bazı umutsuz kararlar vardır ki uygulanamaz olduğunu yakinen bildiğimiz halde geçici de olsa bir rahatlık duyarız. bilmem bu hal hayat kanununun o insafsız, o beklenmedik hükümlerine karşı bütün bir gençliğin, bütün insanlığın elem dolu merhamet dileyen çırpıntılarının kırılmış gönüllerin, gözyaşları döken ruhların yakarışlarının daima tesirsiz, daima beyhude kalacağını bildiğimizden dolayı mıdır? meçhul bir ses hayat mücadelesinde yaralanan, sevdadan gönlü kırık zavallılara hayatın çizdiği yolu ister istemez kaderin namert elinin sert parmaklarıyla itile itile takibe mecbur olacaklarını mütemadiyen haykırıyor mu ki insan yerine getirilemez, ulaşılamaz olduğunu pek iyi bildiği halde yine birtakım kararların arkasından koşuyor, yine birtakım emellere kapılarak, onları geçici de olsa ulaşılır sanarak güya emin bir vicdan rahatlığı kazandım hülyasıyla bir aralık dert ve elem içinde çırpınmaktan vazgeçiyor, yeniden umut buluyor, hülyaya, her zaman hülyaya, daima hülyaya, daima hülyalarına aldanıyor.
safveti ziya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
safveti ziya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.09.2022
umutsuz karar
safveti ziya
bazı umutsuz kararlar vardır ki uygulanamaz olduğunu yakinen bildiğimiz halde geçici de olsa bir rahatlık duyarız. bilmem bu hal hayat kanununun o insafsız, o beklenmedik hükümlerine karşı bütün bir gençliğin, bütün insanlığın elem dolu merhamet dileyen çırpıntılarının kırılmış gönüllerin, gözyaşları döken ruhların yakarışlarının daima tesirsiz, daima beyhude kalacağını bildiğimizden dolayı mıdır? meçhul bir ses hayat mücadelesinde yaralanan, sevdadan gönlü kırık zavallılara hayatın çizdiği yolu ister istemez kaderin namert elinin sert parmaklarıyla itile itile takibe mecbur olacaklarını mütemadiyen haykırıyor mu ki insan yerine getirilemez, ulaşılamaz olduğunu pek iyi bildiği halde yine birtakım kararların arkasından koşuyor, yine birtakım emellere kapılarak, onları geçici de olsa ulaşılır sanarak güya emin bir vicdan rahatlığı kazandım hülyasıyla bir aralık dert ve elem içinde çırpınmaktan vazgeçiyor, yeniden umut buluyor, hülyaya, her zaman hülyaya, daima hülyaya, daima hülyalarına aldanıyor.
bazı umutsuz kararlar vardır ki uygulanamaz olduğunu yakinen bildiğimiz halde geçici de olsa bir rahatlık duyarız. bilmem bu hal hayat kanununun o insafsız, o beklenmedik hükümlerine karşı bütün bir gençliğin, bütün insanlığın elem dolu merhamet dileyen çırpıntılarının kırılmış gönüllerin, gözyaşları döken ruhların yakarışlarının daima tesirsiz, daima beyhude kalacağını bildiğimizden dolayı mıdır? meçhul bir ses hayat mücadelesinde yaralanan, sevdadan gönlü kırık zavallılara hayatın çizdiği yolu ister istemez kaderin namert elinin sert parmaklarıyla itile itile takibe mecbur olacaklarını mütemadiyen haykırıyor mu ki insan yerine getirilemez, ulaşılamaz olduğunu pek iyi bildiği halde yine birtakım kararların arkasından koşuyor, yine birtakım emellere kapılarak, onları geçici de olsa ulaşılır sanarak güya emin bir vicdan rahatlığı kazandım hülyasıyla bir aralık dert ve elem içinde çırpınmaktan vazgeçiyor, yeniden umut buluyor, hülyaya, her zaman hülyaya, daima hülyaya, daima hülyalarına aldanıyor.
