ferit edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ferit edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.09.2020

yolculuk

ferit edgü: yolcu! bir gün yolunu yitirirsen artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine.

v.s. naipaul: yeni bir başlangıcın pek ender mümkün olmasına ve dünya kişisel yalanımızı sürdürmemizi sağlamasına rağmen, gidiş gidiştir. kırar, kemiğin her seferinde yeniden oturtulması gerekir.

jodi picoult: önemli olan ulaşılmak istenen yer değil, yolculuğun kendisidir.

gogol: dünyayı dolaşmak, değişik insanlarla konuşmak canlı bir kitap okumaya benzer, ikinci bir ilim sayılır. göremediğin şeyleri görür; yeni, hiç tanımadığın insanlarla karşılaşırsın. yabancılarla konuşmak da çok değerli şeyler kazandırır insana.

kiran desai: bir yolculuğun bir kez başladı mı sonu yoktur.

ece temelkuran: bir yolculuk eğer gerçekten bir yolculuk ise yolcunun sorduğu sorulara cevap vermez. iyi bir yolculuk, yolcunun sorularını değiştirir.

tomris uyar: insanlar ya yolculukta ya sarhoşken kendilerini açığa vururlar.

joyce carol oates: bir kere bir yerden ayrıldıktan, bir kere oradan sürüldükten sonra, yapmış olduğunuz bütün ziyaretler dağılır, bir tek ziyarete dönüşür ve o da zamanla bulanık bir rüya gibi zor anımsanır.

hermann hesse: sebat, yolcuyu esenliğe kavuşturur.

jean baudrillard: yolculuk yapmanın verdiği keyiflerden biri de başkalarının konut edindiği yere dalıp el değmemiş olarak, onları kendi kaderlerine bırakmanın kötücül neşesiyle çıkmaktır.

16.12.2019

hayat

ferit edgü


üç sözcükten oluşan bir cümleye
"hayat buymuş demek"
sığacak denli yalındır yaşam

insan yalnız yaptıklarıyla değil
yapmadıklarıyla da insandır

yıllardır
"bana yaşamımı geri ver"
diyeceğim
birini arıyorum

savaşa gitmedim
para sahibi olmadım
ünüm, unvanım olmadı

tüm yaşamım boyunca eksik bir şey vardı
hiçbir zaman bulup çıkaramadım

23.06.2018

bağbozumu şarkıları

şükrü erbaş


sevgilim
hangi acıyla yaprak dökersek dökelim
insan kendini seveceği bir dünya buluyor

"git kurtar kendini dostum. kurtar canını tüm bağların zulmünden. ve bırak evleri, onları yapanlara mezar olsunlar. git. seninkinden başka toprak bul. kendi ülkenden başka ülkeler. ama asla kendi canından başka can bulamazsın. düşün; tanrının toprakları sonsuz genişlikteyken, seni alçaltan bir ülkede yaşamanın ne kadar anlamsız, ne kadar şaşırtıcı olduğunu."
(binbir gece masalları)

"ben, bir başkasıdır."
(arthur rimbaud)

"cennet mavi olabilir ama insanın çilesi daha güzeldir."
(van gogh)

damla damla akıyorsun gözlerimden

"yaşlı dünyanın sessiz atları
otlamaya devam edecekler bozkırda"
(gerard chaliand)

ey mazlum hayal, kanatlı yalnızlık
sensin bütün arzulardan esen

"bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır."
(ferit edgü)

sevgilim
önce ölümden, sonra senden doğdum ben.

"evlerin pencerelerini tamamıyla açabilen tek bir rüzgar biliyorum: ortak keder."
(max horkheimer)

"dağlar dilsiz ustalardır ve suskun öğrenciler yetiştirirler."
(goethe)

insan ruhunun pazarı, sevgilim
insan ruhuna kurulurmuş yine

"her şey daha çok zaman olsun diye hızlandı.
zaman ise gittikçe azalmakta."
(elias canetti)

kimse kendinden bir yere gitmiyor
yaşıyoruz sessizce yaramızı severek

11.02.2016

dizeler


gece, yalnızlığımıza çekilen gökperdeyse
şiir, içindeki aydınlığımızdır
(şükrü erbaş)

ben hep sözcüklerle baktım dünyaya
yaralandım sözcüklerle
alıştım sözcüklerin devriyesi olmaya
(metin altıok)

uyuyamayacaksın
memleketin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın
çünkü sen artık o sen değilsin
uyuyamayacaksın
düzelmeden memleketin hali
düzelmeden dünyanın hali
(melih cevdet anday)

gezgin büyülüdür fethedilmemişin gizemiyle
savaşçının kargısı sonunda uzlaşır ölümle
sense bedenin ve ruhun acısına adandın ey sürgün
anıtın yok ama ülken her yer
(ahmet oktay)

ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
(gülten akın)

hayatın bekleme odasında bir kadın
birbirine benzeyen ölümler biriktirir
çan susar, bir kuş uçar sesinden
camlara kendini yazar bir şair
(ayten mutlu)

bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz
biçim veremediğimiz şeylerin
biçimini alıyoruz
(şükrü erbaş)

ayrılık bilmem ne zaman gelir
sen bir okul defteri getir bana
çünkü sadece yazmak tesellidir
çektiğiniz acıya bu dünyada
(ahmet oktay)

denizin uzaklardan getirdiği
yabancı, anlamsız bir şeyim
(melih cevdet anday)

aşkın kuramı olmaz
yalnız eylemi vardır
(ferit edgü)

sağ olasın amerikan sigarası
sağ olasın ara kültür
ezik heves, görgüsüz para, özenti ve şımarıklık
kimliksiz, adressiz, mihrapsız halk
(şükrü erbaş)

dolaşıyorum ne zamandır
kalbimde bir gül kesiği
(ahmet oktay)

bulutlardan başka bir şeyin hareket etmediği
bu esmer, bu yılgın, bu sağır düzlükte
silinir her gün biraz daha yaşamla ölüm arasındaki çizgi
(şükrü erbaş)

aşkın kışlası yataktır
aşk her zaman çırılçıplaktır
(ferit edgü)

7.03.2014

leş

ferit edgü

aşkın ışığa gereksinimi yoktur.

novalis: yaşam, bir ruh hastalığıdır.

sen aramadığın sürece kimse seni bulmaz.

bana mutluluğu aradığını, mutluluğun peşinde olduğunu, mutluluktan başka bir şey düşünmediğini söylemiş olsaydı, ben de yalan söyleyip umut vermezdim ona. böylece o, düş kırıklığına uğramaz, ben de, yıllar sonra, pek fazla pişmanlık duymuyor olsam da, bu satırları yazıyor olmazdım.

çölü görmeyen, hiçbir şeyi görmüş sayılmaz.

yaşamın dört ana yönü değil, bin bir bilinmez yönü vardır.
bunu bilmeden ne okusan, ne yazsan az.

korkunç bir ülke burası. insanları öldürüyorlar. birkaç yazar sesini yükseltiyor. bunu da demokrasi sanıyorlar. korkunç bir ülke burası.

sanatta her şey bir kişilik sorunudur.

gerçeği öğrenmek oldum olası benim çok zamanımı almıştır.

yalnız dağ başında değil, dağ başındaki inde yaşayan ayıda bile vardır utanç. ama kentte ya da köyde kimi insanoğlunda hiç mi hiç yoktur.

savaşa gitmedim
para sahibi olmadım
ünüm, unvanım olmadı

insan yalnız yaptıklarıyla değil
yapmadıklarıyla da insandır

yıllardır
"bana yaşamımı geri ver" diyeceğim
birini arıyorum

üç sözcükten oluşan bir cümleye
"hayat buymuş demek"
sığacak denli yalındır yaşam

tüm yaşamım boyunca eksik bir şey vardı
hiçbir zaman bulup çıkaramadım

31.07.2013

uzun lafın kısası

çehov: dünya büyüktür ama, gene de çaldığı şeyi saklayacak yer bulamaz insan.

alain: neşenin nüfuz ve itibarı yoktur; çünkü gençtir; oysa keder bir tahta oturmuştur, ona herkes saygı gösterir.

sean o'casey: politika, esaretindeki binlerce insanı katletmiştir; din ise on binlercesini.

antoni casas ros: hayaller kurulabilir, gökyüzü arzulanabilir, hafızada binlerce enfes anı canlandırılabilir; ama bir bedenin bir ötekini arayışının yeri nasıl doldurulabilir?

la rochefoucauld: öyle insanlar vardır ki, aşktan bahsedildiğini duymasalardı aşık olmazlardı.

bret easton ellis: en büyük iki yalan nedir? "paranı geri vereceğim." ve "ağzına boşalmayacağım."

ferit edgü: insanoğlunun bazı gerçeklerini hasıraltı etmek sevdasında olan ahlakçılar kadar ahlaksız kişi yoktur.

johannes mario simmel: hayatta işlenecek tek günah, cesaretini kaybetmektir.

michel tournier: insanın yaşamındaki en heyecan verici şey, içinde doğuştan var olan sapkınlık yönelimini keşfidir.

samuel taylor coleridge: on bin kişiden biri bile, ateist olabilecek zihin gücü ve kalp temizliğine sahip değildir.

thomas bernhard: kendimizi aldatmayalım; cenazeler her zaman tiyatrodur.

robert m. pirsig: biz hepimiz, başkalarının hayaletlerini kibirle aşağılarız; ama kendimizinkileri cahilce, barbarca üstün tutarız.

12.02.2011

o / hakkari'de bir mevsim

ferit edgü

"yolcu; bir gün yolunu yitirirsen artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine."

en büyük, en korkunç itiraf, bir işkence altında yapılan itiraf değildir; insanın kendi kendine, artık dayanamayıp yaptığı itiraftır.

dalgalarla boğuşulur. limanlar özlenir. bir kuytu limanda demir atılır. fırtınanın dinmesi beklenir. sonra yeniden rota çizilir. sonra yeniden demir alınır. yola koyulunur.

"başına ne gelirse gelsin, nerede olursan ol, yaşamı sürdürmeyi bil."

