michel bourse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
michel bourse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.12.2019

kültürlerarası yaklaşım

michel bourse

g. neuner, kültürler arası yaklaşımı iki dünyanın -öğrenen dünyası ile yabancı dünya- entegrasyonu olarak tanımlar. bu entegrasyonun başarısı dört temel yetiyle mümkündür: "empati, rol karşısındaki mesafe, muğlaklığın kabulü ve kendi kimliğinin bilinci ile temsili."

empati; ötekinin yerine geçme, "anlama" amacıyla onun kisvesine bürünme yetisini içerir: biriyle özdeşleşme, onun hissettiğini hissetme yeteneği olan empati, carl rogers'a göre, bir başka kişinin duygusal bileşenlerini ve içsel referanslarını mümkün olduğunca doğru bir şekilde kavramaktan ve sanki bu öteki kişiymişiz gibi bütün bunları anlamaktan ibarettir. bu "merkez kayması"nın amacı, ötekinin dünyasını, onun bakış açısını görmektir. kaçınılmaz bir şekilde, "öteki"nin içinde evrim geçirdiği sosyokültürel bağlamla yakınlık kurmak şarttır; böylelikle "biz"im için "yabancı" olanın "o"nun için "normal" olduğunun bilincine varırız.

rol karşısındaki mesafe. bu yeti bir önce tarif edilen kapasitenin devamıdır. gerçekten de, rol karşısındaki mesafe, bu kez bir çağrıda bulunur: "bir geri çekilme, kendi kültürüne bakışta bir değişim, bu kültüre dışarıdan bir bakış." "merkez kayması"nın bu ikinci evresi, bizim dünyayı görme tarzımızın ille de paylaşılmadığını ve "öteki"lerin bize karşı ön yargıları olabileceğini anlamayı sağlar.

muğlaklığın kabulü. bunun hedefi, başka şeylerin yanı sıra, öğrenciyi, hedef ülke ve kültürü reddederek kendi içine kapanmaya yöneltebilecek "kültür şoku" olgusuna karşı -önleyemese de- mücadele etmektir. g. neuner şu gereklilik üzerinde durur: "öğrencinin ketleme ve retleri aşmasını sağlayacak -sözel ya da sözel olmayan- 'hayatta kalma stratejileri' hazırlatmak (örneğin şaşkınlık ve rahatsızlık belirtileri göstermek; kritik bir durum ya da bağlamda 'güvenilir işaretler'i referans almak: geriye iletişime ve etkileşime dönmek; yorumlamak, açıklamak vs.)

kendi kimliğinin bilinci ve temsili. öğrenenlerin kendi dünya görüşlerine etkide bulunan, gündelik yaşamlarını düzenleyen ve zihniyetlerini oluşturan faktörlerin tamamen bilincine varmalarını sağlar; aynı zamanda da başkalarıyla ilişkilerini koşullar. bu bilinçlenmenin amacı, kimi durumlarda, başkalarına kendi evrenini açıklama kapasitesini geliştirmek olabilir.

g. zarate ise, kültürler arası yetiyi dört bileşene ayırır: var olmayı bilmek, öğrenmeyi bilmek, bilgiler ve beceri.

var olmayı bilmek, g. zarate tarafından "başkalık karşısında etnik-merkezci tutum ve algıları terk etmeye yönelik duyumsal kapasite ve kendi kültürü ile yabancı kültür arasında bir ilişki kurup bu ilişkiyi sürdürme yönündeki bilişsel yeti" olarak tanımlanır. var olmayı bilmek çerçevesinde sayılan hedefler arasında şunlar yer alır:

- yabancı kişi, toplum ve kültürler karşısında açıklık ve ilgi gösterme tutumu
- kendi bakış açını ve kültürel değerler sistemini görecelileştirme yetisi
- ana kültür ile yabancı kültürleri ilişkiye sokabilmeye özgü betimleyici kategorilere hakim olabilme kapasitesi
- turistik ilişki ya da klasik okul ilişkisi gibi kültürel farklılıkla sıradan ilişkiden uzaklaşma kapasitesi
- ait olunan kültür ile öğrenilen yabancı kültür arasında kültürel aracılık rolünü -çatışmalı durumlar da dahil olmak üzere- sürdürebilme kapasitesi

