mario puzo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mario puzo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.07.2022

uzun lafın kısası

alain:
kişinin etrafındakilere ve kendisine karşı iyi olması, yaşamaları için onlara ve kendisine yardım etmesi, işte gerçek iyilik budur. iyilik neşedir. aşk neşedir.

andre malraux: bir dava ne kadar büyükse ikiyüzlülüğe ve yalana o kadar çok barınak olur.

hakan günday: bazı insanlar diğerlerine göre çok daha kırılgan olurlar. ölümü sırtlarında bir çanta gibi taşıyıp yorulduklarında önce onu açarlar.

jeannette walls: şunu iyi hatırla, hayvanlar kapatılmaktan nefret ediyor gibi davranıyorlar; ama aslında özgürlükle ne yapacaklarını bilmiyorlar. ve bu çoğu zaman onları öldürüyor.

joyce carol oates: öfkelenmek, depresyona girmekten iyidir.

mario puzo: beş tane yüzlüğe, istediğin kız nikahında bile emrine amadedir.

marquis de sade: tabulardan kurtulmuş bir ruh vücudun en güzel bölgeleri ile birleştiğinde, doğa ilahi zevklerin tadına varmamızı sağlar.

nilgün marmara: bu ülkede gerçek deli bile yoktur, hepsi sahtekârdır.

charles baudelaire: bu pis dünyada yolunu yitirmiş, kalabalıklarca itilip kakılmış yorgun bir adamım ben. gözümün geride, geçmiş derin yıllara baktığında gördüğü yalnızca yanılsama ve üzüntü; ilerde gördüğüyse bir fırtına yalnız, içinde hiçbir şey bulunmayan, ne ders ne acı.

cenap şahabettin: köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.

goethe: herkes en iyisini bildiğine inanıyor, böyle olunca da bazıları unutulup gidiyor; bazıları da uzun zaman yollarını bulmakta güçlük çekiyor.

halil cibran: kederin veya sevincin büyüdüğünde, dünya gözünde küçülür.

1.07.2022

aşk ve kadın

mario puzo

hayattaki tek hakikati söyleyeyim mi sana? kadın. her şeyin başlayıp her şeyin bittiği yer kadındır. hayatta uğruna yaşamaya değer tek şeydir o. bunun dışında her şey düzmece, yapay ve boktandır.

aşk, altıncı yaş gününde verdikleri kırmızı oyuncak otomobile benzer. deli gibi atılırsın üstüne, bir türlü bırakamazsın elinden; fakat eninde sonunda tekerlekleri fırlar bir yana, sen de bir köşeye atıp unutur gidersin. sevdalanmak harika bir şeydir; ama sevdalı olmak felakettir.

bir kadına hiçbir zaman fazla iyi muamele etmemeli. kadınlar sarhoşlara, kumarbazlara, pezevenklere ve hatta dayak atanlara tutulurlar. yumuşak başlı, tatlı bir adama tahammül edemezler. sıkılırlar çünkü. mutluluk aramazlar onlar. can sıkıcıdır mutluluk.

sevdalı olmak, başka birini hayatının merkezi yapmak demektir. aşk temelde adaletsiz, istikrarsız, paranoid bir ilişkidir.

kadınlar erkekler gibi gelmezler; onlarınki erkeğinki yanında vızıltı kalır. erkek torbasını patlatırken beyni de gümler. erkek gerçekten yapar bu işi, kadın yapamaz.

insanı yalnız bir kişiyle birlikte olmaya iten şu sapıkça ihtiras insanca bir şey midir acaba? birkaç yıl geçtikten sonra karısından zevk alan adam var mıdır?

siz kadınlar eşitlik istiyorsunuz ama daha iktidar oyunlarından habersizsiniz. tek kozunuz şu deliğiniz; onu da rakiplerinize tabak gibi açıyorsunuz. bedavaya veriyorsunuz. oysa şu delikleriniz olmadan hiçbir kudretiniz yoktur sizin.

erkekler şefkatsiz yaşayabilirler ama seks olmadan yapamazlar. kadınlar ise şefkatsiz yapamazlar ama seks olmadan da idare edebilirler.

beş tane yüzlüğe, istediğin kız nikahında bile emrine amadedir.

