cicero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cicero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.06.2022

terra nostra

carlos fuentes

akıl sır ermez kendinden başka bir hayvan hayal eden ilk hayvana.

gerçeklik kötü bir düştür.

dumanla çevrelenen kişi hep kendi bedeninin çevresinde temiz hava kaldığına inanır. sisin içine dalan hiç kimse sisin onu yuttuğunu hissetmez.

bu yoksulluklar ülkesinde en sefil dilenciye küçücük bir lütufta bulunursan, o an kibirli ve gösterişli bir soylu gibi davranmaya başlar. onlara itibar etme oğlum, bakışınla bile yapma bunu. hiçbiri itibara layık değildir.

tarihsiz bir halk zamandan azade değildir çünkü tarih zamansız anlardan ibarettir.

samimi ve cüretkâr bir av hayvanı yerine ürkek bir geyiğin peşine düşmüşseniz çok daha sıkı önlemler almak gerekir. günahsız hareketler, tedirgin bir korkaklık. yüzü kapüşonun koruyucu gölgesi altında, atını ileri sürerken, "korku iyi bir zırhtır." dedi kendi kendine.

özgür bir ruh ne önceyi ne de sonrayı bilir.

başka kişilerin sırları genellikle bizim anlamadığımız ve paylaşmadığımız ıstıraplardan başka bir şey değildir.

fikirler birden parlar, sonra hemen söner; hatıralar yitirilir, umutlar asla gerçekleşmez, duygular vefasız çıkar. koku alma, dokunma, duyma, görme, tatma duyulan kendi varlığımızın ve dünyanın zihnimizde yansıyan gerçekliğinin en sağlam kanıtıdır.

iyi bir avcı asla havaya güvenmez.

gelenekleriyle mahrum bırakıldıklarımızı bulmak için terk ettiğimiz zaman ortaya çıkar evimizin bereketi. sürgün olmak, kökenlerimize saygı göstermenin en hayret verici şeklidir.

yalnızca hiçbir şey hatırlamayanlar ve hiçbir şeyi hayal etmeyi bilmeyenler zamanı ölçebilir.

ölümün anlamsızlığına dayanan bir gücü hiçbir şey yok edemez. çünkü ölümün yok edici kesinliği yalnız erkeklere bir şey ifade edebilir ve ancak olanaksız bir ölümsüzlüğün büyüsüne kapılmaya delilik denebilir.

gerçek bir hediyenin karşılığını ödemek mümkün değildir. yürekten verilen bir şeyin ne dengi olabilir ne de ona paha biçilebilir.

nereye bakması gerektiğini bilenler için daima servet edinmeye giden bir yol vardır.

büyük bir kral daima dünyanın harikalarına sahip olmayı ister.

hepimiz geçmişte verdiğimiz yanlış bir kararı düzeltmenin hayalini kurmuşuzdur ama tanrı bile olmuş olanı değiştiremez.

efendilerin her şeye sahip olduğu ve serflerin hiçbir şeye sahip olmadığı bir dünyada düşleriniz gerçekleşemez.

umursanan isyanlar büyür, umursanmayanlar silinip yok olur.

bir kocayla karısı arasında aşk olmadığını herkes bilir.

iki erkeği birbirine yaklaştırmak ve geçmişteki anlaşmazlıklarını unutmalarını sağlamak için dayanışma gerektiren işlerden, birlikte bir tehlikeyle yüzleşip üstesinden gelmekten daha iyi bir şey yoktur. böyle zamanlarda anlaşılır insanların isteklerinden doğan anlaşmazlıkların ne kadar aptalca olduğu. çünkü hiçbir şey doğanın kötülükleriyle yarışamaz; doğanın iradesi olmayabilir ama yok etmek için çılgınca bir içgüdüye sahip olması fazlasıyla kapatır bu açığını. bu anlamda doğa ve kadın birbirlerine benzerler ve en büyük tehlikeleri de güzellikleriyle bizi silahsız, savunmasız bırakmalarındadır.

bu dünyada onur ve şan'ın yerini tutabilecek hiçbir zenginlik yoktur.

sapkınlık bizim imanımızın her türlü zengin ve çeşitli ruhani saiklerini kendi içinde toplar ve tekrarlar, imanı asla reddetmez, aksine çoğaltır, var olmak ve ikna etmek için muhteşem fırsatlara sahiptir.

büyük düzensizlikler büyük düzenleri doğurur.

yalnızca kendi gücüne dayanan bir kişi daha baştan mağlup olmuş demektir. bir kez sahip olup harcadığı şeyi aramakla geçirir hayatını, bulduğu zaman ise yeniden arayışın içinde tüketir kendini.

yeniden yaratma gücü tüketme gücünden çok daha engindir. çünkü ölen her şeyin yerine üç tane yenisi doğar.

iki insanın karşı karşıya gelişiyle ilgili meselelerde, ihtirasın iradesi ya da iradenin ihtirası yanında kaderin ve geleneklerin rolleri pek bir şey ifade etmez. bu yüzden de akıl yoluyla elde edilmiş kusursuz simetriler asla hayal gücünün ideallerine baskın çıkmaz, aksine tehlikeli akılsızlığın hızla genişleyen istilasına teslim olurlar. insanın mükemmelliğe ulaşması için iki kişi olması gerekir ama çok geçmeden rastlantısal bir üçüncü çıkar, ikili dengede yer edinmek ister ki tek amacı o dengeyi yok etmektir.

