22.01.2022
dökül ey yürek
17.08.2021
gemide
12.07.2021
sürgün
27.02.2019
uzun lafın kısası
lev troçki: çölde manzara resmi yapılamaz.esther vilar: erkeklerin profesyonel fahişeyi küçümsemesi bir çelişkidir; çünkü seks konusunda dürüst olan tek kadın odur.
konfüçyüs: insanların yanlışları, üyesi oldukları sınıfın belirgin niteliğidir.
richard sennett: bütün insanlar bir şeyi iyi yapmanın verdiği tatmini yaşamak ve yaptığı şeye inanmak ister.
mayakovski: ve insan sözcüklerde sevince yürek bir yazı takımı olup çıkıyor.
gilles deleuze: çöküşümüz yozlaşmamış her yere acıyı, yalnızlığı, suçluluğu, iletişim dramını, içselliğin olanca trajedisini sokuşturmaya çalışmamızla kanıtlanır. büyük kitaplardan şizoid kahkaha ve devrimci sevinç doğar, o sefil özseverliğimizin acıları ya da suçluluğumuzun dehşeti değil.
sigmund freud: nerede bir yasak varsa, orada buna neden olan bir arzu, itiraf edilmeyen ve bilinç dışında kalan bir tamah vardır.
ingeborg bachmann: ben, babamın yuvarladığı çığın altında kaldım.
albert caraco: bizim yaşadığımız dünya, kabul olunamaz bir düzene göre kendini düzenleyerek ve bizim nihai amaçlarımıza zarar verecek şekilde sürdürdüğümüz, giderek saçmalaşan bir dünyadır.
paul valery: varoluşun saflığı içinde evren küçük bir kusurdur.
charles bukowski: yazmak uçmaktır benim için. ateşler yakmaktır. yazmak, ölümü sol cebimden çıkarıp duvara atıp tutmaktır.
nilgün marmara: ölürken kahkahamı ona bırakacağım.
15.08.2017
devrim ve özgürlük
liam o'flaherty: soylu ve güzel ne varsa özgür ve katıksız bir hayat sürdürme arayışından doğar.hans habe: özgürlükten başka mutluluk yoktur.
nikos kazancakis: özgürlük için çarpışan her zaman küçük bir topluluktur, her zaman da büyük yığınları yenilgiye uğratır.
ivo andric: özgürlük içinde doğan, adalete dayanan bir devlet, tanrısal düşüncenin yeryüzünde gerçekleşen bir damlası gibidir.
şükrü erbaş: hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. eşitlik özgürlük ister.
ingeborg bachmann: yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten korkuyoruz, özgürlükten korkuyoruz. insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse insanlar onunla bozuşmuştur.
erich fromm: bir özgürlük eğilimi olarak başkaldırma eylemi mantığın başlangıcıdır.
arturo perez-reverte: ülkesini satan bir fanatik olmayı, hayatımı "yaşasın zincirler!" diye bağırarak geçirmeye tercih ederim.
thomas more: servetin ve özgürlüğün olduğu yerde, insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zul sayar. buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir, uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.
nazım hikmet: hiç kimse esir doğmuş olduğundan dolayı kabahatli değildir. fakat esaretini haklı bulan, onu yaldızlayan esir, yeryüzünün en aşağılık mahlukudur.
ursula k. le guin: insanların nasıl hür olunacağını öğrenmeleri lazım. köle olmak kolaydır. hür bir insan olmak için kafanı kullanman lazım.
liam o'flaherty: pis bir çukurda koyunlar gibi ölmektense göğsünü kurşunlara siper ederek ölmek yeğdir.
28.07.2017
hayat
hildegard knef: hayat bazen yabancı bir kentte geçirilen pazar günlerine benzer. insan kime danışacağını, kime sığınacağını bilemez.
irene nemirovsky: beni teselli eden ne kitap ne de bir sanat eseridir, bu yaşlı ve kusurlu evreni seyre dalmaktır.
juli zeh: hayat, ne yapalım ki gücünün zirvesinde başlar ve bu noktadan itibaren sürekli aşağı inerek sonuna ulaşır. kötü bir dramaturji hatası.
jean rhys: kuşkusuz, yaşam haktan yana değildir. gerçekten lanet olası haksızlıklarla doludur. herkes bilir bunu.
gabriela adameşteanu: hayatta gerçekten kendini inanılmaz mutlu hissettiğin anlar kalıyor aklında, bunu sonra hatırlıyorsun. sonradan da aslında o mutluluk ve sükunet anlarının kısa bir süre sonra gelecek olan büyük sorunların habercisi olduğunu anlıyorsun; yine de o anlardan güzel bir hatıra kalıyor aklında.