31.05.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
yoksunluğundan dolayı ardından gözyaşı dökeceğimiz yeni hiçbir şey yok dünyada.

paulo coelho: yalnızlık insana göre değildir, kendimizi ancak başkalarının gözlerinde gördüğümüz zaman tanıyabiliriz. kim olduğumuzu anlamanın en iyi yolu, çoğu zaman başkalarının bizi nasıl gördüğünü öğrenmektir.

cenap şahabettin: kimi yaşamlar kırık doğarlar, onları hiçbir şey onaramaz.

goethe: hangi okuyucuyu mu isterim? en bağımsızını; beni, kendini ve dünyayı unutup yalnız kitabın içinde yaşayanı!

halil cibran: kaplumbağalar yollar hakkında tavşanlardan çok daha fazla şey anlatabilirler.

adam phillips: hiç kimse övgüye karşı kayıtsız değildir; ama bir kişinin övgüyü karşılama biçimi en iyi karakter testidir.

andre gide: en güzel yollar uçurumlarda biter.

balzac: ben âşığımı rakibemin yatağı yerine bir çukurun dibinde görmek isterim.

jeannette walls: bir vatan hainiyle bir vatansever arasındaki tek fark bakış açısıdır.

john fowles: dünyada hiçbir zaman bu kadar çok içi boş insan olmamıştı ve bu dünya tıpkı boş deniz kabuklarıyla dolu büyük ve yükselen bir kıyıya benziyor.

kierkegaard: ben özgürlük tutkunuyum ve bana özgürce gelmeyen bir şeyle uğraşmam bile.

mario puzo: insanı yalnız bir kişiyle birlikte olmaya iten şu sapıkça ihtiras insanca bir şey midir acaba? birkaç yıl geçtikten sonra karısından zevk alan adam var mıdır?

31.03.2022

uzun lafın kısası

dostoyevski:
sevginin izini sürün, sevgiyi yüreğinizde biriktirin. sevgi o denli güçlüdür ki bizleri yeniden yaratır.

nietzsche: yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.

paulo coelho: öğretmen bir şeyler öğreten biri değil, öğrencinin zaten bildiği şeyi keşfedebilmesi için ona esin veren kişidir.

cenap şahabettin: herkesin bayıldığı adamlar senin hoşuna gitmiyor mu, anla ki bayağı bir yaradılışta değilsin.

goethe: günlük yaşam en etkili kitaptan daha öğreticidir.

halil cibran: insanlar arasında kalbime en yakın olanlar, bir ülkesi olmayan kral ve dilenmeyi bilmeyen fakirdir.

tolstoy: felsefe üzerine on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.

william s. burroughs: bütün silahlarını, zırhını yere fırlat; dosdoğru sınır'a yürü.

mario puzo: bir kadına hiçbir zaman fazla iyi muamele etmemeli. kadınlar sarhoşlara, kumarbazlara, pezevenklere ve hatta dayak atanlara tutulurlar. yumuşak başlı, tatlı bir adama tahammül edemezler. sıkılırlar çünkü. mutluluk aramazlar onlar. can sıkıcıdır mutluluk.

jodi picoult: bütün sevdiklerin hayatında iki kez bir araya gelir: düğününde ve cenaze töreninde.

alain de botton: erdemli duygular, acının bereketli topraklarında kendiliğinden gelişir.

charles baudelaire: kişi sanatla ne denli çok uğraşırsa kuşu o denli az kalkar.

30.11.2021

uzun lafın kısası

alain:
yeryüzünde can sıkıntısı çeken bir adamdan daha korkunç bir varlık yoktur.

andre gide: herkesin hile yaptığı bir dünyada gerçek insan bir şarlatan gibi görünür.

ayn rand: insani içgüdülerin eksikliği hep yoksullarda ortaya çıkıyor. insanın hayırseverlik inceliklerini bilmek için paralı doğmuş olması şart.

doris lessing: zaman, düşünce yapraklarımızın unutuluşa doğru taşındığı bir ırmaktır.

jodi picoult: bir insanın sizin için doğru olduğunu, söylemek zorunda olmadıkları söylediklerinden daha da önemli olduğu zaman anlıyorsunuz.

john fowles: insan sürekli bir eksikliktir, sonsuz bir yoksunluktur, bireysel şeylere görünüşte sonsuz bir kayıtsızlık içinde bulunan görünüşte sonsuz bir okyanusta sürüklenmektedir.

kierkegaard: insan sadece başkaları için değil, kendi için de bir gizem olmalı.

mario puzo: kadınlar erkekler gibi gelmezler; onlarınki erkeğinki yanında vızıltı kalır. erkek torbasını patlatırken beyni de gümler. erkek gerçekten yapar bu işi, kadın yapamaz.

mesa selimovic: her şeyin başlangıcı ve sonu olan zaman üzerine yemin ederim ki, herkes her zaman zarar içindedir.

cenap şahabettin: meşe gölgesinde filizlenen yosunlardan çoğu, kendilerini meşe fidanı sanırlar.

goethe: hiç kimse sanmasın ki gençliğin ilk izlenimlerini aşabilecektir.

halil cibran: meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler.

