lawrence sanders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lawrence sanders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.11.2020

ada

lawrence sanders

bir insanın iki hayat yaşaması çok mu garip? hayır, ben pek çok kimsenin böyle yaptığına inanıyorum. evleniyorlar, çalışıyorlar, çocuk sahibi oluyorlar, bir yuva kuruyorlar, oy veriyorlar, temiz olmaya ve ellerinden geldiği kadar kanunlara uymaya çalışıyorlar. ama herkesin başkalarına pek az sözünü ettiği ve dışa yansıttığı bir de gizli yaşantısı vardır. bu gizli yaşantı, hepimiz için, dehşetengiz tuhaflıklar, çok garip istekler ve insanı boğan şehvet düşkünlükleriyle doludur.

her insan gizli bir adadır. en derin, en güçlü sevgi bile bireyler arasındaki ayrılığa köprü olamaz. hissettiğimiz ve hayalini kurduğumuz, başkalarına sözünü edemediğimiz şeylerin çoğu, toplumun söylediği gibi hissetmemiz ve hayal etmemize göre yargılanırsa utanç verici şeylerdir. ama insan bunu becerebiliyorsa niçin utansın? tabiatımızın emrettiğini yapmak daha doğru olur. bu bizi cennete veya cehenneme götürebilir ama en büyük günah inkâr etmektir. insanlık dışı bir şeydir bu.

aşk pek yoksul, pek ucuz bir bedeldir ve hiçbir zaman tatmin edici sayılamaz. çünkü fiziksel aşk veya romantik aşk, ne kadar iyi görünürse görünsün, ortakların her biri, ayrı ayrı gizli, ıssız ada gibi bir yaşantıya sahiptir. hepimiz ıssız adaya benzeyen yaşantılarımızı doldurmalıyız, mecburuz buna.

bence önemli olan, insanın dilediğini yapabilmesidir. bunu başardığınız anda, bir çeşit bütünlemeye erişmiş sayılırsınız. benliğinizdeki iki kişilik birleşir, tek olur, bu tek olan kaynar, bir evrenin parçası haline gelir.

21.01.2020

iki eğilim

lawrence sanders

her şey saklandığı yerde bulunur.

ama bu yöntemler pek ender ve gösterişlidir. saklanacak bir şeyleri -belge, para, uyuşturucu- olan insanların çoğu, bunları evlerine ya da dairelerine saklarlar. çünkü güvenliğini kollamak daha kolaydır. beklenmedik bir durumda yok etmek kolay olur. istendiği zaman da insanın elinin altındadır.

ama insanlar evlerinde -usta polislerin bildiği gibi- iki eğilimin etkisi altındadırlar: biri mantıklı, öbürü de duygusal eğilim.

mantıksal eğilim şudur: akıllı uslu, normal bir hayat yaşıyorsanız ziyaretçileriniz hep vardır. bazen beklenmedik bir anda evinize damlayan dostlar ve komşular. dolayısıyla sırrınızı antrede, oturma ve yemek odasında saklayamazsınız. buraları çeşitli zamanlarda yabancıların da işgal ettiği, saklanan şeyin bir sarhoş ya da meraklı bir konuk tarafından bulunup ortaya çıkarılacağı alanlardır. bu durumda siz de saklamak istediğiniz şeyi banyo ya da yatak odanızda bir köşeye gizlersiniz. evinizde gerçekten size ait olan yerler buralardır.

gizleme yeri olarak sizi banyo ya da yatak odasını seçmeye iten duygusal neden de şu olabilir: buraları insanın mahrem yerleridir. buralarda çıplak da olduğunuz zamanlar vardır. bu yerlerde yatıp uyur, banyo yapar, bedensel ihtiyaçlarınızı görürsünüz. gizli yerlerinizdir bu yerler. sizin için büyük bir değer taşıyan, başkalarıyla paylaşamayacağınız bir şeyi banyo ve yatak odanızdan başka nereye saklayabilirsiniz ki?

17.10.2018

mağrurlar

lawrence sanders

en iyi asker, hayal gücünden yoksun olan askerdir.

insana zevk veren alışkanlıkların hepsi kirlidir.

hayatımı yeniden yaşamak olanağı doğsaydı, çırılçıplak güneşe uzanıp kadınların vücutlarını yağlamalarını seyretmek isterdim.

ben kadınların bağımsızlık hareketlerinden yana olan biri değilim pek; ama erkeklerin, tanınması ve çözümlenmesi çok güç bir şartlandırmanın kurbanı olduklarını kabul ediyorum.

kan, sudan daha yoğundur, er suyu da kandan.

seri katillerin hemen hepsi sakin, tutucu, temiz insanlardır. marifetleri anlaşılıncaya kadar kimsenin dikkatini çekmezler. çok defa, günlerce aynı elbiseyi, aynı renk kumaştan giysileri giyerler.

düzenli bir dünyada sorumluluğa yer yoktur.

hapishanelerdeki mahkumların yüzde sekseni, hiç olmazsa bir defa, önceden hapse düşmüş kimselerdir. bir insan eğer bir kere ırza geçmişse, adam soymuşsa, birini öldürmüşse, biliyoruz ki yine ırza geçecek, adam soyacak ya da birini öldürecektir.

en iyi tecrübe, ateş hattında olmakla öğrenilir.

büsbütün özerk bir kuruluş olmamalıdır emniyet. bir çeşit sivil denetim ehvenişerdir.

polis enseler, yargıç takdir eder.

eğer siz de polisseniz herhangi bir polisin öldürülmesi sizi küçültür. dayanamazsınız acısına.

bütün durumlar ille de fedakârlık gerektirmez. bazıları mantıklı bir cevap bekler, bazıları da kendini bırakış. her adamın kendi yetenekleri, kendi sınırları vardır.

bireyin ölümlülüğü bütünün ölümsüzlüğüdür. her şeyin, canlı cansız her şeyin, vızıldayan bir beyazlık içinde birleşmesidir. işte bu birliği bilmenin, en sonunda çamurun ve yıldızların bir parçası olduğunu anlamanın coşkusuydu içindeki. var olan yalnızca yaşamın sürekliliğiydi ve bu süreklilik içinde insanlar ve kayalar, çamurlar ve yıldızlar, birer tohum taneciği gibi görünüyor, bir süre boy atıp gelişiyor, sonra zamanın ötesindeki bir âleme geri dönüp sürekli yeniden başlıyor, sürekli sona eriyorlardı.

her şey o kadar adaletsiz ki..

hepimiz dünyaya, elimize tutuşturulan bir elle geliriz ve becerebildiğimiz kadar ustaca oynamaya çalışır, bir floş yerine per geldi diye yakınıp dövünecek zaman bulamayız. en yaman oyuncu, eli zayıf olduğu halde -belki de gerektiği kadar blöf yaparak- iyi bir oyun çıkarmayı becerebilendir; böylece ortadaki paranın hepsini toparlayan ya da elindekini tutabilendir.