montaigne: insanlar tamamen delirmiştir; bir solucan bile yaratamazken, düzinelerce tanrı yaratmışlardır.
elbert hubbard: bir mistik, ortadaki gerçeklerin karşısında kafası karışan; fakat var olmayan şeyleri anlayabilen bir insandır.
james frazer: insanların ölüm korkusunun, ilkel dinin ortaya çıkışında en etkili güç olduğuna inanıyorum.
karl marx: bir mutluluk yanılsaması olan dinin, gerçek mutluluğa ulaşmak için yürürlükten kaldırılması gerekir. onun koşullarındaki yanılsamalardan vazgeçme talebi, yanılsamalara ihtiyaç duyan bir koşuldan vazgeçme talebidir.
jean rostand: bir insanı öldüren kişi katil, bir milyon insanı öldüren kişi fatih, hepsini öldüren ise tanrı olur.
george santayana: yaşam ve ölümün tedavisi yoktur; ikisi arasında eğlenmeye bakın.
eric hoffer: insanları meleklere dönüştürmek isteyen bir kurtarıcı, insan doğasından en az onları kuklalara dönüştürmek isteyen totaliter bir despot kadar nefret eder.
karl popper: gerçek bir rasyonalist, kendisinin ya da bir başkasının hakikati elinde tuttuğunu düşünmez; bir fikrin kabul edilmesinin ya da reddedilmesinin asla tamamen rasyonel bir mesele olmadığının farkındadır.
eric hoffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eric hoffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.11.2016
din
Kategori:
.kolaj,
#din,
elbert hubbard,
eric hoffer,
george santayana,
james frazer,
jean rostand,
karl marx,
karl popper,
montaigne
1.04.2012
din
arthur eddington: biz tesadüf eseri soğumuş yıldızların maddesinden, bozulmuş yıldız parçalarından meydana geldik.
eric hoffer: gökyüzü, yıldızlar ve uzayın dışında bir yerlerdeki tanrı konusuyla bu kadar tutkulu bir biçimde zihnimizi meşgul etmemiz, bir eve dönüş güdüsünün sonucudur. geldiğimiz yere doğru çekiliyoruz.
stanley kubrick: evren bize tanrısal görünen bir düzenin zekasıyla dolu olmasaydı şaşırırdım. sadece bizim galaksimizde yaklaşık 100 milyar yıldız ve görünebilir evrende yaklaşık 100 milyar daha galaksi var. bu yüzden evrende bizden binlerce ya da milyonlarca yıl daha gelişmiş olan zeki canlıların yaşadığı milyarlarca gezegen varmış gibi görünmektedir. insanların -evrenin kronolojisi içerisinde bir mikrosaniye kadar kısa bir süre olarak kabul edilebilecek- birkaç bin yıl içerisinde gerçekleştirdiği büyük teknolojik atılımları düşünecek olursanız, bu kadar eski yaşam formlarının evrimsel gelişimini hayal edebiliyor musunuz? en iyi ihtimalle zihinler için kırılgan birer kabuk vazifesi gören biyolojik varlıklar olmaktan çıkıp ölümsüz makinelere dönüşmüş olabilirler ve ardından, bilinemeyen, sonsuzluk kadar uzun bir süre içerisinde, saf enerji ve ruha dönüşmüş varlıklar olarak maddi kozalarından çıkmış olabilirler. potansiyelleri sınırsız ve zekaları insanların idrak bile edemeyeceği seviyede olabilir.
peter walker: dindar düşüncenin yüce kibri: galaksi kümelerinin oluşturduğu bir büyük kümenin demode bir banliyösündeki, nüfusu az bir yerel galaksi grubunun içindeki küçük bir galakside bulunan sıkıcı, cüce bir yıldızın çevresinde dönen demir-silikat toz zerresinin üzerindeki, çoğunlukla sudan oluşmuş karbon bazlı bir çuvalın gökyüzüne bakması ve "tüm bunlar benim var olabilmem için yapıldı" diye ilan etmesidir.
eric hoffer: gökyüzü, yıldızlar ve uzayın dışında bir yerlerdeki tanrı konusuyla bu kadar tutkulu bir biçimde zihnimizi meşgul etmemiz, bir eve dönüş güdüsünün sonucudur. geldiğimiz yere doğru çekiliyoruz.