31.10.2021

uzun lafın kısası

octavio paz:
insan ancak devrimci bir toplumda kendini gerçekleştirebilir ve kişiliğini bulabilir. 

oğuz atay: senin aynadan gördüğünü ben duvardan görürüm.

pascal mercier: geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile?

paulo coelho: yapman gereken sadece dikkat etmek; dersler daima sen hazır olduğunda gelir ve sen işaretleri çözebilirsen bir sonraki adımı atman için bilmen gereken her şeyi öğrenebilirsin.

hakan günday: medeniyetten daha kötü bir şey varsa o da medeni olmaya çalışan bir medeniyetsizliktir.

julio cortazar: seni unutacağım. çok yakında seni unutacağım, mecburum, biliyorsun. senin bana dediğin gibi "görüşürüz" diyeceğim ben de sana ve ikimiz de yalan söylemiş olacağız. ama biraz daha kal, zamanımız bol. bazen bu da şiirdir.

marquis de sade: şehvet, yaşamak için gereken bir yaşam iksiridir. taşakları olmayan erkeğin tutkuları da olmaz.

mario puzo: hayattaki tek hakikati söyleyeyim mi sana? kadın. her şeyin başlayıp her şeyin bittiği yer kadındır. hayatta uğruna yaşamaya değer tek şeydir o. bunun dışında her şey düzmece, yapay ve boktandır.

scott adams: insan zihni bir ilüzyon jeneratörüdür, gerçeğe açılan bir pencere değil.

cenap şahabettin: o adamlara acırım ki çevresindekilere uymak için küçülmeye ve yüksekliklerinden feda etmeye mecbur olurlar.

goethe: ihtişamlı odalar ve şık ev gereçleri, düşünmeyen ve düşünce sahibi olmaktan hoşlanmayan insanlar içindir.

halil cibran: ruhlarımız, yazgının sert rüzgarlarının merhametindeki çiçekler gibidirler. sabah melteminde titreşir ve gök yüzünden dökülen kırağının altında boyunlarını eğerler.

31.07.2021

uzun lafın kısası

adam phillips:
insanlarda âşık olduğumuz özellikler, sonunda bizi öfkeden kudurtan özelliklerle aynıdır çoğunlukla.

apostolos doxiadis: dünya üzerindeki hiçbir şey gerçekten yeni değildir. insan ruhunun soylu dramları da öyle.

cromwell: kimse nereye gittiğini bilmeyen bir insan kadar yükseklere çıkamaz.

emerson: bir yalanı yutarsanız, peşinden gelen her şeyi de yutmak zorunda kalırsınız.

gabriel garcia marquez: seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.

john fowles: bütün haz deneyimlerimiz zayıf ancak korkunç şekilde, bir mahkumun son kahvaltısı unsurunu, öleceğini bilen şairin, savaşta ölmeye yazgılı genç askerin yoğunluk duygusunun bir yankısını içerir.

mario puzo: siz kadınlar eşitlik istiyorsunuz ama daha iktidar oyunlarından habersizsiniz. tek kozunuz şu deliğiniz; onu da rakiplerinize tabak gibi açıyorsunuz. bedavaya veriyorsunuz. oysa şu delikleriniz olmadan hiçbir kudretiniz yoktur sizin.

octavio paz: yaşamın bir döneminde varlığımızın sadece kendimize özgü ve çok değerli bir şey olduğunu anlarız. 

şükrü erbaş: hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. eşitlik özgürlük ister.

cenap şahabettin: yeteneğin güçlü bacakları vardır, emin adımlarla yürür ama ancak dahiliktir ki kanatlıdır ve uçabilir.

goethe: önemli bir şey, ancak insan kabuğuna çekilirse yaratılabilir.

halil cibran: tanımlayamadığın rahmetleri özlediğinde ve nedenini bilmediğin hüzünlere kapıldığında, işte o zaman gerçekten tam bir verimlilikle serpilecek ve daha büyük benliğine doğru alabildiğine yükseleceksin.

4.07.2019

sicilyalı

mario puzo

kâğıtta yazanlar tarihi etkiler fakat yaşamı değil. yaşam ayrı bir hikâyedir.

yalnız oynayan adam asla kaybetmez.

son iki bin yıllık insanlık tarihini bilmeyen bir adam, karanlıkta yaşıyor demektir.

yeğeniniz, cerrah olmak gibi romantik bir fikre nasıl sahip oldu? dediğiniz gibi çok yumuşak başlı, oysa cerrahlar sadist doğarlar.

unutma, gerçek itikat, mucizelere inancımıza dayanır.

yasadışı olmak yeterince kötüydü fakat devrimci olmak daha da tehlikeliydi. "edebiyatta hepsi çok iyi," dedi. "fakat gerçek yaşamda erkenden mezara girebilirsin."

kadınlar çok saf, dünyanın maddi değerlerinin peşine düşen erkeklerdeki şehvet ve hırsı bilmiyorlar."

iyi şeyler her zaman pahalıdır.