katherine mansfield: kimi anlar vardır, korkunç anlar vardır hayatta; insanın sığınağından çıkıp dışarı baktığı anlar ve berbattır bu. insan bu anlara boyun eğmemelidir.
madam du deffand: melekten istiridyeye kadar tüm türler, tüm varoluş koşulları bana aynı derecede talihsiz görünüyor. can sıkıcı olan, doğmuş olmaktır.
clarissa p. estes: bir hayat çok fazla kontrollü olduğu zaman, kontrol edilemeyecek kadar az hayat kalır.
jhumpa lahiri: daha gençsin. özgürsün. kendine bir iyilik yap. çok geç olmadan, çok fazla durup düşünmeden, sırtına yastığınla yorganını yükleyip dünyanın görebildiğin kadar çok yerini gör. pişman olmazsın. bir gün bunu yapman için çok geç olacak.
26.04.2017
aşk: karanlık kıtası dünyanın
7.12.2016
otuzuncu yaş
hiçbir yerde düşleri parayla satın alamazsınız. zaman ile belirlenir düşlerin fiyatı. bizde bir düş vardır, karşılığında bir ömür isteriz müşteriden.hep bu görgü kuralları! niçin kimse çıkıp ne olduğunu söylemez bunların? ne diye kendimizin ve başkalarının uydurduğu zebanilerle dünyayı doldurup dururuz?
bir şeyin başıyla sonu arasında fark yok: yaşam ve ölüm.
telefonda çok vakit şöyle söylüyordu: sevgili dostlarım, bugün ne yazık ki gelemeyeceğim. belki bir dahaki hafta. bir dahaki hafta telefonun fişini çekiyordu.
benim cennetim, güzelliğin olduğu yerdedir.
bıraktığı yerden devam etme ayrıcalığı kimseye bağışlanmamıştı.
ne sıradan bir kimse, ne de seçkin biri gibi yaşamayı, zamana ayak uydurabilmeyi ve ona karşı durmayı isterdi.
yasak levhaları, buyruk levhaları olmaksızın düşünmekten korkuyoruz, özgürlükten korkuyoruz. insanlar özgürlüğü sevmiyor. özgürlük nerede boy göstermişse, insanlar onunla bozuşmuştur.
yeni bir dil olmadan yeni bir dünya yaratılamaz.
insan geçmişin derinliklerine ne kadar inerse, o kadar yitiriyor yolunu. bazen şu tarih denen şeye bir türlü akıl erdiremiyor, nereye gönül vereceğimi, hangi partileri, hangi grupları, hangi güçleri tutacağımı bilemiyorum. çünkü insan utanç duyulacak bir yasanın varlığını görüyor ortada, bütün kötülüklerin bu yasa uyarınca yapıldığını anlıyor. hep kurbanların tarafını tutabilirsin; ama kaç para eder, kurbanlar insana bir yol göstermiyorlar.
nasıl bazıları için tanrı, bazıları için para pul, bazıları için şan ve şöhret, bazıları için de ruhlarının ebedi huzuru önemliyse, benim için de doğru önemlidir.
mucize her zaman olduğu gibi güvenin, gözü kara bir güvenin ürünüdür.
bulanık ve çarpık görme, körlükten daha fenadır.
2.06.2016
arzu
12.11.2015
yorgun
yaşayacak bir niçin'i bulunan, hemen tüm nasıllara dayanabilir.tek bir cümle, artık kendisine olan olmuş insana güvence vermeye yeter mi ki? bu dünyadan olmayan bir güvence gerek.
çünkü başkalarının buna amanı yok, onlar ülkelerinde oturuyorlar, çalıştıkları, planlar yaptıkları, eyleme giriştikleri ülkelerinde, onlar, yani gerçek anlamda zamanın dışında olanlar; çünkü onlar dilsiz, tüm zamanlarda egemenliklerini sürdürenler, yalnızca dilsiz olanlardır. size korkunç bir sır vereceğim: dil ceza demektir. her şey dile geçmek zorundadır ve her şey suçuna ve bu suçun kapsamına göre, yine dil içinde yitip gitmek zorundadır.
ben, babamın yuvarladığı çığın altında kaldım.
düşünmemi öngördükleri şeyleri de düşünebilmekten tümüyle acizim, bir tarihi, bir işi, bir randevuyu, sabahın altısında mutsuzluğumun sınırsızlığından daha açık ve seçik algıladığım bir şey yok; çünkü asla kesilmek bilmeyen bir acı, hak edilmiş, tüm benliğimi saran bir acı, tüm sinir uçlarına eşit oranda dağıtılmakta, her zaman. çok yorgunum, evet, size söyleyebilirim, çok yorgunum.