stanley kubrick: evren bize tanrısal görünen bir düzenin zekasıyla dolu olmasaydı şaşırırdım. sadece bizim galaksimizde yaklaşık 100 milyar yıldız ve görünebilir evrende yaklaşık 100 milyar daha galaksi var. bu yüzden evrende bizden binlerce ya da milyonlarca yıl daha gelişmiş olan zeki canlıların yaşadığı milyarlarca gezegen varmış gibi görünmektedir. insanların -evrenin kronolojisi içerisinde bir mikrosaniye kadar kısa bir süre olarak kabul edilebilecek- birkaç bin yıl içerisinde gerçekleştirdiği büyük teknolojik atılımları düşünecek olursanız, bu kadar eski yaşam formlarının evrimsel gelişimini hayal edebiliyor musunuz? en iyi ihtimalle zihinler için kırılgan birer kabuk vazifesi gören biyolojik varlıklar olmaktan çıkıp ölümsüz makinelere dönüşmüş olabilirler ve ardından, bilinemeyen, sonsuzluk kadar uzun bir süre içerisinde, saf enerji ve ruha dönüşmüş varlıklar olarak maddi kozalarından çıkmış olabilirler. potansiyelleri sınırsız ve zekaları insanların idrak bile edemeyeceği seviyede olabilir.
peter walker: dindar düşüncenin yüce kibri: galaksi kümelerinin oluşturduğu bir büyük kümenin demode bir banliyösündeki, nüfusu az bir yerel galaksi grubunun içindeki küçük bir galakside bulunan sıkıcı, cüce bir yıldızın çevresinde dönen demir-silikat toz zerresinin üzerindeki, çoğunlukla sudan oluşmuş karbon bazlı bir çuvalın gökyüzüne bakması ve "tüm bunlar benim var olabilmem için yapıldı" diye ilan etmesidir.
10.01.2008
din
george bernard shaw: inançlı birinin bir kuşkucudan daha mutlu olduğu gerçeği, sarhoş bir adamın ayık bir adamdan daha mutlu olduğu gerçeğinden daha isabetli değildir.
jeremy bentham: bir ülkede görülebilecek en tehlikeli salgın, ahlaktan bağımsız din fanatikliğidir.
karen armstrong: köktendinciler, laikler tarafından yok edilmekten korkarlar ve sıkıştırılmış kimliklerini geçmişte kalmış çeşitli ilkelerin ve uygulamaların geri kazanımı yoluyla kuvvetlendirmeye çabalarlar.
alan watts: köktendinciler siyasette aşırı sağcılığa daha yakın bir tavır sergilerler ve harici, ataerkil, güçlü bir otorite talep eden kişilik yapısındadırlar.
marlene winell: köktendincilerin bakış açısına göre, inançsızlara sadece iki özellik atfedilebilir: ya dine döndürülme potansiyelleri olan kişiler ya da onları günaha girmeye teşvik eden ayartıcılardır.
clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
finley peter dunne: bir fanatik, olayın iç yüzünden haberdar olsaydı tanrı'nın yapacağını düşündüğü şeyleri yapan adamdır.
eric hoffer: fanatik bir inanç ya da ön yargının kötü yönlerini ortaya serdiğimizde, bu fanatikliğin köküne saldırmış olmayız. onun belirli bir noktadan sızıntı yapmasını engelleriz ve bu yüzden genellikle başka bir noktadan sızıntı yapmaya başlar.
jeremy bentham: bir ülkede görülebilecek en tehlikeli salgın, ahlaktan bağımsız din fanatikliğidir.
karen armstrong: köktendinciler, laikler tarafından yok edilmekten korkarlar ve sıkıştırılmış kimliklerini geçmişte kalmış çeşitli ilkelerin ve uygulamaların geri kazanımı yoluyla kuvvetlendirmeye çabalarlar.
alan watts: köktendinciler siyasette aşırı sağcılığa daha yakın bir tavır sergilerler ve harici, ataerkil, güçlü bir otorite talep eden kişilik yapısındadırlar.
marlene winell: köktendincilerin bakış açısına göre, inançsızlara sadece iki özellik atfedilebilir: ya dine döndürülme potansiyelleri olan kişiler ya da onları günaha girmeye teşvik eden ayartıcılardır.
clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
finley peter dunne: bir fanatik, olayın iç yüzünden haberdar olsaydı tanrı'nın yapacağını düşündüğü şeyleri yapan adamdır.
eric hoffer: fanatik bir inanç ya da ön yargının kötü yönlerini ortaya serdiğimizde, bu fanatikliğin köküne saldırmış olmayız. onun belirli bir noktadan sızıntı yapmasını engelleriz ve bu yüzden genellikle başka bir noktadan sızıntı yapmaya başlar.


