#evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.10.2022

isyan

cemil meriç

hayır, severek evlenmedim. hayatımı bir zebani ile birleştirecek kadar yalnızdım. yalnız ve yabancı. bir kadın ilk defa olarak adımı taşımaya razı oluyordu. bir kurtuluştu bu, paryalıktan kurtuluş, cehennemden kurtuluş. ve bilmediğimiz ülkelere yelken açan bir gemiye atlar gibi el ele hayata atladık. ben seni tanıdıktan sonra yaşamaya başladım. korkuyorum. bunları söylemekten korkuyorum. yirmi iki sene gelişen, kökleşen bir sevgi bu. bir sevgi ve bir hayranlık. hayat, hayatımız daima güzel miydi? hayır. ama mevsimleri vardı, mevsimleri var. vatanımsın benim. kokladığım havasın, içtiğim su. ben şımarık ve yaramaz bir çocuk oldum zaman zaman. sen hep aynı kalmasını bildin.

yuvarlanmamak için bir dikene tutunmak. ve unutmak asıl acıyı. uçurumu unutmaya çalışmak. şuurun kendini koruması bu. hep başkalarında yaşamak, başkalarının yarınını, bugününü, dününü kendine dert etmek. diş ağrısını geçirmek için tabanını dağlamak. zindanının penceresinden geçen trenlerin davetini duymak. ve zindanının dışındakilere, hadi binin trene diye haykırmak. olanla yetineceksin. goril yıldızları merak etmese "ptekantropus erektus" hil'atini giyemezdi. amip olanla yetinir. insan fetihtir, isyandır. goril başını kaldırdığı için insan oldu. dört ayaklıyı kainatın efendisi yapan bu dikiliş. hazır oyuncaktan hoşlanmaz bu çocuk. cinlerini de, tanrılarını da kendisi yaratır. kah bir masal denizinde süzülen bir yelkenlidir, kah..

5.10.2022

aşk

balzac

"aşk, sabrın gündelik ekmeğidir."

aşkın başlangıcıyla yaşamın başlangıcı arasında hoş benzerlikler yok mudur? herkesin yaptığı, çocuğu ninnilerle, tatlı bakışlarla oyalamak, geleceğini pırıl pırıl edecek masallar anlatmak değil midir? umudun ışıltılı kanatları hep onun zevki için açılmaz mı? acıyla olduğu kadar sevinçten de gözyaşları dökülmez mi? hiç yoktan, örneğin sallantılı bir saray yapmaya çalıştığı taşlar ya da toplar toplamaz unuttuğu çiçekler için kavga etmez mi? zamanı yakalayıp ardına koymaya, hayatta ilerlemeye istekli değil midir? aşk, bizim ikinci değişimimizdir.

evlilikte aşk, gerçekleşmesi olanaksız bir hayaldir.

ruh da beden gibi yaşamak için soluk alıp vermek zorundadır. başka bir ruhtan oksijen gibi aşk almaya, onu kendinin bir parçası yapmaya, sonra ona aşk vermeye, zenginleşmeye gereksinimi vardır. bu çok güzel alışveriş olmazsa yürek ölür, havasızlıktan acı çeker ve durur.

ruhların anlaşması yaşamdaki en büyük mutluluk değil de nedir?

bazı kadınlar yüzüstü bırakılınca, âşıklarını rakibelerinin kollarından alıp öldürürler; sonra da ya dünyanın öbür ucuna uçar ya da darağacında ya da mezarda unutuluşu ararlar. diğer kadınlar da boyunlarını büküp sessizce acı çekerler. ölümcül bir yarayla; ama buna teslim olarak, ağlayarak ve bağışlayarak, dua ederek ve son nefeslerine kadar anımsayarak yaşamayı sürdürürler. aşk budur, gerçek aşk, meleklerin bildiği aşk, gururla ayakta duran, kendi kederiyle beslenen ve sonunda ölen aşk.

aşkta çıkarcı bir aldatmaca gerçeklikten üstündür. işte bu yüzden bunca erkek, aldatmakta usta olan kadınların bedelini bu kadar pahalı öder.

22.09.2022

dâhi

balzac

birçok erkeğin sürekli uyumsuzluğa yol açan huysuzlukları vardır; bunlar evliliğin erişilmez güzelliği olan ev uyumunu bozar. erkeklerin çoğunun küçük kusurları vardır ve bunlardan sıkıntılar doğar.

kimi erkek görevlerine bağlı ve etkin ama sert ve geçimsizdir, kimi erkek iyi yürekli ama inatçı olur, kimi karısını sever ama isteklerinde kararsızdır, kimi bir şeylere göz dikip kapılır, duygularından borç öder gibi sıyrılır; kimi zengin eder ama yaşamda tat tuz bırakmaz. kısacası toplumsal ortamda yaşayan insanlar -onlara önemli kusurlar yükleyemesek de- kusursuz olmaktan çok uzaktırlar. düşünce insanları da barometreler kadar değişkendir. yalnızca dâhi, özünde iyidir.

gerçek mutluluk ruhsal basamakların yalnızca iki ucunda bulunabilir. yalnızca safdille dâhi biri zayıflığı, öteki gücüyle yaşamın bütün pürüzlerini yok eden sürekli bir tatlılık, inişsiz çıkışsız bir ruh hali yaratabilirler. birinde kayıtsızlık ve uyuşukluk vardır, ötekinde hoşgörü ve yüce düşüncenin sürekliliği. dâhi yüce düşüncenin yorumlayıcısıdır ve ilkede de uygulamada da kendi kendine benzemek zorundadır.

dâhi de, safdil de sade ve saftır; ne var ki birindeki boşluk, ötekinde bir derinliktir. işte bu yüzden akıllı kadınlar kusursuz bir adam bulamazlarsa safdilin birini seçmeye yatkındırlar.

