luigi pirandello etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
luigi pirandello etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.09.2014

biri hiçbiri binlercesi

luigi pirandello

yaşantıların mutlu düzenliliği içinde yaşayanlar, tüm kuralların dışında yaşayan biri için hangi şeylerin gerçek ya da gerçeğe benzer olabileceğini tasarlayamazlar.

yalnızlık hiçbir zaman sizinle birlikte değildir, her zaman sizsizdir; ancak çevrenizde bir yabancı varken olanaklıdır; yer ya da kişi, ne olursa olsun, sizi tümüyle görmezden gelen, sizin de onu tümüyle görmezden geldiğiniz bir yabancı; öyle ki isteminizle duygunuz kaygılı bir belirsizlik içinde yitik, asılı kalır; sizinle ilgili her doğrulama durduğu için, bilincinizin özdenliği de durur. gerçek yalnızlık, kendi başına yaşayan, sizin için ne izi ne de sesi olan, böylece de yabancının siz olduğu bir yerdedir.

hiçbir şey, bizi görmüyormuş ya da bizim gördüğümüzü görmüyormuş gibi bakan bir çift gözden daha tedirgin edici, daha şaşırtıcı olamaz.

insan belli bir yaşam biçimi edindikten sonra, alışılmadık bir yere gittiğinde sessizliğin içinde belli belirsiz gizemli bir şeyin var olduğu kuşkusuna düştüğü zaman, bedensel olarak orada bulunsa da ruhunun uzak durmaya yazgılı olduğu nitelenemeyen bir kaygıya kapılır, oraya girerse yaşamının birçok yeni duyarlıklara açılacağını, sanki başka bir dünyada yaşayacağını sanır.

eylemler de tıpkı biçimler gibidir. bir eylem yapılıp bittikten sonra, o eylemdir artık; artık değişmez. gene de insan bir eylemde bulundu mu, sonradan kendini o eylemin içinde duyumsamasa, bulmasa da, yaptığı şey kalır: onun için bir tutukevi gibidir bu. evlenmişseniz, hatta daha maddesel olarak, bir şey çalmış ve yakalanmışsanız, birini öldürmüşseniz, eylemlerinizin sonuçları sarmallar, duyargalar gibi sarıp sarmalar sizi; üstlendiğiniz eylemlerinizle onların istenmeyen ya da öngörülmeyen sonuçlarının sorumluluğu üstünüze çöker. artık nasıl kurtarabilirsiniz kendinizi?

kendini görebilmek için içindeki yaşamı durdurmak zorundasın. bir fotoğraf makinesinin karşısında durur gibi. poz alırsın. poz almaksa bir anlığına bir yontuya dönüşmektir. yaşam sürekli olarak devinir ve hiçbir zaman gerçek anlamda kendi kendini göremez.

31.01.2010

uzun lafın kısası

elfriede jelinek: herkes bir gün karısının kıçıyla yetinmek zorunda kalacaktır.

gandhi: haksızlığa sapıp bütün insanlar tarafından takip edileceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.

juvenalis: insanların delik pelerinleriyle söylemeye cesaret edemeyeceği pek çok şey vardır.

margaret mead: kendini adamış, bilinçli, küçük bir grup insanın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyiniz. aslına bakarsanız, şimdiye kadar bunu başarmış olan yalnızca onlardır.

napolyon: insanlar faziletlerinden ziyade ahlaksızlıklarıyla daha kolay yönetilirler.

ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten ve özgürlükten korkuyoruz; insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.

augustinus: yaratılan her şey akıp gider; onlarda ruhun dinleneceği bir sığınak yoktur.

luigi pirandello: yaşantıların mutlu düzenliliği içinde yaşayanlar, tüm kuralların dışında yaşayan biri için hangi şeylerin gerçek ya da gerçeğe benzer olabileceğini tasarlayamazlar.

platon: devletler ancak krallar filozof ya da filozoflar kral olunca mutlu olabilirler.

madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.

karl wrichs: doğaya aykırı aşk diye bir şey yoktur. gerçek aşk neredeyse doğa da oradadır.

j.g. ballard: biz, ayak değirmenine bağlı yaratıklarız: tekdüzelik ve geleneksellik her şeyi yönetiyor. tamamen aklı başında bir toplumda delilik tek özgürlüktür.