. eğlence, keşif, buluş yok. bizi koruyan kanunlar aslında bizi can sıkıntısına mahkum etmekten başka bir işe yaramazlar. gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece, asla gerçekten huzurlu olamayacağız. her şey berbat bir hal almadığı sürece, yoluna da girmeyecek.
kadınların boşalmamak için boktan şeyler düşünmek zorunda olmaması hiç de adil değil.
lütfen, bana bu dünyada olduğu gibi görünen bir tek şey söyle.
kadınlar eşit hak falan istemezler. bastırıldıkları zaman daha fazla güçleri oluyor çünkü. erkekler onların büyük suikatsçı düşmanları olsun istiyorlar. varlıklarının temeli buna dayanıyor.
geçmişini hatırlamayanlar onu tekrarlamaya mahkumdur. ama ben geçmişini hatırlayanların daha da beter durumda olduklarını düşünüyorum. geçmişini hatırlayanlar hikayeyi daha da karman çorman bir hale getirirler. bence geçmişini hatırlayanlar geçmişleri tarafından etkisiz hale getirilirler.
kadavralarla ilgili şeyler düşündüğünüz sürece, hiçbir yere varadan hatuna saatlerce binebilirsiniz.
para için dilenmediğim sürece, insanların bana acımasındansa benden nefret etmesini tercih ederim.
artık, nasıl olduğumu biliyormuş numarası yapmıyorum bile.
anlamadığımız şeylerle yaşayamıyor oluşumuz ne kötü. her şeyin etiketlenmesine, açıklanmasına ve yeniden yapılanmasına ne kadar da ihtiyacımız var. kesinlikle açıklanamıyor olsa bile. tanrı'nın bile.
sonrasındakiler asla ilk sefer kadar iyi olmaz.
kilitlenmemiş tuvalet kapılarının arkasında karşılaştığınız insanlar havadan sudan konuşmaktan bıkmış insanlardır. güvenlikten yorulmuş insanlardır. bu insanlar bir sürü ev dekore etmişlerdir. bunlar sigara içmeyen, şeker, tuz, yağ ve biftek yemeyen, bronz tenli insanlardır. bunlar sonunda kazandıkları her şeyi sadece kaybetmek için ömür boyu çalışan anne babalarını ve büyükanneleriyle büyükbabalarını görmüş insanlardır. beslenme tüpüyle hayatta kalabilmek için bütün servetini harcayan, nasıl çiğneneceğini ve yutulacağını dahi unutan insanları görmüş kişilerdir. kilitlenmemiş kapıların ardında oturan bu insanlar daha büyük bir evin sorunları çözmeyeceğini çok iyi bilirler. daha iyi bir eş, daha çok para ve daha gergin bir cildin de. sahip olacağın her şey, bir gün kaybedeceğin şeylerden sadece biridir. cevap, bir cevabın olmamasıdır.
insan bazı sınırları aşınca, aynı şeyi tekrar tekrar yapmak istiyor.
herhangi bir şey yaratma riskini göze alamadığım için ömrüm boyunca her şeye saldırdım.
geçmişi geri getirmenin imkanı yoktur. sadece rol yapabilirsiniz. kendinizi kandırabilirsiniz; ama biten bir şeyi tekrar yaratamazsınız.
bazı çizgileri geçtikten sonra, hep geçmek istiyorsunuz.
belki de bilmek önemli değildir.
6.12.2012
kaçaklar ve mülteciler
kırk kadının aynı binada yaşadığına rastlarsanız ve hepsi de terzi ise, orası genelevdir. elbette pek çok düğme kopartıyorlardır; ama bu onları terzi yapmaz.hayatın akıp giden hikayesi baktığın her yerde karşında duruyor.
dahiliğin kat kat üzerindesin. dünya senin ve hiç kimsenin sana bunun aksini söylemesine izin verme.
insanlar ruhsal varlıkların tek bir mekanla sınırlı olduğunu düşünüyorlar. ama yanılıyorlar.
