emerson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emerson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.10.2022

hürriyet

hegel: hürriyet, zaruretin şuuruna varmaktır.

william blake: hakikati söyle, bırak alçak senden uzaklaşsın.

vico: halkın sırtına bindiği için büyük görünür başbuğlar.

blanqui: kılıcı olanın ekmeği olur.

durkheim: eğer insanlığın ıstırabını dindirmeyecek, toplumun işine yaramayacaksa, sosyoloji bir saatlik zahmete değmez.

michelet: tarih kaderle hürriyet, maddeyle zekâ, insanla tabiat arasındaki savaştır.

andre gide: büyük dediğimiz kitaplar, klasik dediğimiz kitaplar, herkesin kendini okumuş farz ettiği, fakat kapağını dahi açmadığı kitaplardır.

montesquieu: tımarhanedekiler, dışardakiler kendilerini akıllı sansın diye içeri tıkılmış bedbahtlardır.

sighele: hapishaneler dışardakiler kendini namuslu sansın diye yapılmıştır.

napoleon: bir memlekette hem fakir hem zengin varsa o ülkede mutlaka bir din de olmalıdır."

jonathan swift: meyhane, çılgınlığın şişe ile satıldığı yerdir.

emerson: eğer kainat mahvolsa yalnız eflatun'un 'devlet'iyle yeni bir medeniyet kurabilirdik.

cenap şahabettin: yerinde sayanlar, yürüyenlerden çok patırtı eder.

sadi şirazi: dünyanın bütün toprakları bir damla kan dökülmesine değmez.

rabelais: tanıdığım en dürüst hakim, zar atarak idam veya beraata karar verirdi.

via cemil meriç

31.07.2021

uzun lafın kısası

adam phillips:
insanlarda âşık olduğumuz özellikler, sonunda bizi öfkeden kudurtan özelliklerle aynıdır çoğunlukla.

apostolos doxiadis: dünya üzerindeki hiçbir şey gerçekten yeni değildir. insan ruhunun soylu dramları da öyle.

cromwell: kimse nereye gittiğini bilmeyen bir insan kadar yükseklere çıkamaz.

emerson: bir yalanı yutarsanız, peşinden gelen her şeyi de yutmak zorunda kalırsınız.

gabriel garcia marquez: seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.

john fowles: bütün haz deneyimlerimiz zayıf ancak korkunç şekilde, bir mahkumun son kahvaltısı unsurunu, öleceğini bilen şairin, savaşta ölmeye yazgılı genç askerin yoğunluk duygusunun bir yankısını içerir.

mario puzo: siz kadınlar eşitlik istiyorsunuz ama daha iktidar oyunlarından habersizsiniz. tek kozunuz şu deliğiniz; onu da rakiplerinize tabak gibi açıyorsunuz. bedavaya veriyorsunuz. oysa şu delikleriniz olmadan hiçbir kudretiniz yoktur sizin.

octavio paz: yaşamın bir döneminde varlığımızın sadece kendimize özgü ve çok değerli bir şey olduğunu anlarız. 

şükrü erbaş: hiçbir sevgi tutsaklıkta yeşermez. eşitlik özgürlük ister.

cenap şahabettin: yeteneğin güçlü bacakları vardır, emin adımlarla yürür ama ancak dahiliktir ki kanatlıdır ve uçabilir.

goethe: önemli bir şey, ancak insan kabuğuna çekilirse yaratılabilir.

halil cibran: tanımlayamadığın rahmetleri özlediğinde ve nedenini bilmediğin hüzünlere kapıldığında, işte o zaman gerçekten tam bir verimlilikle serpilecek ve daha büyük benliğine doğru alabildiğine yükseleceksin.

