leopold von sacher-masoch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leopold von sacher-masoch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.08.2022
sevdiğin kadının yanında
leopold von sacher-masoch
sevdiğin bir kadının yanında kendini hiç güvende hissetme; çünkü kadının doğası düşündüğünden çok daha fazla tehlike içerir. kadınlar ne onlara tapanların ve savunucularının onları yaptıkları kadar iyidirler ne de düşmanlarının yaptığı kadar kötü. kadının karakteri, karaktersizliktir. en iyi kadın anında çamura batabilir ve en kötü kadın beklenmeyen bir anda büyük ve iyi şeyler yapabilir ve hor görenlerini utandırabilir. hiçbir kadın, en ilahi, en pis, en temiz düşünceleri düşünmeye, duyguları hissetmeye, hareketlerde bulunmaya muktedir olduğundan, ne kötü ne de iyidir. kadın, tüm ilerlemeye rağmen, doğaya nasıl geldiyse öyledir; o anki hislerine göre hem sadık, hem sadakatsiz, hem alicenap hem de gaddar davranacak kadar vahşi bir karaktere sahiptir. her zaman ciddi, derin öğrenim ahlaki karakteri yaratmıştır. bu nedenle erkek, ne kadar menfaatperest, ne kadar kötü niyetli olsa da hep prensipli davranır; kadın ise her zaman hisleri ile hareket eder. bunu hiçbir zaman unutma ve sevdiğin bir kadının yanında kendini hiç güvende hissetme.
6.05.2022
kadın vs. erkek
leopold von sacher-masoch
hangi erkek gerçeğin ağırlığına dayanabilir?
her erkek, âşık olduğunda zayıf olur, eğilir, gülünç olur, kendini kadına teslim eder, önünde diz çöker.
insan sadece ondan yukarıda olanı gerçekten sevebilir; bizi güzelliğiyle, hararetli mizacıyla, ruhuyla, irade kuvvetiyle boyunduruğu altına alan despot kadını sevebiliriz ancak.
kadını bir hazine gibi görmek isteyen sadece erkeğin egoizmidir.
kendisini kırbaçlatan, kırbaçlanmayı hak eder. kadın, erkeği sever, köleyi ise, eziyet ettikten sonra ayağı ile iter. kadının bir efendiye ihtiyacı vardır ve ona tapar.
her kadın çekiciliğini kullanma içgüdüsüne, yatkınlığına sahiptir.
kadının aşka yüklemek istediği transdantal karakter, kadını sadakatsizliğe iter.
eğer bir evlilik sadece eşitlik ve anlaşılabilirlik üzerine kuruluyorsa en büyük ihtiraslar uyuşmazlıklardan doğar.
kadın kendini ne kadar teslim olucu gösterirse erkek o kadar çabuk kendine gelir ve amirane davranır; ancak kadın ne kadar sadakatsiz olursa, ona ne kadar kötü muamelede bulunur, onunla ne kadar taşkın oynar ve ne kadar az merhamet gösterirse erkeğin şehveti o denli artacak, erkek tarafından o denli sevilecek ve tapılacaktır.
hangi erkek gerçeğin ağırlığına dayanabilir?her erkek, âşık olduğunda zayıf olur, eğilir, gülünç olur, kendini kadına teslim eder, önünde diz çöker.
insan sadece ondan yukarıda olanı gerçekten sevebilir; bizi güzelliğiyle, hararetli mizacıyla, ruhuyla, irade kuvvetiyle boyunduruğu altına alan despot kadını sevebiliriz ancak.
kadını bir hazine gibi görmek isteyen sadece erkeğin egoizmidir.
kendisini kırbaçlatan, kırbaçlanmayı hak eder. kadın, erkeği sever, köleyi ise, eziyet ettikten sonra ayağı ile iter. kadının bir efendiye ihtiyacı vardır ve ona tapar.
her kadın çekiciliğini kullanma içgüdüsüne, yatkınlığına sahiptir.
kadının aşka yüklemek istediği transdantal karakter, kadını sadakatsizliğe iter.
eğer bir evlilik sadece eşitlik ve anlaşılabilirlik üzerine kuruluyorsa en büyük ihtiraslar uyuşmazlıklardan doğar.
kadın kendini ne kadar teslim olucu gösterirse erkek o kadar çabuk kendine gelir ve amirane davranır; ancak kadın ne kadar sadakatsiz olursa, ona ne kadar kötü muamelede bulunur, onunla ne kadar taşkın oynar ve ne kadar az merhamet gösterirse erkeğin şehveti o denli artacak, erkek tarafından o denli sevilecek ve tapılacaktır.