fakat kusursuz düzen kusursuz dehşetin belirtisidir. doğa bu düzeni reddeder, özgürlük güvencesinin çoklu düzensizliğiyle yürümeyi tercih eder.

bırakalım diğerleri açık seçik görünen tarihsel olayları yazsınlar: savaşlar ve barışlar, miras kavgaları, iktidarın tek elde toplanması ya da dağılması, devletler arası ihtilaf; bizi insanlıktan çıkaran toprak hırsı; sen, masalların dostu, sen tutkuların tarihini yazmalısın çünkü o olmadan paranın, emeğin ve iktidarın tarihi anlaşılamaz.

vahşet güçten doğar, güç zevki getirir, zevk biçimlere döner, biçimler nihayet sertleşir, soğur, bozulur ve ölür. ölüm de çemberi yeniden başlatan vahşettir.

görünür bir baş olmadan gövde dağılıp gitmeye mahkumdur.

başvurulabilecek daha üst bir makam olmazsa köpekler gibi birbirimize düşeriz.

insan dünyanın şanı şerefi, alaya alınışı ve muammasıdır. dünya ise ya insanın şanının ya da alaya alınışının çözülemez muammasıdır.

yaşamı boyunca sessizlik nedir bilmemiş olan insan sessizlikten korkar. gecenin dehşeti, karanlığından çok sessizliğinde yatar. esiri mutsuz eden zindan değil, özgürlüğün çınlayan ritminin eksikliğidir.

yaşlı adamlar yararsızdır. hep yerler ama hiç çalışmazlar. yılanları bile zor yakalarlar. mümkün olduğunca çabuk ölmeleri gerekir. yaşlı bir adam ölümün gölgesidir ve bu dünya için gereksizdir.

asıl dehşet gecenin kalbinde yatar.

hayat ve ölüm arasında bellek dışında bir yazgı yoktur. dünyanın yazgısını bellek örer. insanlar yok olur, güneşler güneşleri izler. şehirler düşer. güç elden ele geçer. hükümdarlar düşer, ateş, kasırga ve saldırgan ormanın öfkesi altında yıkılan saraylarının taşları altında kalır. bir zaman biter ve diğeri başlar. yalnız bellek ölümü canlı tutar, ölmek zorunda olanlar bunu bilir.

belleğin sonu aslında dünyanın sonu demektir.

talihsizliklerle dolu uzun yıllar boyunca çabalayan, şurada burada yalnızca birkaç saatlik mutluluklar yakalamaya çalışan insanların hayatları çekilmezdir. ölümün ne zaman ya da nasıl geleceğini bilmeden yaşamak korkunç bir şeydir. ne de olsa ölüm kaçınılmazdır, ne zaman geleceğini bilemezler; bu yüzden öfke ve korkuyla yaşarlar.

mucizevi olan istisnai olandır. korunması gerekir. yalnızca eşsiz bir anın kusursuzluğu koruyabilir onu. o kusursuzluk ölümdür.

hiçbir şey ölmez, hiçbir şey tamamen yok olmaz, ne ruh ne de madde.

cicero: basiret hem iyi hem kötü olanın ve ne iyi ne kötü olanın bilgisidir. şu kısımlardan oluşur: bellek, akıl, öngörü ya da önsezi. zihin bellek kabiliyeti sayesinde ne olduğunu hatırlar akıl olanı doğrular. öngörü ya da önsezi bir şey olmadan önce zihnin onu bilmesini sağlar.

aquino'lu aziz thomas: nihil potest homo intelligere sine phantasmate. imgeler olmadan insan hiçbir şey anlayamaz. ve görüntüler hayaletlerdir.

hayat bir şeyle başka bir şey arasında sonsuz sayıda seçimlerden ibarettir, hiç bitmeyen bir seçim ama biz öyle olduğuna inansak bile asla özgürce karar veremeyiz. seçimlerimiz bize başkalarının, yani tanrıların, hakimlerin, hükümdarların, kölelerin, babaların, anaların, çocukların dayattığı koşullarla belirlenir.

soylu bir efendinin serüvenlerine başarı, alt tabakadan bir adamın serüvenlerine günah derler.

eğer ruhuna dokunamazlarsa tüm dünya bile yaralayamaz seni çünkü yalnız kendi ruhu tarafından yaralanabilir insan.

inayet paylaşılan bilgidir. kimse onu kendisine saklayamaz. gerçek yaratı paylaşılan bilgidir, daima kırılgandır, pek çok arzu, hata, neşe, korku, beklenmedik kayıp ve ani keşifler tarafından muhafaza edilir.

akıl -ki ne ağır işler ne de üşengeçtir- bize der ki olağanüstü şeyler sırf tekrar ettikleri için olağanlaşabilir, gayet alışıldık ve sıradan olduğu düşünülen şeyler ise kısa süreliğine bile terk edilip yeniden başlasa kıyamet alameti sayılabilir: yerde sürünmek, posta güvercinleri uçurmak, çiğ geyik eti yemek, akbabalar beslenirken temizleme işlevlerini yerine getirsin de doğal döngüyü tamamlasın diye tapınak tepelerine insan ölüleri bırakmak.

küçük adamlar darağaçlarının, teşhir direklerinin, gergilerin, zulüm görenlerin gözyaşlarından doğarlar.

tarih kendini tekrarlar; budur tarihin hem komedisi, hem de suçu. insan hiçbir şey öğrenmez. zaman değişir, mekân değişir, isimler değişir ama tutkular aynı kalır.

insanlar hayal etmeyi, hatırlamayı, yazmayı bıraktığı zaman dünya eriyip gider. zaman insanın icadıdır. örümcek, şahin ya da dişi kurt için zaman yoktur.

artık hatırlamıyordum; biliyordum; bir yandan da şükrediyordum insanların kendilerini bekleyen tek kesin sonun özgürlüklerini ya da hayatlarını kaybetmek olduğunu içten içe bilmelerine rağmen yaşayıp gitmelerini sağlayan cehalete. eninde sonunda başımıza geleceklerin ne olduğunu biliriz. tek bilmediğimiz şey hangi koşullarda ya da ne zaman onlarla yüzleşeceğimizdir. acı verici kaderimizin bize çektirdiklerini bu yolla hafiflettiği için tanrı'ya övgüler olsun.

