philip roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
philip roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.11.2021

din

philip roth

dinin yalan dolan olduğunu hayatta erken fark etmişti ve bütün dinleri saldırgan buluyordu. batıl inançlı boş laflarının anlamsız, çocukça olduğunu düşünüyordu. bütün o yetişkinleşememe durumuna -bebek konuşmalarına ve doğruculuğa ve koyunlara ve içleri coşku dolu inançlılara katlanamıyordu. onun için tanrı ve hayata dair bir el çabukluğu veya modası geçmiş cennet fantezileri söz konusu değildi. bizden önce yaşamış ve ölmüş bedenler tarafından konmuş kurallara uygun biçimde yaşamak ve ölmek üzere doğmuş olan bedenlerimiz vardı yalnızca. hayatta felsefi bir pozisyonu varsa şayet, işte buydu -buna erken bir zamanda, sezgileriyle ulaşmıştı ve ne kadar basit olsa da, tamamı buydu. eğer bir öz yaşam öyküsü yazacak olsa ismini "bir erkek bedeninin yaşamı ve ölümü" koyardı. ama emekli olduktan sonra yazar değil, ressam olmaya çalıştı ve böylece, bu başlığı bir dizi soyut resminde kullandı.

30.06.2019

uzun lafın kısası

sigmund freud: anatomi yazgıdır.

adam fawer: nereden geldiğinizi bilmeden, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz.

augustinus: sınırlarını bilen bir ruhun sergilediği alçak gönüllülük, öğrenmeye can attığım özgür sanatlara hakim olmaktan daha güzel bir meziyettir.

cemil meriç: dünyaya açılmayanların kaderi sabahtan akşama kadar mastürbasyondan ibarettir.

philip roth: içlerinde bir cevher taşımayan insanlara tahammülüm yoktur.

ece temelkuran: ne kadar çok güvenlik görevlisi varsa o kadar güvensiz bir yerde bulunuyorsunuz demektir.

doris lessing: zaman, düşünce yapraklarımızın unutuluşa doğru taşındığı bir ırmaktır.

howard fast: cehennem, hayatın en gerekli ve basit gereksinimlerinin korkunç bir zorlukla temin edilmeye çalışıldığı yerdir.

edmundo paz soldan: herkesin bir fiyatı vardır.

jostein gaarder: cinselliği çok fazla düşündüğünü kendine itiraf etmek istemeyen biri, başkalarının cinsellik takıntısını kınamakta acele eder çoğu kez.

montesquieu: bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.

turgenyev: umudun kendisidir hayattaki en güzel şey. umut, ne kadar aldatıcı olsa da, güzel bir yolda yürürken ömrümüzün sonuna varmamızı sağlar hiç değilse.

31.10.2017

uzun lafın kısası

thomas edison: din palavralardan ibarettir.

harper lee:
olayları onun gözüyle görmedikçe, arada bir onun ayakkabılarını giyip dolaşmadıkça, bir insanı asla gerçekten anlayamazsın.

j.k. rowling: sağduyu, insanların genellikle kendi ön yargılarına verdikleri isimdir.

hypatia b. bonner: ilerlemek için dine aykırı düşünceleri benimsemek gerekir.

peter ustinov: ben, okullarda bana öğretilenleri unutabilmek için on beş yılımı verdim.

henryk sienkiewicz: öteki dünyada kral olmaktansa bu dünyada en basit bir çoban olmak yeğdir.

philip roth: gerçek bir kuku odaya girdiğinde, bir erkek bunu bilir.

orhan kemal: gerçek olan öğrenmektir. nereden, nasıl öğrenirsen öğren. nereden, nasıl öğrendiğin, diploman; hatta neler bildiğin de önemli değil. ne yaptığın önemlidir.

hugo grotius: ülkem bensiz de olacaksa, ben de onsuz olabilirim. dünya o kadar küçük değil.

zygmunt bauman: paranın satın alamayacağı mal yoktur.

plinius: kesin olan bir tek şey vardır; o da hiçbir şeyin kesin olmadığı, yeryüzünde insandan daha sefil, daha kibirli bir yaratık bulunmadığı.

17.08.2017

sokaktaki adam

philip roth

göz alıcı biçimde iyi insanlar vardır, gerçekte birer mucizedir onlar.

hayatta en üzücü şey sıradanlıktır, her şeyi alt eden ölüm gerçeğini bize bir kez daha hatırlatır.