31.01.2018
uzun lafın kısası
marquis de sade: dinlerin temeli cehalet ve korkudur.
kierkegaard: herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vakti gelir.
zygmunt bauman: belirsizlik, ahlaklı insanın asıl zemini ve ahlakın filizlenip serpilebileceği tek topraktır.
lenin: demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür.
epikuros: eğer yaşamınızı doğaya göre şekillendirirseniz asla fakir olmayacaksınız; eğer insanların görüşlerine göre şekillendirirseniz asla varlıklı olamayacaksınız.
marcus aurelius: dünyevi şeyleri çok yüksek bir noktadan aşağı bakıyormuşçasına görün. tutkulardan kurtulmuş bir zihin kale gibidir, insanların sığınabileceği daha güçlü bir yer yoktur.
jean-claude kaufmann: herkes umutsuzca başkalarının gözlerinde onay, hayranlık ya da sevgi arıyor gayretle.
raoul vaneigem: fanatizm daima yanlışın hizmetkârıdır. doğrunun hizmetinde bile olsa tiksinti verir.
sacher-masoch: insan sadece ondan yukarıda olanı gerçekten sevebilir; bizi güzelliğiyle, hararetli mizacıyla, ruhuyla, irade kuvvetiyle boyunduruğu altına alan despot kadını sevebiliriz ancak.
goethe: en yüksek düzeydeki her üretim, her önemli sezgi hiç kimsenin kudretinde değildir ve bütün dünyevi güçlerin üzerindedir.
emil cioran: şüphelerimi zahmetle elde ettim; hayal kırıklıklarımsa sanki beni ezelden beri bekliyormuş gibi kendiliklerinden geldiler, temel bir içe doğuş halinde.
fernando pessoa: hayatımdan zevk almayı amaçlamıyorum. sadece onun yüce olmasını istiyorum; bu ateşi sürdürmek için bedenimi, ruhumu yavaş yavaş yakmak zorunda kalsam bile.
kierkegaard: herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vakti gelir.
zygmunt bauman: belirsizlik, ahlaklı insanın asıl zemini ve ahlakın filizlenip serpilebileceği tek topraktır.
lenin: demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür.
epikuros: eğer yaşamınızı doğaya göre şekillendirirseniz asla fakir olmayacaksınız; eğer insanların görüşlerine göre şekillendirirseniz asla varlıklı olamayacaksınız.
marcus aurelius: dünyevi şeyleri çok yüksek bir noktadan aşağı bakıyormuşçasına görün. tutkulardan kurtulmuş bir zihin kale gibidir, insanların sığınabileceği daha güçlü bir yer yoktur.
jean-claude kaufmann: herkes umutsuzca başkalarının gözlerinde onay, hayranlık ya da sevgi arıyor gayretle.
raoul vaneigem: fanatizm daima yanlışın hizmetkârıdır. doğrunun hizmetinde bile olsa tiksinti verir.
sacher-masoch: insan sadece ondan yukarıda olanı gerçekten sevebilir; bizi güzelliğiyle, hararetli mizacıyla, ruhuyla, irade kuvvetiyle boyunduruğu altına alan despot kadını sevebiliriz ancak.
goethe: en yüksek düzeydeki her üretim, her önemli sezgi hiç kimsenin kudretinde değildir ve bütün dünyevi güçlerin üzerindedir.
emil cioran: şüphelerimi zahmetle elde ettim; hayal kırıklıklarımsa sanki beni ezelden beri bekliyormuş gibi kendiliklerinden geldiler, temel bir içe doğuş halinde.
fernando pessoa: hayatımdan zevk almayı amaçlamıyorum. sadece onun yüce olmasını istiyorum; bu ateşi sürdürmek için bedenimi, ruhumu yavaş yavaş yakmak zorunda kalsam bile.
27.01.2018
kürklü venüs
leopold von sacher-masoch
bir erkeği, gözdelerini küstahça ve merhametsizce keyfine göre değiştiren şehvetli ve gaddar güzel bir despot kadından daha çok cezbedebilecek bir şey yoktur.
goethe'nin "ya çekiç olacaksın ya da örs." lafı, erkek ile kadın ilişkisine uyduğu mükemmellikte, başka hiçbir şeye uymaz.
erkeğin ihtirasında kadının gücü saklıdır ve kadın bunu, erkek dikkat etmezse iyi kullanır. erkeğin sadece kadının despotu veya kölesi olma seçeneği vardır. kendisini teslim ettiği andan itibaren boyunduruk altına girmiştir ve kırbacı hissedecektir.
gogol: gerçek komik ilham perisi, gülen maskenin altında gözyaşları akıtandır.