24.06.2021

felsefe

cicero: felsefe yapmak ölüme hazırlanmaktır.

terentius: insanım ve insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir.

milan kundera: çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. aslında unutmak, hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir.

st. augustine: bir adamın benliği yalnızca ölümün karşısında doğar.

sigmund freud: alınan zevkin sınırlılığı, zevkin değerini artırır.

schopenhauer: endişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerinden kaynaklanır; bu dikeni tenimizden çıkarmalıyız.

la rochefoucauld: güneşin ya da ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız.

otto rank: bazıları ölüm borcundan kurtulmak için yaşam kredisini reddeder.

thomas hardy: daha iyi var olmanın bir yolu olsaydı, en kötüsüne bakmayı gerektirirdi.

9.06.2020

yol

pascal

cicero: hiçbir büyük saçmalık yoktur ki filozoflar tarafından söylenmemiş olsun.

terentius: bu benim yolum. sen de kendi ihtiyaç duyduğun şeyi yapmalısın.

cicero: kati ve sabit bir kanaate bağlı olduklarından, kabul etmedikleri şeyleri bile savunurlar.

seneca: her şeyin aşırısından olduğu gibi külliyat çokluğundan da zarar görüyoruz.

cicero: utanç verici olmayan bir şey bile, çoğunluk tarafından öyle görülüyorsa utanç verici hale gelir.

quintillianus: kendine yeterince saygı duyan insan nadirdir.

seneca: tek bir kafaya doluşmuş ne çok tanrı var!

"yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! barış değil, kılıç getirmeye geldim. ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim." (matta)

cicero: bilmeden iddia etmekten daha büyük rezillik olamaz.

seneca: hiç başlamamak daha kolaydır.

turbare semetipsum: ruhum ölesiye kederli. (yuhanna)

cicero: ben onlar gibi, bilmediğimi kabul etmekten utanmam.

nemo ante obitum beatus est: ölümünden önce kimseye mutlu denemez. (ovidius)

28.02.2020

uzun lafın kısası

andre malraux:
bir ahlak anlayışına bağlı yaşamak bir dramdır hep. ister devrim sırasında olsun, ister başka zaman.

cicero: tamamen kendisine bağlı olan ve kendisinin olduğunu söylediği her şeyi içinde taşıyan birisinin son derece mutlu olmaması olanaksızdır.

jodi picoult: önemli olan ulaşılmak istenen yer değil, yolculuğun kendisidir.

lawrence durrell: her şeyi bilmen gerekirdi; bütün insanlar gibi her şeyi bilecek donanımla geldin bu dünyaya. ama gittikçe artan bir bozulmaya uğradın, hayallerin eski çiçekler gibi yavaşça soldu. neden, neden?

william carlos williams: en erdemli davranış intihardır.

napolyon: toplum, servet eşitsizliği olmaksızın ve servet eşitsizliği de din olmaksızın var olamaz.

tolstoy: insanların size kulak vermesi için, gerçeği, acı çekerek ve hatta ölümle pekiştirmek gerekir.

pascal bruckner: arzu, su üstünde yüzen bir dünyadır; sallantılı, değişken.

zülfü livaneli: insanlık bir gün bu barbarlık dönemini aşacak ve canlıları öldürüp etini yiyen bizlere aşağılayarak bakacaklar.

giovanni papini: karşılığında başka bir iyilik elde edeceğini bile bile yapılan iyiliğin bir anlamı yoktur; bu sadece bir değiş tokuş, bir pazarlıktır. gerçek iyilik, kötülük umarak yapılandır.

joyce carol oates: umut, geriye bakınca, çoğu kez acı bir şaka gibidir.

goethe: yaşamın çiçekleri yalnızca görünüştür. bu çiçeklerin çoğu hiçbir iz bırakmadan gelip geçer, pek azı meyve verir, bu meyvelerden de pek azı olgunlaşır.

31.05.2019

uzun lafın kısası

cicero: halkın selameti en yüce yasadır.

jean meslier: insanlar hayal hastalarıdır. ilaçlarına alıcı bulmak için, çıkarcı şarlatanlar, hep insanların deliliklerini, budalalıklarını sürdürmeye özen gösterirler.

nabizade nazım: bir kadının elinden her şey gelir.

samipaşazade sezai: bilinmez ki, şark'ta her hakikat kadınlar gibi örtülüdür.

mizancı murat: hareketimi şunun bunun bileceğine, diyeceğine göre ayarlamıyorum. vicdanımın hükmü onu icap ettiriyor.