6.05.2022

kadın vs. erkek

leopold von sacher-masoch

hangi erkek gerçeğin ağırlığına dayanabilir?

her erkek, âşık olduğunda zayıf olur, eğilir, gülünç olur, kendini kadına teslim eder, önünde diz çöker.

insan sadece ondan yukarıda olanı gerçekten sevebilir; bizi güzelliğiyle, hararetli mizacıyla, ruhuyla, irade kuvvetiyle boyunduruğu altına alan despot kadını sevebiliriz ancak.

kadını bir hazine gibi görmek isteyen sadece erkeğin egoizmidir.

kendisini kırbaçlatan, kırbaçlanmayı hak eder. kadın, erkeği sever, köleyi ise, eziyet ettikten sonra ayağı ile iter. kadının bir efendiye ihtiyacı vardır ve ona tapar.

her kadın çekiciliğini kullanma içgüdüsüne, yatkınlığına sahiptir.

kadının aşka yüklemek istediği transdantal karakter, kadını sadakatsizliğe iter.

eğer bir evlilik sadece eşitlik ve anlaşılabilirlik üzerine kuruluyorsa en büyük ihtiraslar uyuşmazlıklardan doğar.

kadın kendini ne kadar teslim olucu gösterirse erkek o kadar çabuk kendine gelir ve amirane davranır; ancak kadın ne kadar sadakatsiz olursa, ona ne kadar kötü muamelede bulunur, onunla ne kadar taşkın oynar ve ne kadar az merhamet gösterirse erkeğin şehveti o denli artacak, erkek tarafından o denli sevilecek ve tapılacaktır.

24.03.2022

ideal çift

vaclav havel

mikael: biliyor musun ferdinand, bazen yeryüzünde bir tek şeyin değeri var diye düşünüyorum: bir çocuğu olmak ve onu yetiştirmek! masal gibi bir şey! hayatın esrarını ellerinde tutmak gibi bir şey. zor bir çaba ama bu işi yaparken insanları saymayı öğreniyorsun. bunu yaşamayan bilmez.

vera: ah, ferdinand! doğru! ayrı bir deneyim bu, harika bir deneyim. günün birinde bu küçük varlık oluşuyor ve birden sana ait olduğunu, sensiz olamayacağını, senden çıktığını anlıyorsun ve sonra doğuyor. bu kez de kendisine ait bir hayatı olduğunu, gözlerinin önünde büyüdüğünü, yürümeye başladığını, yarım yamalak konuştuğunu görüyorsun. sonra düşünüyor, soru soruyor. başka ne denilebilir, mucize bu!

ferdinand: elbette.

mikael: çocuk.. adam oluyor, bu böyle ferdinand. birden doğayı, başkalarını, kısacası hayatı daha derinden duyuyor gibi oluyorsun. yapacak bir şey yok. bu varlık bir başka boyut kazanıyor, bir başka hız, bir başka içerik.. daha sağlam bir yapı! öyle değil mi vera?

vera: tam anlamıyla. birdenbire nasıl bir sorumluluk yüklendiğini düşün. o küçük varlığın oluşumu salt sana bağlı. gelecekteki duyguları, düşünüş biçimi, hayatı, her şey senin elinde.

mikael: bir şey daha söylemek istiyorum. bu çocuğu dünyaya sen getirdiğine göre, kendi yönünü bulacağı bir eğitim vermekle dünyayı ayaklarının altına seriyorsun. çocuğunun yaşadığı bu dünyaya karşı gün geçtikçe artan bir sorumluluk duyuyorsun.

ferdinand: hımm..

mikael: eskiden bilmezdim, ama şimdi eminim.

vera: çocuk, bize daha doğru bir görüş açısı, yepyeni değerler yelpazesi sağlıyor. bu küçükten gayri hiçbir şeyin önemi olmadığını keşfediyorsun. onun için yapabileceklerin, onun için yaratacağın rahat yuva, ona verebileceklerin, ona sağlanabilecek işler.. öylesi ağır bir görev ki, her şey; ama her şey karşısında soluyor, anlamını kaybediyor. özellikle eskiden bizi heyecanlandıran, bizim için o kadar büyük önem taşıyan bütün şu siyasi sorunlar!

vera: tabii, hiçbir şey anlamadan doğuran kadınlar da var, bu takdirde çocuğa acımalı.

mikael: ama çocuk olunca bütün sorunlarının sihirli bir değnek değmesiyle ortadan kalkacağını da sanma. ana babanın bu işe biraz olsun hazırlıklı olması gerek.

vera: doğru, örneğin mikael tam bir ideal baba. eve biraz para getireceğim diye fabrikasında kendini kahrediyor, acımamak elde değil! ama ailesine, evine bütün vaktini harcamasına mani mi bu? hiç de değil! şu apartmana bak: mikael işten döndüğü vakit dinlenmiyor, çırpınmaya devam ediyor, bütün bunlar oğlumuz iyi bir ortamda büyüsün, güzel şeyleri sevmeyi öğrensin diye. bu yetmiyormuş gibi küçük pierre ile meşgul olacak vakti de buluyor.

mikael: ama vera da olağanüstü! düşün bir kere. alışverişi yap, küçüğe bak, yemeği pişir, temizliğe bak, çamaşırı yıka; üstelik düne kadar da badana, boya işi sürerken. ama yüzüne bir bak. sanki bu kadar işi yapan o değil. güzel ve alımlı! büyük çaba bu! bir şey söyleyeyim mi? onu her geçen gün daha çok takdir ediyorum.

vera: bütün bunların tek bir nedeni var: çok iyi anlaşan bir çiftiz.

mikael: tabii. mükemmel anlaşıyoruz. hafızamı yoklayıp duruyorum, tek bir kavgamızı hatırlamıyorum.

vera: birbirimize düşkünüz; ama bunu pek belli etmiyoruz.

mikael: birbirimizin üstüne titriyoruz; ama çok da aşırı davranmıyoruz.

vera: her zaman konuşacak bir şey buluyoruz; çünkü mizah anlayışımız aynı.

mikael: mutluluk anlayışımız aynı.

vera: tutkularımız aynı.

mikael: zevklerimiz aynı.

vera: aile kavramımız aynı.

mikael: en önemlisi de cinsel açıdan.. tam bir başarı!