4.05.2021

ideal okur

alberto manguel

ideal okur, romanın ana karakteridir.

ideal okur, kelimeler sayfanın üstünde bir araya gelmeden hemen önceki yazardır. 

ideal okur kitabın karakterlerinden birine aşık olma yetisine sahiptir. 

ideal okur tarih hatasıyla, belgesel hakikatlerle, tarihi doğrulukla, topoğrafik kesinlikle ilgilenmez. 

ideal okur, yazardan daha zekidir ama bunu yazarın aleyhine kullanmaz. 

ideal okur metni altüst eder. yazarın söylediğini olduğu gibi kabul etmez. 

ideal okur sözlük kullanmayı sever.

ideal okur, biriktiren bir okurdur. bir kitabın her okunuşu, anlatının anısına yeni bir katman ekler. 

ideal okur bütün edebiyatı anonimmiş gibi okur. 

bir kitabı kapattığında ideal okur, onu okumasa dünyanın daha yoksul olacağı duygusuna kapılır.

ideal okur, bir yazarın bir akşamı şarap içerek birlikte geçirmeye karşı çıkmayacağı biridir.

vladimir nabokov: iyi bir okur, önemli bir okur, aktif ve yaratıcı bir okur, yeniden okuyan bir okurdur.

sayfanın kenarına yazmak, ideal okurun bir işaretidir.

sivil itaatsizliği savunduğunu düşündüğü için don quijote'yi yasaklayan pinochet, o kitabın ideal okuruydu.

goethe: üç tür okur vardır. bir, yargılamaksızın keyfini çıkaran; üç, keyfini çıkarmadan yargılayan; iki, keyif alırken yargılayan ve yargılarken keyif alan. sonuncu sınıf, hakikaten bir sanat eserini yeniden üretir; üyeleri fazla değildir.

ideal okur, bret easton ellis'in yazdıklarıyla ilgilenmez.

ideal okur çevirmendir, metni teşrih edebilir, derisini soyabilir, iliğine kadar dilimler, her arter ve damarı izler ve sonra da tamamen yeni, duyarlı bir varlığı ayakları üstüne kaldırır. ideal okur tahnitçi değildir. 

emerson: insan iyi okumak için mucit olmalı. 

werther'i okuduktan sonra intihar eden okurlar ideal değil, sadece duygusal okurlardı. ideal okur ender olarak duygusal olur.

her ideal okur çağrışımsal bir okurdur ve sanki bütün kitaplar yaşı olmayan, verimli bir yazarın kitabıymış gibi okur kitapları.

4.12.2019

dua

emerson: sıkıcı insanlar dua eder; dahiler ise umursamaz şakacılardır.

hipokrat: duaların, nazarlıkların ve büyünün işe yaradığı tek yer, hastanın inancının dışavurumudur.

robert g. ingersoll: yardım eden eller, dua eden dudaklardan çok daha yararlıdır.

wendy kaminer: tanrı'nın var olduğuna ve onların dualarına kulak verdiğine inanan insanlar, ağaçlarla konuşan ya da amerika yerlilerinin ruhlarına kanallık ettiklerini iddia eden insanlarla alay etme haklarından feragat etmişlerdir.

jomo kenyatta: misyonerler buraya geldiklerinde, afrikalıların elinde toprak, misyonerlerin elinde ise incil vardı. bize gözlerimizi kapatarak nasıl dua edeceğimizi öğrettiler. gözümüzü açtığımızda, toprağın onların elinde, incil'in ise bizim elimizde olduğunu gördük.

gypsy rose lee: dua etmek sallanan bir sandalyede oturmak gibidir, size yapacak bir şey verir; fakat sizi hiçbir yere götürmez.

emo philips: çocukluğumda, her gece yeni bir bisiklet için dua ederdim. sonra tanrı'nın, tüm bilgeliğiyle, böyle çalışmadığını fark ettim. bu yüzden bir bisiklet çalıp ondan beni affetmesini istedim.

thomas szasz: eğer tanrı'yla konuşursanız bu, dua etmektir; eğer tanrı sizinle konuşursa şizofrensiniz demektir. eğer ölüler sizinle konuşuyorlarsa bir tinselcisiniz; eğer siz ölülerle konuşuyorsanız yine bir şizofrensiniz.

lemuel k. washburn: dua, boş bir kuyunun pompası gibidir; çok fazla ses çıkarmasına rağmen, suyun akmasını sağlamaz.

