özgürlüğün bedeli ebedi ihtiyattır. (edward peters)
edward shils: her toplumun, toplumsal hayatın tekdüze gerekliliklerine hiçbir otorite ve başarı düzeyinde ayak uyduramayan kendi toplum dışı insanları, sefilleri ve lanetlileri vardır.
milan kundera: bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.
george mikes: bir yabancı olmak utanç verici ve kötü bir duygu; böyle değilmiş gibi yapmanın yararı yok. bundan kurtuluş yok. bir suçlu ıslah olabilir ve toplumun nezih bir üyesi haline gelebilir; ama bir yabancı ıslah olamaz. bir kez yabancı olan daima yabancıdır. ondan kurtuluş yoktur. britanyalı olabilir; ama asla ingiliz olamaz.
edmund leach: teröristlerin eylemleri ne denli anlaşılmaz olursa olsun yargıçların, polislerin ve siyasetçilerin, terörizmin hayvanlaşmış yamyamların değil, insan kardeşlerimizin bir faaliyeti olduğunu unutmalarına asla izin vermemeliyiz.
noam chomsky / edward herman: güçlünün anlamsal aletleri haline gelmiş bulunan terör ve terörizm sözcükleri, genellikle şiddetin bireysel ve marjinal gruplar tarafından kullanılmasıyla sınırlandırılmıştır. hem kapsam hem de tahripkarlık bakımından çok daha geniş olan resmi şiddet tamamen farklı bir kategoriye yerleştirilir.
noam chomsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
noam chomsky etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6.07.2022
şiddet
Kategori:
.kolaj,
#şiddet,
edmund leach,
edward herman,
edward peters,
edward shils,
george mikes,
milan kundera,
noam chomsky
30.12.2020
captain fantastic
matt ross
bizler sözlerimizle değil hareketlerimizle tanımlanırız.
dinler, insanların körü körüne bağlanması ve masum ve cahil insanların yüreklerine korku salmak için tasarlanmış çok tehlikeli peri masallarıdır.
faşistler, büyük işletmelerle bunların totaliter ve tek partici diktatörlerince desteklenen milliyetçi, saldırgan tiplerdir.
demokrasimiz sosyal adaletin insanlık tarihindeki en parlak ışıklarından biri. buna rağmen yurttaşlarımızın çoğu sosyal etkileşimlerinin ana formu olarak deli gibi alışveriş yapıyor.
"öldüğüm takdirde bir budist olarak ben, leslie abigail cash, cesedimin yakılmasını istiyorum. cenazem, pek bir önemi olmasa da, müzik ve dans eşliğinde yaşam döngüsünün bir kutlaması olacak. daha sonra küllerim, umumi ve ziyadesiyle kalabalık sıradan bir yere götürülecek. ardından da küllerim, tez vakitte en yakın tuvalete dökülecek."
bazı savaşları kazanamazsınız. güçlüler güçsüzlerin ipini ellerinde tutar. dünyanın işleyişi böyledir. adaletsizdir, hakka riayet etmez.
"umudun olmadığını farz ederseniz umudun olmayacağını garanti edersiniz. ama özgürlük için bir içgüdü olduğunu, şeyleri değiştirme fırsatları olduğunu farz ederseniz o zaman daha iyi bir dünyanın yapımına katkıda bulunma ihtimaliniz vardır." (noam chomsky)
bir kadınla seks yaptığında nazik ol ve onu dinle. ona saygı ve değerle yaklaş, onu sevmesen bile. her zaman doğruyu söyle. her zaman doğru olanı yap. her günü son günün olabilirmiş gibi yaşa. her şeyiyle yaşa. maceraperest ol, cesur ol ama tadını çıkar; çünkü hemen geçiyor. ve sakın öleyim deme.
bizler sözlerimizle değil hareketlerimizle tanımlanırız.dinler, insanların körü körüne bağlanması ve masum ve cahil insanların yüreklerine korku salmak için tasarlanmış çok tehlikeli peri masallarıdır.
faşistler, büyük işletmelerle bunların totaliter ve tek partici diktatörlerince desteklenen milliyetçi, saldırgan tiplerdir.
demokrasimiz sosyal adaletin insanlık tarihindeki en parlak ışıklarından biri. buna rağmen yurttaşlarımızın çoğu sosyal etkileşimlerinin ana formu olarak deli gibi alışveriş yapıyor.