1.08.2015
aşk
ingeborg bachmann
yaşamın bütünü, o yaşamı elde tutabilme çabasından başka bir şey değildir; güzellik ise, ölümü arayışı nedeniyle, yaşamla çelişki demektir.
neye inandığımı bilmek ister misiniz? ben, herkes için ve bütün günler için geçerli olan, tek tek her günün yaşanabildiği bir düzene inanıyorum. içinde bütün duyguların ve düşüncelerin yer bulabildiği bir büyük geleneğe ve onun gücüne inanıyorum. bu geleneğin düşmanlarının ölümüne inanıyorum. ben, aşkın dünyanın karanlık yarısında bulunduğuna, her suçtan, her kafirlikten daha yıkıcı olduğuna inanıyorum. ben, aşkın ortaya çıktığı her yerde, tıpkı yaradılışın ilk günündeki gibi bir kargaşanın doğduğuna inanıyorum. aşkın masum olduğuna ve yıkıma sürüklediğine inanıyorum.
aşk, yoluna ancak suçla birlikte ve insanı sonunda dünyanın bütün yargıçlarının önüne sürükleyerek devam edebilir. ben, âşıkların adil bir sonuç olarak havaya uçtuklarına ve hep uçmuş olduklarına inanıyorum. belki de orada burçlara yerleştirilmişlerdir.
22.08.2014
gelecek
bir gün gelecek, insanların siyah; ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. bir gün gelecek insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz ve bütün bir yaşam boyunca sürecek.
bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak, bütün bir yaşamın başlangıcı.
bir gün gelecek, kadınların altın kırmızısı gözleri, altın kırmızısı saçları olacak ve kadınlıklarının şiiri yeniden yazılacak.
bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak ve elleri, iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar; çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar.
6.08.2014
engindir dünya
28.01.2013
git, ey düşünce
8.06.2012
duvarın arkasında
19.01.2012
karanlık şarkılar
2.09.2011
akıntı
31.05.2011
uzun lafın kısası
george sand: zina, bir kadının sevgilisiyle geçireceği bir saat değil, ondan sonra geceyi kocasının kollarında geçirecek olmasıdır.
arundhati roy: düşlerini yitirirsen aklını da yitirirsin.
ece temelkuran: kadınlar avcılarla birlikte olmak ister. kabul edin ya da etmeyin bu böyledir. hiçbir kadın bir çiftçiye aşık olmaz.
franz kafka: nasıl yaşanırsa öyle ölünür.
ingeborg bachmann: insanın gerçek ölümü hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.
adam fawer: insanın her zaman seçenekleri vardır.
herta müller: bir kadınla erkeğin birbirlerine verecek bir şeyleri olduğunda aynı yatağa girerler. insanlığın en iyi icadıdır yatak.
maggie gee: erkekler güçlüymüş gibi davranırlar ama aslında bebekten farkları yoktur.
vasili grossman: dünya üzerinde sadece ve sadece dar kafalı, kendi haklılığını sarsılmaz bir duygu haline getirmiş olan insanlar hüküm sürerler.
peter weiss: demokratik yönetimin anlamı, herkesin fikrinin geçerli olmasıdır.
julian barnes: ben kendi payıma, tohuma kaçmış bir bekar ya da cinsel açıdan soğuk bir eş yerine, zina yapan bir koca ya da aklı hep orasında olan biri tarafından yönetilmeyi yeğlerim.
2.04.2011
radyo oyunları
29.03.2011
ingeborg bachmann
malina'da toplumu 'en kanlı arena' diye nitelendirmiş olduğu anımsatıldığında, bachmann'ın yanıtı şöyledir: "evet, yoksa kuşku mu duyuyorsunuz bundan? bu sözde uygar dünyada, görünüşte uygar davranan insanlar arasında, gerçekte sürekli bir savaşın egemenliğinden kuşku mu duyuyorsunuz? insanların birbirlerini ağır ağır öldürmekte olduklarına inanmıyor musunuz? kimi zaman herkes açık ve seçik görebiliyor bu gerçeği; ama uzun zaman parçaları boyunca da insanlar yine belli bir dinginlik içerisinde yaşayıp gidiyorlar, küçük yaralarıyla, yaralanmalarıyla birlikte ve aslında yaşanabiliyor da bunlarla.""insan ancak maddi şeylerin ötesinde bir şeylere sahipse zengindir. ve ben bu materyalizme, bu tüketim toplumuna, bu kapitalizme, burada cereyan eden bu korkunçluğa, sırtımızdan yaşamaya hakları olmayan bu insanların zenginleşmesine inanmıyorum. gerçekte inandığım bir şey var ve ben buna 'bir gün gelecek' diyorum. ve özlemini çektiğim şey, bir gün gelecek. evet, belki de gelmeyecek; çünkü onu hep yıktılar, binlerce yıldır yıktılar. gelmeyecek; ama ben yine de inanıyorum geleceğine. çünkü eğer inanmazsam, artık yazamam."














