trevanian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trevanian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.09.2021

uzun lafın kısası

richard bach:
bu dünyanın gerçek olmadığını hatırlayın.

şükrü erbaş: dağıstan'da avarlar, hayatını istediği gibi yaşayamamış insanların mezar taşlarına "100 yaşına kadar yaşadı ama dünyaya gelmedi" diye yazarlarmış. 

thomas mann: dünyadaki bu ölüm şenliğinden ve yağmurlu akşam gökyüzünü kızgın alevlere boğan bu çirkin ateşten de günün birinde sevgi doğar mı dersin?

tolstoy: bu dünyadaki hayatımızın hiçbir anlamı yoktur.

trevanian: aşk dediğin şeyin yeri insanın kalbi değil, kasıklarıdır.

victor hugo: elmaslar ancak toprağın karanlıklarında, gerçekler de ancak düşüncenin derinliklerinde bulunur.

vincent van gogh: gerçekten anlam taşıyan az söz söylemek, kuru gürültüden başka bir şey olmayan, kolay söylendiği kadar yararsız olan bir araba laf etmekten daha iyidir.

william s. burroughs: bütün dünya bir darağacıdır, hepimiz rolümüzü oynarız. bazıları havlucu oğlandır, diğerleri muzır doktordur, çoğumuz ise hayatın görkemli deliğine mızırdanan pis moruklardan başka bir şey değilizdir.

zygmunt bauman: özgün güzergahlar bile art arda uğranılacak limanların listesinden başka bir şey olamaz.

cenap şahabettin: olağanüstü ruhlarda erdem gibi kusur da benzersiz bir büyüklük halini alır.

goethe: hiç kimse, affettiği zaman olduğu kadar yükselemez.

halil cibran: söylediklerimin yarısı anlamsızdır; ama diğer yarısı anlaşılsın diye söylüyorum bunları.

18.03.2021

şibumi

trevanian

biz artık orta düzeydeki insanların çağında yaşıyoruz. orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür; fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder. hiç bıkmaz. amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. o ölümsüz tekdüzelikleriyle. kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır.

gözlerini bir an için sanata çevir. bak, kabuki can çekişirken, no beri yanda sürünürken şiddet romanları kalabalıkları nasıl da peşinden sürüklüyor! dikkat edersen hiçbir yazar romanına kahraman olarak gerçekten üstün bir insan tipi seçmeye cesaret edemiyor. çünkü seçerse, kalabalığın içinde bulunan orta düzeydeki insan öfkelenecek, utanacak ve kendisini savunması için kendi yojimbo'sunu, yani eleştirmenleri ortaya sürecektir.

kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. beyinleri yoksa da binlerce kolları vardır. bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.

onlarla temastan kaçın. kendini bir terbiye örtüsünün altına sakla. onlara aptal ve uzak görün. içlerine girme. ayrı yaşa ve şibumi'yi incele. hepsinden önemlisi de, seni çeşitli yemler kullanarak öfkeye ve saldırıya itmelerine izin verme. saklan.

* şibumi: içine kapalı, gösterişsiz güzellik.

21.10.2020

savaş

trevanian

alpha: korkunç savaş hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

(gerçekleşti.)

beta: savaş olsa bile kısa sürecek; çünkü insan bedeni ve ruhu, modern bir ölüm ve işkence makinesine tahammül edemez.

(kısa sürmedi. beden işkenceye ve ölüme dayandı, ruh dayanamadı.)

gamma: beni askere çağırırlarsa, bu çılgınlığı protesto etmek için isviçre'ye kaçacağım.

(kaçmadım. vız geliyordu artık bana.)

delta: savaşın vahşeti içinde bile, şiire dönük, derinliği olan bir insan, hayvanlaşmaksızın dayanabilmeli, katliamın üzerine çıkabilmeli ve ruhsal onurunu korumalı.

(başaramadım.)