"öldüğüm takdirde bir budist olarak ben, leslie abigail cash, cesedimin yakılmasını istiyorum. cenazem, pek bir önemi olmasa da, müzik ve dans eşliğinde yaşam döngüsünün bir kutlaması olacak. daha sonra küllerim, umumi ve ziyadesiyle kalabalık sıradan bir yere götürülecek. ardından da küllerim, tez vakitte en yakın tuvalete dökülecek."
bazı savaşları kazanamazsınız. güçlüler güçsüzlerin ipini ellerinde tutar. dünyanın işleyişi böyledir. adaletsizdir, hakka riayet etmez.
"umudun olmadığını farz ederseniz umudun olmayacağını garanti edersiniz. ama özgürlük için bir içgüdü olduğunu, şeyleri değiştirme fırsatları olduğunu farz ederseniz o zaman daha iyi bir dünyanın yapımına katkıda bulunma ihtimaliniz vardır." (noam chomsky)
bir kadınla seks yaptığında nazik ol ve onu dinle. ona saygı ve değerle yaklaş, onu sevmesen bile. her zaman doğruyu söyle. her zaman doğru olanı yap. her günü son günün olabilirmiş gibi yaşa. her şeyiyle yaşa. maceraperest ol, cesur ol ama tadını çıkar; çünkü hemen geçiyor. ve sakın öleyim deme.
10.04.2019
ideoloji
noam chomsky
size bir zamanlar harvard hukuk fakültesi'ne gelen ve bir süre burada kalan siyahi hakları savunucusundan duyduğum bir hikâyeyi anlatayım. bir keresinde bir konuşma yapmış ve gençlerin uzun saçları, sırt çantaları, toplumsal idealleri, kamu hizmetleri ve adalet alanında çalışarak dünyayı değiştirmek yolundaki fikirleri ile harvard hukuk fakültesi'ne geldiklerini söylemişti. bu ilk sene. nisan ayında yaz stajları için wall street şirketlerinden personel alım memurlarının geldiğini söylemişti. rahat bir yaz işi bul ve bir sürü para kazan. dolayısıyla öğrenci şöyle düşünür: "ne olur ki? bir günlüğüne tıraş olurum, bir ceket giyerim bir de kravat takarım. bu paraya ihtiyacım var, öyleyse neden almayayım?" bir günlüğüne bir ceket giyerler, bir de kravat takarlar ve yaz işine girerler. yazın giderler, sonbaharda geldiklerinde ceket ve kravat kalmıştır, itaatkârlık gelişmiş ve ideolojide kayma olmuştur.
size bir zamanlar harvard hukuk fakültesi'ne gelen ve bir süre burada kalan siyahi hakları savunucusundan duyduğum bir hikâyeyi anlatayım. bir keresinde bir konuşma yapmış ve gençlerin uzun saçları, sırt çantaları, toplumsal idealleri, kamu hizmetleri ve adalet alanında çalışarak dünyayı değiştirmek yolundaki fikirleri ile harvard hukuk fakültesi'ne geldiklerini söylemişti. bu ilk sene. nisan ayında yaz stajları için wall street şirketlerinden personel alım memurlarının geldiğini söylemişti. rahat bir yaz işi bul ve bir sürü para kazan. dolayısıyla öğrenci şöyle düşünür: "ne olur ki? bir günlüğüne tıraş olurum, bir ceket giyerim bir de kravat takarım. bu paraya ihtiyacım var, öyleyse neden almayayım?" bir günlüğüne bir ceket giyerler, bir de kravat takarlar ve yaz işine girerler. yazın giderler, sonbaharda geldiklerinde ceket ve kravat kalmıştır, itaatkârlık gelişmiş ve ideolojide kayma olmuştur.
