bobby fischer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bobby fischer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.08.2016

bobby fischer against the world

liz garbus

sadece hiç denemeyenler kaybetmez.

albert einstein: satranç, ustalarını zincire vurup ruhlarını öylesine biçimlendirir ki, en güçlüsünün bile içsel özgürlüğü bunun cefasını çeker.

bir dahi yaratmak için, sevgi bileşeni çok büyük önem taşıyan bir bölümdür. çünkü eğer bu olmazsa bağlanmanızın bir yolu olamaz.

ünlü olmak değişik bir lütuftur ve neredeyse herkes hayatında bir kez ünlü olmayı dilemiştir. ilk başlarda her şey eğlencelidir; ama yalnız kalmayı istediğiniz an eğlence biter. evinde, sokakta, herhangi bir yerde bu olay genç birisi için çok daha korkunç bir şeydir. dünyasını tamamen mahveder.

bobby, bizim gibi sosyalleşmiş bir insan değildi. sahip olduğu tüm fikirler, aslında kendi düşüncelerinden geliyordu.

bobby, 29 yaşında ve neredeyse bir manastır hayatı yaşıyor. yalnız yaşıyor. her zaman, satranç tahtalarından biraz daha büyük otel odalarında kalıyor. çoğu zaman telefonlarına bile cevap vermiyor.

ne yapacağı belli olmayan bobby fischer.. hiç kimse, fischer bir şeyi neden yapar ya da yapmaz, bilemez. gelmiş geçmiş en bireysel, en inatçı, en ketum ve yalnız satranç ustası. belli bir adresi yok. fischer bir göçebe. neredeyse kimseyle konuşmaz, ailesiyle hiç iletişimi yok. sorunlu bir çocukluk..

iki insan yolda karşılaşsa, biri diğerine yol verir. ilişki psikolojisi, boşluklardan nefret eder. eğer vazgeçersen, birisi gelir ve yerini alır.

iyi bir satranç oyuncusu, oyun sırasında paranoyak olmalıdır. ama bu paranoyanızı gündelik yaşamınıza da aktarırsanız, bu akıllıca bir hareket olmaz.

dengesiz eğilimleri olan kişi için, satranç, bir manyaklık haline geliyorsa, uçurumdan düşmesine az kalmış demektir.

bazı insanlar düşünürken kendilerini sınırlandırmaz. olaylara, kendi kalıplarından çıkıp farklı açılardan da bakar. böyle yapanlar, yeni şeyler keşfedebilen yaratıcı insanlardır.

her şey bittiğinde asıl hayatına başlayabilir, önemli şeyler yapabilirsin.

"biraz daha dengeli bir hayatım olsaydı daha iyi olurdu. biraz daha hareketli bir hayat.. ama artık yapacak bir şey yok."

17 ocak 2008'de eski dünya satranç şampiyonu bobby fischer hayatını kaybetti. 64 yaşındaydı. son sözlerinin şöyle olduğu söylenir:

"insan dokunuşundan daha iyileştirici hiçbir şey olamaz."

19.05.2013

satranç

~bobby fischer against the world

satranç turnuvaları fiziksel olarak yorucu oyunlardır. zihin ve inanç testi olmasının yanında ayrıca bir fiziksel dayanıklılık testidir de.

kendinizi sonsuz bir evrenin içinde düşünün. soyut olarak temelde aklınızı tekrar şekillendiriyorsunuz. satranç oyununda ilk hamleyle birlikte, her oyuncunun 20 olası hamlesi vardır. ve 20 çarpı 20 dersek ilk hamleden sonra 400 farklı olasılık karşımıza çıkar. birçok daldan meydana gelmiş ağaç gibi. bir hamleyle başlıyorsunuz ama başlangıçta bile birçok seçenek var. ve tüm bunlar daha sonra birbiri içine giriyor. tüm olasılıkların sayısı, satrancın meydana gelmesini sağlayan şeydir: 10'un yanında 45 sıfırlı bir sayı gibi, güneş sistemindeki atomların sayısı kadar. rakibinizin ne yapacağını tahmin etmeye çalışıyorsunuz. ne yapmaya çalıştığını da anlayamıyorsunuz ve bu yüzden birçok farklı olasılığı düşünüyorsunuz. iyi bir satranç oyuncusu, oyun sırasında paranoyak olmalıdır. ama bu paranoyanızı gündelik yaşamınıza da aktarırsanız, bu akıllıca bir hareket olmaz.

bu psikolojik hastalığa yakalanmış, çok özel yeteneklere sahip insanlara rastlamak mümkün. viktor korchnoi ölü bir adamla satranç oynuyordu. rakibin hareketlerini bile kendisi yapıyordu. rubinstein kendisini kovalayan bir sinek yüzünden camdan atladı. wilhelm steinitz akıl hastanesindeydi. ölümüne yakın tanrıyla telepati yoluyla satranç oynadığını düşünüyordu. hem de tanrıdan daha iyi! carlos torre otobüste soyundu. ve belki de satrancın en büyük, en etkili ismi, 19.yy'da yaşamış, amerikalı oyuncu paul morphy. bobby fischer'la büyük benzerlikleri vardı. paul morphy, dünyayı şaşkına çeviren amerikalı satranç oyuncusu. daha sonraları, 26 yaşındayken, sokaklarda amaçsızca dolaşmaya başladı. kendi kendine konuşmaya başladı. bir paranoid şizofrene dönüştü. avrupa'ya 1858/1859 yıllarında bir tura çıktı. bu, satranç tarihinin en unutulmaz olaylarından biridir. daha sonra satrancı bıraktı. morphy ile fischer arasında büyük benzerlikler var. insanlar daima onların isimlerini birlikte anacaklar. ikisi de kariyerinin zirvesindeyken satrancı bıraktı. ve nevrozların dünyasında kayboldular.