30.04.2020

uzun lafın kısası

alain:
bütün güzel şeyler güç ele geçer.

doris lessing: insan, yaşamında önemli olan şeylerin genelde farkında olmaz.

georges bataille: toprak soğuk bedenleri sever.

jeannette walls: hiç kimse mükemmel değildir. hepimiz canavarlardan sadece bir adım yukarıda ve meleklerden bir adım aşağıdayız. 

julio cortazar: yanılsamaları, eğretilemeleri veya rüyaları değiş tokuş ederdik; böyle geceler boyu kahve fincanları üzerinden birbirimize baktıktan sonra yalnız başımıza yola devam edecektik er ya da geç.

osho: kadın neredeyse tüm dinler tarafından dışlanmıştır. bunun nedeni çok açıktır: çünkü tüm dinler bedene karşıdır ve kadınsa bedenin merkezidir.

jean-françois millet: kendimi kötü ifade etmektense hiçbir şey dememeyi yeğlerim.

sigmund freud: insanın bütün umabileceği, isterik acıların yerine sıradan mutsuzluğun geçmesidir.

tomris uyar: oyalayıcı bir şey yazmaktansa kopkoyu bir karamsarlığı yeğlerim.

trevanian: mutluluğumuzu herkesle paylaşırız. yabancılarla bile. önemli olan hüznü ve acıları paylaşmaktır.

vincent van gogh: gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi; sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse, zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.

goethe: sohbet her yerde yanılgıların değiş tokuşundan ve sınırlı özelliklerin çemberinden başka bir şey değildir.

7.11.2019

aşk

trevanian

aşk dediğin şeyin yeri insanın kalbi değil, kasıklarıdır.

mutluluğumuzu herkesle paylaşırız. yabancılarla bile. önemli olan hüznü ve acıları paylaşmaktır.

aşkı oluşturan zerrecikler, bölünüp analizi yapılamayacak kadar küçük şeylerdir. nasıl aşkın tümü, bir anda, bir tek bakış açısından görülemeyecek kadar büyükse, bu da tam tersine. aklın, mantığın ötesinde, kendim de farkında olmaksızın, aşıktım ona.

hepimiz karşımızdakinin bizi anlamasını isteriz ama ayna gibi içimiz dışımız görünsün istemeyiz.

seven insan sevdiğine karşı çok duyarlıdır. tüm küçük belirti ve imaları okuyabilir.

maddelerine uyulacak bir anlaşma değildir aşk. ya bir bütündür, sizi tümüyle içine alır ya da aşk değildir. başka bir şeydir belki. daha mantıklı, daha sakin bir şey. kendine göre yine güzel bir şey.

31.03.2019

uzun lafın kısası

trevanian: aşk dediğin şeyin yeri insanın kalbi değil, kasıklarıdır.

albert caraco: bizim dinlerimiz insan türünün kanseridir.

amin maalouf: her hata ölüme götürür ve yatağında ölen çok az emir vardır.

konfüçyüs: büyük ve üstün insanın yolu gerçekliktir. yemek onun hedefi olamaz. kıtlık olduğu zaman bile çift sürülebilir. böylece, bilgi ile kazanç elde edilebilir. üstün insan yoksul kalacağı için değil, gerçeği elde edemeyeceği için endişe duyar.

stendhal: zorbalara en çok yarayan düşünce, tanrı düşüncesidir.

ray bradbury: insanlığın en harikulade şeyi bu: hiçbir zaman her şeyi yeniden yapmasını engelleyecek kadar cesaretsizliğe veya iğrentiye kapılmaması. çünkü yaptığı işin ne kadar önemli ve yapılmaya değer olduğunu bilir.

ebu'l ala el-maarri: dünyada yaşayanlar ikiye ayrılır: beyni olup dini olmayanlar ve dini olup beyni olmayanlar.

"gerçekten aşık olduğun biriyle seks yapmak seni bambaşka bir boyuta taşır." (303)

yuval noah harari: modernite şaşırtıcı derecede basit bir anlaşmadır. tüm sözleşmeyi tek bir cümlede özetleyebilirsiniz: insanlar güç karşılığında anlamı terk etmiştir.

howard stern: tüm dinler beni hasta ediyor. din insanları birbirinden ayırmıştır.

vincent van gogh: gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi; sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse,  zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.

wilhelm von humboldt: varlığımızın amacı, olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesidir. hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır.

17.03.2019

katya'nın yazı

trevanian

büyük kötülüklerden bazen büyük iyilikler doğar.

ertelenen acı, azalmış acıdır.

ben sık sık yalan söylerim. en kolay şeydir. bazen de yapabileceğimiz hareketlerin içinde en nazik olanıdır.

olaylara sonradan bakmak, netliği bozan ayrıntıları ortadan kaldırmaya yarıyor.

mücadele dolu bir hayat geçirerek güçlenmek herkese nasip olmaz. herkes bir meslek sahibi olacak, bir gelecek bekleyecek kadar özgür değildir.

biz her şeyi gerçekte oldukları gibi değil, bizim sandığımız gibi düşünürüz. bu yüzden de her şey, bizim onlara verdiğimiz adı alır.