22.03.2018
nasihat
noam chomsky
farz edelim üniversitede okuyan veya gazeteciliğe başlamış, hatta ve hatta dördüncü sınıf öğrencisi genç bir insansınız ve fazla bağımsız bir zihniniz var; yani sorumluluğunuzu yerine getirmeye başladınız. sizi bu hatadan saptıracak, eğer denetim altına alınamıyorsanız marjinalleştirecek ve bertaraf edecek çok çeşitli yöntemler vardır. dördüncü sınıfta davranış problemleri olan biri olarak görülürsünüz. üniversitede sorumsuz ve yoldan çıkmış biri olarak görülür ya da iyi bir öğrenci sayılmazsınız. eğer öğretim üyesi olmayı becerebilirseniz "meslektaşlık" denen şeyi, yani meslektaşlarınızla uyuşmayı başaramayan biri olarak görülürsünüz. eğer genç bir gazeteci iseniz ve sizin üstünüzde yönetim seviyesinde insanların, üstü kapalı ya da açık olarak, peşine düşülmemesi gerektiğini düşündükleri bir hikâyenin peşinde koşuyorsanız, karakola yollanıp bu işi etraflıca düşünmediğiniz ve uygun tarafsızlık standartlarına sahip olmadığınız vs. türünden nasihatler alabilirsiniz. çeşitli yöntemler vardır. özgür bir toplumda yaşıyoruz; dolayısıyla gaz odalarına yollanmazsınız. ya da birçok ülkede olduğu gibi ardınızdan ölüm mangaları yollanmaz. bunu görmek için çok uzağa gitmenize gerek yok, mesela meksika'ya gitmek yeter. ancak yine de, doktriner doğruluğun ciddi bir şekilde ihlal edilmemesini sağlayacak oldukça başarılı yöntemler vardır.
farz edelim üniversitede okuyan veya gazeteciliğe başlamış, hatta ve hatta dördüncü sınıf öğrencisi genç bir insansınız ve fazla bağımsız bir zihniniz var; yani sorumluluğunuzu yerine getirmeye başladınız. sizi bu hatadan saptıracak, eğer denetim altına alınamıyorsanız marjinalleştirecek ve bertaraf edecek çok çeşitli yöntemler vardır. dördüncü sınıfta davranış problemleri olan biri olarak görülürsünüz. üniversitede sorumsuz ve yoldan çıkmış biri olarak görülür ya da iyi bir öğrenci sayılmazsınız. eğer öğretim üyesi olmayı becerebilirseniz "meslektaşlık" denen şeyi, yani meslektaşlarınızla uyuşmayı başaramayan biri olarak görülürsünüz. eğer genç bir gazeteci iseniz ve sizin üstünüzde yönetim seviyesinde insanların, üstü kapalı ya da açık olarak, peşine düşülmemesi gerektiğini düşündükleri bir hikâyenin peşinde koşuyorsanız, karakola yollanıp bu işi etraflıca düşünmediğiniz ve uygun tarafsızlık standartlarına sahip olmadığınız vs. türünden nasihatler alabilirsiniz. çeşitli yöntemler vardır. özgür bir toplumda yaşıyoruz; dolayısıyla gaz odalarına yollanmazsınız. ya da birçok ülkede olduğu gibi ardınızdan ölüm mangaları yollanmaz. bunu görmek için çok uzağa gitmenize gerek yok, mesela meksika'ya gitmek yeter. ancak yine de, doktriner doğruluğun ciddi bir şekilde ihlal edilmemesini sağlayacak oldukça başarılı yöntemler vardır.
14.03.2016
din
samuel butler: inanç en kolay yolu izleyen herhangi bir olgudan farksızdır.
lincoln steffens: neden insanlar zeka seviyeleri ne kadar düşükse o kadar spiritüel bir hale geliyorlar?
robert burns: neden zihnin dini kabul etmesi, her zaman kalbin sınırlarının küçülmesine ve özgürlüğünü yitirmesine yol açar?
euripides: rastgele ve pervasız şans ve değişim faktörleri dünyayı kontrol ederken, tanrı'nın var olduğunu kabul ederek kendimizi gerçek dışı rüyalar ve yalanlarla kandırmıyor muyuz?