3.09.2019

yargı

adam phillips

kötü yanlarımızın da tıpkı erdemlerimiz gibi kendi icadımız olduğunu sürekli kendimize hatırlatmamız gerek.

emerson: bir yalanı yutarsanız, peşinden gelen her şeyi de yutmak zorunda kalırsınız.

başka birinin yargısına tabi olduğumuzu söyleriz de, yargılarına tabi olacağımız kişileri seçtiğimizi söylemeyiz. kötü yanlarımızın da tıpkı erdemlerimiz gibi kendi icadımız olduğunu sürekli kendimize hatırlatmamız gerek.

diğer seçeneklere değil de cezaya ve suçlamaya müptela olduğumuz sürece, asla hikâyenin tamamını öğrenemeyeceğiz. yalnızca eski hikâyeyi tekrarlayacağız.

mesele neye inandığımız değil, hiç inanıp inanmadığımızdır. mesele kime sadık olduğumuz değil, sadık olup olmadığımızdır.

haset sorunumuza -ki ne istediğimiz konusundaki en iyi, en şaşırtıcı ipucu olabilir bu- bulduğumuz en sıradan çözüm, kendimizi kıskanılır kılmaktır.

dinsel ateistler hiç olmazsa tanrı'nın öldüğüne inanabiliyorlardı; peki erotik ateist neye inanacak?

günah keçileri olmayan bir toplumda daha çok çelişki yaşanırdı. insanlar suçu üzerine atacak ve cezalandıracak biri olmadığında kendilerini çok kırılgan hissederler. insanlar birbirlerinden korunmadıklarında da her şey olabilir.

5.06.2019

sanatçı ve çağı

albert camus

günümüzde yazar, tanımı bakımından, tarihi yapanların hizmetine giremez; tarihin ezdiklerinin hizmetindedir o.

gerçek, esrarengizdir, kaypaktır ve her zaman yeniden kuşatılmak ister. özgürlük tehlikelidir; ne kadar heyecan verici ise, birlikte yaşamak o kadar güçtür.

doğulu bir ermiş, dualarında, kaderin kendisini ilgi çekici bir çağ yaşamaktan alıkoymasını dilermiş

bence en iyi yol, -mademki kendisi, kuvvetle istiyor bunu- çağımıza hakkını tanımak ve sevgili üstatlar, kamelyalı sanatçılar çağının sona erdiğini kabul etmektir. bugün yaratmak, tehlike içinde yaratmaktır.

emerson, olağanüstü bir şekilde, "bir insanın kendi dehasına olan güveni, inanışın ta kendisidir." demişti.

xıx. yüzyılın bir başka amerikalı yazarı da, "bir insan, kendi kendisine sadık kaldıkça, her şey onun tarafına doğru yol alır; hükümet, toplum, hatta güneş, ay ve yıldızlar" diye eklemişti. bu büyük iyimserlik bugün ölmüş gibidir.

günümüzde en çok hakaret edilen değer, özgürlük değeridir.

ancak özgürlük insanları yalnızlıktan kurtarabilir. kulluk bir yalnızlıklar kalabalığı içinde gezer.

iyi düşünenler, -her zaman iki çeşit zeka olduğunu düşünürüm: zeki zeka ve aptal zeka- özgürlüğün, ilerleme için bir engelden başka bir şey olmadığını yazmışlardır.

günümüzde en büyük ün, okunmadan sevilmek ya da nefret edilmektir.

barbarlık hiçbir zaman gelip geçici olmamıştır.

yeryüzünün ışıkları olmaksızın nasıl biçimler anlamsızlaşırlarsa, biçimler olmadan da ışıklar çok şey kaybeder.

gerçekte uysallık, hiçbir zaman, birkaç kütüphane hümanistinin tehlikesiz eğlencesi olduğu zamanki kadar değerinden kaybetmemiştir.

gerçeğin, nihayet tehlikelerle karşı karşıya kaldığı günümüzde ancak, yeniden ayakta durabilmesi, saygı görmesi imkanı vardır.

16.05.2018

house of cards

rüyalarımız bizden çalındığında, elimizde ne kalır? hiçbir şey. 

her zaman en güçlü ordu kazanmaz. mao sadece birkaç bin adamla başladı. kıtanın yarısını ele geçirdiler.

emerson: dost edinmenin tek yolu dost olmaktır.

insanların söylediklerinin beni etkilemesine izin verseydim evimden dışarı adımımı atamazdım.

araya bir "belki" koymadan "hayır"ı "evet"e çeviremezsin.

güce giden yol, ikiyüzlülük ve kayıplarla örülüdür; asla pişmanlıkla değil.

hayatımda bir gün bile mutlu olmadım.

bir insanın karakteri, zaferin tadını nasıl çıkardığıyla değil, yenilgiyle nasıl başa çıktığıyla ölçülür.