bir yanda jeoloji, bir yanda orta çağ hastalıkları. pür bilimlerin cazibesine karşı insan kendini kollamalı. bunların pürlüğü, yani saflığı, eski zaman rahibelerininki kadardır. kansız ve ihtirassız. yoo, hayır, siz yine insancıl çalışmalara yönelin. gerçi orada gerçekler daha zor bulunur, kanıtlar daha kolay kırılabilen hassas şeyler olur ama, yine de, ne de olsa, içinde, yaşayan insanın soluğu bulunur.

niyetinin iyi olduğundan eminim. sende gerçekten kötü olmak için gerekli olan hayal gücü eksik bir kere.

biliyor musun, atları neden sevmem? durmadan dışkı atmak gibi antisosyal bir huyları var da ondan. atlar soylu hayvandır diye baş ağrıtırlar ama, bu küçük kusurlarını kimse söz konusu etmez. günün birinde kendime bir otomobil alacağım. ama bende bu şans varken, otomobil de tanrı bilir arkasından durmadan demir parçaları döker durur.

edebiyatın yerini fene kaptırmasına her zaman üzülmüşümdür. hayal gücünün yerine araştırmalar geçti. doğru olan şeyin yerini sahiden olan şey kaptı. ne ve ne zaman soruları, nasıl ve daha önemlisi niçin sorularının önemini azalttı.

birkaç yıl önce kendi kendime bir söz verdim: yoluma çıkacak cinsel fırsatları asla ziyan etmeyeceğime karar verdim.

ne var ki hayat sırayla giden bir şey değildir. düzenli de değildir. ama sıradan hayatın da hayallere özgü hızlı tempoları reddedişinde her zaman yoğun bir ironi vardır.

insan serüvenleri önceden planlayamaz. en güzel yeri buluncaya kadar yolumuza devam ederiz, oraya varınca dururuz.

şölen ne kadar çabuk başlarsa o kadar çabuk biter. benim inancıma göre, yapılmaya layık olan her şey, çabucak yapılmaya da layıktır. insanın yaşamında uygulayacak birtakım ilkeleri olmalı.

sözlerimiz bir neşe yaratmaya yönelikti ama tüm espriler zayıf ve zorlamaydı. her birimiz bu geziyi diğerleri için zevkli bir hale getirmeye çalışırken, aslında zihinlerimiz gamlı ve hüzünlü şeylerle doluydu. amacımız cömert ve iyi niyetliyken, uygulamamız acınacak kadar zayıf ve beceriksizceydi.

sen, az şey bilen insanın tehlikeli görüş açısından bakarak yargıya varıyorsun. yeterince veri yok elinde. bilmiyorsun.

biz ne de olsa nüfuzlu bir aileyiz. adalet belki kördür ama sosyal ağırlıklara karşı da duyarsız değildir. fakirlere sorular sorulur, söylediklerinin kanıtları aranır. zenginlerin ise ifadeleri kayda geçer, yalnızca imla hatası yapılmamasına dikkat edilir.

taşra dedikodularının kurbanlarına pek acırım. dedikodu bizim kadınlarımıza günahın tadını çıkarma olanağı verir. kendi işlemeyecekleri, işleyemeyecekleri günahlar. çünkü onları çaresizlikleri, hayal güçlerinin eksikliği ve fırsatsızlık engelliyor. biz de bu eksikliklere namus diyoruz.

yıllar boyunca üzüntüsünü yoğun bir iş programının altına saklamaya çalışmıştı. acıyı bir çalışma perdesinin arkasına saklamaya uğraşmıştı. onca zaman, ifade edemediği acıları içine atmıştı hep.

tanrı bizi iyi niyetlilerin vereceği zararlardan korusun!

sevgili çocuğum, kendini her zaman önemsiz saymanı, yerine başkasını bulması kolay biri diye değerlendirmeni istiyorum.

18.09.2017

günah

trevanian

sevgiye karşı işlenen günahlar büyük günahlardır ve en büyük cezayı hak ederler. hırsızlık bir suç, çoğu zaman da günahtır; fakat yalnızca paraya ya da mala karşıdır. cinayet bir suç, çoğu zaman da günahtır; fakat günahın derecesi, yaşamaya değen ya da başkalarına acı ve yoksulluk getiren yaşamın değerine bağlıdır. fakat sevgi her zaman iyidir ve sevgiye karşı işlenen günahlar her zaman en kötü günahlardır. çünkü sevgi tek, sahip olduğumuz özellikle insani tek şeydir. tecavüz en büyük günahtır, cinayetten daha büyük; çünkü sevgiye karşı işlenen bir günahtır.