noam chomsky: dinin özünde mantıksız olduğu doğrudur. hiçbir tez ya da kanıt olmaksızın bir inanca bağlanıp bir diğerine sırt çevirmemizin sebebi nedir?
clarence darrow: herkes yaşamının ne zaman başladığını bilir. eğer geçmişte var olmamışsam, gelecekte -ölümden sonra- nasıl var olabilirim?
diderot: "o halde hiçbir şeye inanmıyor musun? buna rağmen ahlaki prensiplerin inançlı birininkiyle aynı. nasıl? çalmıyor musun? insanları öldürmüyor musun? onları soymuyor musun? o halde bir inançsız olmak sana ne kazandırıyor?" hiçbir şey, hanımefendi. inançlı kişiler bunu kar etmek amacıyla mı yapıyor?
lincoln steffens: neden insanlar zeka seviyeleri ne kadar düşükse o kadar spiritüel bir hale geliyorlar?
robert burns: neden zihnin dini kabul etmesi, her zaman kalbin sınırlarının küçülmesine ve özgürlüğünü yitirmesine yol açar?
euripides: rastgele ve pervasız şans ve değişim faktörleri dünyayı kontrol ederken, tanrı'nın var olduğunu kabul ederek kendimizi gerçek dışı rüyalar ve yalanlarla kandırmıyor muyuz?
noam chomsky: dinin özünde mantıksız olduğu doğrudur. hiçbir tez ya da kanıt olmaksızın bir inanca bağlanıp bir diğerine sırt çevirmemizin sebebi nedir?
clarence darrow: herkes yaşamının ne zaman başladığını bilir. eğer geçmişte var olmamışsam, gelecekte -ölümden sonra- nasıl var olabilirim?
diderot: "o halde hiçbir şeye inanmıyor musun? buna rağmen ahlaki prensiplerin inançlı birininkiyle aynı. nasıl? çalmıyor musun? insanları öldürmüyor musun? onları soymuyor musun? o halde bir inançsız olmak sana ne kazandırıyor?" hiçbir şey, hanımefendi. inançlı kişiler bunu kar etmek amacıyla mı yapıyor?
Kategori:
.kolaj,
#din,
clarence darrow,
diderot,
euripides,
lincoln steffens,
noam chomsky,
robert burns,
samuel butler
20.01.2016
şirket
noam chomsky
bir kurumun belli bir iktidar yapısı vardır. belli kaynakları vardır. bir otorite yapısı vardır. belli yollarla toplumun geneline uyum sağlar ve bu yolların dışına çıkmaya çalışırsa altı oyulur ve yok edilir. eğer general motors, yardımsever bir kuruluş olmaya ve en düşük fiyattan iyi arabalar üretmeye ve bunu da en iyi çalışma koşulları ile yapmaya karar verirse yarın iflas eder. aynısını yapmayan başka bir şirket onun altını oyar. kurumların belli bir çerçeve içinde belli bir işleyişe sahip olmalarının belli nedenleri vardır. örneğin clinton'ın bir rüyada, gerçekten de britanya işçi partisi'nin düşündüğü gibi toplumsal bir devrim gerçekleştirecek bir devrimci gibi davranmaya başladığını varsayalım. anında tahvil fiyatları biraz düşmeye başlayacaktır. faizler tırmanacaktır. ekonomi çökmeye başlayacaktır ve bu da bu politik programın sonudur. olayların içinde geliştiği belli çerçeveler vardır.
bir kurumun belli bir iktidar yapısı vardır. belli kaynakları vardır. bir otorite yapısı vardır. belli yollarla toplumun geneline uyum sağlar ve bu yolların dışına çıkmaya çalışırsa altı oyulur ve yok edilir. eğer general motors, yardımsever bir kuruluş olmaya ve en düşük fiyattan iyi arabalar üretmeye ve bunu da en iyi çalışma koşulları ile yapmaya karar verirse yarın iflas eder. aynısını yapmayan başka bir şirket onun altını oyar. kurumların belli bir çerçeve içinde belli bir işleyişe sahip olmalarının belli nedenleri vardır. örneğin clinton'ın bir rüyada, gerçekten de britanya işçi partisi'nin düşündüğü gibi toplumsal bir devrim gerçekleştirecek bir devrimci gibi davranmaya başladığını varsayalım. anında tahvil fiyatları biraz düşmeye başlayacaktır. faizler tırmanacaktır. ekonomi çökmeye başlayacaktır ve bu da bu politik programın sonudur. olayların içinde geliştiği belli çerçeveler vardır.