vera: önemli de laf mı? (ferdinand'a) biliyor musun, mikael.. tek kelimeyle olağanüstü! hem vahşi hem müşfik.. hem kendisi zevk almayı biliyor hem de karşısındakini el üstünde tutuyor. tam bir teslimiyet içindeyken birdenbire beklenmedik hararetli davranışlara ve nefis ince buluşlara geçebiliyor.

mikael: vera'nın sayesinde.. beni tahrik etmeyi ve cazibesini sürdürmeyi biliyor.

vera: ferdinand, ne kadar sık seviştiğimizi bir bilsen.. inanmazsın. çünkü devamlı değişikliklerle sevişme denilen olguyu şekillendirmeyi biliyoruz. tempoyu da bu yüzden tutturabiliyoruz. bizim için her sefer ilk günkü gibi, her seferki değişik, eşsiz, unutulmaz. kendimizi bütün varlığımızla tamamen ve sonuna kadar veriyoruz. o zaman da aşk yapmak bizim için alelade, âdet yerini bulsun diye yapılan bir iş olmaktan çıkıyor.

mikael: vera için, mükemmel bir eş olmak demek, sadece çok iyi bir ev kadını, çok fedakâr bir anne olmakla bitmiyor; her şeyden önce bir sevgili olması gerektiğini biliyor. onun için kendine çok özen gösteriyor. işin tuhafı, ev işlerinin ezici olması oranında cinsel çekiciliğini artırmayı biliyor.

vera: evvelki günü hatırlıyor musun mikael? çömelmiş yerleri siliyordum, birdenbire içeri girdin.

mikael: sevgilim, hatırlamaz olur muyum? unutulur gibi değildi.

vera: mikael öbür kızlara neden hiç bakmaz biliyor musun? çünkü evde kendisini bir külkedisi değil de gerçek bir sevgilinin beklediğini bilir.

mikael: evet, vera ilk günkü gibi güzel; hatta ne yalan söyleyeyim, çocuk doğduğundan beri, nasıl desem, daha da olgunlaştı, vücudu daha dolgun, daha çekici oldu.

(mikael, vera'nın göğüslerini ortaya çıkartır) güzel değil mi?

ferdinand: evet, çok güzel.

mikael: ona ne yapıyorum biliyor musun?

ferdinand: ne diyeceğimi bilemiyorum.

mikael: bir küçük öpücük konduruyorum, birini kulağına, birini boynuna, birini.. buna bayılıyor, beni de coşturuyor. dur, göstereyim sana. (gösterir. vera içini çeker.)

vera: dur sevgilim lütfen; birazdan, birazdan hayatım.. dayanamıyorum. (mikael durur.)

mikael: haklısın canım. biraz daha laflarız: ama sonra ona sevişme hünerimizi gösteririz.

ferdinand: benim bulunmam sizi sıkmaz mı?

vera: burjuvalığı bırak ferdinand. sen en iyi arkadaşımızsın.

mikael: iki insanın bu işte neler yapabileceklerini sana öğretmek bizim için zevk olur.(sessizlik.)

22.03.2022

aşk ve evlilik

werner sombart

montaigne'e göre aşk ile evlilik, birbirini daha ziyade dışlayıcıdır. yorumunu şu şekilde temellendirir montaigne: aşk, kendisinin dışındaki bir şeyle ilgilenilmesinden nefret eder ve evlilikte olduğu gibi bambaşka nedenlerle bir araya gelmiş, kurulmalarında bağlanma ve iktidarın en az cazibe ve güzellik kadar ağır bastığı ilişkilerle ortak bir paydada buluşmaktan da pek hoşlanmaz. aşk için evlenilmez, daha çok, soyun devamı ve aile kurma nedeniyle evlenilir. şu halde bu saygıdeğer ve kutsal evlilik bağında aşk tutkusunun aşırılıklarına bir mesken kurmak, bir tür ensest ilişkiye girmek anlamına gelir. iyi bir evlilik aşkın ortaklığını dışlar ama dostluğun sevinçlerini tatmak ister. sevmek ve bağlanmak, birbirini dışlayan temelden farklı iki şeydir.

10.01.2022

aşk ve evlilik

ahmet haşim

birbirleriyle evlenmemesi lazım gelenler varsa onlar da yalnız sevişenlerdir. üstadım gourmont'un dediği gibi aşk ile evliliği karıştırmamalı. aşk yabani bir hayvandır. kanunlar haricinde, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. ancak gece karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin banklarını altüst eder.

ibadethanelerde her gün lanetlenen aşktır. hükümetler polis ve jandarmayı ona karşı silahlandırır. halbuki evlilik bir şehir kurumu, bir emniyet düzenidir. aşk geçici, evlilik ise daimidir. evliliği aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. aşk değişmeyince ölür.

en eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde şiirin konusu eş değil sevgidir. hayaller ve istiareler hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur. kahramanı eş ve konusu evlilik olan hikâyeden daha tatsız ne olabilir?

2.11.2021

aşk ve evlilik

asıl sorunum ne biliyor musun? kime âşık olacağımı seçemiyorum. benim için uygun olmayan kadınlara âşık olmaya devam ediyorum. bu kimin suçu biliyor musun? dna'mın mhc denen bir  parçası. mhc, bağışıklık sistemini kodlayan parçadır. mhc, kendimizden farklı bir bağışıklık sistemi olan insanların kokusunu alıp onları sevmemizi sağlar. kadınlar tek bir genin farkının kokusunu alabilir.

iki adam al. bir erkeğin bağışıklık sistemi, diğerine göre seninkinden bir gen farklı olsun. onun kokusunu daha iyi bulacaksın. bunu değiştiremezsin, bilinçaltın bunu yapar. bunun biyolojik nedeni, birisiyle çocuğumuz olduğunda, bağışıklık sistemi bütünleşmiş olan çocuklar, virüslere, bakterilere karşı iki kat daha dayanıklı olacaktır. evrimsel dahi. geçmişte insanlar enfeksiyonlardan sinekler gibi öldüğünde bu oldukça avantajlıydı. belki artık aslan kostümüyle en güzel kokan dna'yı arayacağımız bir ormanda dolaşmıyoruz. ama aslında eşlerimizi seçme konusunda hâlâ birer mağara adamıyız.