şemsettin sami: şu kadınları insan kafese kapasa da fayda yok, zapt olunamazlar.

ahmet mithat efendi: insanoğlunun yaratılışının gereğidir; insan kendi mutluluğundan yalnız kendinin haberdar olmasıyla kanaat etmez, herkesi de haberdar etmek ister.

direktör ali bey: bir memleketin büyümesi ahalisinin çoğalmasına ve ahalinin çoğalması da ticaret ve zanaatın varlığına bağlıdır. bu servet sebeplerine sahip olan bir şehir mutlaka büyür ve kale içinde bulunması büyümesine asla engel olmaz.

namık kemal: kendinden başka gönlümde bir şey bırakmadın.

safveti ziya: genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.

nabizade nazım: izdivaç muhabbetin mezarıdır.

recaizade mahmut ekrem: kadınlar çok muzırdırlar. onlar azap meleklerinin yeryüzünde ortaya çıkmış benzerleridir. bizi cennet kapısından cehenneme düşürürler.

yuval noah harari: tarihin en kesin yasalarından biri şudur: lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. insanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.

30.01.2019

üstat

marcus tullius cicero

tartışırken iddiaya güç kazandırmak için otoriter davranışa ağırlık verilmemelidir. çünkü öğretmek iddiasında olanların otoriter davranışları, öğrenmek isteyenlerin öğrenmelerini engelleyen bir ortam yaratır. öğrenmek isteyenlerin bu duruma düşürülmesi, onları kendi yargılarını kullanmaktan alıkoyar ve üstat olarak karşılarında bulunan kişinin her sözünü sorunu çözümleyici bir yargı olarak kabul ederler. doğruyu söylemek gerekirse, tartışma sırasında bir savın gerekçesi sorulduğunda "üstadımız böyle dedi." şeklinde yanıt verdikleri söylenen pisagorcuların yöntemlerini kabule taraftar değilim. yargısı önceden verilmiş bir düşünce demek, aklın desteğinden yoksun bir otorite kurmak demektir.

16.06.2018

mülkiyet

thomas hobbes

cicero, bir kamu davasında, bütün mülkiyeti toplum yasasına bağlar. toplum yasası terk edilirse, demiştir; veya özenle korunmazsa, hele hele yok edilirse, insanın atasından almayı veya çocuklarına bırakmayı güvenle bekleyebileceği hiçbir şey kalmaz.

ayrıca, toplum yasasını kaldırın, hiç kimse neyin kendisine, neyin başkasına ait olduğunu bilemez. öyleyse, mülkiyetin başlaması, ancak onu temsil eden kişinin eliyle bir şey yapabilen devletin bir sonucu olduğuna göre, sadece egemenin işidir; ve egemen güce sahip olmayan hiç kimsenin yapması mümkün olmayan yasalarda yer alır.

9.11.2017

sağduyu

irvin yalom

terentius: mantıkla beslenmeyen şey mantıkla yönetilemez.

epiktetos: eğer felsefeye karşı samimi bir arzunuz varsa ilk andan itibaren alaycı kahkahalara hazırlanın. unutmayın, eğer ısrarlıysanız o insanlar daha sonra size hayran olacaktır. unutmayın, eğer bir başkasının zevki için dikkatinizi dışarıya çevirecek olursanız hayatınızın düzenini altüst ettiğinizden emin olabilirsiniz.

lucretius: başkalarının başına gelen kötülükleri seyretmek bize keyif verir.

evliliğini kurtarmanın tek yolu onu bırakabilmeye istekli olmaktır.

petrarca: huzur ve sessizlik arayan herkes, sürekli bir bela ve tartışma kaynağı olan kadınlardan uzak durmalıdır.

herkesin karanlık bir seks hayatı vardır.

ovidius: zihin için en iyi yardım, kalbi tuzağa düşüren bağların bir kerede koparılmasıdır.

cicero: tamamen kendisine bağlı olan ve kendisinin olduğunu söylediği her şeyi içinde taşıyan birisinin son derece mutlu olmaması olanaksızdır.

hayat tam bir sürtük; ama zevkli de.

terapistler anne babalar gibidir. iyi ebeveynler çocuklarının evden ayrılıp bir yetişkin olabilmesi için yeterince özerklik kazanmasını sağlar; aynı şekilde iyi bir terapistin de amacı hastalarının terapiyi bırakacak hale gelmelerini sağlamaktır.

aristoteles: sağduyulular zevke değil, acısızlığa ulaşmaya çabalarlar.

kimse sonları prova etmez. sonlar yalnızca bir kez olur. bu durum hakkında kitap yazılmaz; bu yüzden her şey doğaçlama gelişir.

5.08.2017

milyarlarca ve milyarlarca

carl sagan

devletin temel görevlerinden biri zayıfı güçlüden korumaktır.

dünyanın içinde bulunduğu nüfus bunalımının temel nedenlerinden biri yoksulluktur.

iş birliği yapma eğilimi evrim sürecinden zahmetle çıkarılmış bir derstir. iş birliği yapmayan, birbiriyle ortaklaşa hareket etmeyen organizmalar yok olmuştur. iş birliği, yaşamda kalanların genlerine yazılmıştır. iş birliği yapmak doğalarının gereği, var oluşlarının anahtarıdır.

shakespeare: varlığın çerçevesi olan bu güzelim dünya, gözüme çorak bir toprak yığını gibi gözüküyor artık. şu görkemli sema, şu hava, işte bak, şu anlı şanlı gök kubbe, altın alevlerle süslü olan şu heybetli çatı yok mu, sadece murdar, illetli bir duman kumkuması gibi görünüyor bana.