23.02.2014
entelektüellerin sorumluluğu
noam chomsky
her durumda sabah kalktığınızda yaptığınız şeyleri yapmanızı sağlayan şey nedir?
entelektüel işçiler olarak adlandırılan, yani elleri ile değil zihinleri ile çalışan insanların birçoğu katiplikten ibaret olan işlerle uğraşmaktadır. örneğin akademik faaliyetlerin önemli bir kısmı esasen bir çeşit katiplik işidir.
çoğumuzun faaliyetlerinin önemli bir kısmı tekdüzedir, dikkatli bir düşünme sonunda ulaşılmış değildir, bizi gerçekten ilgilendiren problemlere yönelik değildir ve daha derin bir kavrayış geliştirmeye yönelik çabalar ve hatta fırsatlar üzerine bile kurulmuş değildir.
insanların her zaman seçenekleri vardır.
diyelim ki ölüm döşeğindesiniz. kaç kişi geriye dönüp baktığında, bir kişinin dahi öldürülmesini engellemekte katkım oldu diyebilir?
diyelim ki devreye girdiğinde dünyayı havaya uçuracak bir kıyamet makinesi var. bunun nasıl durdurulacağını bilen tek kişi var; ama bunu bize söylemiyor. ondan bu bilgiyi almanın tek yolu ona işkence yapmak. bu şartlar altında işkence kabul edilebilir mi? siz de "bu şartlar altında evet" dersiniz. iyi ama bu durumda işkenceye karşı değilsiniz! burada "kaygan zemin argümanı" dediğimiz bir şeyin içinde bulursunuz kendinizi.
insanların hiçbir şeyin yapılamayacağını düşündüğü toplumlarda doğaüstü şeylere bel bağlarsınız.
insanları yalıtılmış bir durumda tutun; böylece her şeye inanmalarını sağlayabilirsiniz. insanlar da yalıtılmış durumdadır. televizyonun önünde mıhlanıp kalmışlardır. hiçbir örgütlülükleri yoktur. sendikalardan kurtulmanın bu kadar hararetli bir şekilde istenmesinin ardında yatan neden budur: sendikalar sıradan insanların bir araya geldikleri doğal yollardan biridir -ama yine de tek yol değildir. öyleyse bunları yok etmeniz lazım.
birileri azıcık sistemin dışına çıktığında hemen kutularına geri konulur; çünkü birer hizmetçidirler. gerçek iktidar başka bir yerdedir.
her durumda sabah kalktığınızda yaptığınız şeyleri yapmanızı sağlayan şey nedir?entelektüel işçiler olarak adlandırılan, yani elleri ile değil zihinleri ile çalışan insanların birçoğu katiplikten ibaret olan işlerle uğraşmaktadır. örneğin akademik faaliyetlerin önemli bir kısmı esasen bir çeşit katiplik işidir.
çoğumuzun faaliyetlerinin önemli bir kısmı tekdüzedir, dikkatli bir düşünme sonunda ulaşılmış değildir, bizi gerçekten ilgilendiren problemlere yönelik değildir ve daha derin bir kavrayış geliştirmeye yönelik çabalar ve hatta fırsatlar üzerine bile kurulmuş değildir.
insanların her zaman seçenekleri vardır.
diyelim ki ölüm döşeğindesiniz. kaç kişi geriye dönüp baktığında, bir kişinin dahi öldürülmesini engellemekte katkım oldu diyebilir?
diyelim ki devreye girdiğinde dünyayı havaya uçuracak bir kıyamet makinesi var. bunun nasıl durdurulacağını bilen tek kişi var; ama bunu bize söylemiyor. ondan bu bilgiyi almanın tek yolu ona işkence yapmak. bu şartlar altında işkence kabul edilebilir mi? siz de "bu şartlar altında evet" dersiniz. iyi ama bu durumda işkenceye karşı değilsiniz! burada "kaygan zemin argümanı" dediğimiz bir şeyin içinde bulursunuz kendinizi.