feromonlar kokusuz uyarıcı ajanlardır. ve çoğu üst dudağın üstündeki küçük oyukta bulunur. bu yüzden eşleşmeden önce öpüşüyoruz. ve başımızı yana doğru eğiyoruz. feromonları koklamak için. ne kadar romantik! öpüşmek bir gen kontrolüdür, başka hiçbir şey değil. her şey onun ilk öpücüğünde saklı. ilk öpücükle seksin iyi olup olmayacağını önceden anlarsın. ve neyin öpücüğün kendisinden daha iyi olduğunu biliyor musun? önceki üç saniye. olmak üzere olduğunu anladığın zamanki his.

iki kişi birbirlerinin kokusunu severek seks yaptığında kadının hamile kalma şansı üç kat daha yüksektir.

kadınların yumurtlama döneminde nasıl testosteron yüklü maço erkekler aradıkları bilinir. diğer zamanlarda ise akrabalarına benzeyen şefkatli tipleri tercih ederler.

seks zıtlık gerektirir. erkek-kadın, artı-eksi, sert-yumuşak. sürtünme ısı yaratır: seks budur. farklı bağışıklık sistemleri durumunda bu şey daha yüksek bir düzeyde uygundur. mesela sıcakkanlı italyan, sarışın isveçli'yi sever. yabancı olan seksidir, çünkü gen havuzunu genişletir. farklılık ve uyumsuzluk ihtirası yaratan şeydir. en iyi seksi iyi bir kavgadan sonra yaparsın. ihtiras zıtlığa ihtiyaç duyar.

uzun vadeli ilişkiler ve beraberlikler uyum gerektirir. partnerin gerçek bir partner olmalı. biriniz eti seviyor, diğeriniz vejetaryen ise başınız belaya girecek demektir veya biri düzenli, diğeri dağınık ise. bu, "birbirimiz için uygun değiliz." ile biter. bir numaralı ayrılma nedeni.

neden birbirlerine uygun olmayan pek çok insan bir araya geliyor? çünkü harika seks yapıyorlar! işte böyle, bu gezegendeki tüm ilişki sefaletinin sebebi. cinsel çekicilik ile başarılı partnerlik arasında temel bir çelişki var. erkekler ve kadınlar uzun vadede bakarsan uyumsuzdurlar. elbette uzun vadeli ilişkiler kültürel olarak arzu edilir; çünkü onlar sosyal istikrar getirir. fakat biyolojik açıdan bakıldığında bu imkansızdır. tek eşlilik, kültürel olarak programlanmış mutsuzluktur. quod erat demonstrandum. ve gösteri bitti.

ilişkilerde zıtlık ve sürtüşme dolaylı olarak tutku ve muhtemelen büyük seks yaratır. ama bu aşk mıdır? bunun aşkla ne ilgisi var? birçok insanın sorunu, aşk ve tutkuyu karıştırmalarıdır. çok acı çekerlerse bunun derin aşk olması gerektiğini düşünüyorlar. bu çok büyük bir problem; çünkü bu "çılgın aşk" sürekli mücadele demek. bu, filmlerde işe yarar; çünkü kıvılcımlar uçuştuğunda eğlencelidir; ancak gerçek hayatta sadece ağırlaşmaya, sefalete ve acıya neden olur ve en fazla iki yıl sürer.

ancak iyi seks iyi geçinen insanlar arasında da mümkündür. gerçekten âşık olduğun biriyle seks yapmak seni bambaşka bir boyuta taşır.

çok farklı kadınlara âşık olmanın başka bir nedeni olabilir. biyoloji dışı bir sebep. senden çok farklı olduklarından seni anlamazlar. ve böylece içindekini göremezler. belki de sen kimsenin sana çok yakın olmasını istemiyorsundur. belki de bu tavşancıkları seçmenin asıl nedeni budur. belki de insanların seni gerçekten tanımasını istemiyorsun.

ben daha çok etrafa sis bombası atan tiplerden biriyim. bizim benlerimiz koruyucu bir kapsül içerisinde ve birisinin içine girmesine izin vermek çok fazla güven gerektiriyor. çünkü diğer kişi ayrılırsa o zaman yanında bir parçanı da götürüyor. ve ölüyorsun. en azından bir parçan. tehlikeli bir şey. oldukça tehlikeli; fakat aynı zamanda çok da güzel. sen diğerine yakınlaştığında artık yalnız olmuyorsun. biz yalnız doğduk, yalnız ölürüz; ama sonra şu anlar var: partnerinle birlikte olduğun anlar. onun yanındayken hissettiklerin. sanki evren senin etrafında dönüyormuş gibi hissedersin. ve sen başka hiçbir yerde olmak istemezsin. kesinlikle doğru yerdeymişsin gibi hissedersin. o "evde olma" hissi. eve vardığın hissi. o an, âşık olduğumu anladığım zamandır. gerçekten âşık.

ve yine de evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor. boşanmanın en yaygın sebebi nedir biliyor musun? cinsel hayal kırıklığı ve sadakatsizlik. bu hiç şaşırtıcı değil. en fazla on yıl sonra arzu biter. ve bir evlilikle ömür boyu birbirinize zincirlenirsiniz. jeanne moreau'nun bu konuda ne dediğini biliyor musun? "uzun ilişkilerde seks, tekrarların prömiyerlere benzemesi sanatıdır." evet, yapay penis ve fantezi teknikleriyle üç yıl daha kazanabilirsin. fakat sonra bundan da bıkarsın.

evlilikte sadakat aslında katolik kilisesi tarafından icat edildi. daha önceki kültürlerde yoktu. ne babillilerde, ne yunanlılarda ne de romalılarda vardı. neden hristiyanlar onu icat etti? filistin'deki aşırı nüfus yüzünden. dini metinlerdeki kuralların çoğunun pratikte bir nedeni vardır. örneğin galyalılarda kondom ya da kürtaj yoktu. bu yüzden bekaret sadakatini icat ettiler ve boşanmayı yasakladılar. insanlar daha az seks yaptı, kadınlar daha az gebe kaldı ve bu o kadar çok işe yaradı ki bunu yeni ahit'e yazdılar. 2 bin yıl önce filistin’de insanlığın yarısı cinsel olarak engellendi; çünkü kondomları yoktu.