hiçbir zaman belirli bir oyuncak ya da kumbaranın peşine düşmem. hepsi de bir şekilde bana gelir.
solgun, kalp şeklindeki yüzüyle ve gür, arkadan bağladığı koyu renkli saçlarıyla uzun kollu, dar siyah bluz giymiş bir balerine benziyor. teresa dolgun dudaklarıyla "daha önce de seksin ticaret olduğu zamanlarda başımıza taş filan yağmadı." diyor. dışarıda mala vurmak isteyip de sekse müteşekkir olan dünya kadar adam var. eğer insanların söylediği gibi çoğumuz tecavüze uğrayıp öldürülseydi, sokakta müşteri bekleyen tek bir kadın bile olmazdı.
insanları değil de hayvanları görmek isterseniz, hayvanat bahçesine erken saatlerde gidin ve serin ilkbahar veya sonbahar mevsiminde gelin.
8.11.2012
mucize
her servet hoş olmayan bir olayın sonucudur.aynı mucizeleri tekrar tekrar yaratabilirsin; yeter ki sonuncuyu hatırlayan biri çıkmasın.
her başyapıt kusursuz şekilde bir araya getirilmiş çamur ve küldür aslında.
servet ne kadar büyük olursa o kadar çok insan acı çekmiş demektir.
bir ressamın aslında tek yapabildiği kendi yüzünü tarif etmektir. kendin olmaya mahkumsun. el yazın. yürüyüşün. seçtiğin porselenlerin deseni. bunların hepsi seni el verir. yaptığın her şey elini açık etmene neden olur. her şey bir otoportre. her şey bir günce.
bir başyapıt yaratmak için kurulan düşler seni önce çıldırtır, sonra da öldürür.
acıyı unutmak çok zor olsa da, güzelliği hatırlamak daha da zordur.
bir yeri harabeye çevirmek, orayı kurtarmanın tek yoludur. dış dünyaya berbat görünmesini sağlamak gerekir.
herhangi bir şeyi neden sevdiğini gerçekten bilen biri var mıydı bu dünyada?
dünyada özel olan hiçbir şey yoktur. büyülü şeyler yoktur. sadece fizik vardır.
anlaman gereken tek şey, pişman bir bok çuvalı olup çıktığındır.
22.09.2012
dövüş kulübü
insan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya, aslında bakın, insanı öldüren de hep sevdiğidir.o koca ıslak surat kafamın üstüne kapanıyor ve ben içeride kayboluyorum. işte o zaman ben de ağlıyorum. o sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kolları arasına hapsolmuşken, hayatta elde edebileceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.
üç haftadır uyumuyorum. üç haftayı uykusuz geçirirseniz, her şey beden dışı bir gezintiye dönüşür. doktorum dedi ki: "uykusuzluk sadece bir semptomdur, daha önemli bir şeyin işaretidir. gerçek sorunu araştır. bedenini dinle."
uykusuzluk böyledir işte. her şey çok uzaklardadır, bir kopyanın kopyasının kopyası gibi. dünyayla arana öyle bir mesafe koyar sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin ne de bir şey sana.
işte bu özgürlüktü. bütün umutlarınızı kaybetmek özgürlüktü. ben hiçbir şey söylemeyince, gruptaki insanlar en kötüsünü düşünüyorlardı. daha beter ağlıyorlardı. ben de daha beter ağlıyordum. yukarıdaki yıldızlara bak, hop, gittin bile.
her akşam ölüyor ve her sabah doğuyordum.
bazı insanlar gece insanıdır. bazıları da gündüz insanıdır. ben ancak gündüzleri çalışabiliyordum.
sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
eğer ne istediğini bilmezsen, bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.
hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur.
hiçbir zaman halimden memnun olmayayım.
hiçbir zaman kusursuz olmayayım.
birkaç yara izim olmadan ölmek istemiyorum. bozulmamış güzel bir bedene sahip olmak hiçbir şey değil artık. 1955'te oto galerisinin vitrininden çıktığı ilk günkü vişne rengiyle ortalıkta dolaşıp duran o arabaları her gördüğümde içim burkuluyor.