"yalnız kendi canıdır tuzağa düşürdüğü." (süleyman'ın özdeyişleri)

aristoteles: kendisine hiçbir şey olmayacağına inanan kimse korkmaz. korkuyu, kendilerine bir şey olabileceğine inananlar hisseder. insanlar çok zengin olduklarında ya da öyle olduklarını sandıklarında ve bu yüzden küstah, kibirli ve pervasızken buna inanmazlar. ama eğer belirsizliğin acısını hissedecek olurlarsa, az da olsa bir kurtuluş beklentisi olmalıdır.

papa ii. jean paul: bilim dini, hatadan ve boş inançtan, dinse bilimi putperestlikten ve doğru olmayan kesin yargılardan arındırabilir. her ikisi de diğerini, ikisinin de serpilip gelişebileceği daha büyük bir dünyaya taşıyabilir. bu tür köprü görevi yapan hizmetler desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

john dewey: insanoğlu zıt uçlar temelinde düşünmeyi sever. inançlarını ya öyle ya da böyle diye oluşturur ve bir ara olasılık tanımaz. aşırı uçların uygulanamayacağını anlamak zorunda bırakıldığında da, bunların kuramsal olarak doğru olduğunda, ancak iş uygulamaya gelince şartların bizi uzlaşmaya zorladığında ısrar etmek eğilimindedir.

cicero: ahlaken doğru olan her şey şu dört olgudan birinden kaynaklanır: gerçeğin tam olarak algılanması ya da zihinde geliştirilmesi; ya da her insanın hakkını aldığı ve bütün yükümlülüklerin sadakatle yerine getirildiği örgütlü toplumun korunması; ya da soylu ve yenilmez bir ruhun yüceliği ve gücü; ya da her sözde ve işte düzen ve itidalin getirdiği dinginlik ve öz denetim.

gottfried wilhelm leibniz: tanrı'nın eserlerinin evrensel güzelliğini ve kusursuzluğunu kendi bütünlüğü içinde kavrayabilmek için, tüm evrenin sürekli ve tamamen özgür bir ilerleme içinde olduğunu fark etmeliyiz. sonsuz boşlukta her zaman, uyanma zamanı henüz gelmemiş, uykuda olan şeyler vardır.

thomas jefferson, insanlar eğitilmedikçe demokrasinin mümkün olmayacağını söylemişti.

3.12.2015

din

napolyon: din, halkı sakin tutmak için mükemmel bir araçtır.

cicero: ölümsüzlük umudu beslemeyen hiç kimse, ülkesi için ölümü göze alamaz.

iain banks: onların hiçbir zaman dile getirilmeyen sloganı şöyle der: "tanrı'ya güvenin, ipleriniz bizim elimizde." 

mark twain: bir çağın sunak örtüsü, ondan sonra gelenin paspasıdır.

edward o. wilson: biyolojik insan doğasını derinlemesine anlamak, dinin ve kaynağı belirsiz dogmaların ateş bataklığını kurutmaktır.

benjamin disraeli: insan, tapınması ve itaat etmesi için yaratılmıştır. fakat eğer ona emir vermezseniz, ona tapınacak bir şey vermezseniz kendi tanrısallığına bürünecektir.

asia carrera: dünyadaki insanlar oldukça saf. kıçımı kaldırıp kendi dinimi kurmalıyım.

samuel taylor coleridge: bizim antika metafiziksel görüşlerimiz, ıstırap dolu bir saatin ardından, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuğun başucunda duran oyuncaklarına dönüşürler.

25.11.2015

modern zamanın tarihi

levent yılmaz

"aydınlanma, insanın, kendi eliyle yarattığı reşit olmama halinden kurtulmasıdır." (kant)

"dar kapıdan girin; zira helake götüren kapı geniş ve yol enlidir ve ondan girenler çoktur. çünkü hayata götüren kapı dar ve yol sıkışıktır ve onu bulan azdır." (matta)

andre dacier: kimi kitaplar vardır yolculuklara benzer; şu kişi olsun bu kişi olsun, başta yaptığımız yolculuk güzergahı asla tam olarak izlenmez.

cicero: felsefe yapmak, ölmeyi öğrenmektir.

nicholas mann: zaferlerin en soylusu kendi kendini yenmektir; kendi üzerinde hüküm sürmek kraliyetlerin en zenginidir.

raymond queneau: tarih, insanların acılarının ilmidir.

fenelon: yeni bir şey söylemek aşağılık bir meraktır; kör bir tutkudur.

alexis de tocqueville: geçmiş geleceği aydınlatmadığı zaman, zihin karanlıkta ilerler.

bir deha, yüzyılının kusurlarından asla kurtulamaz.

29.09.2015

uzun lafın kısası

andre gorz: yalnızca bir özne anlam yaratabilir.

bertrand russell: bir suçsuzun cezalandırılmasındansa, doksan dokuz suçlunun cezadan kurtulması daha iyidir.

cicero: iftira kadar hızlı çıkan, kolayca ortalığa atılan, çarçabuk kabul edilen, alabildiğine yayılan hiçbir şey yoktur.

erik orsenna: en güzel hikayeler hep daire biçimindedir; kalbimizin en derin noktasına dokunmak için bizleri en uzağa götürür.

hakan günday: üçüncü dünya ülkelerinde rütbe yoktur. tanrı ve kulları vardır.

jean baudrillard: büyük insan zamanının önündedir; akıllı insan zamanında bir şeyler yapar; aptallar da zamanın önünde dikilirler.

klaus schröter: sağlam bir kahkaha dünyadaki en iyi şeydir.

alexandre dumas: mutluluk, büyülü adalarda kapılarını ejderhaların beklediği saraylar gibidir. onu elde etmek için savaşmak gerekir.

mehmed uzun: dünyada hiçbir fikir eseri yoktur ki zulme karşı başkaldırmamış olsun.

oscar lewis: bir kadının mutlu olabilmesi için kendisini iyi giydiren, iyi doyuran ve iyi okşayan bir erkeğe ihtiyacı vardır.