10.06.2015

şibumi

trevanian

dünya artık cehennem korkusunu ve ruh kurtarma numaralarını satmak için iyi bir pazar olmadığına göre, tanrı tüccarları da sosyal ve siyasal konulara yönelmişlerdir.

şiddet her zaman, yaşamak için verilen bir mücadeledir.

insanın kişiliği hiçbir davranışında, go oynayışındaki kadar belli olmaz. filozoflar ve savaşçılar için go ne ise, muhasebeciler ve tüccarlar için de satranç odur. go ile satrancın farkı, felsefeyle muhasebe defteri tutmanın farkıdır.

rastlantı dediğimiz şey kaderin bir numaralı silahıdır.

çağlar boyunca çeşitli kültürlerde pek az şanslı kişi sükunete ve doğayla birleşme düzeyine çabalamadan ulaşabilmiştir. bilge insanlar bunu elde edebilmek için disipline ve meditasyona yönelirler. aptallar ise aynı noktaya ilaçlar alarak varmaya çalışırlar.

öğütler ancak öğüt verene yararlıdır.

deneyim sahibi kişiler her zaman garip sürprizlerin kaderin en belirgin niteliği olduğunu söylerler.

diplomasideki temel fonksiyon, söylenen şeyin anlamını gizlemektir.

şibumi; içine kapalı, gösterişsiz güzellikler için kullanılan japonca bir sözcüktür.

aptal bir dost, akıllı bir düşmandan daha tehlikelidir.

sathi insanların yaraları kolay sağalır. bir yastığa ne kadar yumruk atsan onu çürütemezsin.

işin doğru yapılmasını istiyorsan en meşgul adama yaptır.

insan, hayatının son anlarına yaklaşınca kendi kişisel farsı içindeki önemsiz karakterleri düşünmeye fazla vakit ayırmıyor. işin en acı yanı da, insanın kendi biyografisi dışındaki her biyografide, önemsiz bir karakter olduğunu fark etmesidir.

her saat yaralar, sonuncusu öldürür.

29.09.2011

uzun lafın kısası

alberto manguel: okumak, yaratıcı etkinliklerin en insani olanıdır.

carlos fuentes: iyilikler oturduğu yerde oturur, kötülük dünyayı dolaşır.

franz kafka: gerçek söz konusuysa, yüce ruhlu insan nezaketi bir kenara bırakır.

dragan babic: herkes paraya, güce, benzer bir görünüme, düşünce konformizmine, sözün kısası, taşıması son derece kolay olan tam bir standartlaşmaya yönelmiş. benzer olanın demokrasisine.

hermann hesse: ermişlik mertebesine götüren en kestirme yollardan biri de günahkarlıktır.

şükrü erbaş: dağıstan'da avarlar, hayatını istediği gibi yaşayamamış insanların mezar taşlarına "100 yaşına kadar yaşadı ama dünyaya gelmedi." diye yazarlarmış.

st. simon: ebediyete giden yol tımarhaneden geçer.

louis lavelle: başkasının kişisel yaşamı, ancak o kişiyi sevmeye başladığımızda bize kendini gösterir.

montaigne: nazlı bir hava, birini kırma korkusu, dostluğa rahat nefes aldırmaz.

paulo coelho: olağanüstü deneyimler yaşarız ve aradan daha iki saat geçmeden bunların sadece hayal ürünü olduğuna kendimizi inandırmaya çalışırız.

trevanian: aşk dediğin şeyin yeri insanın kalbi değil, kasıklarıdır.

sigmund freud: başka hiçbir zaman sevdiğimiz zamanki kadar acıya karşı savunmasız olmayız; başka hiçbir zaman sevdiğimiz nesneyi veya sevgisini kaybettiğimiz zamanki kadar çaresizce mutsuz olmayız.