insanların hiçbir şeyin yapılamayacağını düşündüğü toplumlarda doğaüstü şeylere bel bağlarsınız.
insanları yalıtılmış bir durumda tutun; böylece her şeye inanmalarını sağlayabilirsiniz. insanlar da yalıtılmış durumdadır. televizyonun önünde mıhlanıp kalmışlardır. hiçbir örgütlülükleri yoktur. sendikalardan kurtulmanın bu kadar hararetli bir şekilde istenmesinin ardında yatan neden budur: sendikalar sıradan insanların bir araya geldikleri doğal yollardan biridir -ama yine de tek yol değildir. öyleyse bunları yok etmeniz lazım.
birileri azıcık sistemin dışına çıktığında hemen kutularına geri konulur; çünkü birer hizmetçidirler. gerçek iktidar başka bir yerdedir.
7.02.2013
entelektüel sorumluluk
noam chomsky
farz edelim üniversitede okuyan veya gazeteciliğe başlamış; hatta dördüncü sınıf öğrencisi genç bir insansınız ve fazla bağımsız bir zihniniz var; yani entelektüel sorumluluğunuzu yerine getirmeye başladınız. sizi bu hatadan saptıracak, eğer denetim altına alınamıyorsanız marjinalleştirecek ve bertaraf edecek çok çeşitli yöntemler vardır. dördüncü sınıfta davranış problemleri olan biri olarak görülürsünüz. üniversitede sorumsuz ve yoldan çıkmış biri olarak görülür ya da iyi bir öğrenci sayılmazsınız. eğer öğretim üyesi olmayı becerebilirseniz "meslektaşlık" denen şeyi, yani meslektaşlarınızla uyuşmayı başaramayan biri olarak görülürsünüz. eğer genç bir gazeteci iseniz ve sizin üstünüzde yönetim seviyesinde insanların, üstü kapalı ya da açık olarak, peşine düşülmemesi gerektiğini düşündükleri bir hikayenin peşinde koşuyorsanız, karakola yollanıp bu işi etraflıca düşünmediğiniz ve uygun tarafsızlık standartlarına sahip olmadığınız vs. türünden nasihatler alabilirsiniz. çeşitli yöntemler vardır. özgür bir toplumda yaşıyoruz; dolayısıyla gaz odalarına yollanmazsınız. ya da birçok ülkede olduğu gibi ardınızdan ölüm mangaları yollanmaz. bunu görmek için çok uzağa gitmenize gerek yok, mesela meksika'ya gitmek yeter. ancak yine de, doktriner doğruluğun ciddi bir şekilde ihlal edilmemesini sağlayacak oldukça başarılı yöntemler vardır.
diyelim ki devreye girdiğinde dünyayı havaya uçuracak bir kıyamet makinesi var. bunun nasıl durdurulacağını bilen tek kişi var; ama bunu bize söylemiyor. ondan bu bilgiyi almanın tek yolu ona işkence yapmak. bu şartlar altında işkence kabul edilebilir mi? siz de "bu şartlar altında evet" dersiniz. iyi ama bu durumda işkenceye karşı değilsiniz?! burada "kaygan zemin argümanı" dediğimiz bir şeyin içinde bulursunuz kendinizi.
diyelim ki ölüm döşeğindesiniz. kaç kişi geriye dönüp baktığında, bir kişinin dahi öldürülmesini engellemekte katkım oldu diyebilir?