sadece bize ait olan miskin, soluk, holbein'ın resmettiği bakireyi, ne kadar ilahi güzellikte olursa olsun, bugün anchises'i, yarın paris'i, öbür gün adonis'i seven antik venüs'e yeğleriz; ve olur da içimizdeki doğa muvaffak gelir, kendimizi heyecanlı bir tutkuyla böylesi bir kadına teslim edersek, onun neşeli yaşam zevki bize şeytani bir gaddarlık gibi gelir ve cennetmekanlığımızı cezasını çekeceğimiz bir günah olarak görürüz.
doğa, kadın ve erkek arasındaki ilişkide süre tanımaz. değişken insan varlığının en değişken ögesine, aşka, kutsal merasimler, yeminler ve anlaşmalarla süre getirme çabalarının hepsi hüsranla sonuçlanmıştır.
yunanlıların olduğu gibi güzel, özgür, neşeli ve mutlu insanlar, ancak günlük yaşamın şiirsel olmayan işlerini yaptırdıkları ve öncelikle çalıştırdıkları köleleri varsa var olabilirler.
diyojen, yolunmuş bir horozu platon'un okuluna atmış ve şöyle bağırmıştı: "işte, alın size platon'un insanı!"
aşkım; içine daha çok düştüğüm, artık beni hiçbir şeyin kurtaramayacağı derin, dipsiz bir uçuruma benziyor.
bir kadın çok nadiren böyle olabilir. erkek gibi ne böylesine neşeli şehvani, ne de ruhen özgür olabilir. kadının sevgisi her zaman şehvaniyetle ruhi yatkınlığın bir karışımıdır. kadının kalbi, kendisi sürekli değişkenken, erkeği ebediyen bağlamak ister; işte bu yüzden iradesinden bağımsız ruhuna bir çelişki, yalan ve dolandırıcılık gelir ve karakterini bozar.
ruhun şehvani dünya ile kavgası, çağdaşlığın incil'idir.
her birimiz sonunda bir samson'uz ve herkes sonunda, istese de istemese de, sevdiği kadın tarafından aldatılacaktır, ister kumaş korse giysin, ister samur kürkü.
bir erkeği, gözdelerini küstahça ve merhametsizce keyfine göre değiştiren şehvetli ve gaddar güzel bir despot kadından daha çok cezbedebilecek bir şey yoktur.goethe'nin "ya çekiç olacaksın ya da örs." lafı, erkek ile kadın ilişkisine uyduğu mükemmellikte, başka hiçbir şeye uymaz.
erkeğin ihtirasında kadının gücü saklıdır ve kadın bunu, erkek dikkat etmezse iyi kullanır. erkeğin sadece kadının despotu veya kölesi olma seçeneği vardır. kendisini teslim ettiği andan itibaren boyunduruk altına girmiştir ve kırbacı hissedecektir.
gogol: gerçek komik ilham perisi, gülen maskenin altında gözyaşları akıtandır.
sadece bize ait olan miskin, soluk, holbein'ın resmettiği bakireyi, ne kadar ilahi güzellikte olursa olsun, bugün anchises'i, yarın paris'i, öbür gün adonis'i seven antik venüs'e yeğleriz; ve olur da içimizdeki doğa muvaffak gelir, kendimizi heyecanlı bir tutkuyla böylesi bir kadına teslim edersek, onun neşeli yaşam zevki bize şeytani bir gaddarlık gibi gelir ve cennetmekanlığımızı cezasını çekeceğimiz bir günah olarak görürüz.
doğa, kadın ve erkek arasındaki ilişkide süre tanımaz. değişken insan varlığının en değişken ögesine, aşka, kutsal merasimler, yeminler ve anlaşmalarla süre getirme çabalarının hepsi hüsranla sonuçlanmıştır.
yunanlıların olduğu gibi güzel, özgür, neşeli ve mutlu insanlar, ancak günlük yaşamın şiirsel olmayan işlerini yaptırdıkları ve öncelikle çalıştırdıkları köleleri varsa var olabilirler.
diyojen, yolunmuş bir horozu platon'un okuluna atmış ve şöyle bağırmıştı: "işte, alın size platon'un insanı!"
aşkım; içine daha çok düştüğüm, artık beni hiçbir şeyin kurtaramayacağı derin, dipsiz bir uçuruma benziyor.
bir kadın çok nadiren böyle olabilir. erkek gibi ne böylesine neşeli şehvani, ne de ruhen özgür olabilir. kadının sevgisi her zaman şehvaniyetle ruhi yatkınlığın bir karışımıdır. kadının kalbi, kendisi sürekli değişkenken, erkeği ebediyen bağlamak ister; işte bu yüzden iradesinden bağımsız ruhuna bir çelişki, yalan ve dolandırıcılık gelir ve karakterini bozar.
ruhun şehvani dünya ile kavgası, çağdaşlığın incil'idir.
her birimiz sonunda bir samson'uz ve herkes sonunda, istese de istemese de, sevdiği kadın tarafından aldatılacaktır, ister kumaş korse giysin, ister samur kürkü.