belki de kendini geliştirmek aranan cevap değildir.
otuz yaşında bir oğlan çocuğuyum ve bir başka kadının aradığım cevap olduğundan hiç emin değilim.
dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti ama hiçbir şeyin önemi yoktu.
gülmek en iyi ilaçtır.
tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtarılmam olanaksızmış. isa çarmıha gerilerek yapmış bunu. sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, diyor tyler. bu bir hafta sonu tatili değil. kendini geliştirmeye sırt çevirmeli ve felakete doğru koşmalısın. bu işi böyle yarım yamalak yapamazsın artık.
ancak her şeyini kaybettikten sonra canının istediğini yapmakta özgür olursun.
yeterli miktarda sabunla bütün dünyayı havaya uçurabilirsin.
çünkü bugüne kadar yaşadığın her şey ayrı bir hikayedir. bugünden sonra yaşayacakların ise ayrı bir hikaye.
tarihteki ilk sabun kahramanlardan yapılmıştır.
kovulmak, herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu. böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.
dayanışma gruplarını işte bu yüzden seviyordum. insanlar ölmekte olduğunuzu sanırlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı.
felaket benim dönüşüm çizgimin doğal bir parçasıdır. trajediye ve yok oluşa doğru bir dönüşüm.
fiziksel güçle ve mülkiyetle olan bağlarımı niçin koparıyorum? çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.
sahip oılduklarımı yok eden kurtarıcı, benim ruhumu kurtarma savaşındadır. bütün aidiyetleri yolumdan kaldıran öğretmen beni özgür kılacaktır.
bilmem hangi bağımlılıktan kurtulmaya çalışan bu tipler o kadar hızlı titrerler ki dış çizgileri bulanıklaşır; sırf enerjidirler sanki. sanki nasıl öleceklerini seçmekten başka hiçbir seçim şansları kalmamıştır ve onların istediği bir dövüşte ölmektir.
eğer erkeksen, hıristiyansan ve amerika'da yaşıyorsan, tanrı modeli olarak babanı görürsün. eğer babanı hiç tanımamışsan, baban kaçıp gitmişse ya da eve hiç gelmiyorsa, tanrı hakkında ne düşünürsün?
sonunda, bütün hayatını bir baba ve bir tanrı aramakla geçirirsin.
unutmaman gereken şu ki: tanrı seni sevmiyor olabilir. bu da bir olasılıktır. belki de tanrı bizden nefret ediyordur. hayatta olabilecek en kötü şey değil bu.
kötü şeyler yaparak tanrı'nın ilgisini çekmek, hiç ilgi görmemekten daha iyiydi. belki de tanrı'nın nefreti tanrı'nın kayıtsızlığından daha iyidir.
bir tanrı'nın ortanca çocukalrıyız. tarihte özel bir yeri olmayan, özel bir ilgi görmeyen kimseleriz.
dövüş kulübünde geçirdiğiniz zaman boyunca, banka hesabınız değilsiniz. işiniz değilsiniz. aileniz değilsiniz ve olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz. isminiz değilsiniz. sorunlarınız değilsiniz. yaşınız değilsiniz. umutlarınız değilsiniz.
etrafıma baktığımda, yan camdaki yıldızların üstüme düşen siluetiyle, bugüne kadar yaşamış en güçlü, en akıllı adamları benzin pompalarken ve garsonluk yaparken görüyorum.
silahın yaptığı tek şey, bir patlamayı belli bir doğrultuya yöneltmektir.
bizim kuşağımız büyük bir savaş görmedi, büyük bir buhran yaşamadı; ama bizim de bir savaşımız var. büyük bir ruhani savaş bu. kültüre karşı büyük bir devrim hazırlıyoruz. büyük buhran bizim hayatlarımız. biz ruhani bir buhran geçiriyoruz.
hayatta her şey parayla ilgili değildir.