"hayatta her şey seksten ibarettir, seks hariç. seks, güçten ibarettir." (oscar wilde?)

iki tür acı vardır: biri sizi güçlendiren acı, diğeri ise sadece ıstırap veren yararsız acı.

bazılarının tek derdi, koltuğunun büyüklüğüdür.

iktidar emlağa benzer. tek mesele konumdur. kaynağa ne kadar yakınsanız değeriniz o kadar artar.

insanların nesini seviyorum biliyor musunuz? istiflemesi kolay.

bu şehirde neredeyse herkes güç yerine parayı seçme hatasına düşer. para, 10 yıl geçtikten sonra dökülmeye başlayan bir villadır. güç ise asırlarca sapasağlam ayakta duran taştan bir binadır. aradaki farkı göremeyenlere saygım sıfır.

ilk izlenimler için ikinci bir şans yoktur.

olabilecek en büyük acı, genç yaşta evladını kaybetmektir.

şehit olmak isteyenin tek derdi, üzerine düşecek bir kılıç bulmaktır. kılıcı güzelce bileyip doğru açıda tutarsanız geri sayıma başlayabilirsiniz.

hepimiz aşağı yukarı ifşa etmeyi seçtiklerimizden ibaretiz.

başkası için içi kan ağlayanların, ironik bir şekilde kendi kanlarından korktuğuna çok kez tanık oldum. bir damla aksa hemen ürkerler. ama onlara şefkatli bir el uzatır ve masajla hayata döndürürseniz çok geçmeden doğru yolu bulurlar.

10.01.2018

din

morris r. cohen: din kötülüğü dizginleyemiyorsa, etkili bir iyilik gücüne sahip olduğu iddia edilemez.

francis crick: ortaya çıkmış dinlerin ortaya çıkardıkları şey, genellikle yanılmış olduklarıdır.

francisco ferrer: insanlık kendini yönetebilecek kadar duyarlı bir hale gelince, dine duyulan ihtiyaç yok olacaktır.

seneca: din sıradan insanlara göre doğru, bilge insanlara göre yanlış ve hükümdarlara göre kullanışlıdır.

andrew mueller: eğer insanlar bir yedinci yüzyıl vaizini kendi ailelerinden daha çok seviyorlarsa bu onlara kalmış; ancak onlardan başka kimse bunu ciddiye almak zorunda değildir.

ralph waldo emerson: bir çağın dini, bir sonrakinin edebi eğlencesidir.

cathy ladman: tüm dinler aynıdır; dinler temelde, farklı kutsal günlerinin yanı sıra, günahkarlıktır.

bertrand russell: üstün zekalı erkeklerin çok büyük çoğunluğu dine inanmaz; ancak bu gerçeği toplum içinde örtbas ederler; çünkü kazançlarını kaybetmekten korkarlar.

12.01.2017

münzevi

albert camus

emerson "her duvar bir kapıdır." diyor.

büyük fikirlerin yeryüzüne güvercin ayakları ile geldiği söylenir. o zaman belki, kulak verirsek eğer, imparatorlukların ve milletlerin gürültüsü içinde hayat ve ümidin küçük kımıldanışları, zayıf bir kanat çırpıntısı halinde duyabiliriz. bazıları bu ümit bütün bir milletindir diyecektir, bazıları tek bir insanın.

ben öyle zannediyorum ki aksine, bu ümit, iş ve eserleriyle, her gün tarihin en kaba görünüşlerini, hudutları; herkesin acıları ve sevinçleri ile, herkes için yükselttikleri ve her zaman tehdit edilen gerçeğin değerini gizliden gizliye parıldatmak için inkâr eden, binlerce münzevi tarafından yaratılmış, canlandırılmış ve beslenmiştir.