8.08.2011

kasaba

trevanian

kayıtsızlık güçlü bir silahtır.

bir adım ileride olmayan kişi bir adım geridedir.

tanrının bizimle zalim oyunlar oynamadığının en büyük kanıtı bize üzülme ve unutma yeteneğini vermiş olmasıdır. biri yaralandığında -fiziksel olarak yaralanmayı kastetmiyorum- unutabilme yeteneği yarayı iyileştirir; fakat yaranın altında şiddetli kin, nefret ve acılık kalır. üzüntü yaranın içini boşaltır; böylece seni zehirlemez.

meşgul görünen insanlar çoğu zaman yalnızca dağınıktır.

insan bir kere ölümsüzlük duygusunu yitirince bir daha asla geri kazanamaz.

kendisi için çalışan insan en iyi şekilde çalışır.

sevgiye karşı işlenen günahlar büyük günahlardır ve en büyük cezayı hak ederler. hırsızlık bir suç, çoğu zaman da günahtır; fakat yalnızca paraya ya da mala karşıdır. cinayet bir suç, çoğu zaman da günahtır; fakat günahın derecesi, yaşamaya değen ya da başkalarına acı ve yoksulluk getiren yaşamın değerine bağlıdır. fakat sevgi her zaman iyidir ve sevgiye karşı işlenen günahlar her zaman en kötü günahlardır. çünkü sevgi tek, sahip olduğumuz özellikle insani tek şeydir. tecavüz en büyük günahtır, cinayetten daha büyük; çünkü sevgiye karşı işlenen bir günahtır.

dakikalarını köleleştiren kişi saatlerini özgür bırakır.

öfke kötü bir silah; fakat büyük bir araçtır.

yaşamdaki en iyi şeyler bedavadır.

31.07.2011

uzun lafın kısası

lucretius: zeka bocalar, dil sürçer, zihin tökezler.

alberto moravia: insan dediğin ciğeri beş para etmez bir yaratıktır.

carson mccullers: en vasat insan bile, çılgın, ölçüsüz ve bataklığın zehirli laleleri kadar güzel bir aşkın nesnesi olabilir.

duygu asena: insan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor.

franz kafka: hiç kimse cehennemin dibindekiler kadar temiz şarkı söyleyemez; meleklerin söylediğini sandığımız şarkı, aslında onlarınkidir.

trevanian: işin doğru yapılmasını istiyorsan onu en meşgul adama yaptır.

hermann hesse: nasıl ki delilik yüksek bir anlamda tüm bilgeliğin başlangıcıysa, şizofreni de tüm sanatın, tüm düşlerin başlangıcıdır.

danilo kis: düş, geceleri yaşamın kaynağına doğru kaçan ruhun susuzluğunu giderdiği yerdir.

montaigne: doğanın ne kadar azla yetindiğini görmek harikulade bir şeydir.

paulo freire: demokrasiyi yüceltirken halkı susturmak yüzsüzlüktür; hümanizmden dem vururken insanı hor görmek, bir yalandır.

sigmund freud: doyurulduğu zaman sönmesi, tensel sevginin kaderidir.

arthur koestler: idam sehpası yalnızca bir ölüm makinesi değil, aynı zamanda sadece insana özgü olan kendi ahlaki yıkımını isteme eğiliminin de en eski ve en müstehcen simgesidir.

24.04.2009

itiraf

trevanian

akademik tipler arasında yararsızlık esastır.

her çocuk kendini anasına babasına ebediyen borçlu sanır ama bu doğru değildir. eğer ortada bir borç varsa, anayla baba borçludur çocuğa. onu bu acılar, savaşlar, nefretler dünyasına getirdikleri için. hem de bir anlık zevk uğruna.

itiraf ruha iyi gelir. ruhu boşaltır, yeni günahlar için yer hazırlar.

öğüt, vermesi almasından zevkli olan tek şeydir.

yetişme tarzını ve sosyal sınıfı en iyi ortaya koyan şey insanların konuşma biçimidir.

cesaretin nerede bitip duygusuzluğun nerede başladığı belli değildir.

mantıksız şeyler beni korkutuyor. gaddar ve zalim bir adamın yanındayken, bir delinin yanında ettiğimden daha çok rahat ederim.

insanın kendini farklı sanmasından daha sıradan, daha olağan bir şey yoktur.

erkek milleti asla tam anlamıyla büyümüyor.

gençlik insana geçici bir konuktur. yaşlılık ise ölene kadar sizinle beraberdir.

acaba neden insana iyi gelen her şey ya sıkıcıdır ya da acı verir? neden bedene kötü gelen her şeyin ruha iyi geldiği varsayılır?

güzelliğin fazlası zekayı köreltir. şekerin dişleri bozması gibi.

ah, bu orta çağ insanlarının tanrısı gerçek bir tanrıymış kuşkusuz! ırmaklarda, yağmurlarda varmış o. bizim tanrımız gibi uzakta var olan, yalnızca ebedi mutlulukla ebedi ceza arasında bir tür komisyonculuğa benzer iş yapan bir varlık değilmiş.