gerçekte, ünlü bir şahsiyeti kaçırmak, düşünüldüğü kadar kolay değildir. açgözlü amatörlerin ya da yaşamak için çalışmayı reddeden hiçbir işe yaramayan kafası dağınık tembellerin yapacağı iş değildir. kuş beyinlilerin de yapacağı iş değildir, fakat adam kaçırma işini kötü bir şekilde isimlendiren amerika'da uygulayıcılarınınki gibi intiharla eş anlamlı da değildir.

bir kini unutacak kadar zeki olmayan biri üç yıl dayanamaz.

mahkumlar arasında dikkatimi çeken bir şey var. özgürken sağlıklarını hor kullanırlar, aşırı sigara içerler, içip sarhoş olurlar, rastgele ilişki kurarlar. yeterince uyumaz ve egzersiz yapmazlar. sonra buraya gelip hayatlarının kalanını hapishanede geçirirken spor yaparlar, sigarayı bırakırlar, diyetlerine dikkat ederler ve her şeyleri ılımlıdır.

4.03.2018

omerta

mario puzo

"mafya," arapçada, "sığınak" anlamına gelir ve sicilya diline, müslümanlar ülkeyi onuncu yüzyılda yönetirken geçmiştir.

sicilya halkı, tarih boyunca romalılar, papalık, normanlar, fransızlar, almanlar ve ispanyollar tarafından acımasızca baskı altında tutuldu. hükümetleri, yoksul çalışan sınıfı köleleştirdi, emeklerini sömürdü, kadınlarına tecavüz etti, liderlerini öldürdü. zenginler bile talan ve zulümden kurtulamadı. kutsal katolik kilisesinin ispanyol engizisyonu, muhalif oldukları gerekçesiyle mal varlıklarına el koydu. ve bu yüzden "mafya", intikamcıların gizli örgütü olarak yayıldı. kraliyet mahkemeleri, bir çiftçinin karısına tecavüz eden bir norman soylusunu cezalandırmayınca, köylüler çetesi onu öldürdü. polis şefi, küçük bir hırsıza, cassetta ile işkence ettiğinde, polis şefi de öldürüldü. nispeten iradesi güçlü köylüler ve yoksullar halkı savunmak için organize bir şekilde örgütlendiler ve gerçekte, ikinci ve daha güçlü bir hükümet oluşturdular. öyle ki, artık düzeltilecek bir hata olduğunda, insanlar resmi makamlara değil, probleme arabuluculuk eden yerel mafya liderine gitmeye başladılar.

bir sicilyalının işleyebileceği en büyük suç, yetkili makamlara, mafya tarafından yapılan herhangi bir şeyle ilgili herhangi bir bilgi vermekti. sessiz kalırlardı. ve bu sessizlik, omerta olarak adlandırıldı. yüzyıllar boyunca süren uygulama, kişinin kendisine karşı işlenen bir suç hakkında bile polise bilgi vermemesine kadar genişledi. halkla, mevcut hükümetin yasa uygulayıcıları arasındaki bütün bağlar kesildi, öyle ki küçük çocuklara dahi, yabancı birine köye giden en basit yolu ya da birinin evini bile söylememesi öğretildi. mafya'nın sicilya'yı yönettiği yüzyıllar boyunca, huzur, öylesine belirsiz ve görünmezdi ki, yöneticiler gücünün boyutlarını asla anlayamadı. ıı. dünya savaşı'na kadar, "mafya" kelimesi, sicilya adasında asla telaffuz edilmedi.

8.09.2016

baba

mario puzo

büyük mali kriz, corleone'nin durumunu güçlendirdi, ilerlemesini sağladı. işte corleone'nin "don" diye tanınıp çağrılması bu döneme rastlar. kentte doğru dürüst iş bulabilen pek azdı. namuslu kişiler boş yere dürüst bir iş arıyor, mağrur kişilerse iğrenç bir devlet memurundan iş istemek için kendilerini ve ailelerini küçültüyorlardı. oysa corleone'nin adamları sokakta yürürken başlarını dimdik tutuyorlardı. cepleri para doluydu. işlerini kaybetmek gibi bir korkuları yoktu. polisçe tutuklanan bir adam, dilini tuttuğu, omerta yasasına [mafyanın suskunluk yasası] uyduğu sürece çoluğuna çocuğuna çok iyi bakılacağından, hapisten çıktığı zaman da eski işine dönebileceğinden emindi.