öğrenmeyi bilmek, "aşina olunan ya da olunmayan bir dile ve kültüre ait, o zamana dek bilinmeyen kültürel pratikleri, inanç ve göstergeleri gün ışığına çıkaran bir yorumlama sistemini hazırlama ve uygulama yetisi" olarak tanımlanır. dolayısıyla burada soruşturma ve yorumlama yetilerinin belirli bir biçimine çağrı yapılmıştır ki, bunlar sonuçta etnografik yetilere oldukça yakındır: örneğin ötekinin bakışını analiz etmeyi, paylaşılan değerlerin ya da bir gruba mensup olma işaretlerinin, hatta imaların ve/veya yan anlamların saptanmasını içerir.

bilgilere gelince, g. zarate tarafından şöyle tanımlanırlar: "kültürel ve dilsel öğrenim sırasında edinilen zımni ve aşikar bilgiyi yapılandıran ve öğrenenin özel ihtiyaçlarını yabancı dilin yerlisi olanlarla etkileşim durumları içine dahil eden kültürel referanslar sistemi." bu referanslar yerli konuşmacının bakış açısının olduğu kadar yabancının bakış açısının da parçasıdır ve örneğin, ulusal ya da kültürel kimlikten, uzamdan, toplumsal çeşitlilikten, sanatsal yaratıdan kaynaklanıyor olabilirler.

son olarak, beceri, "var olmayı bilmeyi, öğrenmeyi bilmeyi ve bilgileri, iki kültürlü temasların gerçekleşebildiği özgül durumlara dahil edebilme kapasitesi" olarak tanımlanır. burada amaçlanan hedefler, örneğin kültürel bir aracılık rolü çerçevesinde, farklı topluluk üyeleri arasında temasları ve alışverişleri kolaylaştırmaktadır.

genel olarak, kültürler arası yeteneğin bu dört bileşeni bir nitelikte özetlenebilir: "merkez kayması." g. zarate'nin yazdığı gibi, "bir kültürün gözlemlenmesi onun özelliklerinden çok gözlemde bulunanın gözlemlenen nesne karşısında benimsediği konuma bağlıdır." öğrenmiş olduğumuz gibi, algımızın temelinde olan şey kültürel değerlerdir. bu kültürel değerler her birimizin tabi olduğu ve bizi "kendiliğinden" olanın aslında dünyanın keyfi bir yapımı, bağdaşık ama evrensel olmayan bir bütün olduğunu gözardı etmeye" yöneltir. ötekine yönelttiğimiz bakışımız neredeyse yalnızca kültürel referanslara dayanır. "norm", kendimizi tanımladığımız kültürel değerlerin normudur. doğrudan sonuç, ötekinin gerçekliğini nesnel biçimde görmenin imkansızlığıdır (ve tersi).

özetlersek, kültürler arası bir buluşmanın birçok gerekliliği vardır:
"ortak" mevcudiyet. geçici olarak bile olsa ortak hedeflere ve/veya ortak projelere -asgari bile olsa- sahip bir gruba geçici bile olsa mensup olma duygusu.

ötekinin yaşanmışlıkları, kültürel göndergeleri ya da basitçe bedensel tutumları dolayısıyla kabul ettiği -ama eleştiriyi dışlamayan- olumlu bir imge.

bu perspektif içinde, bir kültürler arasılık formasyonu programının hazırlanması, elbette ki, kültürler arasılığa bağlı problemleri sonunda çözebilecek tek eylemdir. geriye araştırılması gereken birçok çalışma alanı kalır:

genel olarak iletişim sorunu ve özel olarak kendinden farklı bir "öteki"yle iletişim.

bizce, kültürler arasılık ve/veya çok kültürlülük denen iki önemli kavramın tanımı ve eklemlenmesi.