9.04.2016

din

emerson: bir çağın dini, ondan sonraki çağın edebi eğlencesidir. 

gore vidal: tek ya da çılgın ve kuvvetli bir tanrıyı temel alan bütün dinler, insan ırkına, yirmi beş yıldır gayet işe yarayan, din dışı bir etik ve eğitim sistemi olan konfüçyüsçülük'ten daha az fayda sağlamıştır.

marlene dietrich: eğer yüce bir varlık varsa çıldırmış olmalı.

gregory s. paul: bir yaratıcıya inanmak ve tapınmak; dünya çapında daha yüksek cinayet, gençlik ve erken yetişkin ölümleri, zührevi hastalık, genç annelik ve kürtaj oranlarının ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır.

anatole france: doğanın hiçbir ahlaki ilkesi yoktur. iyi ve kötü arasında bir ayrım yapmaz.

jiddu krishnamurti: yüzyıllardır öğretmenlerimiz, otoritelerimiz, kitaplarımız, azizlerimiz tarafından şımartıldık. "bana bu konudaki her şeyi anlat" dedik ve onların söyledikleriyle yetindik. biz ikinci el insanlarız.

edwin way teale: bir şeyin sizi iyi hissettirdiği sürece doğru ya da yanlış olduğunu umursamamak, paranız olduğu sürece onu nasıl elde ettiğinizi umursamamak kadar kötüdür.

ezra pound: çan çalmak, propaganda yapan dinler için bir semboldür. diğer insanların sessizliğine yapılan anlamsız bir müdahaledir.

steven pinker: dini açıklamalar bilinmeye değmez; çünkü eski gizemlere bir o kadar daha kafa karıştırıcı yeni yorumlar eklenmesine yol açarlar.

12.09.2015

dua

w.c. fields: dualar avanak, bağnaz, cahil, ilkel ve tembelleri teselli edebilir; fakat bunun, noel baba'dan size yılbaşında bir hediye getirmesini istemekten farkı yoktur.

turgenyev: insan ne konuda dua ediyor olursa olsun, bir mucize dilemektedir. her dua kendisini şuna indirger: "yüce tanrı, iki kere ikinin dört etmemesini sağla."

schopenhauer: "arzularıma kapılmama izin verme" duasının anlamı, "kim olduğumu görmeme izin verme" demektir.

samuel butler: insanların duaları, çocukların oyuncak bebekleri gibidir. kullanışlı ve rahatlatıcı olmadıkları söylenemez; fakat onları ciddiye almak kolay değildir.

ralph waldo emerson: bir insanın duaları isteklerinin eksikliğinden, inancı ise aklının eksikliğinden kaynaklanır.

epikuros: tanrı onların dualarını dinleseydi, sürekli birbirlerinin aleyhine dua ettikleri için, insanların hepsi yok olurdu.

matt groening: din, aptallardan para koparmak için uydurulan bir sürü tuhaf ritüel ve ilahiden başka bir şey değildir. haydi, 40 kez tanrı'ya dua edelim; fakat önce bağış tepsisini dolaştıralım. ve bağış tepsisini dolaştırırken, lütfen yanınızdaki insan sizi izliyormuş gibi bağışta bulunun.

ernst haeckel: gerçeğin ve bilginin soylu kutsallığına ulaşan yollar, anlamsız seremonilerden ve düşünmeden edilen dualardan değil, doğanın ve onun kanunlarının sevgiyle incelenmesinden geçer.

23.05.2015

aforizmalar

~criminal minds

john wooden: oyuna kimin başladığı çok da önemli değildir; kimin bitirdiği önemlidir.

erich fromm: bir insan için en büyük seçim, elindekiyle kendini aşmak için, yaratacağı mı yoksa yok mu edeceği, seveceği mi yoksa nefret mi edeceğidir.

cory doctorow: bütün sırlar derindir, bütün sırlar karanlıklaşır; bu, sırların doğasında vardır.

konfüçyüs: intikam yolculuğuna atılmadan önce iki mezar kazın.

emerson: her şey bilmecedir ve onları çözmenin anahtarı başka bir bilmecedir.

samuel beckett: hep denedin. hep yenildin. olsun. yine dene. yine yenil. daha iyi yenil.

la rochefoucauld: zihinsel hata ve kusurlar vücuttaki yaralara benzer. hayal edilebilecek en iyi tedaviden sonra bile yara tamamen kapanmaz.

francis bacon: ışığın ışıldaması için karanlığın var olması gerekir.

samuel johnson: hemen hemen tüm saçmalıklar benzemeye çalışıp da başaramadığımız insanları taklit etmeye çalışırken çıkar.