iş hayatının tam bu döneminde don corleone'nin aklına, kurduğu saltanatı, yolunu sürekli olarak tıkayan dış dünyanın yöneticilerinden daha iyi yönetmek düşüncesi geldi. bu düşünce, durmadan kendisinden yardım istemeye gelen mahallenin yoksulları tarafından da desteklendi. don vito corleone hiçbirini geri çevirmedi. istedikleri yardımı yaparken onların duygularını da incitmemeye çalışırdı. bu kişilerin kongreye, belediyeye, çeşitli devlet kademelerinde kendilerini temsil edecek kişileri seçerken baba'ya danışmalarından daha doğal bir şey olamazdı. don vito corleone ileriyi görerek, zekice davranıyordu; yoksul italyan mahallelerinde yaşayan ve bir gün avukat, doktor, savcı hatta yargıç olabilecek çocukların öğrenim masraflarını karşılıyordu. imparatorluğunun geleceğini büyük bir lider gibi planlıyor, hazırlıyordu.

içki yasağının kaldırılması don'un imparatorluğu için önemli bir darbe oldu. ama baba, her şeyi önceden sezinleyerek tedbirlerini almıştı. 1933 yılında manhattan'ın bütün kumar işlerini, doklardaki crap [zarla oynanan bir kumar] partilerini, at yarışlarında ve diğer sporlardaki müşterek bahisleri, poker oynatan kanun dışı kumarhaneleri yöneten adama elçiler yolladı. adamın adı salvatore maranzano'ydu. tam bir pezzonovante [mevki ve güç sahibi kimse], new york caniler dünyasının en güçlü kişisiydi. baba'nın elçileri maranzano'ya ortaklık teklif ettiler. iki taraf da eşit haklara sahip olacaktı. vito corleone'nin örgütü, polis ve siyasi hayattaki tanıdıklarıyla maranzano'ya çok yararlı olabilir, çalışma alanının brooklyn'e, bronx'a kadar yayılmasını sağlayabilirdi. oysa maranzano uzağı görebilen bir kişi değildi. don corleone'nin teklifini küçümsedi. büyük al capone, maranzano'nun dostuydu. üstelik kendisi 1933 savaşının çıkmasına ve new york'taki gangsterlerin bağlı bulunduğu yeraltı örgütünün temelinden değişmesine yol açtı.

görünüşte taraflar birbirine eşit değil gibiydi. maranzano'nun daha da takviye edebileceği güçlü bir örgütü vardı. chicago'da bulunan al capone yakın dostuydu. ondan yardım isteyebilirdi. tattaglia ailesiyle de ilişkisi vardı. tattaglia ailesi genelev işletiyor, aynı zamanda ufaktan ufağa beyaz zehir kaçakçılığı yapıyordu.

bütün bunlara karşılık don corleone, clemenza ve tessio tarafından yönetilen iki küçük ama iyi örgütlenmiş regime [çete] çıkartabilirdi. üstün yanları düşmanın, corleone imparatorluğu hakkında yeterli bilgi sahibi olmamasıydı. gangsterler baba'nın gerçek gücünü bilmiyor, brooklyn'de yalnız başına çalışan tessio'nun don'la ilgisi olmadığını sanıyorlardı.

yine de taraflar birbirine eşit değildi. ama vito corleone, aleyhine olan noktayı ustaca bir darbeyle silip yok etmeyi başardı.

maranzano, new york'taki isyanı bastırması için al capone'dan iki adamını yollamasını istedi. corleone ailesinin chicago'da adamları vardı. al capone'un iki adamının trenle yola çıktığını haber verdiler. vito corleone, luca brasi'yi çağırttı. ona gereken emirleri verdi.

brasi ile adamları dört kişiydiler. chicago'lu haydutları istasyonda karşıladılar. brasi'nin adamlarından biri bir takside bekledi. istasyon hamalı capone'un adamlarının bavullarını bu taksiye taşıdı. adamlar da geldiler. arabaya bindiler. peşlerinden de brasi ile adamları bindi. iki chicago'lu gansteri arabanın içine yatırdılar. araba brasi'nin daha önce kararlaştırdığı limandaki ambarlardan birine gitti.

iki gangsterin elleri kolları bağlanmış, ağızlarına birer küçük havlu tıkılmıştı.

brasi duvarda dayalı duran baltayı aldı. capone'un adamlarından birini doğramaya başladı. adamın ayaklarını, tam dizlerinden bacaklarını, sonra da kalça kemiklerinden geri kalan bölümü ayırdı. brasi çok güçlü bir adamdı; ama işini tamamlayabilmesi için baltayı birkaç kere savurması gerekiyordu. her yan kandan görünmez olmuştu. kesilen yerlerden sel gibi kan akıyordu. brasi ikinci kurbanına döndüğünde artık kendisine iş kalmadığını gördü. çünkü adam duyduğu dehşetle ağzındaki küçük havluyu yutmuş, boğulmuştu. morgda, ölümün nedenini bulmak için yapılan otopsi sırasında havlu adamın midesinden çıktı.

birkaç gün sonra al capone, vito corleone'den bir telgraf aldı: 