24.06.2019
siz türkler
safveti ziya
sizi, türkleri, evvela rumlardan, beyoğlu frenklerinden sormaya, öğrenmeye mecbur oluyoruz, onların anlattığı gibi öğreniyoruz. cemiyet içinde genç türkleri görsek, eğitim derecelerini ve yeteneklerini, bilgilerini takdir etsek, türklerin kültür seviyelerinin çok düşük olduğu hakkında doğmuş olan kanaate, emin olunuz ki, bağlanacak çok yabancı bulamazsınız. türk olarak mesela ben yalnız sizi biliyorum. pekâlâ, pek hoş, ilerisiniz, bilgilisiniz, medenisiniz. fakat, fakat sonra sizin gibi yüz tane de rum, ermeni ve levanten tanıyorum. siz, yani türklük, osmanlılık cemiyette yüzde bir nispetinde kalıyorsunuz ve sizin medeni ve kavmi varlığınız hakkında gösterebileceğiniz bir delil -çünkü yalnız sizin varlığınız var- yüz taraftan çürütülüyor.
sizi, türkleri, evvela rumlardan, beyoğlu frenklerinden sormaya, öğrenmeye mecbur oluyoruz, onların anlattığı gibi öğreniyoruz. cemiyet içinde genç türkleri görsek, eğitim derecelerini ve yeteneklerini, bilgilerini takdir etsek, türklerin kültür seviyelerinin çok düşük olduğu hakkında doğmuş olan kanaate, emin olunuz ki, bağlanacak çok yabancı bulamazsınız. türk olarak mesela ben yalnız sizi biliyorum. pekâlâ, pek hoş, ilerisiniz, bilgilisiniz, medenisiniz. fakat, fakat sonra sizin gibi yüz tane de rum, ermeni ve levanten tanıyorum. siz, yani türklük, osmanlılık cemiyette yüzde bir nispetinde kalıyorsunuz ve sizin medeni ve kavmi varlığınız hakkında gösterebileceğiniz bir delil -çünkü yalnız sizin varlığınız var- yüz taraftan çürütülüyor.
31.05.2019
uzun lafın kısası
cicero: halkın selameti en yüce yasadır.
jean meslier: insanlar hayal hastalarıdır. ilaçlarına alıcı bulmak için, çıkarcı şarlatanlar, hep insanların deliliklerini, budalalıklarını sürdürmeye özen gösterirler.
nabizade nazım: bir kadının elinden her şey gelir.
samipaşazade sezai: bilinmez ki, şark'ta her hakikat kadınlar gibi örtülüdür.
mizancı murat: hareketimi şunun bunun bileceğine, diyeceğine göre ayarlamıyorum. vicdanımın hükmü onu icap ettiriyor.
şemsettin sami: şu kadınları insan kafese kapasa da fayda yok, zapt olunamazlar.
ahmet mithat efendi: insanoğlunun yaratılışının gereğidir; insan kendi mutluluğundan yalnız kendinin haberdar olmasıyla kanaat etmez, herkesi de haberdar etmek ister.
direktör ali bey: bir memleketin büyümesi ahalisinin çoğalmasına ve ahalinin çoğalması da ticaret ve zanaatın varlığına bağlıdır. bu servet sebeplerine sahip olan bir şehir mutlaka büyür ve kale içinde bulunması büyümesine asla engel olmaz.
namık kemal: kendinden başka gönlümde bir şey bırakmadın.
safveti ziya: genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.
nabizade nazım: izdivaç muhabbetin mezarıdır.
recaizade mahmut ekrem: kadınlar çok muzırdırlar. onlar azap meleklerinin yeryüzünde ortaya çıkmış benzerleridir. bizi cennet kapısından cehenneme düşürürler.
yuval noah harari: tarihin en kesin yasalarından biri şudur: lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. insanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.
jean meslier: insanlar hayal hastalarıdır. ilaçlarına alıcı bulmak için, çıkarcı şarlatanlar, hep insanların deliliklerini, budalalıklarını sürdürmeye özen gösterirler.
nabizade nazım: bir kadının elinden her şey gelir.
samipaşazade sezai: bilinmez ki, şark'ta her hakikat kadınlar gibi örtülüdür.
mizancı murat: hareketimi şunun bunun bileceğine, diyeceğine göre ayarlamıyorum. vicdanımın hükmü onu icap ettiriyor.