şevket rado: insanlar dünyadan değil, insanlardan şikayetçidirler.

sadık hidayet: bana göre değil bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuş bu dünya. yeryüzünün, gökyüzünün güçlülerine avuç açanlar, yaltaklanmayı bilenler için.

8.09.2015

rotterdamlı erasmus

stefan zweig

kendini hiçbir dogmaya adamayan ve hiçbir taraftan yana olmayan özgür ve bağımsız düşünüre, yeryüzünün hiçbir yerinde vatan yoktur.

hiçbir düşünce, tek başına gerçekliğin bütününü oluşturamaz; ama her insan, başlı başına bir gerçektir.

nesnel kişiliklerin kendilerine güvenleri azdır. kendi görüşlerinden kolaylıkla kuşkuya düşerler ve hasımlarının kanıtlarını en azından gözden geçirmeye her zaman hazırdırlar.

kim insanlığın ahlak yolunda ilerlemesine ilişkin umut besleme gücünü yeni bir ideal ile pekiştirmeyi bilirse, kuşağının önderi olur.

herkes, kaderinin hazırladığı trajediyi yaşar.

bütün tutkuların kaderi, günün birinde gevşemektir; her türlü bağnazlığın varabileceği nokta, günün birinde kendi başını yemektir. akıl ise beklemeyi ve direnmeyi bilir. kimi zaman, çevresindekiler sarhoşluk içerisinde tozuttuklarında susmak zorunda kalır. ama kendi sesini duyuracağı günün de geleceğini bilir; çünkü hep gelmiştir.

özgür ve ön yargısız bir kafanın hiç kimseye aldırmaksızın elini değdirdiği her şey, artık çoktan eskimiş tasarımların kafesinde yaşayan bir dünya için yepyeni bir görünüm kazanır. çünkü bağımsız düşünebilen kişi, aynı zamanda başkaları için de en iyi ve en destekleyici biçimde düşünmüş olur.

martin luther: iyi bir işin bilgelik ve sakınganlığın ürünü olması enderdir; ne olacaksa, ayrıntılı bilgi edinme çabasına girişilmeden olmalıdır.

bir sanatçının yaşamında en mutlu rastlantı, içerisinde yeteneklerinin tümünü uyumlu olarak bir araya getirebileceği ve işlemek istediği konuya uyan sanatsal biçimi bulabilmesidir.

sophokles: hayat, ancak anlaşılmadığı takdirde zevklidir.

akıl her zaman yalnızca düzenleyici bir güçtür; ama hiçbir zaman tek başına yaratıcı bir güç değildir; asıl üretici yan, gerçekten de hep bir deliliğin varlığını şart kılar.

cicero: adil olmayan bir barış bile, en haklı savaştan daha iyidir.

erasmus: savaşın en büyük yükü, bu savaşın hiç ilgilendirmediği kişilerin sırtına biner ve savaşta herhangi bir başarı söz konusu olsa bile, taraflardan birinin mutluluğu, öteki tarafın zararı ve yıkımı demektir.

erasmus: her savaştan bir başkası, bir savaştan bir ikincisi doğar.

yön verici güçlerin, yani kaderin ve ölümün insanlara uyarısız yaklaştıkları enderdir. bunlar her defasında yüzü örtülü, sessiz bir haberci gönderirler ve kendisine haberci gönderilen, hemen her zaman yöneltilen esrarlı seslenişi duymazdan gelir.

tarafsız kişi, taraf tutan için her zaman en iyi bayraktır.

erasmus: her zaman gerçeği olduğu gibi söylemek zorunluluğu yoktur. önemli olan, gerçeğin açıklanış biçimidir.

tarafsız olan, her zaman kavgaların en acımasızı ile karşı karşıya kalır.

bütün irade
bir istemektir sadece, istememiz gerektiği için
ve istek, durur iradenin önünde (goethe)

martin luther: prenslerin safında ölen, kutsal bir din savaşçısı olarak cennete gidecek; ötekilerin safında ölenlerin ruhları ise şeytanın olacaktır. bu gibilerini herkes boğmalı, hançerlemeli, açıkça meydan okuyarak ya da tuzağa düşürerek öldürmeli, bu arada bir asiden daha zehirli, zararlı ve şeytani bir varlık olamayacağı düşünülmelidir. eşek sopayla, halk denen güruh ise kaba güçle yola getirilir.