şunu unutma. ezmeye çalıştığın bu insanlar, senin muhtaç olduğun herkestir. biz senin çamaşırını yıkayan, yemeğini pişiren ve önüne getiren insanlarız. senin yatağını biz yapıyoruz. uykudayken seni biz koruyoruz. ambulansları biz kullanıyoruz. telefonlarını biz bağlıyoruz. bizler ahçıyız, taksi şoförüyüz ve senin hakkında her şeyi biliyoruz. sigorta bildirimlerini, kredi kartı ödemelerini biz takip ediyoruz. hayatının her alanını biz denetliyoruz.
biz tarihin ortanca çocuklarıyız. bizi bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandıran televizyon programlarıyla büyüdük; ama bunların hiçbiri olmayacağız. ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor.
tyler durden'ın her şeyine hayranım. cesaretine, zekasına. soğukkanlılığına. tyler komik, çekici, etkileyici ve başına buyruk biri. erkekler ona gıpta ediyor ve ondan dünyayı değiştirmesini bekliyorlar. tyler güçlü ve özgür. oysa ben değilim.
zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.
hayatta sevdiğin her şey sana sırt çevirecek ya da ölecek.
hayatta yarattığın her şey bir kenara atılacak.
hayatta seni gururlandırmış ne varsa hepsi çöpe gidecek.
yolunda gittiğini sandığım her şeyin altında, arkasında ve içinde ne zamandır korkunç bir şey büyümekteydi.
her şey parçalanıp dağıldı.
ve hayattaki tek kusursuz an'ınız sonsuza kadar sürmeyecektir.
9.09.2012
karmaşa
ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his. dikkat kesilmeniz gereken dakikaları hızla geçmenin yarattığı o zavallı duygu hep kalbinizde olacak.
insanlar dünyanın güvenli ve düzenli bir yer olması için yıllarca çalışırlar. ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildir.
bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğunu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini; bütün insanların sınavlardan geçirildiğini, fişlendiğini, nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşünün. hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmazdı, satın alınabilenler hariç. lunaparka gitmek gibi. film izlemek gibi. ama bunlar yine de sahte heyecanlardı. dinozorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırılırdı.
gerçek afet veya risk ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş şansı da ortadan kalkmış oldu. gerçek mutluluk yok. gerçek heyecan yok. eğlence, keşif, buluş yok. bizi koruyan kanunlar aslında bizi can sıkıntısına mahkum etmekten başka bir işe yaramazlar. gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece, asla gerçekten huzurlu olamayacağız. her şey berbat bir hal almadığı sürece, yoluna da girmeyecek.
yozlaşmış ve kötü bir sistemin ürünü olduğunu fark ettiğinde, zeki bir insan nasıl tepki verir? aldığınız her nefesin, vergi olarak ödediğiniz her doların, doğurduğunuz ve sevdiğiniz her bebeğin, bir şekilde kötü olan bir sistemi sürdüreceğini öğrendikten sonra yaşamaya nasıl devam edersiniz? içinizdeki bütün hücrelerin ve kanın büyük kötülüğün bir parçası olduğunu bilerek nasıl yaşayabilirsiniz?
14.04.2012
görünmez canavarlar
doğumunuz, hayatınız boyunca düzeltmeye çalışacağınız bir hatadır.aynen paranın iktidar unsuru olması gibi, aynen silahın iktidar unsuru olması gibi, güzellik de bir iktidar unsurudur.
ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his. dikkat kesilmeniz gereken dakikaları hızla geçmenizin yarattığı o zavallı duygu hep kalbinizde olacak.
her akıllı kadın yakışıklı bir erkeğin kendisinin en iyi aksesuarı olduğunu bilir.
ve evli insanlar hep cevabın aşk olduğunu sanırlar.
evie güzel insanların asla birlikte olmamaları gerektiğini söyler. çünkü birlikte olduklarında yeterince ilgi çekemezlermiş. evie'ye göre iki güzel insan bir araya gelince, güzellik standardı tamamen değişir. evie, bunu hissedebilirsin der. ikiniz de güzelseniz, ikiniz birden güzel değilsinizdir. birlikte, bir çift olunca, parçalarınızın toplamından daha değersiz olursunuz.
