samuel p. huntington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
samuel p. huntington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.04.2018

din

soti triantafyllou: dinlerin hepsi de aynı: gerçek ve katıksız yalanlar!

maureen freely: bir yalanın gerçek olmasını sağlamanın en iyi yolu, onu sonsuz kere tekrarlamaktır.

william blake: hapishaneler kanunun taşlarıyla yapılır, genelevler dinin tuğlalarıyla.

anthony storr: dünyada pek çok insan, hiçbir kanıta dayanmayan ve eleştirel olarak incelemeye açık olmayan inanç sistemlerine sahiptir.

samuel p. huntington: etnisiteden daha fazla olarak din, insanlar arasında keskin ve dışlayıcı şekilde bir ayrım yapıyor.

saltıkov-schedrin: bilgi aydınlık, bağnazlık ise karanlık demektir. karanlık, ömrünü tamamlamış, bitmiş bir gerçektir; ışık ise beklenen gerçektir ve ne olursa olsun gelecektir.

ian mcewan: inananların pençelerinden kurtulmak pek kolay değildir.

bryan s. turner / georg stauth: din, vahim bir şekilde hasta olanlara yatıştırıcı gelebilir; ama aynı zamanda yanlış bir şekilde uygulandığında sağlıklı bedenleri tahrip eder.

yann martel: müslümanların medeniyetsizlikleri islam'ın ne denli kötü bir din olduğunun kanıtıdır.

harper lee: dünyada bazı adamlar vardır. öteki dünyayla çok meşgul oldukları için bu dünyada yaşamayı asla öğrenemezler ve sokağın karşısına bakıp bunun sonuçlarını görebilirsin.

29.09.2013

uzun lafın kısası

joel kovel: tek bir insan bile zincirlere bağlıysa hiç kimse özgür değildir.

boris vian: müstehcenlik hiçbir kitapta bulunmaz. hiçbir resimde yoktur. ona bakan ve onu okuyanın bir zihinsel niteliğinden başka bir şey değildir.

samuel butler: asıl ustalık, neyi gözardı edeceğinizi bilmektir.

connie palmen: kadınların birini kurtarma fantezilerini karanlık bakışlı bir sanatçıdan daha fazla tahrik edecek bir şey yoktur.

forrest carter: iyi bir şeyle karşılaştığın zaman yapman gereken ilk şey, bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır.

samuel p. huntington: katı gerçekleri dile getiren herhangi bir politikacı derhal oy kaybeder.

tahsin yücel: yoksula karşı birleşmek sağın eski alışkanlığıdır.

robert m. pirsig: evlenen insanlar en sahtekar insan cinsidir. bütün özgürlüğünden ve her şeyden, güya her gece seks için vazgeçiyorsun. ama bu onları mutlu etmiyor. hep bir kaçış yolu arayıp duruyorlar sonra.

henry david thoreau: para, ruhun ihtiyaçlarından hiçbiri için lazım değildir insana.

michel foucault: insan dediğimiz şey, yakın tarihin bir icadıdır ve muhtemelen sonu yakındır.

saltıkov-schedrin: kötülük hiçbir zaman kalıcı bir güç olmamıştır. tarih özgürlüğün öyküsüdür; iyilikle mantığın, kötülükle kafasızlığa karşı kazandığı zaferin öyküsüdür.

paul auster: bütün bu siktirici dünyanın anasını belleyeyim!

16.12.2012

medeniyetler çatışması

samuel p. huntington

çatışan medeniyetlerin dünyası, kaçınılmaz olarak bir çifte standartlar dünyasıdır. insanlar, kendi akraba ülkelerine bir standart, diğerlerine başka bir standart uygularlar.

etnisiteden daha fazla olarak din, insanlar arasında keskin ve dışlayıcı şekilde bir ayrım yapıyor.

meloslular sparta'nın bir kolonisi idi. atinalılar tarafından kuşatıldıklarında direndiler ve spartalıların, sırf ilerde utanç duymamak için olsa bile, akrabalarına yardım elini uzatmak zorunda olduklarından emindiler. meloslular "medeniyet" müttefiklerine güvenlerinde hiç tereddüt etmediler: "ortak kanımız, sadakatimizi garanti eder." melosluların başına gelenleri biliyoruz. müttefikleri gelmedi, adaları yağmalandı, dünyaları harap oldu.

batı'da en önemli olan değerler, dünya çapında en az önemli olan değerlerdir.

savaşlar en sık olarak yüksek düzeyde etkileşimde bulunan toplumlar arasında meydana gelir ve etkileşim sıklıkla mevcut kimlikleri kuvvetlendirir ve direniş, tepki ve çatışma üretir.

pop müzik kültürünün ve tüketim eşyalarının yeryüzünü kaplamasının batı uygarlığının zaferini gösterdiği iddiası, diğer kültürlerin gücünü küçümsediği gibi, batı kültürünü de, yağlı yiyecekler, şişko bedenler ve foşlayan içeceklere indirgeyerek bayağılaştırmaktadır. batı kültürünün temelinde magna-mac değil, magna-carta yatmaktadır.

katı gerçekleri dile getiren herhangi bir politikacı derhal oy kaybeder.

yahudi soykırımını anarken bile, kendimizi tatmine yönelik ikiyüzlü bir davranış içine giriyoruz. kendimizi 1940'larda harekete geçmemiş olanlardan ahlaken üstün görüyoruz ama bunu yaparken şu andaki ataletimizi kendimizi haklı çıkartarak göz ardı ediyoruz. eğer bu kendini kandıran bir ikiyüzlülük değilse, nedir?