"düşmanlarıma karşı nasıl davrandığımı gördünüz. bir napolili, iki sicilyalı arasındaki anlaşmazlığa niçin karışıyor? sizi dost olarak kabullenmemi istiyorsanız, dilediğiniz zaman ödemek zorunda olduğum bir borcum var. sizin gibi bir insan, yardımınıza koşabilecek, kendi işlerini kendisi çevirebilen bir dosta sahip olmanın ne kadar yararlı olabileceğini takdir eder. dostluğumu istemezseniz siz bilirsiniz. yalnız bu kentin havasının çok nemli olduğunu size haber vereyim. napolililerin sağlığına zararlıdır böyle hava; buraya asla gelmemenizi öğütlerim."

mektubun her kelimesi, her satırı uzun uzun düşünülerek yazılmıştı. baba, capone çetesine değer vermiyor, onların kafasız, zalim katiller olduklarını biliyordu. aldığı bilgilere göre capone, küstahlığı, aşırı davranışları yüzünden siyasi hayattaki bütün dostlarını kaybetmişti. siyasi güç, toplumun koruyucu örtüsü olmadan capone ve onun gibilerin dünyasının yıkılmaya mahkum olduğunu biliyordu. capone'un etkisi chicago sınırlarını da aşmıyordu.

mektup etkisini gösterdi. capone, iki sicilyalının savaşına katılmayacağını bildirdi.

şimdi taraflar eşittiler. üstelik vito corleone, capone'un adamlarını rezil ederek abd içindeki bütün gangsterlerin "saygısını" kazanmıştı. tam altı ay, vito corleone, maranzano'nun bütün güçleriyle çarpıştı. adamın koruduğu kumarhaneleri bastı. düşmanı hep cepheden karşılamayı bildi. clemenza'yla adamlarından geniş ölçüde yararlandı. zaferin kendisine göz kırptığını anlayınca da tessio'yu maranzano'nun peşine koydu.

bu arada maranzano savaşın sona erdirilmesi, barış yapılması için vito corleone'ye elçiler yolluyordu. corleone çeşitli nedenler uydurarak onları görmekten kaçındı. maranzano'nun askerleri liderlerini terk ediyorlardı. kaybedilmiş bir dava uğruna ölmek istemiyorlardı. şimdi kumarhaneler haracı corleone örgütüne veriyorlardı. savaş sona ermek üzereydi.

1933 noel'i öncesinde tessio, maranzano'nun savunma hatlarından içeri girebildi. maranzano'nun yardımcıları anlaşmaya hazırdılar; liderlerini onlara teslim etmeyi kabul etmişlerdi. maranzano'ya, brooklyn'deki bir lokantada corleone ile görüşmeler yapılacağını söylediler. kendileri de maranzano'ya muhafızlık ettiler. sonra maranzano'yu lokantada, tessio ile dört adamı içeri girerken tek başına bırakıp kaçtılar. mesele çabucak halledildi. maranzano'nun, yarı yarıya çiğnenmiş ekmekle dolu ağzına kurşunları sıktılar. savaş sona ermişti.

12.05.2014

sicilya

mario puzo

adonis, ayrılmadan önce, guiliano'nun coşkulu romans öğretmeni rolünü bırakarak, ilk kez, sicilya yaşamının gerçeklerinden söz etti. "sevgili vaftiz oğlum," dedi, "kimse senin niteliklerine benim kadar hayranlık duyamaz. senin, aşısına yardım ettiğimi umduğum yüce gönüllülüğünü seviyorum. fakat şimdi söz konusu olan hayatta kalmak. babaların babası'na karşı kazanmayı asla düşünme. son bin yıldır, bir milyon örümcek gibi sicilya'nın bütün yaşamında dev bir ağ ördüler. don croce, şimdi bu ağın merkezinde duruyor. sana hayran, senin arkadaşlığını istiyor, onunla birlikte zenginleşmeni istiyor. fakat arada onun isteklerine boyun eğmelisin. kendi imparatorluğuna sahip olabilirsin; fakat onun ağında olmalı. kesin olan bir tek şey vardır: ona asla doğrudan karşı çıkamazsın. bunu yaparsan, tarihin kendisi don croce'nin seni ortadan kaldırmasına yardım edecektir."

10.02.2014

ihtiyaç

mario puzo

başkeşiş, kutsal adamların ufak tefek günahlarını bir katile itiraf etmekte sakınca görmüyordu. guiliano'nun onaylamayan sessizliği, başkeşiş tarafından bozuldu. "unutma, biz, hayatlarımızı tanrıya adamış insanlar olarak aynı zamanda cennetin ödüllerini beklemeye inanmayanların maddi dünyasında da yaşıyoruz. bizim de korumamız ve yardım etmemiz gereken ailelerimiz var. keşişlerimizin çoğu yoksul ve yoksulların dürüst ve iyi olduklarını biliyoruz. kız ve erkek kardeşlerimizin, yeğenlerimizin ve kuzenlerimizin bu zor zamanlarda açlık çekmesine izin veremeyiz. kutsal kilisenin kendisi de güçlü düşmanlardan korunmak için yardıma ihtiyaç duyuyor. komünistlere, sosyalistlere ve baştan çıkartılan liberallere karşı mücadele etmeliyiz ve bu da para gerektiriyor. ana kiliseye sadık olmak en büyük tesellimiz. insanların kutsal röliklere ihtiyacı var, ruhlarını hoşnut ediyor ve kâfirleri ezmek için de bize para sağlıyor. eğer biz onların ihtiyacını karşılamazsak, paralarını kumara, şaraba ve kadınlara harcayacaklar. aynı fikirde değil misin?"