"burada, insanların oturup birbirlerinin inlemelerini dinlediği bu yerde; felcin, geride kalmış birkaç kederli, kırlaşmış saçı titrettiği, gençliğin hayalet gibi incelerek solgunlaştığı ve öldüğü; yalnızca düşünmenin bile, acıyla dolu olmak anlamına geldiği bu yerde." (john keats)

amatörler ilham arar, geri kalanlarımız ise kalkar ve çalışmaya koyuluruz yalnızca.

çalışan insanlar için bir pırlanta satın almak büyük bir olaydır. pırlanta ne kadar ufak olursa olsun. pırlantayı eşler, güzel görünmek için veya bir statü sembolü olarak takabilirler. ve eşi pırlanta taktığında bir adam artık yalnızca bir tesisatçı değildir, karısı pırlanta sahibi olan bir adamdır. karısı, yok olmayacak bir şeye sahiptir. çünkü güzelliği ve statüsü ve değerinin ötesinde, pırlanta yok olmayacak bir şeydir. önemsiz, ölümlü bir insan dünyanın yok olmayacak bir parçasını koluna takıyordur.

yalan söylemek -yalan söylemek, diğer insanın üzerinde ucuz, aşağılık bir egemenlik kurmak anlamına gelir. karşındakinin yarım yamalak bilgilerle hareket etmesini, bir başka deyişle kendini aşağılamasını izlemektir. yalan o kadar sıradandır ve yine de yalan söylenen kişi eğer sensen bu öylesine hayret verici bir şeydir ki.. siz yalancıların ihanet ettikleri insanlar, siz onlar hakkında artık kötü şeyler düşünmeden edemeyene dek bir hakaretler listesini sineye çekmek zorundadırlar.

yaşlılık bir savaştır canım, bir şununla, bir bununla savaşırsın. acımasız bir savaştır ve en zayıf halindeyken, eski halinden eser yokken verdiğin bir savaştır. yaşlılık bir savaş değildir, yaşlılık bir katliamdır.

gençken önemli olan vücudunun dışı, dıştan nasıl göründüğündür. yaşlandığındaysa içte olan önemli oluyor ve insanlar nasıl göründüğünü önemsemeyi bırakıyor.

hayatın en rahatsız edici gücü ölümdür. çünkü ölüm çok adaletsizdir. çünkü insan bir defa yaşamın tadına varınca ölüm doğal dahi gözükmez ona.

herkes bir noktada, şu anda yaşayan kimsenin yüzyıl sonra bu dünyada olmayacağını düşünür -o karşı konulamaz güç, ortamı temizleyecektir.

gerçekliği yeniden yapamaz insan. olduğu gibi kabul etmeli onu. insan durduğu yeri muhafaza edip yaşananları olduğu gibi kabul etmeli. başka yolu yok.

ama babasının jersey paralı otoyolu'nun hemen sonundaki özel kabristanda annesinin yanına gömüldüğü gün, neye inanıp neye inanmadığının hiçbir önemi kalmamıştı.

tehlike içermeyen hiçbir şey yok. hiçbir şey, hiçbir şey yok -başarısızlığa uğramayan hiçbir şey yok, o aptal resimler bile başarısızlığa uğradı.

8.02.2013

hayalet yazar

philip roth

içlerinde bir cevher taşımayan insanlara tahammülüm yoktur.

tarihin gözler önüne serdiği üzere, sanatçının, insanlığa eşsiz bir katkısı olan özel bir birey olduğunu anlamayan korkaklar ve cahiller, büyük sanatçıları birçok defa zulme uğramıştır. sokrates bir halk düşmanı ve gençleri zehirleyen birisi olarak görülmüştü. nobel ödüllü norveçli oyun yazarı henrik ibsen, ülkesinin vatandaşları onun büyük tiyatro yapıtlarındaki yoğun hakikati anlayamadıkları için sürgüne gitmeye zorlanmıştı.

hiçbir yanılsaması olmayan bir adama karşı sevgiden aşağısı kurtarmaz: açıksözlülüğüne, vicdanına, ciddiyetine, mesafeliliğine karşı sevgi; kişiliğinin çocuksu, gururlu, doyumsuz tarafını insafsızca saf dışı bırakma çabasına karşı sevgi; sanatıyla ilgili inadına ve neredeyse başka her şeyle ilgili şüpheci tavrına karşı sevgi; biraz önce bana bir anlığına gösterdiği gizli cazibesine karşı sevgi.

bizler karanlıkta çalışırız -elimizden geleni yaparız-, neyimiz var neyimiz yok veririz. kuşkumuz tutkumuz, tutkumuz da görevimizdir. gerisi sanatın çılgınlığıdır.