31.03.2015

uzun lafın kısası

konfüçyüs: iyilikseverlik, bütün insanları sevmektir. bilgi, insanları tanımaktır.

tagore: bir insan ne kadar büyük olursa olsun bir ülkenin kaderine hükmedememeli.

andre maurois: bir kadının bizde uyandırabileceği düş kırıklıklarının en kötüsü, bizi rakiple düş kırıklığına uğratmasıdır.

cicero: adaletten yoksun olan hiçbir şey ahlaken doğru olamaz.

bilge karasu: siz kadınlar bir şeye bağlanınca kusurları mil olup gözünüze çekilse gene de görmezsiniz.

oscar wilde: hiçbir şey yapılmaya değmez, dünyanın yapılamaz dediklerinden başka.

ernest hemingway: başkasından üstün olmanın onurlu bir yanı yoktur; asıl onur, kişinin eski halinden üstün olmasından gelir.

salah birsel: insanları en iyi nişanlar uyutur.

henry david thoreau: insan vazgeçebildiği eşya oranında zengindir. lüks ürünlerin ve sözümona bize rahat yaşamlar sunan hizmetlerin çoğu, hiçbir biçimde vazgeçilmez değildir. bütün bunlar insanlığın gelişimine ket vurur.

jeannette walls: eğer emin değilseniz, muhtemelen kötü bir fikirdir.

alfred north whitehead: bir toplumun gerçeği, sözü edilemeyen şeylerde yatar.

melih cevdet anday: benim içimde hiçbir inanç yok, hiçbir sevgi yok. insanları da, memleketimi de sevmiyorum. şu son yıl içinde ne yaptıysam hepsi zoraki idi. kendimi oyaladım, aldattım; fakat korkunç gerçek ağır bastı sonunda.

31.01.2015

uzun lafın kısası

bob dylan: yirmi yıl eğitim görürsün, seni gündüz nöbetine alırlar.

cicero: hiçbir şey zenginliği sevmekten daha fazla alçak ve küçük bir ruha özgü değildir.

hegel: gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir.

ernesto sabato: bir insanın esrarengiz ve hüzünlü bir öyküsü yoksa, varlığının ne anlamı vardır?

melih cevdet anday: doğu toplumu, bireyin doğmadığı toplumdur.

jeannette walls: hayat, başka insanların senin hakkında söylediklerini kafaya takmayacak kadar kısadır. 

otto rank: gerçek hastalık olmadan gerçek iyileşme olmaz.

algernon sydney: bir kişinin halkın iyiliği ve onların özgürlüklerini korumak için, hukukun üstünde keyfince yönetmesini sağlayacak mutlak bir güce sahip olmasını istemekten daha saçma bir şey olamaz; çünkü böyle bir gücün olduğu yerde hiçbir özgürlük yaşayamaz.

andre maurois: kadınların ahlakı yoktur; yaşama biçimleri sevdikleri kişilere bağlıdır.

tagore: haksızlığa boyun eğen de haksızlık yapan gibi suçludur; çünkü dünyadaki tüm kötülüklerin nedeni odur.

salman rushdie: hayatımızdaki en önemli olaylar biz orada yokken olur.

yamamoto tsunetomo: para puldan başka bir şey düşünmeyen insan şerefe önem vermez. şeref düşüncesi taşımayan insan sefildir.

31.10.2014

uzun lafın kısası

cicero: kamu esenliği en büyük yasadır.

samuel johnson: vatanseverlik alçakların son sığınağıdır.

boethius: iyi olan her şeyle dolup taşmak, başkasına gerek duymadan sadece kendi kendine yetmek, mutluluğu gerçekleştirecek tek şeydir.

wittgenstein: bu dünyada acayip şeyler olduğunu biliyorum. hayatımda tam manasıyla öğrendiğim üç beş şeyden biridir bu.

henrik ibsen: bir görüş, bir ideal hiçbir zaman açlığı ve susuzluğu gidermemiştir.

william s. burroughs: eğer dindar bir orospu çocuğuyla iş yapıyorsanız her şeyi belgeleyin. onun sözü beş para etmez. yüce efendisi ona sizi bu anlaşmada nasıl becereceğini söylerken, bu mümkün değildir.

la rochefoucauld: nehirler nasıl denize dökülürlerse, erdemler de menfaat denizinde öyle kaybolurlar.

alain de botton: sevgi, bir kişinin başka bir kişinin varlığına gösterdiği saygı ve hassasiyettir.

paul auster: insanlar, inanmaları istenilen şeylere inanırlar.

tahsin yücel: en olmayacak zırvaları yüksek yöneticiler, yüksek din adamları ve ünlü filozoflar üretir.

michel foucault: iktidarın olduğu yerde direniş de vardır.

andreas ady: kimse bizi gerçek yüzümüzle tanıyamaz; birey, kendisine değin eşi bulunmayan, kendisinden sonra da yinelenmesi olanaksız, tek bir varlıktır. yaşamı boyunca bu yalnızlığın acısını çeker, ondan kaçmaya çabalar; ancak bunu hiçbir zaman başaramaz.

29.09.2014

uzun lafın kısası

ernesto sabato: banka, burjuva ruhunun tapınağıdır.

harper lee: selam vermeden önce çekip vurmak gereken türde insanlar vardır; o zaman bile harcanan kurşuna değmezler.

cicero: hazinesini nereye gizlediğini unutan ihtiyar yoktur.

jeannette walls: eşyalardan vazgeçmek zorunda kaldığınızda, onlara hiç de ihtiyacınız olmadığını anlıyorsunuz.

konfüçyüs: ne kadar yavaş gittiğinizin önemi yok; yeter ki durmayın.

andre maurois: kadınlar doğal olarak yaşamları bir devinim olan, bu devinim içinde kendilerini de alıp götüren, kendilerine bir görev veren, çok şey isteyen erkeklere bağlanırlar.

melih cevdet anday: çoğu başyapıt bir arka odada doğmuştur.

alfred north whitehead: büyük hayalperestlerin düşleri asla gerçekleşmez. onlar her zaman daha fazlasını ister.

oscar wilde: ütopya içermeyen bir dünya haritasına bakmaya bile değmez.

pascal: insan doğal bir anlatım gördü mü hem şaşırır, hem sevinir; çünkü bir yazar görmeyi beklerken bir insan bulmuştur.

yann martel: müslümanların medeniyetsizlikleri islam'ın ne denli kötü bir din olduğunun kanıtıdır.

tagore: eğer gerçeği kavramak istiyorsan kendini tamamıyla ona vermelisin. gerçeğe ulaşmanın başka yolu yoktur.