birbirine her şeylerini veren, daima birbirlerinin yanında olan iki kişiden daha güzel olan bir şey var mıdır?

seks el sıkışmak değildir. bu cinsel ilişki, bu kutsal bir duygudur. yine de halkın %80'i etrafta düzüşüyor. en azından dürüst olmak daha iyi değil midir? sizi tüm bu dramalardan kurtarır. yatağa bir başkasıyla girebilirsiniz ve hâlâ birbirinizin yanında olabilirsiniz. acıtan seksin kendisi değil yalan ve aldatmadır.

böyle yapan yaşlı bir çift tanıyorum: dolaplarında ahşap bir kase var. ikisi de kullanıyor. ne zaman onlardan biri başkasına gitse evlilik yüzüğünü oraya koyar ve diğeri bunu bilir. onlarca yıldır çok mutlular.

eski romalılar çok iyi bir sisteme sahiptiler. sabit aileleri vardı ve harika seks yapıyorlardı. çünkü dışarıda sevgilileri vardı. adamın da, kadının da. "çocuklarımıza istikrarlı bir yuva vereceğiz ama bunun bizi cinsel olarak öldürmesine izin vermeyeceğiz." diye düşündüler. böylece istedikleri zaman ve kimi isterlerse onunla seviştiler. bence bu oldukça dürüst bir anlaşma. ben herkesin herkesi becermesi gerektiğini söylemiyorum. sadece devlet ve din çekirdek aileleri benimsiyor diye tek eşliliğe tutunmamamız gerektiğini söylüyorum.

bilirsin, her şeyin geçici olduğu düşüncesi sadece üzücü değildir. aynı zamanda rahatlatıcıdır da. bence bir ilişkide anlaman gereken en önemli şey bu. benimlesin, ama benim değilsin. kimse kimsenin sahibi değil. ve sadece, yarın her şeyin bitebileceğini kabul edersem mutlu olabilirim.

sevda sözü

hüseyin rahmi gürpınar

hanımefendi!

kadınlarımızın cehalet ve saflıklarını dünya bilir. fakat ne yazık ki size uzun bir bilgelik dersi vermeye ne bende cesaret ne de böyle bir dersten faydalanmaya sizde yatkınlık var. dünyada ölümsüz olarak yaratılmış hiçbir şey yoktur. bütün her şey değişir ve ölümlüdür. sevgiyi evrenin bu genel kuralının dışında tutmaya uğraşmak budalalık eseridir. bu âlemde ömrünü tek muhabbete bağlayarak geçirmiş bir adam yokken bazı sevdalılar bu olmazlığı olacak hale sokmak için beyhude bir çabayla şaşkınlaşırlar.

siyasi partilerde bile insanların en ahmakları daima muhafazakâr kalmak isteyenlerdir. değişmeli, değiştirmeli. evrenin her şeyde gösterdiği değişiklik gidişine uymalı. hayatın böyle en basit kurallarını bilmeyenler yaşamakta çok sıkıntılarla karşılaşırlar.

biz birbirimizi sevdik. başlayan bir şeyin sonunun olması doğaldır. her eylem nehirler gibi bir kaynaktan bir yere doğru akar. bu sevda cereyanı da tabii sona erişti. şimdi yine el ele, sevgi bağıyla bağlı olarak ters bir hareketle kaynağa dönmek hevesini göstermek, küle dönmüş bir ateşin tekrar parlamasını beklemek gibidir.

sevda sözünde durmak tabiatın itmesiyle gerçekleşir. gereken kıvama gelince yine tabii olarak dağılır. zorla sevdaya kalkışarak birtakım facialara neden olanlar işte bu hakikati, bu tabii kuralı anlayamamış tulumbacı yaratılışlı cahillerdir. sizi de kendimi de bu takımdan sayacak kadar aşağılık göremem.

imza
malum kişi (bedri)

gerdek

halit ziya uşaklıgil

genç kızların hayatında bu gece, türlü karışık hislerle dolu bir gecedir ki onda bir hayatın son saati bir hayal kırıklığı bedduası gibi çınlayarak veda ettiği zamanda diğer bir hayatın ilk saati ümitler getirerek selam verir. bütün bir yeni hayat silsilesi o hayatla başlar. bu gece genç kız gelişmeye hazır olan bir gonca, kanatları titremeye başlayan bir kelebek gibidir. sabahleyin genç kadın sıfatıyla uyanacaktır. bir gün batımıyla doğumunun karışmasından, dünyaya ilk defa açılan bir gözle son bakışını sunan bir gözün zıtlığından bir ağlamayla bir tebessümden meydana gelen garip bir ahenk düşünülsün, bu gece bir vücutta beliren genç kız ile genç kadın duygularının nasıl bir hüzün ve neşeden oluşmuş, belirsiz, çelişkili bir karışım oluşturacağı bulunur.

27.10.2021

evlilik

mehmet rauf

karanlık evlerinde yosunlanan kadınlar için hiç kimse yaşıyor diye iddia edemez.

evlilik yapılırken soruşturulan şey yalnız mevki, yalnız servet ve yalnız namus meselesidir. ahlak ve tavır, eğilimler ve fikirler bizim için o kadar önemsiz şeylerdir ki bahse bile layık görülmez. düşünmezler ki hayat yalnız bunlardan oluşmuş ve yalnız bunlardan ibarettir.

ilk günler yenilik ve ilk heyecanlar arasında belki biraz memnun oluruz ve bu gaflet devresini nikâhın kerametine verirler ve hemen mutlu olduğumuza karar verilir. çok geçmeden arada önüne geçilemez huyların çatışması ve çarpışması, benliklerin, bencilliklerin davası çıkar.

asırlardan beri daha nice nur gibi genç kızlar bu uğursuz gaflet içinde, bu menfur usule kurban olarak aynı savaşta şehit olmuşlar ve bugün inat uğruna feda olan bütün bu zavallı kızlara merhamet olunup da adamca, insanca bir usulle bu uğursuz âdetler ıslah edilinceye kadar daha nice binlercesi durmaksızın kurban olacaklar.