şu insanların televizyona çıkmak için yemeyeceği şey yok.
ne yersen, o olursun.
izleyici olmadan histeri krizi geçirmek imkansızdır. insanın kendi başına paniğe kapılması, boş bir odada kendi kendine gülme krizine tutulmasıyla aynıdır. insan kendini gerçekten aptal hisseder.
şimdi, bütün hikayeni anlatacaksın. hepsini yazacaksın. bana hikayeni tekrar tekrar anlatacaksın. bana bütün gece yürek paralayan boktan hikayeni anlat. anlattığın şeyin sadece bir hikaye olduğunu anlayacaksın. ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını. anlattığın hikayenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında, geçmişini bir kağıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde, işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz.
profesyonel mankenlik, sütlaç veya yeni bir çift ayakkabı gibi şeylere abartılı tepki gösterip karşılığında para kazanmak demektir.
televizyondaki şu talk showlarda olduğu gibi, yeterince izleyici bulunca dürüst olmak çok kolaydır. eğer yeteri kadar insan dinliyorsa, her şeyi söyleyebilirsiniz. kalabalık bir izleyici karşısında insanın tüm duyguları zirveye vurur. ya gülme krizine tutulursunuz ya da ağlama krizine, arası yoktur.
gerçek mutluluğu bulmanın tek yolu, bütün bedeninizi keserek açma riskini göze almaktır.
insanlara hafta sonu tatilinde ne yaptıklarını sormamızın tek nedeni, kendi haftasonu tatilimizi anlatma isteğimiz.
bu yarışmayı kazanarak, iki ödülden birini, yani perakende fiyatı üç bin dolar olan broyhill marka beş parçalı oturma odası takımı veya avrupa'daki eski dünyanın cazibesine on günlük bir seyahati seçme şansına sahip oluyorsunuz. çoğu insan oturma odası takımını seçecektir. çünkü insanlar çabalarının karşılığı olarak bir şey göstermek istiyorlar. firavunlar ve piramitleri gibi. güzel bir oturma odası takımına sahip olsalar bile seçme şansı tanınan insanların çok azı, seyahati seçerdi.
gelecek bazı insanlar yüzünden yitip gidiyor.
yarışma programlarında, bazıları fransa seyahatini seçer ama çoğunluk çamaşır yıkama ve kurutma makinesini seçecektir.
yarışmalar, eğitimimizden geriye kalan rastgele ve değersiz gerçekler hakkında kendimizi daha iyi hissetmemiz için düzenlenirler.
ancak ve ancak bu gezegeni yiyip bitirdikten sonra tanrı bize yenisini verecek. yarattıklarımızdan çok yok ettiklerimizle hatırlanacağız.
hepimiz kendimizin gübresiyiz.
kimden nefret edeceğimizi bilemediğimiz zaman kendimizden nefret ediyoruz.
kendinizi sürekli olarak dönüştürüp kullanışlı hale getirmelisiniz.
sevdiğiniz ve sizi seven kişi asla ama asla aynı kişi değildir.
seni seven kişiyle, senin sevdiğin kişi asla aynı insan değildir.
dış dünyayla başa çıkmak istiyorsan, insanların yüzünü görmesine izin vermeyeceksin. dünyada herhangi bir yere gidebilirsin; yeter ki insanların gerçekte kim olduğunu bilmelerine izin verme. tamamen normal, sıradan bir hayat sürebilirsin. yeter ki hiç kimsenin gerçeği öğrenecek kadar yakınına sokulmasına izin verme.
insanlar bir şeyleri bilmemeye dayanamazlar. özellikle de erkekler her dağa tırmanmak, her yerin haritasını çıkarmak isterler. her şeyi etiketlemek. her ağaca işerler ve sonra bir daha asla aramazlar.
dünyadaki en sıkıcı şey, çıplaklıktır. en sıkıcı ikinci şey ise dürüstlüktür.
hemen her seferinde kendinize birini sevdiğinizi söylersiniz ama aslında onu sadece kullanıyorsunuzdur. bu, sadece aşk gibi görünür.
magnus bir seferinde ailelerimizin tanrı olduğunu söylemişti. onları sever, mutlu etmek isteriz ama kendi kurallarımızı koymaktan geri kalmayız.