31.08.2014

uzun lafın kısası

ernesto sabato: hiç kimse kendisini darağacına götüren arabada uyumaz.

cicero: kendisine cezasızlık ve herkesçe bilinmeme imkanı tanındığında haksızlık yapmaktan çekinecek çok az insan bulunur.

boethius: seni güzel gösteren kendi doğan değil, sana bakan gözlerin kusurlu görüşüdür.

henrik ibsen: yaşam sanatı, bir çeşit sürüngenin kulağa kaçmasını önlemekten başka bir şey değildir.

louis-ferdinand celine: ev sahibi dediğin bok üstü boktur, o kadar.

jean-paul sartre: ezilenler arasında din adamı yoktur. din adamları ezen sınıf ya da ırkların asalağıdırlar.

kurt vonnegut: merak, sağlıklı bir aklın daimi ve değişmez özelliklerinden biridir.

alain de botton: statü endişesi, başarılı bir yaşamla başarısız bir yaşam arasındaki farkı idrak ettiğimiz zaman ödediğimiz bedeldir.

melih cevdet anday: insanın insana koşması, yarattığı en yüce gücüdür insanoğlunun.

salman rushdie: insanlarımız lanetlenmiş. yoksuluz, cahiliz ve öğrenmeyi sonuna kadar reddediyoruz.

andre maurois: şöyle böyle giden bir aşk zordur ama yürümeyen bir aşk cehennemdir.

pascal: başkalarının fikirlerine göre yaşarız. hayali bir hayat yaşar ve bu amaca uygun görüntüler yaratırız. yine de güzelliğin peşinde koşarken ve bu imgesel varlığı korurken sahici olan her şeyi savsaklarız.

31.07.2014

uzun lafın kısası

mesa selimovic: gerçek yaşlılığın başlangıcı yerleşmektir.

ernesto sabato: kimse kimseyi yoksul üniformalı bir şeytanın öteki yoksul şeytanları hor gördüğü gibi hor göremez.

jean-paul sartre: gerçeklere dosdoğru ve çekinmeden bakmak kadar iyi bir şey yoktur.

kurt vonnegut: insanlar hakkında ne kadar çok şey öğrenirsen onlardan o kadar çok tiksinirsin.

cicero: kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkumdur.

henry david thoreau: önüne geleni haksız yere içeri tıkan bir yönetimde, onurlu her insanın olması gereken yer cezaevidir.

boileau: doğrudan başka hiçbir şey güzel değildir; yalnız doğrudur sevilmeye değer.

salman rushdie: modern benlik; hurdalar, dogmalar, çocukluk anıları, gazete makaleleri, rastgele sözler, eski filmler, küçük zaferler, nefret ettiğimiz ve sevdiğimiz insanlardan oluşturduğumuz sallantılı bir binadır.

hegel: kendini kuran bireyliğin devinimi, gerçek dünyanın oluşumudur.

paul holbach: insanlar olağanüstü olanı basit olana, anlayamadıkları şeyleri anlayabildiklerine tercih ederler. onların, hayal güçlerini uyandırmak için "gizemli" şeylerin dürtüsüne ihtiyaçları vardır.

tahsin yücel: sevgili dostum, bu dünyada her şey alışveriştir.

alain de botton: yanında zayıf davranabileceğim kadar seviyor musun beni? herkes gücü sever; ama sen beni zaaflarımla seviyor musun? asıl sınav budur. yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?

29.06.2014

uzun lafın kısası

andrew crumey: yaratıcı zihinler en iyi yalnızken gelişir.

boethius: erdemler yüksek mevkilerden dolayı değer kazanmaz; yüksek mevkiler erdemlerden dolayı değer kazanır.

cicero: tamamen kendisine bağlı olan ve kendisinin olduğunu söylediği her şeyi içinde taşıyan birisinin son derece mutlu olmaması olanaksızdır.

ernesto sabato: nice aptallığı çok akıllıca davrandığımızı sanarak yapmışızdır.

alain touraine: demokratik yönetim biçimi en çok sayıda bireye en büyük özgürlüğü veren, olası en büyük çeşitliliği tanıyan ve koruyan siyasal yaşam biçimidir.

wolfgang günter lerch: ilk izlenim daima hayal kırıklığı yaratır.

kürşat başar: birini sevmen için elle tutulur bir neden bulamıyorsan onu sahiden seviyorsun demektir.

william s. burroughs: aşağılık bir insanın temel göstergesi sağcı olmasıdır.

mesa selimovic: her şeyin başlangıcı ve sonu olan zaman üzerine yemin ederim ki, herkes her zaman zarar içindedir.

yamamoto tsunetomo: parayı ararsan bulursun, bulamayacağın şey insandır.

pascal: insanlar dinsel inanç yoluyla yaptıkları kötülükleri başka bir yolla asla bu kadar eksiksiz ve neşeyle yapmazlar.

saltıkov-schedrin: bilgi aydınlık, bağnazlık ise karanlık demektir. karanlık, ömrünü tamamlamış, bitmiş bir gerçektir; ışık ise beklenen gerçektir. ve ne olursa olsun gelecektir.