14.09.2021

aşk

schopenhauer

erkeğin aşkı, doygunluğa erdiği andan sonra, gözle görülecek biçimde azalır; önüne çıkan her kadın, elde ettiği kadından daha çekici gelir ona; çeşitliliği arzulamaya başlar. kadının aşkı ise doygunluğa erdikten sonra artmaya başlar. bu, doğanın amacının, türün sürdürülmesi ve elden geldiğince çoğaltılması olmasının bir sonucudur. işte bu yüzden erkeğin gözü her zaman başka kadınlardadır; oysa kadın, bir tek erkeğe iyice bağlanır. çünkü doğa onu, kendisi farkına varmaksızın, gelecekte doğacak çocuğun besleyicisini ve koruyucusunu elde tutacak biçimde davrandırmaktadır.

kafa bakımından değil, gönül bakımından bir bağlanıştır evlilik. bir kadının, sırf kafası ve kültürü yüzünden bir erkeğe âşık olduğunu söylemesi saçma ve beyhude bir iddiadır ya da yozlaşmış bir mizacın sonucudur.

4.05.2021

evlilik

~gone girl

"herkesi bana karşı kışkırtabilirsin. umrumda değil. seni terk ediyorum."

"çocuğunu sana karşı kışkırtmama gerek kalmayacak. o kendiliğinden senden nefret edecek."

"seni pis kancık!" 

"sen bu kancıkla evlendin! kendini sevdiğin tek zaman, bu kancığın hoşlanabileceği bir erkek olmaya çalıştığın zamandı. ben kolay pes etmem. ben böyle bir kancığım. köylü bir kızla mutlu olabileceğini mi sanıyorsun? hayır yavrum. seni ancak ben paklarım."

"hayal aleminde yaşıyorsun. kafayı yemişsin. neden böyle bir şey istiyorsun? evet, seni sevmiştim. ama sonra birbirimize uyuz olduk, birbirimizi değiştirmeye çalıştık. birbirimize acı çektirdik."

"evlilik budur işte."

15.02.2021

swinger

hüseyin rahmi gürpınar

bir evlilik oluyor. kısa yahut uzun bir süre sonra karı koca birbirinden usanıyor. avrupa'da şimdi bir çeşit boşanma var. ama her usanç doğduğunda boşanmayla işin düzeltilmesine kalkmak da başa çıkar bir iş değil. eğer madam da bu zor gerçekleri anlayabilecek kadar ileri düşünceli ise kurallara samimi bir biçimde uymayı ahmaklara bırakarak kanun üstünde arifane yaşamaktan başka şu dünyada gerçek bir rahatlık olamayacak. bilgin, ukala, kanun koyucular varsınlar her zorluğa karşı bir çare bulmaya uğraşadursunlar. yüzyıllardan şimdiye kadar bu zorlukların kaçını çözmeyi başarmışlar ki şu kısa ömür içinde rahat edebilmek için doğanın gerektirdiğini bırakalım da onların bulabilecekleri çarelere umut bağlayıp bekleyelim.

19.01.2021

düğün

thomas bernhard

düğünler beni her zaman bunalıma sokmuştur; kısa bir süre içinde onlara katılmaktan vazgeçtim, bunlara gitmeyi hep reddettim. düğüne katılanlar hain bir budalalık içinde. neredeyse tüm yaşamımız boyunca tanıdığımız bir insanı gördüğümüze seviniyoruz; onun elini sıkıyoruz ama hemen ardından onun bir budala haline geldiğini görüyoruz. ve gençler de yaşlılardan daha budala; yaşlılar hiç değilse grotesk.

biz her zaman, biz kendimizi nasıl geliştiriyorsak, hangi yönde olursa olsun, diğerlerinin de kendilerini geliştirdiği yanılgısı içinde yaşıyoruz ama yanılgı bu; çoğunluk duraksamış ve kendini hiç mi hiç geliştirmemiş; ne bu yöne ne de öteki yöne; ne daha iyi ne de daha kötü olmuşlar; yalnızca yaşlanmış ve bu yüzden de son derece can sıkıcı olmuşlar. uzun bir süre görmediğimiz bir insanın gelişmesinin bizi şaşırtacağınız sanıyoruz ama onu tekrar gördüğümüzde yalnızca hiç gelişmemiş olması, yalnızca 20 yıl daha yaşlanmış olması, iyi bir vücut yerine göbekli olması, tombul parmaklarında bize bir zamanlar güzel görünen büyük ve zevksiz yüzükler taşıması bizi şaşırtıyor. biriyle ya da bir başkasıyla birçok konuda konuşabileceğimizi sanıyoruz; ama hiçbiriyle hiçbir konuda konuşamayacağımızı saptıyoruz.

orada öylece duruyor ve kendimize "neden" diye soruyoruz ve havanın şöyle ya da böyle, devlet krizinin şöyle ya da böyle olduğu, sosyalizmin asıl şimdi gerçek yüzünü gösterdiği vesaire dışında söyleyecek başka bir söz bulamıyoruz. eski bir dostun bugün de dostumuz olduğunu sanıyoruz ama hemen kendi korkunç, çoğunlukla da neredeyse öldürücü olan yanılgımızı görüyoruz. şu kadınla resim üzerine konuşabilirsin, şununla şiir üzerine diye sanıyorsun ama sonra yanıldığını görmek zorunda kalıyorsun; biri resim üzerine ne kadar az şey biliyorsa, diğeri de şiir hakkında o kadar az şey biliyor; ikisi de yalnızca yemekler hakkında gevezelik etmeyi becerebiliyor. biriyle eskiden matematik üzerine ne kadar güzel konuşurdum, diye düşünüyorsun, diğeriyle mimari üzerine ama birinin matematiğinin, diğerinin mimari bilgisinin 20 yıl önceki yetişme yıllarının bataklığına saplanıp kaldığını saptıyorsun. bir dayanak noktası bulamaz oluyorsun artık ve onlar neden olduğunu anlayamadan onları incitiyorsun. sonra herkesi inciten biri olup çıkıyorsun, durmaksızın herkesi inciten biri.