toplumsal entegrasyon iradesi: burada, toplumların kendi azınlıkları karşısında somut davranış tarzları ve iradeleri incelenir. bu perspektifte, eğitimle ve/veya yetiştirmeyle ilgili farklı temel metinlerin incelenmesi, keza ilgili devletlerin anayasalarının ve bu anayasaların genel olarak kültürler arasılık sorununa verdikleri yerin incelenmesi çok verimli olabilir.

gündelik politikalarda tezahür ettiği haliyle özel entegrasyon politikaları: farklı iktidarların -yerel ve bölgesel topluluklar- özel entegrasyon politikaları, birlikler ya da diğer türde örgütlenmeler. bu inceleme, öteki imgesinin altındaki modelleri inşa etmeyi sağlayacaktır.

31.03.2014

uzun lafın kısası

theodor adorno: bu dünyanın insanı irkilten yanı korkunçluğu değil, olağan görüntüsüdür.

borges: belki de bizim insan olarak hayatımız bir ormanda sessizce yürüyen bir kaplanın kafasından geçenlerdir.

clarence darrow: cehalet ve fanatizm her zaman iş başındadır ve beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

alain: başkalarına ve kendimize karşı iyi davranmak, herkesin yaşamasına yardım etmek ve kendi kendimize yardım etmek: işte asıl din. iyilik mutluluktur. sevgi mutluluktur.

henry david thoreau: en iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.

walker percy: evlilik talebi aşkı küçük düşüren bir şeydir. aşkın keyifli bir karşılaşma olması gerekir.

ernesto sabato: televizyon, yoksulların afyonudur.

jean-paul sartre: insan köleler için yazmaz. düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. biri tehlikedeyse, öteki de öyledir.

kürşat başar: bütün bir hayat, onun kucağına yatmış, saçlarımı okşarken benimle konuşmasının yanında hiçbir anlam taşımaz.

pascal: bütün yıkımların nedeni odamızda kalmayı bilmememizdir.

michel bourse: her toplum alışveriş üzerinde temellenmiştir, toplumsal bağın olumlanmasını ve sürmesini tek sağlayan budur.

saltıkov-schedrin: hiçbir acı, karanlıklar içindeki birinin, bu karanlığı yırtıp ışığa kavuşmak için yaptığı bilinçsiz, telaşlı ve güçsüz çabalarından doğan acıdan daha büyük olamaz.

4.10.2009

melezliğe övgü

michel bourse

her toplum alışveriş üzerinde temellenmiştir, toplumsal bağın olumlanmasını ve sürmesini tek sağlayan budur.

etnik nitelikteki her adlandırma ayrıştırıcı ve karşı karşıya getiricidir. bir halkın kendine verdiği adda, komşu halklardan kendini ayırt etme, ortak ve anlaşılır bir dile sahip olmanın üstünlüğünü ileri sürme niyeti vardır.

herkes söylenen şeyi kendi kültürel, ideolojik, psikolojik ölçütlerine göre, kendi inanç sistemine, kendi tarihine göre yorumlar.

etnik-merkezciliğin doğru eleştirisi hala montaigne'inkidir. montaigne'e göre, adetler ve görüşler söz konusu olduğunda, hiç kimsenin, ne bireyin ne halkın kendini model olarak sunma ve kendininkine yabancı her uygulamayı barbar olarak değerlendirme hakkı yoktur. bu eleştiri kişinin kendisi ve ön yargıları karşısında fiili bir mesafe varsayar ve böylece "doğru" evrensellik ile ön yargıların egemen olduğu keyfi ve tikel bir merkeze gönderme yapan bir dünyanın indirgeyici temsili arasında ayrım yapmaya davet eder.

