özgürlüğün bedeli ebedi ihtiyattır. (edward peters)
edward shils: her toplumun, toplumsal hayatın tekdüze gerekliliklerine hiçbir otorite ve başarı düzeyinde ayak uyduramayan kendi toplum dışı insanları, sefilleri ve lanetlileri vardır.
milan kundera: bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.
george mikes: bir yabancı olmak utanç verici ve kötü bir duygu; böyle değilmiş gibi yapmanın yararı yok. bundan kurtuluş yok. bir suçlu ıslah olabilir ve toplumun nezih bir üyesi haline gelebilir; ama bir yabancı ıslah olamaz. bir kez yabancı olan daima yabancıdır. ondan kurtuluş yoktur. britanyalı olabilir; ama asla ingiliz olamaz.
edmund leach: teröristlerin eylemleri ne denli anlaşılmaz olursa olsun yargıçların, polislerin ve siyasetçilerin, terörizmin hayvanlaşmış yamyamların değil, insan kardeşlerimizin bir faaliyeti olduğunu unutmalarına asla izin vermemeliyiz.
noam chomsky / edward herman: güçlünün anlamsal aletleri haline gelmiş bulunan terör ve terörizm sözcükleri, genellikle şiddetin bireysel ve marjinal gruplar tarafından kullanılmasıyla sınırlandırılmıştır. hem kapsam hem de tahripkarlık bakımından çok daha geniş olan resmi şiddet tamamen farklı bir kategoriye yerleştirilir.
edward peters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edward peters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6.07.2022
şiddet
Kategori:
.kolaj,
#şiddet,
edmund leach,
edward herman,
edward peters,
edward shils,
george mikes,
milan kundera,
noam chomsky
25.07.2012
medya, devlet ve ulus
philip schlesinger
ayn rand: sosyalizm kederlidir.
edward peters: engin bir devlet gücünün, kaynakları seferber etme yeteneğinin ve fiilen sonsuz çeşitlilikte olan zor kullanma araçlarına sahip olmanın geçerli olduğu bir çağda, paradoksal bir şekilde, devlet siyasetlerinin birçoğu devletin iç ya da dış düşmanları karşısında aşırı dayanıksız olduğu anlayışına dayandırılmıştır.
paul wilkinson: hiçbir baskıcı devlet, üyeleri özellikle adam öldürme, işkence, zorla itiraf ettirme, açıklama yaptırma vb. metotlar konusunda eğitilen bir gizli polis aygıtından vazgeçemez.
pierre bourdieu: kültür yalnızca ortak bir kod ya da hatta sürekli yeniden ortaya çıkan sorunlar için hazırlanmış ortak bir yanıtlar kataloğu değildir; müziğin yazılmasında söz konusu olan şeyi andıran bir "icat etme sanatı" sayesinde özgül durumlara doğrudan doğruya uygulanabilir sonsuz sayıda tekil örüntülerin yaratıldığı, daha önce özümsenmiş ortak bir ana örüntüler dizisidir.
paul wilkinson: herhangi bir süre boyunca askeri yönetime başvuran, adına demokratik denilen hiçbir hükümet sürekli bir kamu desteğini hak etmez.
alberto melucci: kolektik kimlik, kendi eylemlerinin yönlendirilmesinin yanı sıra eylemlerinin cereyan ettiği fırsatlar ve kısıtlamalar alanıyla da ilgili olan, etkileşim içindeki birden fazla birey tarafından üretilmiş etkileşimsel ve müşterek bir tanımdır. kolektif kimlik oluşumu hassas bir süreçtir ve ardı arkası kesilmeyen bir yatırım gerektirir. kolektif kimlik, daha kurumsallaşmış toplumsal eylem biçimlerine benzer hale geldikçe örgütsel biçimler, bir formel kurallar sistemi ve önderlik örüntüleri halinde billurlaşabilir.
paul wilkinson: komplo teorileri toplumsal gerçekliğin hakkını çok nadiren verir.
claudio magris: kimlik, ucu daima açık olan bir arayışken, bir kimsenin kendi kökenlerini saplantılı bir şekilde savunması zaman zaman, başka koşullarda yerinden edilmeye isteyerek boyun eğmek kadar geriletici bir kölelik biçimi olabilir.
mary douglas: kamusal bellek toplumsal düzenin depolama sistemidir. kamusal bellek hakkında düşünmek, düşüncemizin koşulları hakkında düşünmek kadar bize yakın bir şeydir.
ayn rand: sosyalizm kederlidir.edward peters: engin bir devlet gücünün, kaynakları seferber etme yeteneğinin ve fiilen sonsuz çeşitlilikte olan zor kullanma araçlarına sahip olmanın geçerli olduğu bir çağda, paradoksal bir şekilde, devlet siyasetlerinin birçoğu devletin iç ya da dış düşmanları karşısında aşırı dayanıksız olduğu anlayışına dayandırılmıştır.
paul wilkinson: hiçbir baskıcı devlet, üyeleri özellikle adam öldürme, işkence, zorla itiraf ettirme, açıklama yaptırma vb. metotlar konusunda eğitilen bir gizli polis aygıtından vazgeçemez.
pierre bourdieu: kültür yalnızca ortak bir kod ya da hatta sürekli yeniden ortaya çıkan sorunlar için hazırlanmış ortak bir yanıtlar kataloğu değildir; müziğin yazılmasında söz konusu olan şeyi andıran bir "icat etme sanatı" sayesinde özgül durumlara doğrudan doğruya uygulanabilir sonsuz sayıda tekil örüntülerin yaratıldığı, daha önce özümsenmiş ortak bir ana örüntüler dizisidir.
paul wilkinson: herhangi bir süre boyunca askeri yönetime başvuran, adına demokratik denilen hiçbir hükümet sürekli bir kamu desteğini hak etmez.
alberto melucci: kolektik kimlik, kendi eylemlerinin yönlendirilmesinin yanı sıra eylemlerinin cereyan ettiği fırsatlar ve kısıtlamalar alanıyla da ilgili olan, etkileşim içindeki birden fazla birey tarafından üretilmiş etkileşimsel ve müşterek bir tanımdır. kolektif kimlik oluşumu hassas bir süreçtir ve ardı arkası kesilmeyen bir yatırım gerektirir. kolektif kimlik, daha kurumsallaşmış toplumsal eylem biçimlerine benzer hale geldikçe örgütsel biçimler, bir formel kurallar sistemi ve önderlik örüntüleri halinde billurlaşabilir.
paul wilkinson: komplo teorileri toplumsal gerçekliğin hakkını çok nadiren verir.
claudio magris: kimlik, ucu daima açık olan bir arayışken, bir kimsenin kendi kökenlerini saplantılı bir şekilde savunması zaman zaman, başka koşullarda yerinden edilmeye isteyerek boyun eğmek kadar geriletici bir kölelik biçimi olabilir.
mary douglas: kamusal bellek toplumsal düzenin depolama sistemidir. kamusal bellek hakkında düşünmek, düşüncemizin koşulları hakkında düşünmek kadar bize yakın bir şeydir.