şemsettin sami: şu kadınları insan kafese kapasa da fayda yok, zapt olunamazlar.
ahmet mithat efendi: insanoğlunun yaratılışının gereğidir; insan kendi mutluluğundan yalnız kendinin haberdar olmasıyla kanaat etmez, herkesi de haberdar etmek ister.
direktör ali bey: bir memleketin büyümesi ahalisinin çoğalmasına ve ahalinin çoğalması da ticaret ve zanaatın varlığına bağlıdır. bu servet sebeplerine sahip olan bir şehir mutlaka büyür ve kale içinde bulunması büyümesine asla engel olmaz.
namık kemal: kendinden başka gönlümde bir şey bırakmadın.
safveti ziya: genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.
nabizade nazım: izdivaç muhabbetin mezarıdır.
recaizade mahmut ekrem: kadınlar çok muzırdırlar. onlar azap meleklerinin yeryüzünde ortaya çıkmış benzerleridir. bizi cennet kapısından cehenneme düşürürler.
yuval noah harari: tarihin en kesin yasalarından biri şudur: lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. insanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.
5.02.2019
aşk
safveti ziya
insanı aşk kadar tedbirli, ağzı sıkı, başkalarına karşı müsamahakâr eden bir şey yoktur.
ruhun aynası olan gözlerin arkasında gizlenen kalp de tanınması, içine girilmesi mümkün olmayan kapalı bir kalptir. bu kalp pek çok kişi için bir bilmece, çözülmesi gereken bir bilmece halinde kalacaktır.
asıl dünyada muhabbetin ne olduğunu bilmeyenlere, o yüce hissi takdir edemeyenlere, kalplerinde mukaddes, aziz bir hayal taşımayanlara acımalısınız. dünyada sevmek, sevilmek kadar bahtiyarlık var mı zannedersiniz?
evlilikle neticelenmeyen aşkların hepsi boştur. hele intiharı göze aldırmaya mecbur olacak derecede şiddetli bir aşk yolunda.
ooof, bu müthiş muamma.. bu ebedi muamma.. bu kadınlık.. ooof, bu kuruntulu kalplerin ebedi tereddütleri.. bu sevilmemiş olmak korkuları!.. o tereddütler, o korkular ki en açık itiraf karşısında bile devam eder, ruha azap verir, kalbi parçalar. bir aşkı, bir kalbi, bir kadın kalbini tamir edilemeyecek surette kırıp bırakır.
insanı aşk kadar tedbirli, ağzı sıkı, başkalarına karşı müsamahakâr eden bir şey yoktur.ruhun aynası olan gözlerin arkasında gizlenen kalp de tanınması, içine girilmesi mümkün olmayan kapalı bir kalptir. bu kalp pek çok kişi için bir bilmece, çözülmesi gereken bir bilmece halinde kalacaktır.
asıl dünyada muhabbetin ne olduğunu bilmeyenlere, o yüce hissi takdir edemeyenlere, kalplerinde mukaddes, aziz bir hayal taşımayanlara acımalısınız. dünyada sevmek, sevilmek kadar bahtiyarlık var mı zannedersiniz?
evlilikle neticelenmeyen aşkların hepsi boştur. hele intiharı göze aldırmaya mecbur olacak derecede şiddetli bir aşk yolunda.
ooof, bu müthiş muamma.. bu ebedi muamma.. bu kadınlık.. ooof, bu kuruntulu kalplerin ebedi tereddütleri.. bu sevilmemiş olmak korkuları!.. o tereddütler, o korkular ki en açık itiraf karşısında bile devam eder, ruha azap verir, kalbi parçalar. bir aşkı, bir kalbi, bir kadın kalbini tamir edilemeyecek surette kırıp bırakır.
23.02.2018
salon köşelerinde
safveti ziya
bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter.
bir şeye başlamak hususunda benim kadar istidatsız, ahmak adam yok gibidir.
bana öyle geliyor ki bir erkeğin başka vazifeleri, başka emelleri, başka meşguliyetleri olmalı; bir erkek memleketinin, milletinin büyüklüğüne, şeref ve yükselmesine hizmet etmeli; insanlığa, insanlığın ihtiyaçlarına yardım edebilecek şeyler aramalı, bulmalı.
hiç kimseyi ve hiçbir şeyi dış görünüşüyle hükmetmemelidir.
bedbaht olanlar, bedbahtlığı arzu edenler, onu arayanlardır.
insanın hayatında bazı dakikalar vardır ki o dakikalarda mutlaka şefkat dolu bir kucağa, bir hakiki dostun samimi tesellisine ihtiyaç hissedilir.
insan bazen hayatın zulüm ve kahrı karşısında kırıp mahvetmek, bütün engelleri altüst etmek için böyle bir kuvvete, böyle yok edici bir güce sahip olmayı istiyor.
bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter.bir şeye başlamak hususunda benim kadar istidatsız, ahmak adam yok gibidir.
bana öyle geliyor ki bir erkeğin başka vazifeleri, başka emelleri, başka meşguliyetleri olmalı; bir erkek memleketinin, milletinin büyüklüğüne, şeref ve yükselmesine hizmet etmeli; insanlığa, insanlığın ihtiyaçlarına yardım edebilecek şeyler aramalı, bulmalı.
hiç kimseyi ve hiçbir şeyi dış görünüşüyle hükmetmemelidir.
bedbaht olanlar, bedbahtlığı arzu edenler, onu arayanlardır.
insanın hayatında bazı dakikalar vardır ki o dakikalarda mutlaka şefkat dolu bir kucağa, bir hakiki dostun samimi tesellisine ihtiyaç hissedilir.
insan bazen hayatın zulüm ve kahrı karşısında kırıp mahvetmek, bütün engelleri altüst etmek için böyle bir kuvvete, böyle yok edici bir güce sahip olmayı istiyor.
2.02.2009
kadın
safveti ziya
hissiz kadınlar bana mevcut değillermiş gibi gelir. bir kadının en büyük meziyeti hassaslık, ince kalpliliktir. doğrusu hissiz kadınları nefrete değer bulurum.
bazı kadınlar görüldüğü dakikadan itibaren sevilirler; çünkü bazı kadınlar bazı erkekler tarafından çıldırırca sevilmek için yaratılmışlardır. sanki o kadınların sevgisi o biçarelerin kalbinde uyanan ilk sevda hissiyle beraber doğmuştur. birlikte vücuda gelmiştir.
genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.
bazen, aynı tuvaleti giymiş iki kadından birinde fevkalade bulduğumuz şeyler diğerinde dikkatimizi çekmez. bunun sebeplerini teferruatta aramak lazımdır.
namuslu kadınlarla aşüfteler arasında sürekli bir çekişme, karşılıklı bir nefret vardır ki son bulması imkansızdır ve bu iki sınıf kadınları sonsuza kadar birbirlerine gizli bir gıptayla bakan birer hasım eder bırakır. tesadüf bu kadınları ne vakit birbirlerinin karşısına getirecek olsa bu rekabetin birincilerde tenezzül etmiyormuş gibi bir tecessüs halinde, ikincilerdeyse aşüfte tavırlar, mütecaviz bakışlar biçiminde ortaya çıktığı görülür.
hissiz kadınlar bana mevcut değillermiş gibi gelir. bir kadının en büyük meziyeti hassaslık, ince kalpliliktir. doğrusu hissiz kadınları nefrete değer bulurum.bazı kadınlar görüldüğü dakikadan itibaren sevilirler; çünkü bazı kadınlar bazı erkekler tarafından çıldırırca sevilmek için yaratılmışlardır. sanki o kadınların sevgisi o biçarelerin kalbinde uyanan ilk sevda hissiyle beraber doğmuştur. birlikte vücuda gelmiştir.
genç kızların yerleşmiş hiçbir tabiatları yoktur. onlar için her gün, her saat yeni bir şey hazırlar. bugün neşeli, yarın mahzundurlar. şimdi hayattan bezgin görünürlerken biraz sonra hayata dört elle sarılırlar. her defasında da "ne yapalım, tabiatımız böyle!" diyerek kendilerini anlatmak isterler. sözün kısası, genç kızlar saygıya ve sevgiye değer oldukları kadar sakınılacak, çekinilecek varlıklardır. başkalarına karışmam; fakat ben onlardan pek korkarım.
bazen, aynı tuvaleti giymiş iki kadından birinde fevkalade bulduğumuz şeyler diğerinde dikkatimizi çekmez. bunun sebeplerini teferruatta aramak lazımdır.
namuslu kadınlarla aşüfteler arasında sürekli bir çekişme, karşılıklı bir nefret vardır ki son bulması imkansızdır ve bu iki sınıf kadınları sonsuza kadar birbirlerine gizli bir gıptayla bakan birer hasım eder bırakır. tesadüf bu kadınları ne vakit birbirlerinin karşısına getirecek olsa bu rekabetin birincilerde tenezzül etmiyormuş gibi bir tecessüs halinde, ikincilerdeyse aşüfte tavırlar, mütecaviz bakışlar biçiminde ortaya çıktığı görülür.