özünde, kimlik arayışı dolayısıyla bireylerin aradıkları şey, kolektif olarak temsil ettikleri özgül niteliklerin ortak amaçlar için önemine dikkat çekmektir.

margaret mead'e göre, "erkek ya da dişi olarak nitelediğimiz karakter özellikleri, bütünü için olmasa da içlerinden çoğu için, cinsiyet tarafından, tıpkı bir dönemin cinsiyetlerden birine ya da diğerine dayattığı giysiler, davranış biçimleri ve saç şekli kadar yapay bir şekilde belirlenir." böylece kişilik cinsiyete bağlı olmaktan ziyade, belli bir toplumda geçerli olan kültürel modelin dayattığı roller sistemine bağlıdır.

kimlik ne çıkarsanabilir, ne açıklanabilir ne de herhangi bir yapıdan çıkarılabilir. kimlik yalnızca hissedilebilir, yaşanabilir, etkileşim içinde deneyimlenebilir, belki de daha sonra betimlenebilir. kimlik, insan varlığının indirgenemez bir özelliğidir, kuşkusuz bireyseldir ama özellikle kolektiftir.

insanlığı kateden ve kimi zaman onu unufak eder gözüken kimlik savlarını inkar etmeden insanlıktan nasıl söz edilebilir?

12.04.2008

ayrımcılık raporu

michel bourse

avrupa'daki ırkçı ve yabancı düşmanı olgular gözlemevi 2005 raporunda "etnik azınlıklar"a yönelik adaletsizlikler ele alınmaktadır. çıkan sonuçlar bu açıdan anlamlıdır.

istihdam alanında, "göçmen emekçiler ya da etnik azınlıklara mensup olanlar, en az prestijli iş sektörlerinin en düşük mesleki kategorilerinde orantısız bir şekilde toplanmışlardır." konut konusunda, "azınlık gruplar, göçmenler, mülteciler ve sığınma talebinde bulunanlar ayrımcılık ve ırkçılık biçimlerinin düzenli kurbanıdırlar." eğitim alanında, bu aynı gruplar okullarda en düşük sonuçları alırlar ve "en az değer verilen kurumlarda ve özel eğitim sınıflarında" aşırı kalabalık bir yer tutarlar.

etnik ve ulusal köken üzerine resmi istatistik olmadığından, ayrımcılığı rakamlara dökmenin güç olduğu belirtilir. ancak anketler dolaylı yollarla bunu saptamaktadır ve ayrımcılık testleri gündelik uygulamalarda mevcut olduğunu göstermektedir. almanya'da, fransa'da, büyük britanya'da, özellikle isveç'te, araştırmacılar, gazeteciler; hatta brandenbourg eyaletindeki yabancılar komiseri gibi resmi görevliler işyerlerine çeşitli cv'ler göndererek iş sunumlarına cevap verdiler. bu deneyimler yabancı kökenli adayların kabul edilme şansının diğerlerinden daha az olduğunu doğruladı. birliğe yeni girmiş ülkeler arasında romanyalılar esas kurbanlardır. konut alanında, rapor, kiralık ev sunum biçimlerindeki ayrımcılıkları ortaya koymaktadır: "göçmenler hariç", "renkli kişilere verilmez" ya da "ulusal kökenli olanlara ayrılmıştır". dolaylı ayrımcılıklar arasında, akıl almaz biçimde yüksek kiraları, daha uzun süre beklemeyi, talep edilen gereksiz belgeleri, kefil olan kişiyi reddi saymaktadır. birçok ülkede, doğu avrupa'da romanyalılar aleyhine, batı avrupa'da kuzey afrikalılar, türkler, afrikalılar aleyhine ayrımcılık kuraldır. eğitim alanında, rapor birçok avrupa ülkesinde ayrımcılıkta bir şiddetlenme gözlemektedir.

haberi aktaran le monde gazetesi muhabirinin belirttiği gibi: "rapor bütünü kapsamayı hedeflemiyor. ama, bütünsel incelemenin yokluğunda, bir toplumun genel ortamını gayet iyi belirten çok sayıda küçük olgu sunmaktadır." ayrıca rapor, karma olmayı teşvik etmek için çeşitli yerlerde girişilmiş inisiyatifleri de belirtmektedir. ayrımcılığa karşı mücadele eden örgütler bütün ülkelerde mevcuttur. yasalar, kodlar, sözleşmeler, saygı duyulması gereken ilkeleri belirtmektedir. ama, raporun belirttiği gibi, "tutumlar ve uygulamalar değişmeye hala ihtiyaç duymaktadır."