17.12.2013

din

e.m. forster: her inanç mümkün olduğunca az başvurulması gereken bir katılaşma süreci, bir tür zihinsel donmadır.

emerson: gerçekten var olan bir sinek, var olma ihtimali olan bir melekten daha önemlidir.

steven weinberg: din insanoğlunun yüceliğinin alçaltılmasıdır. din olsa da olmasa da her zaman iyi şeyler yapan iyi insanlar ve kötülükler yapan kötü insanlar olacaktır. ancak iyi insanların kötülük yapabilmesi için dine ihtiyaç vardır.

amin maalouf: bugün dinin her yere sokulmasına ve her şeyin onunla gerekçelendirilmesine öfkeleniyorum. dini her şeye karıştırıyorlar ve ona hizmet ettiklerini sanırken aslında kendi ihtirasları veya kendi delice hevesleri için dini kullanıyorlar. bir gün insanlar hayatlarını fazlasıyla işgal eden dinden bıkacaklar ve kötülerin yanına iyileri de katarak her şeyi inkar edecekler.

arthur schnitzler: şehitlik her zaman şiddetin kanıtı olmuştur, asla inancın doğruluğunun değil.

alexander herzen: tüm dinler ahlakı, itaat yani gönüllü kölelik üzerinde temellendirmişlerdir. bu nedenle daima herhangi bir siyasi organizasyondan çok daha tehlikeli olmuşlardır. çünkü ikincisi şiddet kullanımına, birincisi özgür iradenin yıkılmasına yol açar.

kurt vonnegut: kutsal kitapların aslında söylediği şey: "çevresinin geniş olmadığından kesinlikle emin olmadan, hiç kimseyi öldürmeyin."

20.08.2013

yaşam

joyce carol oates

bir evlilikte çok şey söylenir, çoğu şey de söylenmeden kalır.

ralph waldo emerson: insanoğlu bütün gün ne düşünüyorsa odur.

insan olmak anlamlı yaşamak demektir. anlamsız yaşamak, insandan düşük bir tür olarak yaşamaktır.

yakınlık gözü kör edebilir. ne kadar yakınsanız o kadar az görürsünüz.

insanın kendisini eserine kaptırması ne kadar gerekliyse onu aşması, arkasında bırakıp yola devam etmesi de o kadar gereklidir. insanın kendi eseri tarafından yutulması korkunç bir şeydir.

marcus aurelius: yaşamınıza son verme gücü hep elinizdedir. bunu unutmayın.

bu benim yaşamım artık. tuhaf, kestirilemez. kestirilemez olduğu için tuhaf değil ama tuhaf olduğu için kestirilemez. yaşamımın anlamını, yaşamımın aşkını kaybettiysem de dökülüp saçılan çöplerin arasında hala küçük hazineler bulabilirim.

16.12.2011

şen bilim 1

nietzsche

öz evimde yaşarım
benzemem hiç kimseye
kendine gülmeyen ustaya şaşarım
güler geçerim ona işte

emerson: şair ve bilgeye her şey dostça ve kutsanmış, tüm yaşantılar yararlı, her gün kutsal, tüm insanlar tanrısaldır.