19.04.2012

insan lekesi

philip roth

gerçek bir kuku odaya girdiğinde, bir erkek bunu bilir.

dünyanın koşuşturması içinde en az acıyla yaşamanın sırrı, olabildiğince çok insanın sizin aldanışlarınıza katılmasını sağlamaktır.

erkekler sana onlarla uyuman için para vermez; eve gitmen için para verirler.

bazı insanlar, hangi kılığa girmiş olurlarsa olsunlar, ne yapmak için orada olduklarını bilirsin.

bir erkeğin yapabileceği her hata genellikle cinsel bir itkiye dayanır.

bir erkek size seksten söz etmeye başladığı anda, size ikinizle ilgili bir şeyden söz ediyordur. yüzde doksan böyle bir şey olmaz ve muhtemelen olmaması daha iyidir ama seks konusunda belli bir içtenlik düzeyine ulaşamaz ve bunun yerine o konu hiç aklınızdan geçmiyormuş gibi davranmayı seçerseniz, erkeklerin arkadaşlığı eksik kalır.

en çirkin kadına bir yaklaşsan, en olağanüstü olan odur.

bulaşıcı seks: türümüzü ideal olmaktan uzaklaştıran ve bize ebediyen bizi oluşturan maddeyi hatırlatan o kurtarıcı yozlaşma.

hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez; ama hiçbir şey geçmez de. zaten hiçbir şey sonsuza kadar devam etmediği için hiçbir şey geçmez.

manevi ıstırabın, görünüşte zayıf ya da güçsüz olmayan bir insana yapabileceklerinde büyüleyici bir şeyler vardır. fiziksel hastalığın yapabileceklerinden daha sinsidir bu; çünkü bunu dindirecek morfin damlaları, bir omurilik engeli ya da köklü bir ameliyat yoktur. bir kez sizi pençesine aldığında, ondan kurtulabilmeniz için önce sizi öldürmesi gerekecektir. onun çiğ gerçekliği başka hiçbir şeye benzemez.

insanlar hakkındaki anlayışımız her zaman en iyi ihtimalle 'biraz' yanlıştır.

nefretin tehlikeli yanı şu ki bir kez bu işe başladığınız zaman, hesapladığınızın yüz kat fazlası gelir. bir kez başlayınca duramazsınız. kontrol etmesi nefretten daha zor bir şey yoktur.

birisini o zaman seversiniz; en kötünün karşısında azimli davrandığını gördüğünüz zaman.

ne kadar çok şeyi bilmediğimiz hayret vericidir. daha da hayret verici olan, bilmek sanılan şeylerdir.

hayattaki her esaslı değişiklik, birisine "seni tanımıyorum." demeyi gerektirir.

en kuvvetli korunaklar bile zaaflarla doludur.

29.11.2010

uzun lafın kısası

muriel barbery: genç bir kadın evini ateşe verdi. neden yaptığı sorulduğunda, "bir duygu hissetmek istemiştim." cevabını verdi.

howard fast: hiç kimseye güvenme, asla hayal kırıklığına düşmezsin.

jostein gaarder: demokrasi, cahil kitlelerin egemen olduğu bir yönetim biçimine dönüşebilme tehlikesini barındırır.

dragan babic: kızlara ne kadar haşin davranır, onlardan ne kadar çok isterseniz, onlar size o kadar çok verirler.

ece temelkuran: yeryüzündeki her anlaşmazlık kendi endüstrisini yaratır.

maksim gorki: hep yararı dokunsa bile, kendi başına yanılmak başkalarının yanlışlarını yinelemekten daha iyidir.

edip cansever: insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktır.

philip roth: dünyanın koşuşturması içinde en az acıyla yaşamanın sırrı, olabildiğince çok insanın sizin aldanışlarınıza katılmasını sağlamaktır.

turgenyev: sövüp saymak için bile olsa, insanın başkalarına ihtiyacı vardır.

adam fawer: tipik bilim adamları içine kapanık insanlardır. gerçek dünyada başarılı olmak için gerekli olan iletişim becerilerinden yoksun olurlar.

edith wharton: birey, hemen her zaman ortak çıkar olarak kabul edilen şeye kurban edilir.

david dickson: bilim ve teknoloji tarafsız değildir, büyük ölçüde iktidara ve sermayeye eklemlenmiştir ve egemen sınıfı güçlendirme işlevi görmektedir.