farz edelim üniversitede okuyan veya gazeteciliğe başlamış; hatta dördüncü sınıf öğrencisi genç bir insansınız ve fazla bağımsız bir zihniniz var; yani entelektüel sorumluluğunuzu yerine getirmeye başladınız. sizi bu hatadan saptıracak, eğer denetim altına alınamıyorsanız marjinalleştirecek ve bertaraf edecek çok çeşitli yöntemler vardır. dördüncü sınıfta davranış problemleri olan biri olarak görülürsünüz. üniversitede sorumsuz ve yoldan çıkmış biri olarak görülür ya da iyi bir öğrenci sayılmazsınız. eğer öğretim üyesi olmayı becerebilirseniz "meslektaşlık" denen şeyi, yani meslektaşlarınızla uyuşmayı başaramayan biri olarak görülürsünüz. eğer genç bir gazeteci iseniz ve sizin üstünüzde yönetim seviyesinde insanların, üstü kapalı ya da açık olarak, peşine düşülmemesi gerektiğini düşündükleri bir hikayenin peşinde koşuyorsanız, karakola yollanıp bu işi etraflıca düşünmediğiniz ve uygun tarafsızlık standartlarına sahip olmadığınız vs. türünden nasihatler alabilirsiniz. çeşitli yöntemler vardır. özgür bir toplumda yaşıyoruz; dolayısıyla gaz odalarına yollanmazsınız. ya da birçok ülkede olduğu gibi ardınızdan ölüm mangaları yollanmaz. bunu görmek için çok uzağa gitmenize gerek yok, mesela meksika'ya gitmek yeter. ancak yine de, doktriner doğruluğun ciddi bir şekilde ihlal edilmemesini sağlayacak oldukça başarılı yöntemler vardır.
diyelim ki devreye girdiğinde dünyayı havaya uçuracak bir kıyamet makinesi var. bunun nasıl durdurulacağını bilen tek kişi var; ama bunu bize söylemiyor. ondan bu bilgiyi almanın tek yolu ona işkence yapmak. bu şartlar altında işkence kabul edilebilir mi? siz de "bu şartlar altında evet" dersiniz. iyi ama bu durumda işkenceye karşı değilsiniz?! burada "kaygan zemin argümanı" dediğimiz bir şeyin içinde bulursunuz kendinizi.
diyelim ki ölüm döşeğindesiniz. kaç kişi geriye dönüp baktığında, bir kişinin dahi öldürülmesini engellemekte katkım oldu diyebilir?
29.07.2010
itaat
noam chomsky
size bir zamanlar harvard hukuk fakültesi'ne gelen ve bir süre burada kalan siyahi hakları savunucusundan duyduğum bir hikayeyi anlatayım. bir keresinde bir konuşma yapmış ve gençlerin uzun saçları, sırt çantaları, toplumsal idealleri, kamu hizmetleri ve adalet alanında çalışarak dünyayı değiştirmek yolundaki fikirleri ile harvard hukuk fakültesi'ne geldiklerini söylemişti. bu ilk sene. nisan ayında yaz stajları için wall street şirketlerinden personel alım memurlarının geldiğini söylemişti. rahat bir yaz işi bul ve bir sürü para kazan. dolayısıyla öğrenci şöyle düşünür: "ne olur ki? bir günlüğüne tıraş olurum, bir ceket giyerim, bir de kravat takarım. bu paraya ihtiyacım var, öyleyse neden almayayım?" bir günlüğüne bir ceket giyerler, bir de kravat takarlar ve yaz işine girerler. yazın giderler, sonbaharda geldiklerinde ceket ve kravat kalmıştır, itaatkarlık gelişmiş ve ideolojide kayma olmuştur.
bir kurumun belli bir iktidar yapısı vardır. belli kaynakları vardır. bir otorite yapısı vardır. belli yollarla toplumun geneline uyum sağlar; bu yolların dışına çıkmaya çalışırsa altı oyulur ve yok edilir. eğer general motors, yardımsever bir kuruluş olmaya ve en düşük fiyattan iyi arabalar üretmeye ve bunu da en iyi çalışma koşulları ile yapmaya karar verirse yarın iflas eder. aynısını yapmayan başka bir şirket onun altını oyar. kurumların belli bir çerçeve içinde belli bir işleyişe sahip olmalarının belli nedenleri vardır. örneğin clinton'ın bir rüyada, gerçekten de britanya işçi partisi'nin düşündüğü gibi toplumsal bir devrim gerçekleştirecek bir devrimci gibi davranmaya başladığını varsayalım. anında tahvil fiyatları düşmeye başlayacaktır. faizler tırmanacaktır. ekonomi çökmeye başlayacaktır ve bu da bu politik programın sonudur. olayların içinde geliştiği belli çerçeveler vardır.