"kibirli ruh, tavuskuşu ve at yeryüzünün en kibirli üç hayvanıdır."

insanların çoğunda entelektüel vicdan eksiktir.

en güçlüve şeytani ruhlar, insanlığı en fazla ileriye götürenlerdir. tekrar tekrar hiç durmadan uyuyan tutkuları tutuşturmuşlardır -tüm düzenli toplumlar tutkuları uyutur-, tekrar tekrar hiç durmadan, karşılaştırma, çelişme dygusunu, yani, tehlikeli, hiç denenmemiş olandan zevk alma duygusunu uyandırır; insanı düşünceye karşı düşünce, örneğe karşı örnek koymaya zorlar. çoğunlukla, silah zoruyla, sınır taşlarını yerinden oynatarak, dini inançları zedeleyerek.

onur kaybı: düşünme bütün biçimsel onurunu yitirdi, düşünmenin törensel, vakur tavırları gülünçleşti, eski tip bilge insan çekilmez oldu. çok telaşlı düşünüyoruz, yürürken, yolculukta ya da diğer şeylerle uğraşırken, konu ne denli ciddi olursa olsun; çok az hazırlığa gereksinimimiz var, çok az sessizliğe hatta -sanki kafamızda en uygunsuz koşullarda bile çalışmayı sürdüren, durdurulamaz bir makine taşıyoruz. eskiden düşünmek isteyen insana bakıp -böyle insanlar çok nadirdi!- onun daha bilge olmak istediğini, bir düşünce için kendini hazırladığını söyleyebilirdiniz; yüzü dua eden bir insanın yüzüne dönüşür, yürümesini durdururdu; evet; insan saatlerce yolun ortasında dururdu, düşünce "gelince" ona; tek ayak ya da çift ayak üstünde. işte böyle, ayağa düşmeden önce, düşünmenin bir onuru vardı!

bir çağın az rastlanır insanları, geçmiş kültürlerin ve güçlerin apansız ortaya çıkan geç kalmış filizleridir.

insanın tümüyle yeni, ilk kez gözlerinin önüne doğan; ama açıkça fark edemediği bir görevi var; bilgiyi bir araya getirici bütünlüğe ulaştırmak ve içgüdüsel kılmak, öyle bir ödev ki bu, onu ancak, şimdiye dek, sadece yanlışlarımızla ilişki kurduğunu kavrayabilenler görebilir.

birini acı çekerken gördüğümüzde, bu fırsattan yararlanarak acı çekene sahip olmak isteriz; ona iyilik yapanlar ve acıyanlar örneğin, böyle yaparlar ve onun içlerinde uyandırdığı yeni mülk edinme arzusuna "aşk" derler; duydukları haz, yeni bir fethin yarattığı coşkuyla karşılaştırılabilir. cinsel aşk kendini sahip olma duygusunda en açık biçimiyle gösterir; aşık, arzuladığı kişinin tek ve mutlak sahibi olmak ister; eşit biçimde sevdiğinin ruhunun ve bedeninin üzerinde koşulsuz bir güç ister; yalnız o sevilmek ister, en büyük ve en güçlü biçimde arzulanabilir olarak gördüğü diğer ruhta yaşayarak onu yönetmek ister.

zayıfları öldüren zehir, güçlüleri güçlendirir.

komşu gönül tokluğunu över; çünkü bu onun yararınadır!

hayat uzun bir ölümdür.

aşk aşığı affeder, onun şehvetini bile.

herakleitos: savaş bütün iyi şeylerin babasıdır.

belli seslere alışmak karakter üzerinde derin bir etki yaratır: önce sözcükler, deyimler; sonra da bu sese uyan düşünceler!

ne olur barbarlar daha yüksek bir kültürle ilişkiye geçtiklerinde: kural olarak, daha alçak kültür her zaman öncelikle, tüm erdemsizliklerini, zayıflıklarını, fazlalıklarını alır yüksek kültürün; ancak o zaman, bu temelde, yüksek kültürde bir çekicilik bulur; sonunda da, kazandıkları erdemsizlikler, zayıflıklarla, daha yüksek kültürün bazı değerli güçlerini taşkınlıkla kabul eder.

8.05.2009

hayat

henry miller

"hayat" demiş emerson, "insanın sabahtan akşama kadar düşündüklerinden ibarettir." öyleyse gerçekten, benim hayatım devasa bir bağırsaktan başka bir şey değil. bütün gün yemek hayalleri kurduğum yetmezmiş gibi, geceleri de düşünü görüyorum.