4.10.2011

aptallar erken ölür

mario puzo

insanın yapıtı neyse kendisi de odur.

çocukluğun yaraları iyileşse de incinebilirlik halinden kurtulmak olanaksızdır. yaşlanmak, yeterli bir kalkan olmaz insana.

herkesin bir özrü vardır erdemlilik yolundan saparken.

özelliği olan tek kişi romancıdır. şu siktiriboktan hikaye, senaryo, oyun yazarları ya da şairler yahut gazeteci yazarlar değil. hepsi de yüzeyseldir. kazıdın mı altından hiçbir şey çıkmaz. altında bir şeyler olması gerekir roman yazan adamın.

mutlaka kötü birine gerek yok; asıl düşman zamandır.

insanlar hayvandan başka bir şey değildir. hindistan'da başıboş gezen vahşi filler bir insanı öldürdüklerinde nasıl öldürülüyorlarsa insanlara da aynı cezayı uygulamak gerekir. konforlu bir hapishanede beş altı yıl misafir edilip sonra birkaç orta sınıf mensubunu daha öldürsün diye salıverilen eroin müptelası canilerden çok daha saygınlıkları vardır o öldürülen fillerin. idam cezasının caydırıcı bir etkisi var mı bilmiyoruz ama, idam edilenlerin bir daha cinayet işlemeyeceklerini biliyoruz.

insan kendine her şeyi yutturabilir.

boktan bir hayat sürüyorsun, hayatında hiçbir şeyin olmadı, eşek gibi çalıştın durdun ve şimdi bir burjuva evliliğinin belli sınırları içinde ömrünün yarısı tükenmiş ve hala önemli bir başarı kazanamamış bir sanatçı olarak kalmışsın. ve temelde mutlusun. mutlu bile olabiliyorsun. on beş yıldır evlisin, hala karını düzmekten zevk alıyorsun. ya sen dünyada gördüğüm en duyarsız kamışa sahipsin ya da en sağlam karakterli adamsın.

erdemliliğin ödülü yine kendisidir, aptallardır erken ölenler.

iyi ya da kötü, tüm romancılar kahramandır. tek başlarına savaşırlar ve azizlerin imanı vardır onlarda. galip çıkmaktan çok yenik düşerler ve amansız dünya insaf tanımaz. güçleri kesilir; dünyanın dertleri, çocukların hastalıkları, dostların ihanetleri, karılarının hainlikleri hep elin tersiyle kenara itilmek zorundadır. aldıkları yaraları umursamazlıktan gelip savaşmaya devam ederler, güçlerini tazelemek için mucizelere bel bağlarlar.

insanlar birbirleri için sandığın kadar değerli değildir.

düşmanlarımızın bize hiçbir zararı dokunamaz. hayatta en çok sevdiklerimizdir ancak ölümümüze neden olabilen ve ancak onlardan sakınmalıyız kendimizi.

hayat komik bir iştir. hele aşkın zaman içindeki seyrini izlemek kadar komik bir şey yoktur.

doğanın bütün o şarlatanlıklarından kaygıya kapılan, dehşete düşen ilkel adama nasıl da gülüyoruz! oysa kendimiz, kendi kafalarımızın içinde kükreyen dehşetten ve suçluluklardan nasıl korkuyoruz! duyarlılığımız sandığımız şey, aslında zavallı, aptal bir vahşi hayvandaki korku duygusunun evrimleşmiş halinden başka nedir ki? boş yere ıstırap çekiyoruz biz. bizim tek gerçek trajedimiz, kendi içimizdeki ölüm dileğidir.