size bir zamanlar harvard hukuk fakültesi'ne gelen ve bir süre burada kalan siyahi hakları savunucusundan duyduğum bir hikayeyi anlatayım. bir keresinde bir konuşma yapmış ve gençlerin uzun saçları, sırt çantaları, toplumsal idealleri, kamu hizmetleri ve adalet alanında çalışarak dünyayı değiştirmek yolundaki fikirleri ile harvard hukuk fakültesi'ne geldiklerini söylemişti. bu ilk sene. nisan ayında yaz stajları için wall street şirketlerinden personel alım memurlarının geldiğini söylemişti. rahat bir yaz işi bul ve bir sürü para kazan. dolayısıyla öğrenci şöyle düşünür: "ne olur ki? bir günlüğüne tıraş olurum, bir ceket giyerim, bir de kravat takarım. bu paraya ihtiyacım var, öyleyse neden almayayım?" bir günlüğüne bir ceket giyerler, bir de kravat takarlar ve yaz işine girerler. yazın giderler, sonbaharda geldiklerinde ceket ve kravat kalmıştır, itaatkarlık gelişmiş ve ideolojide kayma olmuştur.
bir kurumun belli bir iktidar yapısı vardır. belli kaynakları vardır. bir otorite yapısı vardır. belli yollarla toplumun geneline uyum sağlar; bu yolların dışına çıkmaya çalışırsa altı oyulur ve yok edilir. eğer general motors, yardımsever bir kuruluş olmaya ve en düşük fiyattan iyi arabalar üretmeye ve bunu da en iyi çalışma koşulları ile yapmaya karar verirse yarın iflas eder. aynısını yapmayan başka bir şirket onun altını oyar. kurumların belli bir çerçeve içinde belli bir işleyişe sahip olmalarının belli nedenleri vardır. örneğin clinton'ın bir rüyada, gerçekten de britanya işçi partisi'nin düşündüğü gibi toplumsal bir devrim gerçekleştirecek bir devrimci gibi davranmaya başladığını varsayalım. anında tahvil fiyatları düşmeye başlayacaktır. faizler tırmanacaktır. ekonomi çökmeye başlayacaktır ve bu da bu politik programın sonudur. olayların içinde geliştiği belli çerçeveler vardır.
31.12.2008
uzun lafın kısası
alain de botton: gerçek saygınlık çoğunluğun iradesinden değil, sağlam bir akılyürütmeden kaynaklanır.
johannes mario simmel: sefalet, umutsuzları eninde sonunda müthiş kötülüklere iten bir şeydir. sefalet, bütün kötülüklerin kaynağıdır.
chamfort: kolay şey değildir mutluluk; kendimizde bulmak zor, başka yerde bulmak imkansızdır.
georges bataille: özgürlük, her kavrayışın parçalandığı sınırların ucunda yaşama özgürlüğü değilse hiçbir şeydir.
mark twain: açlıktan ölmek üzere bir köpeği alır da bakar diriltirseniz sizi ısırmaz. köpek ile insan arasındaki temel ayrım da budur.
noam chomsky: birileri azıcık sistemin dışına çıktığında hemen kutularına geri konulur; çünkü birer hizmetçidirler. gerçek iktidar başka bir yerdedir.
juvenalis: insanların kasasında ne kadar para varsa, uyandırdıkları güven de o kadardır.
ray bradbury: iyi yazarlar yaşama sık sık dokunurlar. ortalama yazarlar üstüne hafifçe dokunup geçerler. kötü olanlar ona tecavüz edip leşini sineklere bırakır.
leyla erbil: yaralı doğar bütün insanlar; anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce.
victor hugo: bir çocuğun hakkı, insan olmaktır. insanı insan yapan ışıktır, aydınlanmayı sağlayan eğitimdir.
j.d. salinger: bir zen budizm ustasına sormuşlar vaktiyle, bu dünyada en değerli şey nedir diye. usta, ölmüş bir kedidir demiş; çünkü kimse ona bir fiyat biçemezmiş.




