pierre assouline: deha, uzun bir sabırdır.
adolphe thiers: tek kişinin hükümeti, hükümdarın iktidar ve ehliyeti ne kadar yüksek olursa olsun, daima tehlikelidir.
max frisch: her üniforma insanın karakterini bozar.
feridun zaimoğlu: bir erkeğin başına gelebilecek en güzel şey, kalbinin derinliklerine bakabilecek bir kıza rastlamasıdır.
hüsnü arkan: arzunun kapısı açık kaldığında, içeri mutlaka biri girer.
joyce carol oates: insan hayatının derin kederlerinden biri de et oluşumuzdur. ve hayatlarımız boyunca ete bağımlı oluşumuz.
simone de beauvoir: hükümdarların en iyisinin vicdanında yüzlerce ölü vardır.
muriel barbery: hep tekrarlanan bir muammadır bu: büyük eserler, bizim içimizde zaman dışı bir uygunluğun kesinliğine erişen görsel biçimlerdir.
ernest renan: din ayırır, akıl birleştirir. semavi dinlerin hepsi pozitif bilimlere düşmandır.
ursula k. le guin: düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez. onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir.
felix nadar: yaşamak istiyorsan sıradan biri ol.
aslı erdoğan: insan özgür olduğu yanılsamasına kapılmamalı. görünür/görünmez polisler her an her yerdeler. en küçük bir varoluş belirtisi gösterenin üzerine çullanır, doğduğuna pişman ederler.
feridun zaimoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
feridun zaimoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31.08.2010
14.10.2009
leyla
feridun zaimoğlu
bir kız için en iyi şey, kendini, kalbini tek bir bakışıyla çalacak erkek için saklamasıdır. bir erkeğin başına gelebilecek en güzel şey ise kalbinin derinliklerine bakabilecek bir kıza rastlamasıdır.
erkeklerin gözlerinin içine bakmalı; sırları orada saklıdır; istedikleri kadar rol yapsınlar, gözlerindeki yumuşaklığı ya da kötülüğü saklayamazlar.
biz insanlar ne kadar zavallıyız; büyük aşklar hakkında yazılar yazıp hikayeler anlatırız; ama gerçek güçle, bakışımızı insandan başka bir yöne çevirdiğimizde dolarız ancak.
aşk güzel bir çocuk oyuncağıdır.
erkek kadını kadının erkeği sevdiğinden daha çok severse kız; kadın erkeği erkeğin kadını sevdiğinden daha çok severse oğlan çocuğu doğar. eğer kadın erkeği taparcasına seviyorsa, tıpkı kocasına benzer bir oğlan çocuğu doğurur; ama eğer erkek kadını taparcasına seviyorsa, doğacak kızı tıpkı karısı gibi bir yüze sahip olur.
kadın böyle örtündüğü sürece adam gerdek gecesinde nasıl bir tatsız sürprizle karşılaşacağını bilemez.
yoksul insanlar, günün birinde refaha kavuştuklarında, arzu dolu hayallerini bir sicime bağlayıp bu sicimi tıpkı bir çamaşır ipi gibi, hayatlarının arka bahçesindeki iki duvar arasına gerip yalanlarını milletin görüşüne sunarlar. yoksul insanların rüya gördüklerini, yanı sıra yalan söylediklerini böylece herkes görüyor; ama onları silkeleyerek bu rüyalarından uyandırmak mümkün değil. çünkü yeni bir hayata uyanıyor onlar; bu yeni hayatlarındaki meyvelere çürük densin istemiyorlar.
evet ya da hayır, açık seçik cevaplar; oysa nüanslar, sorulara cevap vermekten kaçınan; hatta korkan bir insanın renk darbeleridir.
yaşlı erkekler genç kadınlara her zaman aşıktırlar.
boş kalp diyaframın üzerine baskı yapar ve bu ince çifte katman basınç dalgasını alıp bağırsağa iletir; kıvrımlardan, yumuşak borulardan aşağıya dalganın suyu boşanır; insan bu aşamada baskının vücudu terk ettiğini düşündüğünden, su başa doğru yükselir, oradan da kalbe: burada heyecan yangın deliği açar. aşıklar ve sevgililer hayatlarının ilk aşk şokundan itibaren bu kalp hatasıyla yaşarlar artık; bu delikten insan parmağı geçebilir; kadına reva görülen bu delik bir güzellik kusurudur ve bu kadar büyüktür işte.
bir kız için en iyi şey, kendini, kalbini tek bir bakışıyla çalacak erkek için saklamasıdır. bir erkeğin başına gelebilecek en güzel şey ise kalbinin derinliklerine bakabilecek bir kıza rastlamasıdır.erkeklerin gözlerinin içine bakmalı; sırları orada saklıdır; istedikleri kadar rol yapsınlar, gözlerindeki yumuşaklığı ya da kötülüğü saklayamazlar.
biz insanlar ne kadar zavallıyız; büyük aşklar hakkında yazılar yazıp hikayeler anlatırız; ama gerçek güçle, bakışımızı insandan başka bir yöne çevirdiğimizde dolarız ancak.
aşk güzel bir çocuk oyuncağıdır.
erkek kadını kadının erkeği sevdiğinden daha çok severse kız; kadın erkeği erkeğin kadını sevdiğinden daha çok severse oğlan çocuğu doğar. eğer kadın erkeği taparcasına seviyorsa, tıpkı kocasına benzer bir oğlan çocuğu doğurur; ama eğer erkek kadını taparcasına seviyorsa, doğacak kızı tıpkı karısı gibi bir yüze sahip olur.
kadın böyle örtündüğü sürece adam gerdek gecesinde nasıl bir tatsız sürprizle karşılaşacağını bilemez.
yoksul insanlar, günün birinde refaha kavuştuklarında, arzu dolu hayallerini bir sicime bağlayıp bu sicimi tıpkı bir çamaşır ipi gibi, hayatlarının arka bahçesindeki iki duvar arasına gerip yalanlarını milletin görüşüne sunarlar. yoksul insanların rüya gördüklerini, yanı sıra yalan söylediklerini böylece herkes görüyor; ama onları silkeleyerek bu rüyalarından uyandırmak mümkün değil. çünkü yeni bir hayata uyanıyor onlar; bu yeni hayatlarındaki meyvelere çürük densin istemiyorlar.
evet ya da hayır, açık seçik cevaplar; oysa nüanslar, sorulara cevap vermekten kaçınan; hatta korkan bir insanın renk darbeleridir.
yaşlı erkekler genç kadınlara her zaman aşıktırlar.
boş kalp diyaframın üzerine baskı yapar ve bu ince çifte katman basınç dalgasını alıp bağırsağa iletir; kıvrımlardan, yumuşak borulardan aşağıya dalganın suyu boşanır; insan bu aşamada baskının vücudu terk ettiğini düşündüğünden, su başa doğru yükselir, oradan da kalbe: burada heyecan yangın deliği açar. aşıklar ve sevgililer hayatlarının ilk aşk şokundan itibaren bu kalp hatasıyla yaşarlar artık; bu delikten insan parmağı geçebilir; kadına reva görülen bu delik bir güzellik kusurudur ve bu kadar büyüktür işte.