önce aileniz size hayat verir ama sonra onların hayatını yaşamanızı ister.
nasıl bir arabanın görünüşünden sorumlu değilsen, kendi görünüşünden de sorumlu olmadığını bilmelisin. sen de en az bir araba kadar ürünsün. bir ürünün, ürününün, ürünü. arabaları dizayn eden adamlar da birer ürün. senin ailen bir ürün. onların ailesi de birer üründü. öğretmenlerin, ürün. kilisedeki papaz, başka bir ürün.
bazen bastığın boku temizlemenin en iyi yolu, kendini kıymetli, küçük bir ödül gibi görmemektir.
dünyadan kaçamazsın ve nasıl göründüğünden de sorumlu değilsin; ister çok güzel görün ister bok gibi. hislerinden, sözlerinden, davranışlarından veya yaptığın herhangi bir şeyden sorumlu değilsin. bunların hiçbiri senin elinde değil. nasıl bir cd üzerine kaydedilmiş olandan sorumlu değilse, biz de değiliz. programlı bir bilgisayar kadar özgür davranabilirsin. bir dolar banknotu kadar biriciksin. her ne düşünüyorsan, onları milyonlarca başka insan da düşünüyor. her ne yapıyorsan, onlar da yapıyor ve hiçbiriniz sorumlu değilsiniz. çünkü hepiniz ortaklaşa bir çabadan ibaretsiniz.
yaptığın her şey sıkıcı ve modası geçmiş olabilir ama yine de kesinlikle kabul edilebilir. güvendesin çünkü kendi kültürüne sıkışıp kalmışsın. tasarladığın her şey iyidir çünkü onu sen tasarladın. herhangi bir kaçış yolu tahayyül edemiyorsun. çünkü hiçbir çıkış yolu yok. dünya senin hem beşiğin, hem de kapanın.
kültürümüzden bir kaçış yolu bulsan bile, bu da bir kapandır. bir kapandan kurtulmaya çalışmak başka bir kapanı tetikler. en iyisi savaşmaktan vazgeçmektir, bırak gitsin. sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmaktan vazgeç. bir şeyden ne kadar çok kaçarsan, o kadar uzun süre ona katlanmak zorunda kalırsın. bir şeyle savaştığında, onu sadece daha da güçlendirirsin. yapmak istediğin şeyi yapma. yapmak istemediğin şeyleri yap. sana istememen gerketiği öğretilmiş olan şeyleri yap. saadetin peşinden gitmeyi bırak. seni en çok korkutan şeyleri yap.
benim kendimi koruyamayacak kadar büyük bir sıçış yapmaya ihtiyacım var.
felakete hiç düşünmeden atlamak gerekir.
bütün hayatınızı tanrı olmak için harcayıp sonra da ölürsünüz.
kendi sorunlarınızı paylaşmadığınız zaman, başkalarınınkini dinlemeye dayanamazsınız.
tanrı sadece bizi izliyor ve can sıkmaya başladığımız zaman bizi öldürüyor. asla ama asla can sıkıcı olmamalıyız.
çirkin, kambur kızlara nasıl baktığınızı bilirsiniz; onlar öyle şanslı ki.. geceleri kimse onları bir yerlere zorla götürmediği için doktora tezlerini vermekte zorlanmazlar. kasık bölgelerinde kıl dönmesi olduğunda moda fotoğrafçıları tarafından azarlanmazlar.
en çok korktuğun şeyi bul ve gidip orada yaşa.
.jpg)