7.11.2020

aşk ve evlilik

şükrü erbaş

aşkla evliliğin ortası yoktur. bir kadını tanımak -bitirmek mi demeli- istiyorsanız onunla evlenin. kuşkusuz bir erkek için de geçerli bu, aynı hızda olmasa da. pırasa, çamaşır tozu, reçel, elektrik faturası, tencere takımı ve bir yığın akrabanın girdiği yatakta aşk ne kadar yaşarsa, o kadar sürer iyi günler hevesiniz, aşk ayininiz, mutluluk yanlışınız. geriye ne mi kalır, 'bir bulantı cenazesi'ne dönen örseli iki gövdeden? en iyi evlilikte bile -iyi evlilik diye bir şeyden söz edilebilirse- ömrünüzü ipotek altında tutan ruhsuz bir gönül borcu; aldığınız soluğu boğazınıza düğümleyen kişiliksiz bir alışkanlık; en yakın şeyleri bile bir uzaklığa yerleştiren kilometrelerce çekip gitme isteği. bir de rengini bungun uykulardan alan dizleri ve dirsekleri aşınmış bir çift çizgili pijama; yemek kokularıyla yapış yapış terli iç çamaşırlar; ütü yerlerinden evlerin içi görülen, çizgileri ilk günlerde kalmış dışarlıklı birer takım elbise. ötesi, sünger gibi insanın düşlerini emen bir büyülü dünya, bir eksikli ömür, duvarların ardında kendini öğüten.

2.08.2020

evlilik

hans habe: evlilik, acının yumuşak örgüsüdür.

elia kazan: bir kişinin bir başka kişiden ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlaması, elde etmesi olanaksızdır. kimsede apaçık kabul etmeye yürek bulunmayan şey budur.

thomas hardy: insanlar, doğal güçlere karşı koyamayacaklarını bile bile, birçoğu da bir aylık mutluluğu bir ömür boyu rahatsız olmak pahasına elde ettiklerini belki bildikleri halde, gene de evleniyorlar.

ahmet ada: cemal süreya, evliliğin aşkı yok ettiği kanısındaydı: "aşk, meşru bir şey olamaz. o da şiir gibi, meşrulaşınca ölür. aşk da şiir de uzlaşıcı olunca ölür."

mo yan: nezaket olmadan da karı koca olunmaz, düşman olunmadan da. iyi günde, kötü günde. horoza varırsan horozun, köpeğe varırsan köpeğin peşinden gidersin.

louis aragon: her insanda, kendi çehresinden bile daha derin, daha kalıcı bir iş, yani küçücük alışkanlıklar, "mani" dediğimiz küçüklükler yaşar. aslında evlilik dediğimiz şey, bu küçüklüklere, bu alışkanlıklara duyulan nefretin izdüşümüdür; bozulmadan sürüp giden sevgiler de, aynı alışkanlıklara bakarken gösterdiğimiz anlayış ve yumuşaklığın eseridir.

christine arnothy: evlilik, ancak her şey karşılıklı ve açıkça söylendiği zaman iyi işleyen bir kurumdur. evlilikte aşk, hiçbir zaman temel bir mesele olmamıştır.

neval el-saadavi: cennette nikahlı eşler için yer yoktur. aksi takdirde dünyadaki yaşantımız ile cennetteki arasında ne fark olurdu?

saul bellow: sen kendine benzeyen bir kadın arayıp duruyorsun. öyle bir canlı yok. ama kızlar sana "arayışın sona erdi. işte buradayım. o benim." diyeceklerdir. sonra sıra sözleşmeyi imzalamaya gelir. kimse sözünü tutmaz elbette ve cehennem acıları başlar.

13.06.2020

bay doğru

esther vilar

erkeğin çalışması bir ölüm kalım meselesidir ve iş hayatındaki ilk yılları belirleyici bir önem taşır. yirmi beş yaşına gelip de mesleğinde tırmanma yoluna girmeyen bir erkek her açıdan umutsuz bir vaka olarak değerlendirilebilir.

erkek, dev bir makinenin her dönüşte biraz daha sömürülen küçük bir dişlisidir. gururlu ve onurlu olmaya şartlandırılarak yetişen erkek için her iş günü, sonsuz bir küçük düşürülmeler dizisi olmaktan öte bir şey değildir. ölesiye sıkıldığı şeyler üretmekten zevk alıyormuş gibi yapar, tatsız bulduğu fıkralara güler ve kendine ait olmayan görüşler dile getirir. her şey bir yana, en küçük dikkatsizliğin yıkım, en küçük bir dil sürçmesinin mesleğinin sonu anlamına gelebileceğini bir an bile unutmaz.

buna karşılık, bütün bu mücadelelerin baş nedeni ve izleyicisi olan kadın, bir kenarda durup olan biteni seyretmekten başka bir şey yapmaz. onun için iş, flört etmek, çıkmak ve dalga geçmektir. erkekler arasındaki mücadeleyi emin bir mesafeden izler, arada bir yarışmacılardan birini alkışlar, yüreklendirir veya azarlar ve onlar için kahve yaparken, mektuplarını açarken veya telefon konuşmalarını dinlerken soğukkanlı bir tutumla kendi tercihini yapar. "bay doğru"yu bulduğu anda memnuniyetle emekli olur ve yerini kendinden sonra gelene bırakır.

bir kadın için başarıya giden en kestirme yol, başarılı bir erkekle evlenmektir. erkeğini de çalışkanlığıyla, hırsıyla veya sebatkârlığıyla değil, sadece çekiciliğiyle kazanır.

2.05.2020

evlilik

samipaşazade sezai

"evlilik için lazım olan asalet ve ikbal değil midir?"