4.07.2011

baba

mario puzo

bir avukat, evrak çantasıyla, eli silahlı yüz kişinin çalacağından daha fazlasını çalar.

balzac: her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir.

hayat talihsizliklerle doludur.

hayatının kadınlar tarafından yönetilmesine izin verdin; oysa kadınlar bunun için yaratılmamışlardır. gerçi öldükten sonra onlar cennete giderler; biz erkekler de cehennemde yanarız, doğrudur.

arkadaşlık her şeyden üstündür.

erkekler dostluğun anlamını kadınlardan daha iyi biliyorlar.

yapılması gereken şeyler vardır. bunlar yapılır, bir daha da sözü edilmez. yapılan işler doğru olmayabilir; ama yapılması gereklidir. yapılır ve unutulur, üzerinde durulmaz.

oscar armağanı bir aktöre on yıl kazandırır.

para en etkili, en gözde güçtür.

bu dünyada bazı kişiler vardır, ortalıkta "beni öldürün" dercesine dolaşırlar. kumarhanelerde kavga ederler, arabalarının çamurluğunu hafifçe çizen birinin üstüne çılgın gibi atılırlar, yeteneklerini bilmedikleri kişilere kafa tutar yahut hakaret ederler. işte bu tür insanlar dünyada "beni öldürün, beni öldürün" diye bağıra bağıra yaşarlar. onların bu isteklerini yerine getirmeye hazır kişiler de vardır. hikayelerini gazetelerde her gün okuyoruz. böylelerinin hem kendilerine zararı dokunur, hem de başkalarına.

her insanın hayatta bir kere hata işlemeye hakkı olmalıdır.

hayat hep tatlı bir müzik değildir.

gençler böyle işte: en kabiliyetlileri bile meseleleri sağduyu ile çözümlemeye çalışmıyor, her şeye birden sahip olmak istiyorlar.

kart horozlar güneşin doğuşunu karşılamazlar.

anneler polis gibidir, hep en kötü şeyi düşünürler.

kişilik sahibi bir adam için şerefsizliğin doğuracağı yoksulluk ve korku, kabul edilemeyecek kadar feci bir şeydir.

zaman, eski yaraların iyileşmesine yardım eder.

31.05.2010

uzun lafın kısası

mario puzo: herkesin bir özrü vardır erdemlilik yolundan saparken.

ken kesey: yönetimdeki piçler seni alt eder. karşı koyamazsın. tek yapılacak şey, her şeyi boktan dünyanın suratına kusmaktır, hepsini.

atatürk: ölülerden yardım istemek medeni bir sosyal topluluk için lekedir.

edwin fuller torrey: insanın ruhu ve amaçları ne kadar yükseklerde uçarsa uçsun, yine de vücudun tuzağına düşecektir ve statüsü her ne olursa olsun, duygusal hastalığı olacaktır.

g.b. shaw: insanlar birbirlerini gittikçe daha büyük sayılarda öldürmenin yollarından başka bir şey öğrenmiyorlar.

ihsan oktay anar: dünya, binde bir de olsa yanılma payı bırakanlara aittir.

nicholas mann: zaferlerin en soylusu kendi kendini yenmektir; kendi üzerinde hüküm sürmek kraliyetlerin en zenginidir.

nazım hikmet: kendini dünyanın mihveri sanan bir deli her şeyi yapabilir.

neval el-saadavi: eğer bütün insanları içine almaya yetecek kadar büyük bir kalbin varsa o zaman içinde kimseyi taşımazsın.

publius syrus: suçluyu affeden hakim, kendini mahkum etmiş olur.

jean-jacques rousseau: bir alçak, kötü biri ya da bir deli de kral olabilir; ama çok az insan gerçek anlamda insan olabilir.

soti triantafyllou: en tehlikelileri bunlar: oturup izleyenler. dehşet verici şeyler olduğu zaman da oturup izleyecekler.

31.01.2009

uzun lafın kısası

ayfer tunç: kevaşelerin gözden düşüşü daha ikinci gecede başlar.

julian barnes: yurtseverliğin en istekli yatak arkadaşı bilgi değil, cehalettir.

louis de bernieres: bu lanet olası dünyada biz insanlardan daha aşağılık, daha namussuz bir hayvan yoktur.

elsa morante: insana karşı girişilen en kötü şiddet eylemi, aklın küçük düşürülmesidir.

viktor emil frankl: alkol mutsuzluğunuzun ortadan kalkmasını sağlar; ama mutsuzluğun nedeni olduğu gibi kalır.

george sand: insanlar kendilerini oldukları gibi görmekten hoşlanmazlar.

irvin yalom: ölüm korkusu daima, yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde en fazladır.

mario puzo: bir avukat, evrak çantasıyla, eli silahlı yüz kişinin çalacağından daha fazlasını çalar.

platon: şeyleri oldukları gibi görmek, saf ve anlatılamaz bir mutluluktur.

nazım hikmet: kötü yüreklerde kıskançlığın en büyük nedeni, bir kadınla erkeğin mutluluğudur. çünkü onlar iki önemli sorunu, sevgi ve sadakat konularını çözmüşler demektir.

sophokles: son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin.

kenneth v. lanning: şeytan adına yapılanlardan çok daha fazla kanunsuzluk ve çocuk istismarı, tanrı'nın, isa'nın ve muhammed'in adına, dindar kişiler tarafından yapılmaktadır.