19.03.2017
eskilerin dünyası
leopold von sacher-masoch
tek başına zevktir var olmayı değerli kılan. zevk alan, yaşamdan zor kopar; cefa veya sıkıntı çeken, ölümü bir arkadaş gibi selamlar; ama zevk almak isteyen, neşe ile yaşamalıdır. antik dönemin bağlamında, başkalarının sırtından zevkusefa içinde yaşamaktan, hiçbir zaman merhamet göstermemekten çekinmemelidir; başkalarını arabasının önüne, sabana koşmalıdır, aynı hayvanlar gibi; onun gibi hisseden, zevk almak isteyen insanları, pişman olmadan, onun keyfi için köle yapmalı, hizmetinde sömürmelidir; kendisini iyi hissedip hissetmedikleri sorulmamalıdır.
eskilerin dünyası işte böyleydi: zevk ve gaddarlık, özgürlük ve kölelik her zaman el eleydiler; olimpik tanrılar gibi yaşamak isteyen insanların, göllerine atacakları köleleri ve üzerlerine biraz kan sıçramasından rahatsız olmadan, zengin sofralarında yemek yerken birbirleri ile savaştıracak gladyatörleri olmak zorundadır.
tek başına zevktir var olmayı değerli kılan. zevk alan, yaşamdan zor kopar; cefa veya sıkıntı çeken, ölümü bir arkadaş gibi selamlar; ama zevk almak isteyen, neşe ile yaşamalıdır. antik dönemin bağlamında, başkalarının sırtından zevkusefa içinde yaşamaktan, hiçbir zaman merhamet göstermemekten çekinmemelidir; başkalarını arabasının önüne, sabana koşmalıdır, aynı hayvanlar gibi; onun gibi hisseden, zevk almak isteyen insanları, pişman olmadan, onun keyfi için köle yapmalı, hizmetinde sömürmelidir; kendisini iyi hissedip hissetmedikleri sorulmamalıdır.eskilerin dünyası işte böyleydi: zevk ve gaddarlık, özgürlük ve kölelik her zaman el eleydiler; olimpik tanrılar gibi yaşamak isteyen insanların, göllerine atacakları köleleri ve üzerlerine biraz kan sıçramasından rahatsız olmadan, zengin sofralarında yemek yerken birbirleri ile savaştıracak gladyatörleri olmak zorundadır.
6.01.2009
kürklü venüs
leopold von sacher-masoch
kürkler sinirli mizacı olanları rahatlatan bir tesirde bulunurlar; bu tesir gerek genel, gerekse de doğal yasalara dayanır. insanın içerisini en azından aynı tuhaflıkta gıdıklayan ve hiç kimsenin karşı koyamadığı fiziksel bir cazibedir. bilim kısa bir zaman önce elektrik ile sıcaklık arasında olan bir bağın varlığını ispatladı. her ikisinin de insan organizması üzerindeki etkileri zaten aynıdır. sıcak mıntıka daha ihtiraslı insan, sıcak atmosferse heyecanı yaratır. aynı elektrik gibi. kedilerin varlığının hassas tinsel insanlar üzerindeki tılsımlı, rahatlatan etkisi bundandır. ve bu, hayvan dünyasının uzun kuyruklu yosmalarının, sevimli, kıvılcım fışkırtan elektrikli pillerin, muhammed'in, kardinal richelieu'nün, crebillon'un, rousseau'nun, wieland'ın sevgilileri haline gelmeleri bundandır. kürk giymiş olan bir kadın, büyük bir kediden, güçlendirilmiş elektrikli bir pilden başka bir şey değildir.
kürkler sinirli mizacı olanları rahatlatan bir tesirde bulunurlar; bu tesir gerek genel, gerekse de doğal yasalara dayanır. insanın içerisini en azından aynı tuhaflıkta gıdıklayan ve hiç kimsenin karşı koyamadığı fiziksel bir cazibedir. bilim kısa bir zaman önce elektrik ile sıcaklık arasında olan bir bağın varlığını ispatladı. her ikisinin de insan organizması üzerindeki etkileri zaten aynıdır. sıcak mıntıka daha ihtiraslı insan, sıcak atmosferse heyecanı yaratır. aynı elektrik gibi. kedilerin varlığının hassas tinsel insanlar üzerindeki tılsımlı, rahatlatan etkisi bundandır. ve bu, hayvan dünyasının uzun kuyruklu yosmalarının, sevimli, kıvılcım fışkırtan elektrikli pillerin, muhammed'in, kardinal richelieu'nün, crebillon'un, rousseau'nun, wieland'ın sevgilileri haline gelmeleri bundandır. kürk giymiş olan bir kadın, büyük bir kediden, güçlendirilmiş elektrikli bir pilden başka bir şey değildir.