hayatını kahramanca sürdürecek ve dünyayı kendi gözünde daha dayanıklı kılacak bir adamım ben. eğer, bir zayıflık ya da rahatlama ya da ihtiyaç anında buharımı, sözcüklerle soğutulmuş kor halinde öfkemi salıyorsam; canım, ister alın, ister almayın.. ama beni rahatsız etmeyin! ben özgür bir adamım ve özgürlüğüme ihtiyacım var. yalnız kalmaya ihtiyacım var. yalnız kalıp utancımı ve umutsuzluğumu sorgulamaya ihtiyacım var. güneş ışığına ve kaldırım taşlarına yanımda kimse olmaksızın ihtiyacım var; konuşmaksızın, kendimle yüz yüze, yüreğimin müziği eşlik etsin bana yeter. ne istiyorsunuz benden? söyleyecek bir şeyim olduğu zaman yazıp yayınlatıyorum zaten. verecek bir şeyim olduğunda, veriyorum. gözetleme merakınızdan iğreniyorum. övgüleriniz beni aşağılıyor. çayınız zehirliyor!

30.11.2008

uzun lafın kısası

balzac: bir kadının çekilebileceği en güzel yer, baştan başa onun olan bir yürektir.

nicholas malebranche: bize mutluluğu getirecek olanlar hiçbir şekilde duyumsanan nesneler değildir.

john adams: bu dünya, olası dünyaların en iyisi olabilirdi; tabii eğer içinde din olmasaydı.

nadine gordimer: eğer sen denizdeki bir balık ya da ormandaki bir aslan gibi kendi işlevlerine eksiksiz uyum sağlayan sağlam bir insansan başka hiç kimseye değer vermezsin.

mario vargas llosa: bir çocuğu mahvetmede kadınların üstüne yoktur.

georges bataille: yürek başkaldırdığı ölçüde insanidir. bu, şu demektir: insan olmak, yasaya boyun eğmemektir.

stefan zweig: belirli bir amaç için yaşanmayan bütün hayatlar bir yanılsamadır.

mariana alcoforado: bana yaşattığın mutsuzluklar için yüreğimin derinliklerinden teşekkür ediyorum sana; seni tanımadan önce yaşadığım sakin günlerden nefret ediyorum.

emerson: gerçekten var olan bir sinek, var olma ihtimali olan bir melekten daha önemlidir.

adalet ağaoğlu: bir adamın fikrinde iki ince gül birden olmaz. birinin suyunu öteki, ötekinin suyunu beriki çalar. ne biri onar, ne öteki.

victor hugo: cehalet dehlizini yok edin, suç köstebeğini de yok etmiş olursunuz.

elias canetti: iktidar hiçbir zaman, profesyonel olarak zihinleri sürekli iktidarla meşgul olan, dalkavukluklarını bilim adamlığı kılığına sokan, her şeyi ya zamanla ya da onların elinde herhangi bir şekli alabilen zorunlulukla açıklayabilen methiyecilerden ve tarihçilerden yoksun kalmamıştır.

30.04.2008

uzun lafın kısası

voltaire:
 gelecek kuşaklar ayrıntılara tümüyle kördür.


emerson: bir ulus ne zaman yurtseverlik çığlıkları atmaya başlar; hemen aklıma ellerinin temizliğini, ruhunun aklığını araştırmak gelir.

georges bataille: hakikatin bizim üzerimizde hakları vardır. hatta üzerimizde tüm haklara sahiptir.

karl marx: insanların yaşayışını belirleyen bilinçleri değil, tam tersine, bilinçlerini belirleyen toplumsal yaşama biçimleridir.

hakan günday: yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.

mario vargas llosa: öğrendiğim bir şey varsa o da insanoğlundan daha kan dökücü bir canavarın var olmadığıdır.

alain de botton: erdemli duygular, acının bereketli topraklarında kendiliğinden gelişir. 

nilüfer kuyaş: yaratıcılığımızı uyandıran herkes, içimizde çeşitli şekillerde yaşamaya devam eder. dünyadaki en önemli ölümsüzlük budur.

wilhelm reich: halkın cinsel mutluluğu genel toplumsal güvenliğin en iyi güvencesidir.

spinoza: devlet, insanın doğasına aykırı gelen biçimlerde hareket ediyorsa onu yıkmak o kadar da kötü bir şey değildir.

jose saramago: okumak her zaman azınlık içindi, her zaman da öyle olacak.

vladimir makanin: hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.