"sevgilisini boş yere bekleyen bir erkek için gece bitmek bilmez; gündüzleri çalışan işçi için bir gün kısa bir süre değildir; sert bir ananın kolları arasında yaşayan genç bir kız için bir yıl yüzyıl gibidir; isteklerimi, umutlarımı geciktiren her an bana dayanılmaz bir uzunlukta gelir."

"gün doğumuyla gelen haberci iyi haberler getirir."

"insanoğlu kendine yetmeyi bilseydi önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu."

mutluluk soruların bittiği yerde başlıyor olmalı.

kızılderili büyücü: "bir savaşçı için düş demek gerçek demektir. düş gücüyle verir kesin kararını ve ona göre davranır. ya seçer alır ya da def eder. elindeki araçlardan, kendini başarıya ulaştıracakları seçer, onları kullanır."

genç etnolog: "don juan matus, 'düş ile gerçek arasında bir ayrım yoktur, düş gerçeğin kendisidir." mi demek istiyorsun?"

kızılderili büyücü: "hiç kuşkusuz, düş gerçeğin ta kendisidir."

genç etnolog: "yani şu anda yaptığımız şey kadar mı gerçek?"

kızılderili büyücü: "ille de bir karşılaştırma istiyorsan, daha da gerçek, derim. düş görmek, düşlemek, bir güce sahip olmak demektir. elindeki bu güçle çok şeyi değiştirebilir insan. gizli kalmış nice şeyi bu güçle bulup ortaya koyabilir. dilediği her şeyi denetimi altında tutabilir."

kendimi ararken onları, başkalarını, başka insanları buluyorum. ve onları bulurken, yavaş yavaş kendimi bulur gibiyim. kurallar içinde bulamaz insan kendini, bunu çoktan anladım.

tümünüz birbirinize benziyorsunuz. uçurumlar, uzaklıklar, denizler, akarsular ayırıyor bizi birbirimizden. ama gene de birbirimize benziyoruz; düşlerimizle, düşüşlerimizle.

sizin dünyanız aklı başında insanların dünyası ise bırakın ben çıldırayım. çünkü burada, bu koşullarda ancak çıldırarak sürdürülebilir yaşam.

10.10.2008

kardeş fırtınalar

gültekin emre



ey karnına saplı binlerce bıçağın üstüne kapanan kent
ey gittikçe yozlaşan sağırlaşan ülke
yıllardır sorgusu dinmeyen düşünce, doğrulanan inanç
ey ömürleri kendilerinin olmayanlar
ey düşlerin ve acıların öncü yolcuları
ey dünyanın alnına iyiliğin resmini çizen içtenlik
(şükrü erbaş)

ben hep sözcüklerle baktım dünyaya
yaralandım sözcüklerle
alıştım sözcüklerin devriyesi olmaya
(metin altıok)

uyuyamayacaksın
memleketin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın
çünkü sen artık o sen değilsin
uyuyamayacaksın
düzelmeden memleketin hali
düzelmeden dünyanın hali
(melih cevdet anday)

intihar
bir başka yoludur
dünyada varolmanın
(jean-paul sartre)

intihardır
tek felsefe sorunu
(novalis)

gezgin büyülüdür fethedilmemişin gizemiyle
savaşçının kargısı sonunda uzlaşır ölümle
sense bedenin ve ruhun acısına adandın ey sürgün
anıtın yok ama ülken her yer
(ahmet oktay)

ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
(gülten akın)

hayatın bekleme odasında bir kadın
birbirine benzeyen ölümler biriktirir
çan susar, bir kuş uçar sesinden
camlara kendini yazar bir şair
(ayten mutlu)

bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz
biçim veremediğimiz şeylerin
biçimini alıyoruz
(şükrü erbaş)

ayrılık bilmem ne zaman gelir
sen bir okul defteri getir bana
çünkü sadece yazmak tesellidir
çektiğiniz acıya bu dünyada
(ahmet oktay)

denizin uzaklardan getirdiği
yabancı, anlamsız bir şeyim
(melih cevdet anday)

gece, yalnızlığımıza çekilen gökperdeyse
şiir, içindeki aydınlığımızdır
(şükrü erbaş)

zalimin gecesi mazlumun gecesiyle birdir
ve daha uzundur zulme karar verenin gecesi
çünkü acıların, çığlıkların, kargışların sesi
(gülten akın)

gurbet elde baş yatağa gelende
gayet yaman olur işi garibin
(aşık garip)

sağolasın amerikan sigarası
sağolasın ara kültür
ezik heves, görgüsüz para, özenti ve şımarıklık
kimliksiz, adressiz, mihrapsız halk
(şükrü erbaş)

aşkın kuramı olmaz
yalnız eylemi vardır
(ferit edgü)

dolaşıyorum ne zamandır
kalbimde bir gül kesiği
(ahmet oktay)

bulutlardan başka bir şeyin hareket etmediği
bu esmer, bu yılgın, bu sağır düzlükte
silinir her gün biraz daha yaşamla ölüm arasındaki çizgi
(şükrü erbaş)

aşkın kışlası yataktır
aşk her zaman çırılçıplaktır
(ferit edgü)