"hayır anneciğim. güzellik ve namus.. sevgi de çoğunlukla bunların ardından gelir."

"asalet ve ikbal bunlara mani mi? bence herkes içinde ismi söylenecek bir iktidar ve marifeti, zenginliği, asaleti olmayan bir adamı 'yakışıklıdır' diye almak pek adiliktir. hem de evlilikte en çok aranan şey uyum değil midir? birisi toplumun en yüksek tabakasında, diğeri en aşağı tarafında terbiye görmüş iki kişi birbiriyle güzelce uyum sağlayabilir mi? servetin büyük bir özenle terbiye ettiği asilzadelerden bir erkeğe, bir kıza fakirliğin kayıtsızlıkla büyüttüğü bir insan nasıl layık olabilir? birisi kıymet ve itibarının daima alçaldığını, diğeri haysiyetinin daima kırıldığını hissede ede yaşamakta ne türlü refah ve saadet görüyorsun?"

"yıldızlar karanlık içinde parladığı gibi fakirlik ve sefalet içinde de saflık ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? bir kalp, sevmek için mutlak servete ve asalete mi muhtaçtır? bence en hakiki ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür. güzellikten büyük asalet, temiz kalpten büyük bir servet mi olur?"

zehra hanım sofrada bulunanlara doğru dönerek:

"ben asilzadelerin ressam, şair olmalarını hiç istemem. halk içinde imtiyazlı olan mevkilerini, haysiyetlerini düşürecek birtakım esassız fikirler ediniyorlar."

"ben evlilikte asalet aramayı pek faydasız görüyorum."

amcası elinde olmadan:

"niçin?"

"zira bir güzel bakış, bir tatlı tebessüm en şiddetli asalet savunucusunun fikrini değiştirecek bir kuvvete sahip değil midir?"

"hayır, herkes kendi dengini almalıdır!"

bu esnada genç hanımlar dışarı çıktıklarından odada celal bey'le amcası yalnız kalmışlardı. bir müddet sustuktan sonra celal bey:

"arada sevgi olmadan, sırf menfaat ve servet için yapılan evliliği ahlaka uygun mu buluyorsunuz?"

"gençler evlilik konusunu velilerine havale etmelidirler."

"zannederim ki dünyada gençlerin en büyük hakkı istedikleriyle evlenmeleridir. gözlerin seçme hakkına, zevkine uygun olana karar verme hürriyetine, ruhun tabii uyumuna karışmak en büyük zulüm değil midir?"

"öyle, fakat o yaşlarda gençliğin verdiği coşkuyla gözler gerçeği göremez. gençlikte zevk, insanı çoğunlukla yanıltır. heyecanı kadar derin olmayan gençliğin çılgınca hevesleri seneler tarafından düzeltilince birdenbire insan ne görür? hatalarını, kusurlarını. ve belki çok büyük suçlarını."

"hayır, hayır! insan gençliğinde matematikle çarpma ya da bölme yapar gibi mi evlenmeli? evlenecek gençlere daima sakin olmayı, iyice düşünmeden karar vermemeyi tavsiye ederler. seneler geçip de o sükunet geldikten sonra o evlilikten lüzumsuz, o evlilikten tatsız bir şey göremem."

"bu sözlerin hepsi.."

celal bey, zavallı dilber'i gözünün önüne getirmesinden doğan merhamet ve aşkla sözüne devam etti:

"güzel olan bir genç kızın iffet ve sevgiyle bir kalbe sahip olmak, sevgi istemek, aşk tabloları gibi kendisini çiçekler içinde gösterecek gençlik hayallerine sevinç kaynağı olmak yaradılış tarafından bahşedilmiş en büyük imtiyazı, en doğal hakkıdır. eğer herkese sükunet geldikten sonra evlenecekse, o güzel kız bu doğal hakkını nereden arasın?"

"bu sözlerin hepsi gençlik ateşi içinde olan zihnin sayıklamasıdır."

"hayır, yanılıyorsunuz. ruhun o çalkantısı, tabiatın o ateşi olmazsa hayattan bir maksat, bir lezzet anlayamam. kalbe sükunet gelince insanı yerin altına koyarlar. asalet teşrifat ve servete, servet asalet gösterisine tapıyor. ben namus ve sevgiye."

"çocukluk.."

"olsun. gönül sevdaya karşı daima çocuktur."

10.02.2020

evlilik

adam phillips

evliliğin sorunu -aslına bakarsanız esas zevki- ona asla bir macera denemeyecek olmasıdır.

eşlerimizi sevmek için kuralların tiryakisi olmamız gerekir.

ilişkilerin nasıl olup da yürümediği hakkında yazılanlar, nasıl olup da yürüdüğü hakkında yazılanlardan daha fazladır. uzun süre mutlu bir hayat yaşayan çiftleri tarif etmek için banallik dışında bir dilimiz yok neredeyse. onların bir sırrı olsun isteriz, ya da bize verecek bir şeyleri olsun. ya da bizim onlara verecek bir şeyimiz olsun; kuşkularımız dışında. gizli kalmış hiçbir şeyin olmaması ihtimalinden daha dehşet verici şey yoktur. mutlu bir evlilikten daha büyük bir skandal olamaz.

kişinin eşine yapabileceği en zalimce şey, sadakati becerip kutlamayı becerememektir. ya da, insanlar eşleri tarafından yeterince övülmedikleri ya da en hoşlandıkları biçimde övülmedikleri için başka maceralara atılırlar.

birinin eşine sahip çıkıcı davrandığını söylemek pek doğru değildir, çünkü çiftler daima birbirleridir zaten. işte bu nedenle kimse hiç kimseden gerçekten ayrılmaz. ve elbette bu nedenle, kimse hiçbir zaman tam olarak birlikte değildir.

bizi ailenin içine sokan da aileden koparan da cinselliktir. başka bir deyişle, insanlar saklamak zorunda oldukları şeyi -cinselliklerini- başka bir yerde saklamaları gerektiğinde, ya da başka bir yerde daha iyi gösterebileceklerine inandıklarında evlerini terk ederler.